Düşünsene köyünde yaşayıp gidiyorsun kızın öldürülüyor hiç işin olmayan sosyal medyayı kullanmaya çalışıyorsun bilmiyorsun anlatamıyorsun kendi kendine bağırıyorsun... anneler hep böyle Aysun teyze de böyleydi aynı
#SelimeBalcıİçinAdalet
Bir anne, 2024 yılında ö*d*rüldüğünü söylediği kızı Selime Balcı için TikTok'ta adalet arıyor:
"Merhaba, ben Selime Balcı. 2024 Yılında Alper Hisar tarafından uçurumdan aşağı atıldım. Faillerim dışarda hala geziyor ama annem benim için hala adalet arıyor gereken adaletin sağlanmasını istiyorum"
Bu tweete özel olarak destek olmanızı istiyorum. Çünkü minik kızı babasını çok özledi.
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı, meslektaşım, dostum Mehmet Pehlivan tam 345 gündür hukuksuzca cezaevinde tutuklu!
AKP’liler hakkında aynı işlem uygulanmazken; Mehmet Pehlivan kendi ayağıyla gidip ifade vermesine rağmen tutuklanarak cezaevine konuldu.
Yeter artık!
Adalet istiyoruz!
Yasemin 16 yaşında, MESEM öğrencisi. 28 Mayıs’ta Antalya’da çalıştığı kuaförden çıktıktan sonra kayboluyor. O gün bayram, çalışmaması gerekiyor öyle değil mi @tcmeb ama MESEM de denetim yok, takip yok, çocuğun güvenliği yok. Bu çocuğun kaybolmasının peşine ilk düşmesi ve kendisini sorumlu görmesi gereken kurum sizsiniz @tcmeb@Yusuf__Tekin #YaseminBolatNerede
Kaç “ bayramı “ borçlular sana Asude’m? Ah,kuzularım ;Siz gittiniz sanki havada asılı kaldı kahkahalarınız. Mutluydu benim çocuklarım, hatta en mutlu günleriydi ,enkaz altında kaldıklarında.Ama söz verdim size,suçlular cezasını çekecek.Sana çocukluğunu, bayramları veremeyecek babaannen, ama en azından suçlular cezasını çekecek Asude’m
“Video depremden bir kaç saat önce”
Herkes bilsin ki;
Türkiye bir doğum sancısındadır!
Bugün yaşanan acılar bir matemin işareti değildir.
Bugün yaşananlar, değişimin doğum sancısıdır!
Bana bu yolda kime güveniyorsun diye soruyorlar:
Ben millete güveniyorum!
6 Şubat 2023 gece saat 3:49 yani depremden 20 dakika felan önce ,oğlumun internetten duruşma detaylarına baktığını öğrendim. Akşamları torunumun bakımında eşine destek olmak ve onlarla vakit geçirmek için işler sarkar bazen gece yarılarına kadar dilekçe yazdığı olurdu.işte o gece de yine çalışıyormuş Muhtemelen depreme de uyanık yakalandı. Fakat ne yazık ki avukat oğlum Ahmet can Zabun, avukat gelinim Nesibe kaya Zabun ve altı aylık torunum Asude zabunu kaybettim. İşte böyle gece gündüz demeden çalıştığı ,severek yaptığı mesleğinin gününü göremeden hayatlarını kaybetti yavrularım .O gece deprem oldu ve herşey yarım kaldı.evladımdan geriye bir tek avukatlık cübbesi kaldı , o da arabasındaymış. Ben tam sekiz gün enkaz kenarında evlatlarımı bekledim , sekizinci günün sonunda onları toprağa verirken bir söz verdim . Evlatlarımı benden ve hayattan koparanlar hukuk önünde hesap verip gerekli cezayı alana kadar mücadele edeceğim.
Benim kızım 4,5 yaşında yaşamış olduğu öz babanın istismarı nedeniyle 20 aydır pedagoglara gidiyor, yaşadıklarının travmasını yaşıyor ve bunu ömür boyu UNUTAMAYACAK!
Suçtan kurtulmak için her yolu denedi sanık ve avukatı!
Para için iftira attı dediler, abinin evde çıplak gezdiğini iddia ettiler, kıskançlık dediler, sosyal medyada kamuoyuna seslendiğim için Mahkeme heyetini etkilemeye çalışıyor dediler, sağlam raporu çıktı itiraz ettiler ... dediler de dediler...
Sonuç ; 639 gündür kızıma yaşatılanlar için bugün sanığın akli dengesinin yerinde olup olmadığına dair gelecek ikinci rapor 3. Duruşmaya yetişmediği için yine 3,5 ay beklemek zorundayız!
Dün Hifa İkra ve annesinin ölümü beni çok derinden sarstı!
"Çocuğun beyanı" HİÇE SAYILDI, Annenin yardım çığlıkları HİÇE SAYILDI, DUYULMADI, DUYULMAK İSTENMEDİ ve bir anne kızıyla birlikte artık bu dünyada DEĞİL! YOKLAR! YOK YOK YOK !
Bunun ötesi YOK! YOK! YOK!
ÇOK ÖFKELİYİM, ÇOK DOLUYUM!
Ama bu öfke beni susturmayacak.
Bu öfke beni geri çekmeyecek.
Çünkü ben yalnızca kendi kızım için değil, sesini duyuramayan tüm çocuklar için konuşuyorum.
Bir çocuğun beyanı yok sayıldığında,
bir annenin çığlığı duyulmadığında
sonuç sadece bir dosya değil,
bir hayatın yok oluşu oluyor.
Benim kızım çok şükür yaşıyor.
ama yaşadığı travmayla bir ömür yaşayacak.
Ben susarsam, yarın başka bir çocuk susmak zorunda kalacak.
Ve adalet gelene kadar da burada olacağım.!!!
#İstismaraKarşıAdalet
Ülkemiz; bir sapığın tecavüz ettiği bir kızla evlenmesine izin verilip, sonra aynı sapığın bu evlilikten olan çocuğunu doktor raporuyla da sabit olduğu üzere istismar edebildiği ve tüm bunları yaparken de bu sapığın başına hiçbir şey gelmeden yaşamına devam ettiği bir ülke olmamalıdır! Arkasındaki tarikat mıdır, vakıf mıdır her neyseniz; Müslümansanız, Allah’a inanıyorsanız, bu sapığı kendi elinizle sizin adalete teslim etmeniz size farzdır! Yargılanmalı! İbreti alem için en ağır cezayı almalı! #FatmaNurÇelik
Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler
neden serbest?
Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler
neden serbest?
Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler
neden serbest?
Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler
neden serbest?
Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler
neden serbest?
@adalet_bakanlik@tcailesosyal
#fatmanurcelik
#hifaikra
Zeytinburnu'nda ölü bulunan anne Fatma Nur Çelik'e vakıf şubesinde tecavüz edip 2017 yılında evlendikten sonra, 3 yaşındaki öz kızına cinsel istismarda bulunan ve kuvvetli deliller olmasına rağmen TUTUKSUZ yargılanan Kuran'a Hizmet Vakfı sorumlusu Ayhan Şengüler.
🔴Öldürüleceğini açıklamıştı!
O röportajtan çarpıcı bir kesit;
“Ben 5 Mayıs’ kadar hayatta kalabileceğimi düşünmüyorum. Ben ve kızım bir şekilde hayattan koparılacağız. Biz öldükten sonra adaletin sağlanmasını istemiyorum. Başıma bir şey gelirse bu karanlık yapı ve beni koruyamayanlar, sesimi duyup da susanlar sorumludur. Kamuoyuna sesleniyorum; intiharım asla söz konusu değildir. Başıma bir şey gelirse intihar süsü verilerek üzerinin örtülmemesini, peşine düşülmesini istiyorum.”
Koca koca adamlar bana söz verdiler.
“Sevdiklerinizi bulacağız.” dediler.
“Güven, biz seninleyiz.” dediler.
Ben inandım.
Çünkü ortada bir siyaset değil, bir baba kayıp ınsanlar çocuklar vardı.
Babamın kayıp olduğunu en üst makamlara, bizzat İçişleri Bakanlığı masasına kadar taşıdım.
Kapılar aşındırdım. Belgeler sundum. İsim verdim. Dosya verdim.
Sonra ne oldu?
Bir gecede değişen bakanlıkla birlikte verilen sözler de değişti.
Güven bir anda yok oldu.
Yerine derin bir sessizlik kaldı.
Daha da ağır olan şu:
Babamın kayıp olduğu bilindiği halde,
onun adına konut çıkarıldı.
Üç gün enkaz altında kalan, depremzede olan annemin
barınma hakkı elinden alındı.
Biz bir mezar bile bulamamışken,
şimdi evimizi kaybetme tehdidiyle karşı karşıyayız.
Üç yıl boyunca babamı aradım.
Üç yıl boyunca adalet istedim.
Şimdi ise ölüm belgesi ya da gaiplik kararı almaya zorlanıyorum.
Bu bir tercih değil.
Bu bir baskıdır.
Bir insanı kaybetmek yetmezmiş gibi,
onun hukuki varlığını da elinizle silmemi istiyorsunuz.
Şunu herkes bilsin:
Ben babamı aramaktan vazgeçmedim.
Ben adaletten vazgeçmedim.
Ama beni, babam için “öldü” demeye zorlayan sistem karşısında susmayacağım.
Bu sadece bizim ailemizin meselesi değil.
Bu, kayıpların nasıl susturulduğunun meselesidir.
Ve ben susmayacağım.
@AliYerlikaya@AFADBaskanlik
6 Şubat anmaları bitti,deprem çoktan unutuldu ama evlatlarım 3yıl önce bugün çıkmıştı enkazdan.13Şubat gecesi toprağa verdim yavrularımı.Tam 8gün dile kolay,evlatlarım enkaz altında ben hemen yanlarında çaresizce bekledim tıpkı şimdi çaresizce adalet beklediğim gibi.
3 yıl önce tam bu saatlerde evlatlarımı enkazdan çıkardılar. Kurban olsaydım oğlum, ben sana... 186 boyundaki evladımı sıkıştırmışlar siyah bir torbanın içine. Güzeller güzeli gelinim ve Asude’mi başka bir torbanın içine zorla sıkıştırmışlar, çünkü ayıramamışlar. Gelinim, Asude’sini korumak için kilitlenmiş evladına. Evlatlarımı kepçe ile çıkarıp soğuk betonun üzerine koydular. Ne cenaze yıkaması ne başka bir şey. Biz evlatlarımızı koyacak kefen bulamadık. Siyah torbalarıyla koyduk toprağa. Yaşadıklarımızı biraz idrak edin diye içim yana yana yazıyorum buraya: siyah çöp torbalarıyla koyduk.
O kadar acıyı yaşayınca sanıyorsunuz ki bitti, meğer çilemiz yeni başlıyormuş. 3 yıldır adalet mücadelesi veriyoruz ve bugün geldiğimiz noktada bilirkişi diyor ki: “Kolon, kiriş kesenler kusurlu değil.” Peki o zaman soruyorum size: Benim evlatlarım mı kusurlu, 6 aylık torunum mu kusurlu? Ya da sırf adalet aradığım için ben mi kusurluyum? Yeter artık, daha ne kadar eziyet edeceksiniz bize? Ellibinin üzerinde vatandaştan bir gecede vazgeçtiniz ama onları hayattan koparan üç beş zenginden vazgeçemiyorsunuz. Bu yıkımlardan sorumlu belediye personeli neden hâlâ görevine devam edebiliyor? Benim evlatlarımın ölüm fermanı masa başında imzalanmış. 2021 yılında kolon kesildi şikâyetlerini duymayan personeller imzalamışlar evlatlarımın ölüm fermanını. Ve o personeller hâlâ o masa başlarında çalışmaya devam ediyor. Düşünün, bu kişilerin mahkemeye, duruşmalara katılma zorunlulukları bile yok. 10 duruşma geçti, ben hepsine katıldım. Ne kadar zor bilemezsiniz; her duruşmada sanki bir kez daha kaybediyorum kuzularımı. Daha kaç duruşma geçmesi gerek suçluların ceza alması için? Kolon, kiriş kesenleri kusurlu bulmanız için daha kaç bilirkişi gerek? Ne kadar sürerse sürsün adalet mücadelemden vazgeçmeyeceğim. Suçlular hak ettikleri cezayı alacak.