merak. amansız, telaşlı bir merak. suyu kaç yudumda içer, zeytini nasıl sever, göğe nasıl bakar, telefonu nasıl açar, o filmi neden çok seviyor… bir çırpıda söylenen, üstünde durulmayan her detayına merak. sevmek, biraz ben olmadan geçen zamanı kapatmaya çalışmanın telaşıdır.
Düşeceksin, kalkacaksın, biteceksin, yeniden başlayacaksın; ama hayatın en güzel halinin kendi hikayeni sevmekle, kendi “önündeki tabaktan yemekle”, kendi yolunda yürümekle yaşandığını anlayacaksın. Ne zaman başkalarını izlesen, düşersin. Önüne bak ki işine bakabilesin.