Bugüne kadar karşılaştığım en tehlikeli insanlar, iyi biri olduklarına gerçekten inananlardır. Her olayı kendi lehlerine çevirirler, her türlü sonuçtan sıyrılır ve asla sorumluluk almazlar. Kendi zihinlerinde hiç kimsenin canını yakmamışlardır, ne hikmetse hep bir başkasını suçlarlar. Bu tür bir illüzyon sadece toksik değil, aynı zamanda ürkütücüdür.
İnsan belli bi yaştan sonra artık haklı ya da haksız olmayı değil, sakin ve huzurlu olmayı önemsiyor…Çünkü içsel huzurunuz olmadığında geriye kalan şeylerin çok da bi anlamı olmuyor…
mayıs ayı bi kelime olsa idi "yeniden" olurdu yeniden yeşermek, yeniden heveslenmek, yeniden anlam bulmak, yeniden iyi hissetmek, yeniden alışmak..yeniden..yeniden...
bir yerde okumuştum diyordu ki ben hayata devam edebilmek için uzun uzun konuşmalara inanıyorum. hayat, söylenmemiş sözlerin gölgesi altında kendini karanlığa hapsetmek için çok kısa ya. konuşalım ya da tamamen susalım mümkünse.
Kafam götürmüyor kafam. Yüksek sesi, siniri, öfkeyi, egoyu, kaprisi. Gereksiz kibri. Dünya o kadar büyük ki, insanın bu büyüklük karşısında acziyetini bilmemesi çok komiğime gidiyor.
“yeniden” ne güzel bir esinti ya. yeniden sevinmek, yeniden gezintilere çıkmak, yeniden saçlarını uzatmak, yeniden sevmek, yeniden cıvıldamak, yeniden yerine alışmak. yeniden ama sanki ilk defa. mis gibi.
"ay ben hiç öyle yapmam, öyle yapanları da anlamam."
erdem sinyalleme kavramını daha önce duydunuz mu?
hani böyle insani bir durum paylaştığımızda "ay yok, ben hiç öyle yapmam" diyor ya birileri, böylece biz de kendimizi çok yanlış bir şey yapıyormuşuz gibi hissediyoruz? hiç düşündünüz mü bazı insanlar neden böyle bir tepki göstermek zorunda hissediyorlar? neden bir tepki vermeden geçmek mümkünken mutlaka bir şey söylüyorlar? bu "hatasız ve etik" olduğumuzu kanıtlama ihtiyacı neden?
literatürde ahlak/erdem sinyallemesi (virtue signaling). olarak geçen bu durumda; sanki hep en doğruyu, en uygununu, en takdir edilesi davranışı yapıyormuşuz; aksini konuşmanın, değerlendirmenin, üzerine düşünmenin bile "ayıp" olduğunu savunuyormuşuz gibi bir sinyal gönderiyoruz. bu bize o an için daha “makbul” bir insanmışız gibi hissettiriyor.
ben açıkçası insan olmayı ve insanı insan yapan tüm o "gri" alanları konuşmayı seviyorum. çünkü bizi biz yapan tam da bu tip karmaşık davranışlarımız ve duygularımız.
biraz dağınık ama çok gerçek..