"Depresyona yol açan şey, aşırı abartılı, hastalıklı bir şekilde çarpıtılmış bir kendini referans almadır." "Narsisist-depresif özne kendinden bitap düşmüş, yıpranmıştır. Dünyasız kalmıştır."
Yeri hazır burdayım bu tarafa getirin.
Şu tahtadan konağı yere doğru indirin.
İki kişi iner önce o çukurdan içeri,
Biri benim biri de yakınlarından biri.
Gitmek istemez sanki bakiverir ardına,
İstemese bile geldi artık yeni yurduna...
İncinme değil bu
Öfke değil
Ah! değil.
Ötesi... çok ötesi.
Tam bir yürek çöküntüsü
Ruhun taşa dönmesi
Aklın büyük yalnızlığı.
İnsana olan inancını yitirme!
Ş.E.
Bilmem, tanrım, beni yaratırken neydi niyetin,
bana cenneti mi, cehennemi mi nasip ettin;
bir kadeh, bir güzel, bir çalgı bir de yeşil çimen
bunlar benim olsun, veresiye cennet de senin. — Ömer Hayyam
“Eski beni nerede ve nasıl kaybettiğimi hatırlamıyorum. Sadece bir akşam vakti balkon serinliğinde otururken geldiğim tüm yolların bana ne kadar uzak olduğunu gördüm.”
“Dışardan bakınca belli olmayan zor şeyler yaşadım. Kendime bile açıklayamadığım şeyleri kimseye hissettirmedim. Zaten pek hâlimden anlayan da yoktu. İçimde yaşayıp bitirmeye o kadar alıştım ki gece yanlışlarımla astığım kendimi sabah umutlarımla sarılmaktan hiç çekinmedim.”
Kaygı ertesi gündür, der Kierkegaard. Daima akıbeti düşünmek, neler olacağını tahayyül etmek azaptır demek ister. Kaygı ertesi gündür, fakat bugünü esir eder. Öyleyse bırakalım yarının kaygısı yarına kalsın, henüz tercih haklarımız varken bugünü yaşayalım.
Zor günlerin hepsi geçiyor da geriye kalanlar hep buruk oluyor. Elini neye atsan kıracakmışsın gibi geliyor. Birçok şey seni kolayca deviremiyor ama ne zaman bir şeye sevinsen, mutlu olsan, hep buruk hissediyorsun. İnsanın o an geçmişine dönüp, ağlayan haline sarılası geliyor
Psikiyatrist Jung; "İyi bir şifacı yaralı olmalıdır. Yarası olmayan şifacı iyileştirici olamaz” der. “Sana büyük acılar vereceğim, çünkü senin büyük sevinçler yaşamanı istiyorum.” diye ekler O. Aruoba. Zirâ hayata 'aynı açıdan' değil 'aynı acıdan' bakmış olanlar anlaşabilir..