İnsan ilişkilerinde aklınızda tutmanız gereken en önemli bilgeliklerden biri: bir kişi bir şeyi başkasına yapıyorsa, zamanı gelince size de yapar. Bu yasanın hiçbir acabası, hiçbir istisnası yoktur.
türk modernleşmesi, kadının eteğini kısaltıp dekoltesini büyütmekten öteye geçemiyor. bir hayat tasavvuru geliştiremiyor. "bağnazlar" neyi yaparsa tersi üzerinden kuruyor hayatı. onlara inat çıplaklık, onlara inat alkol. bu anlayış da tersinden bir bağnazlık doğuruyor sadece.
Bomboş sahte sevgiler.. Sırf zaman geçsin diye yapılan ilişkiler.. Birbirini kaybetmekten korkmayan ve değer vermeyen insanlar.. Ben bu çağın frekansına giremiyorum siz devam edin
Bugüne kadar karşılaştığım en tehlikeli insanlar, iyi biri olduklarına gerçekten inananlardır. Her olayı kendi lehlerine çevirirler, her türlü sonuçtan sıyrılır ve asla sorumluluk almazlar. Kendi zihinlerinde hiç kimsenin canını yakmamışlardır, ne hikmetse hep bir başkasını suçlarlar. Bu tür bir illüzyon sadece toksik değil, aynı zamanda ürkütücüdür.
Mutlu insanlar güzel konuşur. Güçlü insanlar başkalarının başarısından rahatsız olmaz. Kendisiyle barışık insanlar ise başkalarının ışığını söndürmeye çalışmaz.
Bir insan sürekli heves kırıyor, küçümsüyor, değersizleştiriyor ve takdir etmekte zorlanıyorsa; bu çoğu zaman sizin değerinizi değil, onun iç dünyasını anlatır.
Çünkü insanın dışarıya sunduğu şey, içinde taşıdığının yansımasıdır. İçinde huzur olan huzur dağıtır. İçinde güven olan güven verir. İçinde kıtlık olan ise sürekli eksik arar.
Başkalarının başarısını alkışlayabilmek karakterdir. Takdir edebilmek özgüvendir. İlham verebilmek ise içsel zenginliğin göstergesidir.
Bu yüzden hevesinizi kırmaya çalışan her sesi gerçek sanmayın. Bazı yorumlar bilgi değildir; sadece yorum sahibinin kendi iç dünyasına ait birer kayıt dosyasıdır.
Parazitleri değil, vizyonunuzu dinleyin. Çünkü hayatınızı değiştirecek olan şey eleştirilerin gürültüsü değil, hedeflerinizin sesidir.
🧠 Warren Buffett:
“Hayatta istediğim her şeye sahibim.”
“Bir yerine on evim olabilirdi. Daha mutlu olur muydum? Asla.
İki yerine on arabam olabilirdi. Daha mutlu olmazdım. Bu beni çıldırtırdı.”
↓
“400 metrelik bir yatım olabilirdi.
Ama o zaman onlarca kişilik mürettebatı yönetmek zorunda kalırdım.
Bazıları benden çalardı.
Bazıları birbiriyle kavga ederdi.
Kim bilir daha neler olurdu?
Gemi kaptanı olmak isteseydim başka bir mesleğe girerdim.”
↓
İnsanlar zenginliğin daha fazla şeye sahip olmak olduğunu düşünüyor.
Oysa gerçek zenginlik;
İstemediğin şeyleri satın almak zorunda olmamak,
İstemediğin insanlarla çalışmak zorunda olmamak,
Ve zamanını istediğin gibi kullanabilmektir.
Finansal özgürlüğün özü budur.
(Charlie Rose, 2009)
Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir; olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.
Çavdar Tarlasındaki Çocuklar, D.J. Salinger