Tez ve makale düzenlemek artık sorun değil. Sadece yaz, tezini ve makaleni istediğin formata dönüştür.
Claude Word eklentisini kullanmadan duramıyorum. Tezimi açtım, kaynakçayı otomatik eklettim, içindekiler kısmını yaptırdım, giriş paragrafını yeniden yazdırdım yetmedi danışman notlarını tek tek okutup revize ettirdim.
2026 yılında bu kadar imkan varken tez ve makale düzenleyeceğim diye zamanının çoğunu harcama. En fazla bir saate tezine ve makalene son halini ver.
Nasıl mı yaptım? 👇
Makalemi tezimi yazdım ama şablon dergiye uygun mu tezim üniversite formatına uygun mu devri bitti.
Makaleni yazdın, dergiye göndereceksin ama şablon uymuyor. Ya da tezini bitirdin, üniversitenin formatına uyarlaman gerekiyor. Saatlerce kenar boşluğu, font, başlık stili derdinden kurtulma vakti.
Claude for Word eklentisi tam bunu çözüyor. Word'ün kenar çubuğunda açılıyor, dergi şablonunu veriyorsun, makaleni ona uyarlıyor. Değişiklikleri tracked changes olarak gösteriyor, biçimlendirme bozulmuyor. Beğenmediğini reddediyorsun, beğendiğini kabul ediyorsun.
Nasıl mı yaptım? 👇
Doktora ve yüksek lisans öğrencilerinin %95'i literatür taramasını hala yanlış yapıyor. Haftalarca makale okuyup not alıyor, sonunda elinde dağınık bir yığınla kalıyor.
Ben şu 4 promptu sırayla çalıştırıyorum:
1- [Konu] alanında son 5 yılın en çok atıf alan 20 makalesini bul. Tablo: yazar, yıl, bulgu, yöntem.
2- Bu 20 makaleyi tekrar eden temalara göre 5 kümeye ayır.
3- Her kümedeki çelişkili bulguları listele.
4- Bu çelişkilerden 10 araştırma sorusu çıkar.
Yapay zeka doğru kullanıldığında çok iyi bir asistandır. Kullanmayın diyenlere aldırış etmeyiniz.
Dünyada doktora yapanların oranı sadece %0,01’miş.
Yani bu toplumun %1'lik diliminden bile daha azının ulaştığı bir zihinsel emeği tamamlamak anlamına geliyormuş.
Nurullah Genç'in; “ne yaparsam yapayım, sonunda içimle baş başa kalıyorum ve bir derin hüzün gelip kaplıyor içimi. benim yurdum içimde galiba” dediği yer...
Okuduğun makaleler aklında nasıl kalıcı olur?
Tez sürecinde en sık yaşanan problemlerden biridir:
Makale okunuyor, altı çiziliyor, notlar alınıyor…
Ama birkaç gün sonra içerik püff diye uçup gidiyor.
Bu durum genellikle "hafıza zayıflığı" ya da
"dikkat eksikliği" olarak yorumlanır.
Fakat sorun çoğu zaman bunlar değil.
Burda birkaç kritik nokta devreye giriyor:
İlk nokta makalelerin nasıl bir amaçla okunduğu.
Birçok tez öğrencisi makaleleri:
- Konuya hakim olmak
- Literatürü "bitirmek"
- Okuma listesini "azaltmak" için okuyor.
Bu yaklaşımda makale, zihinde geçici bir bilgi olarak işleniyor.
Zihin de bunu "sonra bakarız" klasörüne atıyor.
Kalıcı olmamasının bir nedeni bu.
Bir makalenin akılda kalıcı olması için, zihnin şu sorulara net cevap bulması gerekir:
- Bu makale benim tezimin hangi sorusuna hizmet ediyor?
- Ben bu makaleyi nerede kullanacağım?
- Bu çalışma benim argümanımı nasıl güçlendiriyor ya da zayıflatıyor?
Bu soruların yanıtı net değilse, makale ne kadar iyi okunursa okunsun bilgi kısa sürede silikleşir.
İkinci önemli nokta şu:
Okuma ile yazma arasında bağ kurulmadığında, bilgi kalıcı olmaz.
Sadece okunan bilgi pasiftir.
Ama okunan bilginin:
- Özetlenmesi
- Başka çalışmalarla ilişkilendirilmesi
- Kendi cümlelerinle yeniden ifade edilmesi
bilgiyi aktif hale getirir.
Aktif hale gelen bilgi zihinde daha uzun süre kalır.
Üçüncü ve en kritik nokta ise tüm süreci kitleyebilir.
Ve çoğu zaman tez öğrencileri tarafından tek başına fark edilmez.
Bu da bizim sadece danışanlarımızla paylaştığımız özel bir bilgi. Bize ayırdıkları zamanın ve maddi kaynağın karşılığı.
Tez sürecini tek başına yönetmek çoğu zaman zordur.
Hangi makalenin gerçekten önemli olduğu
hangisinin sadece arka plan bilgisi olduğu
içeriden bakıldığında netleşmeyebilir.
Bu yüzden "çok okuyorum ama bir şey kalmıyor" hissi
aslında bireysel bir yetersizlik değil
sürecin yanlış yapılandırılmasının sonucudur.
Bu yazıyı okurken
"Evet, benim de böyle bir sorunum var" dediysen
İlk farkındalık oluşmuş demektir.
#akademikoc
iPhone'unuzdaki Notlar uygulaması, kullanabileceğiniz en güçlü araçlardan biridir.
Ama insanların %99'u onun gerçek potansiyelini bilmiyor.
İşte bilmeniz gereken 15 muhteşem özellik (mutlaka kaydedin):👇🏻
Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar,
Ne de şeytan bir günahı, seni beklediğim kadar.
Atama bekleyen öğretmenlerin taleplerini anlatmak için Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in farklı bir konu için yazdığı bu dizeleri kullanmasını, beklentinin boyutunu tarif için zekice buldum doğrusu.
Yarın, Kabine Toplantısı sonrası yeni atama kontenjanı açıklanması beklentisi var. Genç meslektaşlarımızın #Kabine68BinÖğretmenAtaması hashtag çalışması ile seslerini duyurmaya çalışmasını destekliyor, ihtiyacı kapatacak, beklentiyi karşılayacak, hashtag ile belirtilen yeni öğretmen ataması istiyoruz.
#CumhurbaşkanımMEBe68BinAtama
@Yusuf__Tekin | @tcmeb@memetsimsek | @HMBakanligi