Hayat bana şunu öğretti: İyi olmak yetmez, güçlü görünmek zorundasın. Acını, hüznünü ve kırgınlığını herkese gösteremezsin. Çünkü bazı insanlar yaralarını iyileştirmek için değil, en zayıf yerinden vurmak için bekler.
Bir insana değer vermek, özen göstermek, onun kıymetini bilmek de bir kültürdür. Bunun bir eğitimi yoktur, kitaplarda da yazmaz zaten. Bunun yolu insan olmaktan geçer.
Bir şeye kendini ne kadar fedâ ettiysen o şey olmadığında öfken de iç kırıklığın da o kadar büyük olur. “Beklentisiz bekleyiş” ne kadar zor. Esas büyüklük, bir şeye kendini fedâ etmede değil, anlamlı şeyler için kalbini yormada ve yorgunluğuna değmese de neticeyi kabullenmede.