Gazeteci Aslı Ay Dinçer:
Gelin size şu “ÇADIR SATTILAR” diye Kızılay’a saldıran seküler cahil muhaliflerin diline doladığı meselenin gerçeğini, en basit hâliyle anlatayım:
Kızılay, en tepede yer alan, kâr amacı gütmeyen bir yardım kuruluşudur.
Yardım faaliyetlerini bağışçılarının desteğiyle yürütür.
Böylesine büyük ve köklü bir kurumun sahada lojistikten altyapıya, insan kaynağından üretime kadar yüzlerce farklı ihtiyacı vardır.
Kızılay da bu ihtiyaçların sürdürülebilir şekilde karşılanması ve kaynakların verimli kullanılması için çeşitli iştirak şirketleri kurmuştur.
Bunların en bilineni, su ve maden suyu üreten Kızılay İçecek A.Ş.’dir.
Kızılay Genel Merkezi dahi buradan suyu ücretsiz alamaz; parasını öder, faturasını keser ve satın alır.
Aynı mantık çadır için de geçerlidir.
Kızılay’ın büyük afetlerde yüz binlerce, hatta milyonlarca çadıra ihtiyaç duyma ihtimali vardır. Bu nedenle çadırları dışarıdan ya da özel firmalardan almak yerine, tıpkı Kızılay İçecek A.Ş. gibi kendi üretimini yapan Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş.’yi kurmuştur.
Kızılay, depremzedelere ücretsiz dağıttığı çadırları dahi bu şirketten faturalı olarak satın alır.
2023 depremlerinde ise seküler muhalifler kamuoyunda Ahbap için öyle bir baskı oluşturdu ki, Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş. de tıpkı Kızılay’a yaptığı gibi Ahbap’a da çadırı faturalı olarak sattı.
Bana göre Ahbap’a satış yapılması ayrı bir tartışma konusudur. Ancak bugün oluşturulan “Kızılay çadır sattı” algısı, sanki Kızılay depremzedelere çadırı parayla satmış gibi büyük bir iftiraya dönüştürüldü.
Oysa gerçek çok basit.
Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş., Kızılay da dâhil olmak üzere tüm yardım kuruluşlarına çadırı ticari usuller çerçevesinde, faturalı olarak satar.
Asıl yardım faaliyetini yürüten, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar Kızılay ve diğer yardım dernekleri bu çadırları ihtiyaç sahiplerine zaten ücretsiz ulaştırır.
Ne yazık ki bu kadar basit bir organizasyon yapısını bile bu kitleye anlatamıyoruz.
Nitekim bugün kendi çevresindeki insanları dolandırdığı iddialarıyla gündeme gelen kişi bile, ekteki görselde bu olayın aslını anlatmıştı. Ama mesele bilgi eksikliği değil; peşin hüküm olunca gerçeğin bir önemi kalmıyor.
Üreten, iş yapan insanların kendilerini hiç anlatmadıklarını görürsünüz. Mimar Sinan'ın ben iyi mimarım diye ortalıkta dolaşmak zorunda kalmadığı gibi. Biri kendini anlatıp duruyorsa hemen uzaklaşın.
Çok öfkeliyim. İnsanlar senin oraya göndereceğin bir battaniye parçasına dahi muhtaçken, el kadar bebelerin çorapları bile yokken, -18 derecede titriyorlarken, sen nasıl bir vicdansızsın ki o insanların rızıklarını kumar masalarında ve kadınlarla yedin.
Başarının %90’ı ne derseniz, soğukkanlılık derim. İnsanlar kaygılanırken siz sakin olacaksınız, insanlar sizi kışkırtmak isterken siz gri bir kaya gibi sarsılmaz duracaksınız. Mesele süreçte kimin yapay bir şekilde avantajlı göründüğü değil, bitiş çizgisini kimin geçtiği, son sözü kimin söylediği, meseleyi kimin kendi lehine noktaladığıdır. Çürük meyveler, ağaçtan çabuk düşer. Kötü niyetli menfaat üzerine birleşen birlikler, çabuk çözünürler. Siz daima ahlak ve etik değerlerinizi korumalı, işleriniz adım adım, sakince ve sıra sıra ilerletmelisiniz. Böyle yaptığınızda havada esen rüzgarın bile size yardım etmeye başladığını göreceksiniz.
16 Şubat 2023… Yer: Hatay/Hassa.
Depremin 10. günüydü. Havadan ulaştırılan yardımları takip etmek için bölgedeydim.
Bir süre sonra kendimi Hassa Belediyesi’nin giriş katında buldum. İçeride herkes çıktı, geriye yalnızca Süleyman Soylu ile Haluk Levent kaldı.
Konuşmaya istemeden tanıklık ettim.
Soylu’nun sesi yüksekti. “Afet döneminde insanları bölüyorsunuz, ideolojiyi devreye sokuyorsunuz. Buna müsaade etmem. Yardımın koordinasyonu afad da. Bu kriz geçsin, tüm bu derneklerin hesaplarını tek tek inceleteceğim” dedi.
Röportaj yapmak için bekliyordum ama o atmosferi görünce vazgeçtim. Birkaç dakika sonra Soylu odadan çıktı ve helikopterle yeniden Kahramanmaraş’a geçti.
Bugün yaşanan tartışmalar bana o günü yeniden hatırlattı.
Araştırmalara göre, iş yerinde en fazla mobbinge uğrayanlar, en çalışkan ve başarılı olanlar, farklı ve azınlık görünenler, yardımsever, etik ve yüksek vicdanlı insanlarmış. Yani yamyam tayfası kıskançlıktan öldüğü için onları yıldırıp bastırmaya çalışıyormuş. Gücünüzü geri alın.
@muratozer_ist Bu genç o diplomayı almaya hoca ile fotoğraf çektirme karşılığında mı haketti?4 yılın emeği sonunda hakedilmiş bir diploma var ortada, ayrıca kim bilir bu hoca o gence ne acılar çektirdi.Sadece şov yapmak için mezuniyet töreninde buna kalkışmazdı.Hocadaki ego problemli bence
Türkiye’de insanlar sevdiklerine değil, korktuklarına daha çok saygı duyar. Sizin aşırı iyi niyetli, nazik ve naif tarafınız zayıf olarak görülmenize ve ciddiye alınmamanıza yol açar. Bu yüzden arada birde olsa dengesiz ve çirkef taraflarınızı insanlara göstermekten çekinmeyin.
“Hayatta gerçekte kimin kazandığını bilmek istiyorsanız evde kavgalar içinde büyüyen, suçlamalarla, vicdan azaplarıyla, mutsuz ebeveynlerle uğraşan ve buna rağmen nazik, sevgi dolu ve anlayışlı bir yetişkin haline gelen kişiye bakın.
Asıl bu, üstesinden gelmektir.”
Bir kitabın sayfalarına baktığınızda, başka bir insanın sesini işitirsiniz; belki de bin yıl önce yaşamış ve ölmüş birinin. Okumak, zamanın içinde yapılan bir yolculuktur.
Carl Sagan