DEVLET NASIL BİTER VE GÖÇER?
İçinde yaşadığımız zaman dilimini ve zamanın ünlü Türk alimi, Yahya Efendi'nin Kanuni'ye gönderdiği, cevabî mektubuyla kıyaslayın
2018 seçimleri de dahil, o gün bugündür sandığa gidip, OY MOY KULLANMIYORUM.
Öncesi mi? Kahrolası akp ye oy veriyordum.
Gördüm ki, hepsi aynı halt, hepsi aynı şeyin, kimisi laciverti, kimisi morciverti!
Bir taraf kâ-fir, diğer taraf mün-afık!
Bir taraf veba salgını, diğer taraf kolera salgını.
Bu ikisi arasında seçim yapmak, kendi adıma aptallıktan başka bir şey değil. Ben de seçim yapmaktan vaz geçtim ve sandığa oy kullanmaya gitmiyorum.
@Ulutasomer61 Başkanım, bir ahlaksızı, ancak onun gibi ahlaksızlar sever.
Size olumsuz yorum yapan ahlaksızlara takılmayın.
Bizim de camiamızda böyle ahlaksızlıkları övenler bulunmamalı!
Türkiye'nin buradaki arayışı, bir piyon olmaktan çıkıp, o tahtada oyun kurucu bir aktör olma çabası olduğu doğru.
Ancak asıl kırılma noktası, sizin de ifade ettiğiniz gibi damlama yöntemi ile kanaldan akıtma arasındaki farkta gizli. Biz, teknolojik ve askeri caydırıcılığı bir şekilde inşa etmeye çalışırken, bu gücü taşıyacak, onu anlamlı kılacak medeniyet sütunlarını yeterince dikemedik. Bir ülkenin silah sanayiindeki başarısı, o gücü hangi ahlaki ve felsefi zeminle yöneteceğine bağlıdır. Kant’ın ödev ahlakını sormuşsunuz. O ahlakı sindirememiş bir zihnin, eline geçen her türlü gücü yozlaştırması kaçınılmazdır. Türkiye, NATO aracını kullanırken aslında kendi içsel uyumsuzluğuyla mücadele ediyor. Bizliğimizi korumak ile Batı'nın rasyonel aklını sentezlemek arasında sıkışıp kaldık. Niteliği, niceliğin üzerine çıkarmadığımız, yani kendi medeniyet inşamızı taçlandırmadığımız sürece, o damlama yöntemiyle yaptığımız sulama, çatlayan toprağımızı doyurmaya yetmeyecektir. Zihnimizdeki o gerçek sıçramayı gerçekleştiremediğimiz sürece, NATO bir araç olarak kalmaya, biz ise o araçta kendi kimliğimizi arayan bir yolcu olmaya devam ederiz
SADECE ZEKİLER OKUSUN LÜTFEN!
NATO zirvesi daha başlamadan herkes lak laka başladı ama ben bitmesini bekledim.
Şimdi yorumuma gelince;
Konuşulanlara baktığınızda, bir ittifak mı görüyorsunuz, yoksa bir coğrafyayı kuşatan devasa şirketler ve silah tüccarları konsorsiyumu mu?
NATO, 77 yıldır bize demokrasiyi koruduğu masalını anlatıyor. Oysa koruduğu tek şey, seçkinlerin tahakkümü ve savaş endüstrisinin sınırsız kazanç hırsıdır. Peki, bu sözde savunma ittifakı denilen Nato, bu zirveden sonra kimin çıkarları için kimleri yakacak dersiniz?
Şunu iyi bilin ki, NATO’nun varlığını sürdürmesi için sürekli bir ötekileştirmeye ve sürekli bir tehdite ihtiyacı vardır. Çünkü barışın olduğu yerde NATO küçülür, çatışmanın olduğu yerde ise devleşir. Onlar, sizin korkularınızı satın alıp, size kendi sattıkları silahlara karşı savunma paketi pazarlayan usta tüccarlardır.
Bir ülkenin NATO üyesi olması, aslında bağımsız dış politika hakkından feragat etmesi demektir. Bir devletin halk oyuyla seçtiği yöneticilerin kararları, okyanus ötesindeki bir merkezin çıkarlarıyla çatıştığında, NATO mekanizmaları devreye girer. Üyeler, kendi çıkarlarını değil, efendilerinin jeopolitik satranç tahtasındaki hamlelerini korumak için kendi kaynaklarını tüketirler.
Örneğin Yugoslavya’da, Irak'ta, Libya’da, Afganistan’da Demokrasi getireceğiz dediler, ama ardında sadece enkaza dönmüş şehirler, parçalanmış aileler ve kendilerince kontrol altına alınmış enerji kaynakları bıraktılar. Onların insani müdahale dediği şey, aslında bir devletin altyapısını yok edip, yerine kendi ajandalarına hizmet eden yapıları yerleştirme sürecidir.
Uluslararası hukuku sadece kendi operasyonlarını meşrulaştırmak için bir kalkan olarak kullanırlar. Kendi yaptıkları namussuzluklar müdahale adıyla süslenir ama başkası yaptığında bunun adı saldırı olur. Bu iki yüzlü ahlak anlayışı, dünyanın geri kalanı için sadece daha fazla kan ve gözyaşı demektir.
Her NATO zirvesi, milyarlarca dolarlık yeni silah alım anlaşmalarının imzalandığı devasa bir pazar demektir. O bütçelerden eğitim için, sağlık için, yoksullukla mücadele için pay ayrılacak yerine, savaş uçaklarının ve füzelerin üretim bantlarını beslemeyi seçerler. Sizin verdiğiniz vergiler bile, başka ülkelerin çocuklarının üzerine düşen bombalara dönüşür.
Kısacası günlerdir bu olaya sadece hangi lider daha karizmatik diye baktığınız NATO, bir güvenlik sigortası değildir. Bunlar küresel hegemonya sisteminin askeri sopasıdır.
Mesela NATO, bir ülkeyi özgürleştirme bahanesiyle istikrarsızlaştırır. Devlet yapısı çöken ülkeden milyonlarca insan kaçar. Sonra o evinizi yıkanlar, sizi kapıda güvenlik tehdidi mülteciler diye etiketler. NATO, halkı savaşlara ikna etmek için devasa bir medya ağı kullanır. İyi NATO - Kötü Düşman anlatısı, tüm ana akım medyaya pompalanır. İşte o televizyonunuzda gördüğünüz kahramanlık hikayeleri, aslında büyük soykırımların ön çalışmasıdır.
Şu basit soruları kendinize sorarsanız beni daha iyi anlayabilirsiniz
1. Neden hiçbir NATO operasyonu, gerçekleştiği bölgeyi daha huzurlu bırakmadı?
2. Neden her b��yük NATO tatbikatından sonra silah şirketlerinin borsadaki değeri fırlıyor?
3. NATO'nun demokrasiyi koruma iddiası neden hep enerji kaynaklarının, stratejik geçiş yollarının veya jeopolitik hakimiyet alanlarının bulunduğu coğrafyalarda devreye giriyor da, bu kaynakların olmadığı bölgelerdeki trajedilere karşı sessiz kalıyor?
Göreceksiniz bu zirveden sonra dünya çapında büyük katliamlar yaşanacak ve birçok ülkenin haritası değişecek. Sizler Mehter marşını, liderlerin yürüyüşünü, kılık kıyafetlerini, geldikleri arabaları ve ortamın halısını tartışmakla uyutulurken, nasıl bir ahmak olduğunuz umurlarında bile olmayanlar yeni haritalar çiziyor.
Eğer dünyada daha az çatışma, daha çok adalet ve samimi bir barış istiyorsanız aklınızı başınıza alıp bu kirli politikanın maskesini düşürmek ve devlet millet el ele vererek aklı selim hamleler yapmak zorundasınız. Unutmayın ki hiçbir NATO zirvesinden sonra dünyaya huzur gelmemiştir.
NATO Genel Sekreterinin basın açıklamasında bahsettiği tek şey para bütçeyi artırın silahlanmaya daha çok para ayırın !
Düşmanı da buldular Rusya
Dünya satanist siyonist bir azınlık tarafından yokoluşa doğru sürükleniyor.
Satılmış medya‘da bunu bizlere güzel bir şeymiş gibi yutturmaya çalışıyor.
@RenrawT Kıbrıs adası 450 yıl
Girit adası 400 yıllık Türk topraklarıdır.
Yani
Tarih sayfalarında ABD diye bir devlet yokken biz o topraklardaydık.
Zamanı gelince işgalcilerden temizlenecek ve tekrar Türk’ün adaletine kavuşacak.
Aynı Filistin 🇵🇸 Toprakları gibi
Götünüz yiyorsa gelin alın.
siz ABD vatandaşlarının vergileri ve silahları olmadan bir hiçsiniz.
Ama
ne paralarınız ne silahlarınız işgal ettiğiniz Filistin ve Kudüs’ten defolup gitmenizi engelleyemeyecek.
2028’de Siyonist İsrail terör organizasyonu yıkılacak
Kendinizi insanlığın vicdanından koruyabilecek kadar uzaga kaçın.
Kaçabilirseniz tabi.
@RenrawT Binlerce yıllık tarihimde atalarımın yaptığı tek bir hata var
500 yıl önce (Engizisyon) Avrupa’da sizin gibi soysuzların atalarını kurtarıp Osmanlı topraklarında semirip Serpilmelerine imkan vermektir .
Evet bu konuda insanlığa bir borcumuz var
ama biz borcumuzu öderiz .
@RenrawT Tüm insanlık sizin nasıl bir yalancı ve korkak olduğunuzu biliyor
Yeryüzünde hem müslümanların hem Hristiyanların ortak nefretini kazanmayı başaran lanetli bir kavimsiniz
Sonunuz yakın insanlık sizin gibi insanlık düşmanı çocuk katili bir kavimden kurtulacak
Vallahi benim aklımda hafızamda yerinde.
Ben sizler gibi siyasi körlüğün içine düşmedim hak bildiğimi doğru bildiğimi delilleriyle hep ortaya koydum yazdıklarıma ya da söylediklerimi yalan diyemiyorsunuz
çünkü gerçek olduğunu sizler de biliyorsunuz ama şu siyasi biat var ya işte sizin aklınızın önüne gerçeklerin önüne geçen en büyük zafiyetiniz.
Allah sizi uyandırsın.
Parti ayırmaksızın:
Belediyelerde kamu kaynaklarının şahsi çıkarları için kullanılması engellenmeden
Kamu kurum ve kuruluşlarındaki Hanutçu’lar temizlenmeden
Bu ülkede yolsuzluk da bitmez adalet de gelmez.
Ali Hamaney :
Türk ve Sünni Müslüman düşmanıdır.
Suriye’de Irak’ta Yemen’de…
Çocuk yaşlı kadın demeden 100 binlerce Müslümanın öldürülme emrini vermiştir.
PKK terör örgütüne lojistik istihbarat ve silah yardımı yapmıştır.
Ayetullahlar ve Devrim muhafızları yalnız Türkler sünni müslümanların değil aynı zamanda İran halkının da en büyük düşmanıdır.