“Kıyamet akşam ezanından sonra kopacak” demiş.
Bizde aksam iken dünyanın diğer tarafında gündüz. Bunu düşünemedi. Çünkü ortaçağ bedevileri dünyayı düz sanıyordu..
Türk olmadıkları için, Türk’ün fabrikasını satıyor, Türk eğitimini bozuyor, Türk tarımını bitiriyor, Türk hazinesini eritiyor, Türk’e kumpas yapıyor. Tabi bunları yaparken de tepki görmemek için, müslümanım diyor.
Annem, SSÇ yasa değişikliğine karşı çıkan 160 STK’yı da ortaya döküyor. Müthiş biri. Gurur duyuyorum kendisiyle. Hepsine de tek tek cevap veriyor. Kraliçedir. 👸
Bugünkü komisyon toplantı görüşmelerini okudum. “Bir komisyonda ilk defa bir araştırma yapıldı, çocuklarla bir araştırma yapıldı, bu belki de hiçbir komisyon tarihinde olmayacak bir şey” demiş biri. Biri de “1.5 senedir tartışıyoruz” demiş.
Ahmet’ten önce hiçbir şey yapmamışlar.
Bir çocuk, geleceğini yaşamaya fırsat bulamadan aramızdan alındı.
En çok da ‘daha yapacaktı’ cümlesi yakıyor insanın içini…
Kalbimizi söktünüz be !
#MinguzziYasasıTBMM
Bizi Ahmetsizlikle sınadınız. Yer gök yıkılsın umrumda bile değil, suça sürüklenen çocuklarınız suça sürüklenmemeyi seve seve öğrenecek.
#MinguzziYasasıTBMM
Çocuk Koruma Kanunu, TCK ve ilgili kanunlardaki değişiklik teklifi, yasa tekniği bakımından, son dönemlerde gördüğüm en düzgün çalışma.
A) Genel Olarak,
1) Çocuğun gözetimi ve eğitiminde ihmal gösteren, aile yükükümlülüğünü ihlal eden ebeveynler için objektif özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle verilecek cezaların artırılması,
2) Çocuğun, silaha erişmesine neden olanların (aile) cezalandırılması,
3) Çocukların silaha erişmesi hususunda 6136 S.K’ye eklenen hükümler sorunun tespiti ve çözümü bakımından gayet yerinde.
B) Bunun yanında,
1) Çocuğun işlediği iddia edilen suçun niteliğine bakarak, kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşan yaralamada,
a. Kast,
b. Güdülen amaç,
c. Suçun işleniş biçimi,
d. Daha önceden işlenmiş kasıtlı suçtan mahkumiyet hallerinde “yetişkin gibi yargılamaya” olanak sağlayacak düzenlemenin getirilmesi de evlatlarını kaybeden ailelerin ve toplumun beklentisine uygun olması yanında yine tespit/çözüm bakımından yerinde.
Bu hükümde verilen süreli hapis cezalarının alt ve üst hadlerinin değiştirilmesi için de aynı şeyi düşünüyorum.
2) İnfaz Kanunu’nda, 12-15 yaş grubunun cezaevinde geçirdiği 1 günün 2 gün yerine geçeceğine dair hükmün de, kasten öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenmiş suçlar, uyuşturucu ticareti ve örgüt suçlarından verilen mahkumiyet halinde kaldırılması, “cezasızlık” algısının zaman içinde değişmesini sağlayabilir.
3) Belki de en önemli husus, yine sıkça dile getirdiğimiz biçimde “suça sürüklenen çocuk” kavramının “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirilmesi. Bu değişiklik bir yandan suçla ilişkilendirilen çocuğun, mağdurun da çocuk olduğu dosyalarda, kavramsal olarak “kayırıldığı” hissini engelleyecek nitelikte ama bir yandan da, kanun gerekçesinde de ifade edildiği gibi “SSÇ” kavramının, yargılanan çocuğa karşı “suçlu” ön yargısını yaratmasının önüne de geçecek nitelikte.
Zira, ceza yargılamasında yetişkin, soruşturmada suç şüphesi altındayken şüpheli olarak, yargılamada sanık olarak, ancak hükmün kesinleşmesi ardından “hükümlü” olarak adlandırılmaktayken, çocuk yargılamasında bu durum hüküm öncesi tüm süreçlerde “SSÇ” kavramıyla ifade edilmekteydi.
Suça sürüklen(en) çocuk kavramı, aslında suç şüphesi altında iken dahi terminolojik olarak “sürüklenen” kavramıyla çocuğun suçu işlediğinin kabulü sonucunu doğurmaktaydı. Bu haliyle, kavramın yasaya girme amacını karşılamıyordu. Bu haliyle kavramsal değişiklik de gayet yerinde.
***
Değişiklikler evlatlarımızı geri getirmeyecek. Geriye dönük uygulanamayacağı için devam eden yargılamaları da etkilemeyecek. Evladını yitirmiş aileler, bu gerçekliği bilerek mücadele ediyordu.
Gerek onların mücadelesi gerekse kısa-orta vadede evlat kayıplarının nedeni olan çocuk suçluluğunun önlenmesi için yasal düzenlemelerin yerinde olduğunu düşünüyorum.
Ama tek başına yasalarda yapılan değişikliklerin suçu önlemediğini, özellikle kadına yönelen şiddet eylemleri, uyuşturucu suçları gibi can yakıcı konularda yaşayarak öğrendik.
Çocuğun şüpheli ve mağdur olarak yer aldığı suçlar başta olmak üzere, “çok disiplinli” bir suçla mücadele planı uygulamaya geçmezse, aynı acıları yaşamaya devam ederiz. Bunun da ötesinde suçla mücadeleyi yalnızca devlet eliyle yürütmenin olanaklı olmadığını bilerek aileden, okuldan, mahalleden başlayacak bir toplumsal mücadele içinde olmak dışında çaremiz yok.