@LGTurkiye KORKUNÇ BIR MÜŞTERİ HİZMETİ DENEYİMİ yaşamak istiyorsanız LG Türkiye sizleri bekler!!! @TuketiciHakemH@tuketicideney@tuketicipostasi TV ekranımdaki sorunu paylaşmak için aradım,neredeyse 1 saate yakın ordan oraya yönlendirilerek bekletildim ve sonuç SIFIR!
@yunusemrechp Sn.Emre, Halk TV'deki konuşmanızda "Ben vatandaş olarak..." şeklinde ifadeleriniz var. Efendim siz milletvekilisiniz. Vekillik yetkinizle ülkenin durum tespitini yapmanız değil, çözüm önermenizi bekliyoruz.Saygılar! @CHP_iletisim@eczozgurozel@ekrem_imamoglu
İyi niyetle yapılan öneriler yaşadıklarımız için çözüm üretemez. İki gündür yaşanan şiddet bir sistemdir, zamanla oluşur. Bu çocuklar bir anda şiddet üretmediler.
Onlar, içinde yaşadıkları sistemin ve zamanın birikimini taşıyorlar. Meselemiz güvenlikçi bir bakış açısı ile bu şiddeti yalnızca durdurmak değil. Şiddeti mümkün kılan çevreleri, bu şiddetin ekolojisini görmek zorundayız. Tüm gelişimsel çevre katmanlarını birlikte düşündüğümüzde, şu gerçek daha net görünüyor;
Mikrosistemde çocuklar, gençler duygularını taşıyamıyorlar. En yakın ilişkilerde, ailede, okulda, arkadaş çevresinde çocukların öfkesini, utancını, dışlanmışlık hissini tutabilecek, anlamlandırabilecek bir ilişki alanı kurulamıyor.
Mezosistemde; aile, okul ve psikososyal destek mekanizmaları birbirinden kopuk, Yapısal sorunlar devasa, yoksulluk eşitsizlik ve kutuplaşma dili.
Ekzososistemde dijital dünya filtrelenmiyor. Gençler, şiddeti estetize eden, öfkeyi besleyen ve görünürlük ile şiddet arasında bağ kuran içeriklere maruz kalıyorlar.
Makrosistemde değerler benimsenmiyor. Dindarlık, tek başına ahlaki bir gelişim zemini kurmaz. Bunu görmemenin bedelini daha çok ödeyeceğiz gibi görünüyor. Şiddetin dili normalleşirken, kutuplaşma artarken, çocuklara sunulan değerler sorgulanmıyor.
Kronosistemde ise, tüm bunlar zaman içinde birikiyor.
Ve bu birikim, bir noktada yıkıcı davranış olarak dışarı çıkıyor. Bu ekolojiyi dikkate almadan güvenlikçi yaklaşımlar durumu değiştirmez. Ayrıca ülkeyi senelerdir yönetme sorumluluğunu taşıyanların da bir nebze olsa düşünmeleri gerekiyor. Bütün bunlar neden mümkün oldu?..
@zafer_ergene@umitozdag Kesinlikle RTÜK'e iş düşüyor. TV dizilerindeki silahlı, vurdulu-kırdılı, mafyatik senaryolar sansürlenmeli/sınırlandırılmalı. Çocuklar bunları NORMAL sayıp günlük hayata aktarıyor. Rtük nerdesin??! @RTUKDER
@tugberk37 Cahillik! Çam ağacı süsleme geleneği ta Orta Asya'daki Şaman Türklerin inanışından gelir. Batı da onlardan kopyalamıştır. OKUmadan,öğrenmeden yorumlar yapıp insanları yargılamak ne kadar kolay. Kaldı ki her Müslüman, her Hristiyan/Yahudi geleneğini uygulayabilir, kime ne,sana ne!
@DIBAliErbas Duayı, "...Neslinin daima Hak yolda olması için hep dua ediyordun.Rabbim duanın TERSİNİ daim kılsın..." şeklinde okudum, direkt öyle algıladım yani🙄. Allah rahmet eylesin🙏
@KendineMuhabir Özür kabahatten BÜYÜK! Kendini bilmezlikten başka birşey degil. Bugün ona, yarın sana... Allah'ın sopası yok. Başınıza öyle bir dert verir ki, "Ne yaptım ben Allah'ım!?" dersiniz. Koca okulda bir sürü öğretmen ve veliler, idare edemediğiniz otizmli çocuk rüyalarınıza girsin!🙏
Atatürk ölmüş… İkinci dünya savaşı başlamış, İnönü cumhurbaşkanı seçilmişti..
Hitler'in Orduları Avrupa ülkelerini birer birer ezip geçiyordu..
Alman tankları Fransızların asla geçilemez dedikleri Maginot hattını bile geçmişti..
Daha 1941 yılında 13 ülke teslim bayrağını çekmiş, Alman Orduları Türkiye sınırına dayanmıştı..
Alman tanklarına karşı Trakya’nın altına binlerce KORUGAN yapılmıştı.. Alman Ordularının İstanbul’a girişini önlemek için Çatalca –Büyük çekmece arasına ÇAKMAK HATTI inşaa edilmiş,
Alman tanklarına karşı önlem alınmıştı.. Peki ya Alman uçakları..?
Alman uçakları İstanbul’u bombalarsa..?
Tarihimizin maddi manevi en değerli hazineleri, kutsal emanetler ne olacaktı..?
Kutsal emanetlerin Alman uçaklarının menzili dışında bir yere taşınmasına karar verildi..
İnönü, herşeyin gizlilik içinde yapılmasını, Almanların kutsal mekanlara dokunmayacağının da hesaba katılmasını istedi..
Düşünüldü taşınıldı.. İstanbul saray ve müzelerindeki tüm değerli eşyaların Anadolu’nun ortasında Niğde ve Ulukışla’da dini mabetlere saklanmasına karar verildi..
Özel tren hazırlandı.
İçi çinko, özel bölmeli sandıklar yaptırıldı.
Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndeki kutsal emanetler, Hazreti Muhammed’in hırkası, mühürü, kılıcı, oku, yayı, Kabe’nin anahtarı, Hazreti Osman’ın kanlı Kuran-ı Kerim’i, padişahların tahtları, eşyaları, hazine, silah, tablo, porselen, paha biçilmez el yazması eserler, bir gecede büyük bir gizlilikle ve titizlikle 391 sandığa yerleştirildi.
1942 yılı.. 48 vagonluk tren büyük bir gizlilik içinde ve koruma altında Anadolu’nun ortalarına doğru hareket etti…
Kutsal emanetler ve paha biçilmez değerdeki mücevher ve el yazması eserler Niğde’de Ak Medrese ve Sarı han ile Ulukışla’da bir camiye yerleştirilir..
Yerel yöneticilere bile bu gizli bilgi verilmez.. Camilerin etrafına özel askeri birlikler konuşlandırılır… Bu ibadet yerlerine kimse yaklaştırılmaz..
1943 yılında İnönü, Churchill ile görüşmek üzere Adana’ya giderken treni Ulukışla’da durdurur.., Kutsal emanetlerin saklandığı 3 binayı teftiş eder.. Kendisi bile içeri girmez, Birliğin komutanından bilgi alır.. Ayrılırken de “-Bize emanet, size emanet.. Gözüm arkada kalmasın..” der..
***
Dört sene geçer, savaş biter..
Kutsal emanetler 1947 yılında tekrar saray ve müzelerindeki yerlerine konur..
Fakat fırsatçı Cumhuriyet düşmanları “İnönü camileri kapattı..” yalanını yayarlar.. Hatta kapatılan camileri koruyan askerlerinin atlarını bahane edip “İnönü camileri ahır yaptı..” yalanını işlerler...
Oysa gerçek başkadır...
@tokcem Size inanmak istiyoruz Muharrem Bey. 2018'de CB seçiminden sonra adeta kaybolmanız umarım bugün memleketin hayrına doğru evrilen bir harekete dönüşür. Susmayın, vatan için destek olun, vatansever olun🙏
@avcemilcicek15 Keşke sadece o kadarla kalsalar, dinden soğutuyor olmak sevap kalıyor bu yaptıklarının yanında. Bunlar insan ve hatta canlı düşmanı. "Benden başkası yaşamasın"cılar!