Artık 40 yaş üstü insanları işe almıyor ilanları buna göre açıyorlar.En vasıfsız iş için bile 40 yaş sınırı var. Hangi ilanı açsam yaştan dolayı kapılar yüzüme kapanıyor.Bizi ne olarak görüyorsunuz, kullanım süresi dolmuş bir eşya mı? Cidden soruyorum; biz şimdi ne olacağız?
Vee, beş yıl aradan sonra Yaren Leylek yeniden eşi Nazlı ile birlikte Adem Amcanın kayığında. Zaten Yaren gibi kayığa konmayıp nazlandığı için ona bu ismi vermiştik. Beş yıl aradan sonra bu yıl yeniden birlikte kayıktalar.
Onların Uluabat Gölü'ndeki bu masalsı anlarına balıkçıllar, ördekler, karabataklar, martılar, kargalar ve hatta kediler bile eşlik etti önceki gün.
Adem Amca, Harikalar Diyarı'nda...
Eğer bundan 100 yıl önce yaşasaydı, kuşlarla konuşuyor diyerek belki de onu kutsal bir yere koyarlardı. Birisi şöyle demişti;
“Büyüklerimizin anlattığı masalları yaşıyoruz.”
Gerçekten de öyle değil mi?
Duyuralım📢📢
"Merhaba. 672 KHK'lıyım. Pdr alanında mezunum ve eğitim koçluğu alanında iş yapabilirim. Ayrıca yazılım sektöründe manuel ve otomasyon test üzerine 3 yıllık eğitim ve deneyimim var. ...
@userbilincakisi Öyle bir sevdiklerinden karşılık almadık ki aynı annenin evladı annem annem diye ağlıyorken biz Allah ım Allah ım diye ağladık. Bu dışlanma beni sana yönelten bir lütüfmuydu yoksa anlayamadım affet Allah ım
@yirmiucderece Dağıtacanız et dahil hepsini çektirip kıyma yapın. Oradan kıyma olarak verin. Parça parça et vermekten iyidir. Hiç olmazsa ne istiyorsa o yemeği yapar. Parça et koyuyor kimiside cındırık yerini yanına da yine kemik ya da bolca yağ koyuyor. Bu da doğru değil.
@malesefmoli Evet öyle denemediğimiz kalmıyor ama insan bazı rüyalar görüyor özellikle belirli bir kişi için. Umutlanıyor ama bakıyorsun yaşın 40 ı geçmiş. Anlayamıyor ne oluyor. Evleneceğim tarihi bile söylüyorlar rüyamda. Öyle tuhaf bir duygu ki bu.
Cân bula cânânını
Bayrâm o bayrâm ola
Kul bula sultânını
Bayrâm o bayrâm ola
Hüzn ü keder def' ola
Dilde hicâb ref' ola
Cümle günâh af ola
Bayrâm o bayram ola
Ramazan Bayramımız Mubarek ola 🌸
Doğan Cüceloğlu:
“Ben Amerika'da 25 yıl kalmış bir insan olarak şöyle bir gözlem yapıyorum.
Amerika'da hiç eğitim görmemiş bir insanla aynı odada kalmaktan korkarım.
Beş dolar için gırtlağını kesebilir.
Eğitim orada gerçekten bir fark yaratıyor.
Eğitim düzeyi yükseldikçe, uygar, olgun, sorumluluk sahibi, verdiği sözü tutan, kişisel bütünlüğü olan bir insan olma yolunda ilerliyor. İstisnalar kesinlikle olabilir ama genellikle böyle.
Türkiye'ye gelip baktığımda iki faktör görüyorum.
Şehirleşme ve eğitim. Türkiye'de şehirleşmiş ve eğitim görmüş insandan korkuyorum.
Kesinlikle insafsız, kendinden ve kendi yakınlarının çıkarından başka bir şey düşünmüyor.
Bu son derece kuvvetli bir duygu bende. İliğini sömürür bitirir, hiç acıma duygusu yoktur.
Ama şehirleşmemiş, okumamış, saf köylü olarak kalmışsa, onda değerler bilinci çok yüksektir.
Sanki eğitilmiş Amerikalı.... Burada çok önemli bir gözlem var.
Bunun üzerine düşünmek lâzım📷
Benim analığım yörüktü. Annem öldükten sonra babam yeniden evlendi.
Biz ona anne demedik,
Ayşe teyze dedik.
Ben daha on yaşındayım, sapanla vicik dediğimiz küçücük bir kuşu vurmaya çalışıyorum.
"Vurma oğlum" dedi.
Ben, sen ne bilirsin
Yörük karısı tavrı içinde,
"ne var parmak gibi küp küçücük kuş" dedim.
Analığımın cevabı:
"Yavrum! Canın küçüğü büyüğü olur mu?
Allah her birine bir can vermiş.
Vurma yavrum günah." dedi.
Şu derinliğe bakın.
Okuma yazması yok bu kadının.
Yıllar Sonra bunun anlamını anladım.
Anladığım zaman ağlamaya başladım.
Konferanstayım, böyle gözyaşı dökerek ağlıyorum. Yanımdaki Amerikalı kadın, ne oluyor bu adama diye meraklanmaya başladı
. Ne oluyor dedi. O kadar mutluydum ki,
Çok mutluyum" dedim ağlayarak.
Kendi kendime
"Ya Rabbi! Çok şükür. Sağken bunun farkına vardım."
Biz bütün insanlar kardeştir deyince sanki çok şey söylüyoruz.
Kadın bunları aşmış. Canlardan oluşan bir aile, büyük küçük yok.
Hepsi birbirine eşit.
Onur eşitliği var. Canın büyüğü küçüğü olur mu? Allah hepsine can vermiş.
Şu bilinci görüyor musunuz?
Nereden geliyor bu?
Bu, tasavvuf kültüründen geliyor.
Bu yayılmış. Eğer şehirleşme ve eğitim ele geçirmemişse, hâlâ bu mayamızda var.
Ben zamanım olsa, hiç şehir yüzü görmemiş hiç okumamış köylülerin, özellikle yaşlı kadınların arasında zaman geçirip, onlardan bilgelikler öğrenmek isterim.
Bu topraklarda neler birikmiş. Ne insanlık deneyimleri var. Bir de doğadan kopmamış. Sürekli doğayla haşır-neşir içerisinde o bilgelikler bilenmiş. Kitap bilgisi değil. Farkına varmış ve bir yere oturtmuş.”
Doğan Cüceloğlu
Sevgi, saygı ve rahmet diliyorum...
Alıntıdır
Eve getirdiği ekmekten bir parça yedim diye gecenin bir yarısı bağırarak ben evde it beslemek zorunda değilim diyen sözde bir kardeşle yaşıyorum. Herşeye rağmen sizi seven bir aileniz varsa halime bakıp şükredin.