@IBBcozummerkezi Maalesef Kanlıca Barış Manço Cad. hala bu vaziyette. Ekipleriniz sadece A.hisarındaki küçük bir bölgeyi temizlemiş. Kaldırımda yürüme sorunu devam ediyor. Fotoğraflardaki bölge Kanlıca iskele ile Körfez arasındaki Barış Manço caddesidir @IBBcozummerkezi
@Beykoz_Bld@istanbulbld@IBBcozummerkezi@tcbestepe Aylardır Beykoz’da kaldırımlar bu halde. Burası Körfez-Kanlıca arasındaki Barış Manço caddesi. Kavacık’a çıkan Mehmet Ali Birand Cad. Ve A.Hisarı’na giden Körfez cad. aynı durumda. Yayalar nereden yürüyecek? Alternatif nedir?
18 Mart 1915…
Bugün, dünyanın en güçlü donanmalarına karşı Türk milletinin iradesini kabul ettirdiği günün 111. yılı.
Sabah saatlerinden itibaren Çanakkale Boğazı ağır bombardıman altındaydı. İngiliz filosunun kurmay başkanı Amiral Keyes’in hatıratı da o an Türk tarafının ne kadar kritik durumda olduğunu gösteriyor. Şöyle yazmış:
“18 Mart saat 1300’ten sonra Türk tarafında armadanın ağır bombardımanı nedeniyle durum çok kritik bir hale gelmişti. Türk tabyalarında telefon hatları kesilmiş, İstihkamlarla tüm iletişim kopmuş, pekçok top kullanılmaz hale gelmiş, bazılarıysa yarı yarıya toprak altında kalmıştı. Böylelikle düşman, iyimserliğimle bilinen benim bile hayal ettiğimden daha kötü bir çıkmaza girmişti. “
Öğleden sonra her şey değişti.
Hatırat devam ediyor.
“ikinci hat Fransız Zırhlısı Suffren liderliğinde geri çekiliyordu. Bouvet zırhlısı da hemen onun arkasındaydı. Durumlarını görmek için onları dikkatle izliyordum. Suffren önümüzden geçmiş Bouvet hemen yanımızdaydı ki saat 1354’te büyük bir duman bulutu gördüm ve Bouvet’ye ağır bir top mermisinin çarptığını düşündüm. Bunu takiben çok büyük bir patlama yaşandı. Sanki cephanelik patlamış gibiydi. Hala hızla yol alırken yan yatıp dakikalar içinde alabora oldu ve süratle gözden kayboldu. Bouvet’nin mayına çarpmış olabileceği o an ne benim ne de amiral De Robeck’in aklına gelmişti. Ancak hayatta kalan mürettebat sorgulandıktan sonra cephaneliğin top mermisi isabeti ile değil bir mayın nedeniyle patladığına karar verildi. Şimdi onun Nusret’in mayın hattının ilk kurbanı olduğunu biliyoruz.”
Müttefikler zaferin eşiğinde olduklarını düşünmüştü.
Ancak Fransız Bouvet zırhlısının birkaç dakika içinde batması her şeyi değiştirmişti.
Ardından İngiliz zırhlıları HMS Irresistible ve HMS Ocean mayınlara çarparak sulara gömüldü. HMS Inflexible ve iki Fransız zırhlısı kıyı bataryaları ve mayın teması sonucu ağır hasar aldı. Saat 18.00’e doğru o 18 gemilik mağrur filo 12 gemiyle geri çekildi.
Bu, imparatorluk gururuna indirilen ilk büyük tokattı.
Çanakkale’de olan sadece bir deniz muharebesi değildi. Mayın ve namlunun birlikte yarattığı etki, dünyanın en güçlü donanmalarından birini durdurdu. Bu taktik başarı, stratejik sonuçlar doğurdu ve savaşın gidişatını etkiledi.
Ardından karadan geldiler. Bu kez karşılarında Mustafa Kemal ve Mehmetçik vardı. Sonuç değişmedi. Kaçar gibi 9 Ocak 1916’da geri çekildiler. İngiltere’de hükümet düştü.
Sonuçta tüm dünya şu mesajı aldı. “Türklerle savaşmak kolay değildir.”
1915’in 18 Mart’ında ortaya çıkan ruh bugün de geçerlidir. Ancak bunu sadece anmak yetmez. Kendine güvenen, aklı ve disiplini öne koyan bir anlayışla yaşatmak gerekir.
Çanakkale’de denizde ve karada mücadele eden tüm kahramanları saygıyla anıyorum.
Bugün Hürmüz’de de yaşananlara baktığımızda tarih bir kez daha kendini hatırlatıyor. Küresel güçler ile bölgesel bir irade yeniden karşı karşıya. İran, ağır baskıya rağmen direniyor. 111 yıl önce coğrafya, mayın ve namlunun kardeşliği vardı, şimdi de coğrafya, SİHA ve hipersonik balistik füze kardeşliği var.
Çanakkale’de olduğu gibi sonuç sadece askeri değil, jeopolitik olacak.
Dilerim 111 yıl sonra emperyalizm bir kez daha yenilir.
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi kutlu olsun.
Türkiye; rüzgara karşı yürüyen bir fikir adamını, bir inatçı mücadele insanını, bir tavizsiz vatanseveri yitirdi.
Aklıyla, öfkesiyle, iradesiyle, diliyle biricikti.
Hepimizin başı sağ olsun.
Elveda Nihat Abi.
Usta kalem, keskin bir vicdan, sarsılmaz bir Cumhuriyetçi Nihat Genç’i kaybettik.
Topluma ayna tutan cesaretiyle, halktan yana duruşuyla, bağımsız kalem olmanın ne demek olduğunu hepimize gösterdi.
Nihat Genç'e Allah'tan rahmet, ailesine, sevenlerine, Türk basınına baş sağlığı ve sabır diliyorum.
#NihatGenç
Mutlaka izleyin. Bu ülkede gazetecilik nasıl hapsedildi. Boş bir koltukta bunu göreceksiniz. Yüz binlerce kişi her sabah gerçekleri ondan dinlediği için Fatih Altaylı cezaevinde.
Fatih Altaylı YORUMLAYAMIYOR
https://t.co/na9u4aai9z @YouTube aracılığıyla
İşin aslını herkes biliyor.
Fatih Altaylı Cumhurbaşkanını tehdit ettiği için değil, ülkenin en etkili YouTube yayıncısı olduğu, haftanın 5 günü en az yarım milyon insana ulaştığı, iktidarı kıyasıya eleştirdiği ve başka türlü susturulamadığı için tutuklandı https://t.co/3teatLjnW5
Kredi kartı için yıllık 750 lira, her noter işlemi için ekstra 75 lira, araba alıp satarken ikinci elde 1.500 lira, sıfırda 3.000 lira, saatiniz 5.000 liradan fazlaysa ekstra katkı payı, vergi ödememiz için teklif meclise sunulmuş.
Ekonomiyi kredi kartı olan halk mı bozdu?
Tüm ülkeler enflasyonla mücadele için faiz arttırırken, ekonomi bilimiyle inatlaşıp faizi düşüren… Bu iş öyle olmuyormuş deyip sonra faizi çok geç de olsa arttırıp, enflasyonu daha da yükselten; notere giden halk mıydı?
Kamuda ne kadar tasarruf yapıldı?
Kaç uçaktan, makam aracından vazgeçildi de sıra halkın kredi kartına, saatine geldi?
Yav bu halk size ne etti?
Aslında var ya muhalefet olacak neler yapılırdı neler…
@TurkcellHizmet@SuperYardim@Turkcell 5 saat oldu hem tv+, hemde superonline çalışmıyor. Müşteri hizmetleri sorun yok ama bişey yapamıyoruz diyor. Ücretini ödediğimiz hizmeti neden alamıyoruz? Ürününüzü satarken varsınız ama sorun çıktığında neredesiniz
@SuperYardim@Turkcell 5 saat oldu hem tv+, hemde superonline çalışmıyor. Müşteri hizmetleri sorun yok ama bişey yapamıyoruz diyor. Ücretini ödediğimiz hizmeti neden alamıyoruz? Ürününüzü satarken varsınız ama sorun çıktığında neredesiniz?
Dilan Çıtak: "Yaptığımdan asla utanmıyorum!"
Bir de başarıymış gibi normal bir vatandaşın yapmaması gereken her şeyi sıralamış! O dediklerini iyi ve normal vatandaşlar zaten yapmıyor, ek olarak senin yaptığın gibi şeyleri de yapmıyoruz! Adam gibi kurallara uyuyoruz, uyarıldığımız zaman saldırmıyoruz, polislik olunca tehdit etmiyoruz!!! Sen ve senin gibiler de yapmayacak! Etmeyecek!
Öğreneceksiniz insan gibi medeni bir şekilde yaşamayı, yoksa böyle zırlar durursun!
Seni eleştirdiğimiz için biz de asla pişman değiliz!!!
İbrahim Tatlıses'in kızı Dilan Çıtak kendisini eleştiren hesaplara "PR kasıyorlar" diyor. Üstelik "yaptıklarımdan pişman değilim" diyor.
Görevini yapan masum bir polisi "seni yerler koçum" diye tehdit etmek, "adam ol" diye hakaret etmek normal mi?
Tabiki eleştireceğiz! Tabiki normal karşılamayacağız!
Kendinizi bir şey zannetmeyin!
İsrail Gazze savaşı nedeniyle Netenyahu Hükümetine destek için Doğu Akdeniz’de bulunan Amerikan Amfibi Hücum Gemisi USS Wasp ile donanmamızın tam da İsrail’in Batı Şeria’da harekata başladığı 14 Ağustos 2024 günü Passex eğitimi icra etmesi dış politikadan öte moral değerler yönüyle çok ciddi bir hataydı. Şimdi aynı gemi Zafer haftamızda 9 Eylül’e 7 gün kala İzmir’de liman ziyaretine kabul ediliyor. Herşey normal olsa, kuzey ve güneyimizde savaşlar olmasa çok normal kabul edilebilecek bu ziyarete bugünkü yakıcı konjonktürde Dışişlerimiz tarafından klerens verilmesini anlamak imkansıza yakındır. Türkiye’miz bu kadar mı zor durumdadır? Bu kadar taviz neden veriliyor? 9 Eylül’ün ve zafer haftamızın tarihsel dönüm noktasında gerileyen deniz hegemonunun güç aktarım aracı bu gemisinin Kurtuluş ve Mavi Vatanın önemli simgesi Izmir’de boy göstermesine izin verenler ulusal onurumuzu ve milli duruşumuzu hiç mi önemsemiyor?
Simge Fıstıkoğlu: "Dileyen 'ırkçı' diyebilir, ben bir Türk öğretmeninin vatandaşlık satın alan bir Iraklı ailenin çocuğu tarafından öldürülmesine üzülüyor, öfkeleniyorum, içerliyorum! Bu ülke bunu hak etmiyor"
#ibrahimoktugan
Ülkelerinde ağız tadıyla bir maç bile yapamayacak kadar uzak kültürden olduğumuz adamlardan kendi ülkemize milyonlarca doldurduk. Entegrasyon deyip duruyorlar. Palamutlar adaptasyon geçirip yürümeye başlar da Araplar Türkiye Cumhuriyeti'ne entegre olamazlar.
Mehmet Demirkol: “Biz 100 yıl önce kararımızı vermiş bir ülkeyiz. Sen benim adıma, benim ulusum adına Suud ile Atatürk pazarlığı yapıyorsun. Bu kadar ilkesizlik olur mu? Ülkenin kurucusu tartışılır mı? Kim verdi sana bu yetkiyi? Kimsiniz siz? Nasıl yapabilirsin bunu? Ne hakla?”