Herkesin hamurunda yok. Gerçekten yok. Vefa yok, senin kadar sevmek yok, hissetmek yok, mutluluk ya da üzüntü yok, empati yok, insan formundalar ama insanı insan yapan her şeyden mahrumlar. Sadece mekanikler. Algıları bir yere kadar.
Hayat ne yirmilerde ne de otuzlarda başlar. Hayat farkında olduğun anda başlar. Korkmadığında, umursamadığında, kendi yoluna devam ettiğinde ve önce kendini sevdiğinde başlar...
Bazı günler hiçbir şey başaramamış gibi hissedersin ama sırf yataktan kalkıp o günü taşıdığın için bile takdiri hak edersin. Herkesin görünmez bir savaşı var ve bazı zaferler dışarıdan görünmez. Sadece nefes almaya devam etmek bile, bazı günlerde en büyük cesarettir.
Şu hayatta en çok neyde zorlandın deseler kabullenmek derim. Kaybedişimi, imkânsıza olan düşkünlüğümün hüsrana dönen neticesini, boşa giden ömrün geri gelmeyişini, eskisi gibi bir daha neşeli, hayat dolu olamayacağımı kabullenemiyorum. Çok ağır bu yük çok Allahım sen hafiflet.
En tehlikeli insan kimdir, bilir misiniz? Herkese kendini dört dörtlük tanıtır. Birinin yanında olması için diğerini kötü ilan eder ve kötü ilan ettiği insanla oturup yanında olanın da dedikodusunu yapar; iki yüzlüdür. Allah böyle tehlikeli insanları hayatınızdan çıkarsın.
Ben vefasızım.
Arkadaşlıklarım hep geçici.
İnsan da sevmem pek.
Gitmek isteyen gider, aramayanı aramam, gelmeyene gitmem.
Tabii bunun bir sebebi var.
Eskiden fazla vefalıydım.
Ve sizi temin ederim ki, size değer vermeyi bilmeyen kişi bir gün pişman olacak ve en büyük hatasının sizi kaybetmek olduğunu anlayacak. Sizi arayacak ve geri kazanmak için her şeyi yapacak, ancak çok geç olduğunu anlayacak, çünkü sizi sonsuza dek kaybetmiş olacak.