İnsan sayısı kadar sevme şekli var. Bu sevme biçimleri içinden benim en sevdiğim; sevdiğinin şerefini, haysiyetini koruyarak sevmek... Kemal'in Füsun'a aşkını ben hiç sevmedim. Kitabı okurken de içimi hafakanlar bastı. Ağır bir haysiyet ihlali var. Kemal sevdiğini yüceltmiyor; onu bir nesneye, bir hatıra deposuna dönüştürüyor. Takıntının estetikle cilalanıp sergilenmesini de asla masum bulmadım. Füsun yaşayan bir kadın olmaktan çıkıp vitrindeki eşyalara dönüşüyor. Adına masumiyet deyince masum da olmuyor.