Dümdüz sevmeyi özledik ya. Aklına gelince söylemek.Özleyince aramak. Kırılınca susup içine atmak yerine konuşmak. Rol yapmadan, hesap yapmadan ben seni önemsiyorum diyebilmek. Bunun zayıflıkla ne ilgisi var
bazi seyler var, insanin o kadar elini kolunu bagliyo ki, kafan oyle bi doluyo ki, cozemiyosun, beyninin ortasinda duruyo sadece, baska bi sey dusunemiyosun da cunku oyle bi sey degil, cikip yurumekten baska yapacak hicbir sey yok
kırıp dökmeye gerek yokmuş, sessizce kabullenip devam etmeyi öğrenmek gerekirmiş. olmuyorsa zorlamanın anlamı yokmuş. tek taraflı çabayla insan ilişkisi yürümezmiş. bazı şeyler o an anlamlıymış, kaçırınca geriye dönmek imkansızmış ve zaman ayırmak çok kıymetliymiş, öğrendim
Yetişkinlikten bir şey öğrendiysem o da budur. Her ne olursa olsun ağlasan da zırlasan da kalkıp devam ediyorsun. Çünkü sen üzgünsün diye dünya durup seni beklemiyor maalesef
Ayşe Kulin: “Mavi gözlü bir adam geldi. Padişaha, ‘İn bakalım ben oturacağım’ dedi zannediyorlar.
Nasıl bir kuşak yetiştirmişiz biz?
Kurtuluş Savaşı’nı bilmiyor, düşman işgalini bilmiyor.
Atatürk neden Atatürk olmuş onu bile bilmiyor.”