@acmninrahlesi Trajikomik
Bilmem kaç milyon memur var ülkede üstelik milyonlarcası da atanamamış, o vakte değin bu millet hâlâ kpss ile uğraşıyorsa vay halimize..
🔴 İçerik üreticisi Safvan Allahverdi:
Yahudilerin kendileri hariç bütün değerleri çökertme gibi bir amaçları var.
Onların tek amacı bizi 'goyim' yapabilmek.
Kendi çocuklarına “ekran” göstermiyorlar, benim çocuğuma “tolerans, toplumsal cinsiyet, saygı” dayıyorlar.
@acmninrahlesi Bu tarz bi'çok deney örneğini sosyoloji dersinde görmüştük
Yani kısaca, sosyal medya seçeneklerin hepsini görmeye olanak sağlıyor ve insanlar kötü birini seçmektense hiç seçmemiş olmayı yeğliyor
Göz tesettürünün ve mahremiyetin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu anlıyoruz aslnda
Kutsalımızla alay etmek isteyen kafirlerin yeni yolu mizah/stand up Ve güya dokunulmazlarmış
Ama iş alevilere, Kendi kutsallarına gelince
Bi hassaslar inanamazsın
Habis ruhlar
Senin de benim de hiçbir hak ve özgürlüğümüz indimde, Allah'tan ve Kur'andan daha fazla hürmete layık değil.
Bunlarla dalga geçmene sessiz kalıp hürmet duymamamız için hiçbir şeye hürmet hissimizin kalmaması lazım. O halde senin hak ve özgürlüklerine hürmet edilmesinden banane ? Bunu niye umursayalım?
Sen en fazla hürmet duyduğum şey hakkında gebeş gebeş konuşabiliyorsan, senin hürmetin ayaklar altında çiğnense -ki çiğnenmeli- en fazla 'sert bir şaka olmuş ama çok komikti' deriz.
neden dinlenmek için bir uçağa binmemiz, kilometrelerce gitmemiz, bir deniz görmemiz gerektiğine inandık ki biz?
dinlenmek için değil de "dinlendiğimizi ispatlamak" için gidiyoruz sanki.
dinlenmeye gücümüz yetmiyor ama dinleniyormuş gibi görünmeye yetmek zorunda gibi yani.
bir yere gittik ama story atmadıysak, sanki hiç gitmemişiz gibi. güzel bir yemek yedik ama fotoğrafını çekmediysek, lezzeti eksik kalmış gibi.
tatil deneyim falan olmaktan çıktı kanıt dosyası gibi oldu.
denizin kenarındaki o kare, kahvaltının üstten çekimi, gün batımına karşı silüet...
hepsi birer delil.
neyin delili?
"benim de bir hayatım var"ın. "ben de yaşıyorum"un.
ne kadar kırılgan bir varlık hâline geldik ya!
var olduğumuza inanmak için başkalarının gözüne muhtacız. görülmedikçe, beğenilmedikçe, onaylanmadıkça kendimizi tam hissedemiyoruz sanki. sanki hayatımız, izleyicisi olmadan oynanmayan bir oyun gibi.
o yerin bize ne hissettirdiğinden çok, bizi izleyenlere ne hissettirdiğiyle meşgulüz. "güzel bir yerdeyim" demek yetmiyor; o güzelliğin görülmesi, onaylanması, kıskanılması falan gerekiyor.
işin özü biz yani modern çağın teşhirci köleleri, kendi kodesimizin hem gönüllü gardiyanı hem de alkış bekleyen mahkûmu olduk.
yaşamayı "seyredilmek" zilletine indirgedik.
eşref-i mahlukat olma şerefini cebimizdeki cam parçasına bozdurduk. göze girmeyi, "göze gelmeye" tercih ettiğimiz o günden beri, yeryüzünün hiçbir denizi temizleyemez üzerimize sinen bu naylon kokusunu.
kendimizi kaydetmekten yaşamaya vakit bulamadığımız bu plastik düzende dirilmek; ancak o kayıt tuşuna basmayı reddedip, tarihin ve tabiatın önünde çırılçıplak, sahipsiz ve "ispat edilmemiş" kalabilme cesareti göstermekle mümkün.
buna cesaret edemezsek içimizdeki boşluğu taşıyacak uçak kanadı arar dururuz.
ezgi akgül
29 haziran 2026 / ankara
karşı tarafın manipülasyonunu, kabalığını 'ama o da zor bir çocukluk geçirmiş, annesi ekmeğine az salça sürmüş' falan diye aklıyoruz. uyarı işaretlerini romantize etmek, kendi değerini yerlere sermenin en kılçıksız yoludur. insanın devinim için öfkeye ihtiyacı var biz fazla empatız.
Aynısı sizde de oluyor değil mi?
Aklınızdan geçenleri, demek istediklerinizi bir türlü söyleyemiyorsunuz.. Çünkü gerçek fikirlerini söylemek dünyanın en zor şeyidir.
Yeni videom “Neden Haklıyken Susarız?” Şimdi YouTube kanalımda yayında!
hayat, biz başka yerlere bakarken cebimizden çaldıklarıyla büyür.
bir sabah uyanırız ve aynadaki yüzümüz düne benzemez genelde.
iki ayağımızın üzerinde durmanın zafer sarhoşluğuyla galiba toprağa son kez dokunan dizlerimizin vedasını kutlayamadık bile. babamızın bizi havaya kaldırdığı son an, havada süzülen çocukluğumuzun son saniyesi hiçbir fotoğraf karesine henüz sığdırılamadı. (yazar bu satırı yazarken ağladı.)
yan yana durup dünyayı devireceğimize inandığımız arkadaşımızla son kez şakalaştığımızı bilmediğimiz o gün, kedi son defa yumağın peşinden koşar mesela. ya da her şeyin düzeleceğine söz verdiğimiz tahta bankta son kez yan yana oturduğumuzu tahmin edemediğimiz an, göçmen bir kuş son defa kanat çırpar terk ettiği şehrin üzerinde.
adına büyümek denilen kaba saba törpü, herkesi bu hayatta başka bir köşesinden yontar işin özü.
zaman, cömertçe sunduğu her şeyi aynı kayıtsızlıkla geri alır. entropi deniyor buna.
eşyanın kaskatı direncine karşı, insan etinin o zavallı, o kırılgan mağlubiyeti uzaktan çok acıklı görünse de sırrımız da bu yenilgide saklı sanırım.
çünkü n’olursa olsun yine de her sabah o çay suyunu ateşe koymaya, o düğmeyi iliklemeye, sokağın köşesindeki fırına yürümeye inatla devam ediyoruz hepimiz.
çünkü yaşamak her anı bir daha yaşanmayacak olan bu görkemli çöküşe, bu kanlı canlı eriyişe inadına ve isyanla iştirak etmektir. denize karıştığında yok olacağını bilen bir nehrin coşkuyla yatağından taşması ile aynı şey yaptığımız.
insan yavrusu, son nefesine kadar bir şeyleri biriktirmeye, garantilemeye, bu dünyadaki yerini tapulamaya yeminli doğuyor sanki.
ama yaşamak, sevinci avuçlarımızın içinde tutmaya çalışırken parmak aralarımızdan akmasına razı olmaktır; kaçırdıklarımızla değil de kaçırmayı öğrendiklerimizle büyümektir.
ezgi akgül
7 haziran 2026 / ankara
TESLİMİYET
Teslimiyet boyun eğmenin aksine, benliğin silinmesi değildir. Tam tersine kabuğunu bırakıp daha sahici bir benliğe doğmasıdır insanın. Kelebeğin kozasından çıkması gibi.
Kontrol etme arzusundan, her şeyi yönetme dürtüsünden usulca vazgeçmekle zuhur eder bu hal. İnsan kendisini hayatın akışına ve onun içindeki derin bilinmezliğe bırakır.
Bu ancak koşulları oluştuğunda zuhur eden bir lütuf; insan ancak yok olma korkusunun eşiğinde durmayı göze alabildiğinde içine büyür, orada bir genişlik bulur.
Kabz halinden bast haline geçiş.
Teslimiyet bu yüzden bir geri çekiliş değil, ileri atılıştır. İnsanın kendine, ötekine ve varoluşa karşı daha geçirgen, daha merhametli ve daha hakiki bir hale doğru açılması...
📚 𝘿𝙀𝙑 𝘽𝙄𝙍 𝙃𝙀𝘿𝙄𝙔𝙀 📚
Daha çok kardeşimize ulaşmak adına bunu rt eden + bir kişiyi etiketleyen bir kardeşime bu nefis eseri vereceğim biiznillah.
Not: 27 gün sonra başlayacak olan bu mükemmel "𝙎𝙁𝙄𝙍𝘿𝘼𝙉 𝘼𝙍𝘼𝙋𝘾𝘼 𝙊̈𝙂̆𝙍𝙀𝙉𝙄̇𝙔𝙊𝙍𝙐𝙈"dan geri kalmayın.
Başkalarını hidayete erdirmeye çalışmak gibi bir misyon, yanlış. Kimseyi hidayete erdiremezsiniz. Sakin olun, doğal olun, misyonerlik, işportacılık yapmayın. Kulluk icabı insanları davet edersiniz. Müslüman olsalar iyi olur. Allah dilerse hidayet verir, sizi vesile kılar.
Artık farkına varalım:
Hemşerilik iyidir, hemşericilik kötüdür.
Akrabalık iyidir, akrabacılık kötüdür.
Bizi birbirimize bağlayan bağları başkalarına adaletsizlik yapmak için kullanmayalım.
💥Acil Durum 💥
Sumud Filosuna ait gemiler Yunanistan açıklarında ilerlerken drone saldırısına uğradı.
Filonun yakınlarında bekleyen kimliği belirlenemeyen bir gemi üzerinden insansız hava araçları kaldırıldığı ve filoyu yolundan geri çevirmek için saldırı düzenlediği görünmektedir.
İlerleyen dakikalarda gemilerin internet erişimini keserek tüm Dünya ile bağlantılarını koparmaya çalışacaklardır.
Bu gece filoyu yalnız bırakmayın.
Filo Akdeniz'e bile ulaşmadan saldırı almadı, bu terör örgütünün Dünya için ne büyük bir problem olduğunu göstermektedir.
Gemiden haber aldıkça sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.
Son gelişmeleri @globalsumudtr ve @mavimarmaratr hesaplarından takip edebilirsiniz.