Soykırımcı İsrail’in içinde vicdan ve merhamet taşıyan insanlığa yaptığı en büyük kötülüklerden biri, insanlığı böylesi korkunç bir vahşete alıştırmasıdır.
Daha dün enkaz altından, aralarında yetmiş masum çocuğun da olduğu 100 şehidin naaşına ulaşıldı. Böylesi bir katliamın bile haber ve gündem değerini kaybetmesi; zulmün nasıl sıradanlaştırıldığını ve insanlığın vicdanının nasıl köreltildiğini gösteriyor. İnsanlık adına bundan daha korkunç ne olabilir?
Gazze’de enkazların altında çocuk bedenleriyle birlikte her gün insanlık da can çekişiyor. Bugün onları hiç değilse hatırlamak, yaşananları duyurmak ve o mazlumları unutturmamak insani olduğu kadar İslami de bir sorumluluktur. Çünkü zulme karşı söz söylemek, en azından onu görünür kılmak ve unutulmasına izin vermemek de hepimiz üzerinde bir borçtur.
Yarın mazlumların karşısında, gördüğümüz hâlde sustuklarımızla da hesaba çekileceğiz. Ve bu sessizliğin vebali çok ağır olacaktır.
Rabbimiz, bir an önce bütün insanlığı bu ağır vebalden halas eylesin. Mazlumlara sabır, güç ve nusret ihsan buyursun.
Bu gece Rebîülevvel ayının 12. gecesi, İsneyn gecesi… Resûl-i Ekrem Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin dünyamıza teşriflerinin 1501. sene-i devriyesi.
Bu gece ol gecedir kim ol şerîf
Nûr ile âlemleri eyler latîf
Bu gece şâdân olur erbâb-ı dil
Bu geceye cân verir ashâb-ı dil
Velâdet-i Nebî, İslâm ümmetine mübarek olsun.
Bu mübarek gece, içimizde sönmeye yüz tutan insanlık ve İslâmlık kandilini yeniden tutuştursun. İnsanlığın rahmete, ümmetin ise vahdete duyduğu ihtiyacı yeniden idrak ettirsin. Rabbimiz, Resûl-i Ekrem’in sünnet-i seniyyesine hakkıyla tâbi olmayı ve onun ümmeti olmanın mesuliyetini hakkıyla taşımayı bizlere nasip eylesin. Başta Gazze ve Doğu Türkistan olmak üzere, zulüm altında bulunan bütün kardeşlerimizin hürriyet ve selametine vesile olsun.