@aykiri O paraları hereyerde her ortamda veren var kat kat fazla verenler var hatta umurlarında bile değil hatta az bile onlar için kolay para kazanınca harcamasıda kolay kabahat onlarda değil bunlara bu fırsatı sunanlarda.
@gurseltekin34 Kk oy falan yok alyınızın tuzu kuru vatandas kan aglıyor yoksullukdan 13 sene ne yapamadınızda bu saatten sonra yapacaksınız elinizi tutanmı vardı partıyıde en sonunda böldürdünüz başka çanaklara su taşımak için gözünüz aydın olsun kırmızı koltuklarda rahat oturun
@dderyaq İşte kadınların özeti sosyal medyadada mangalda kül bıralmazlar büyük büyük konuşurlar iş uygulamaya geldimi koca bir balon ne afraları ne tafraları huysuzkları biter ver bol parayı gezsın yurt dısı yurt içi onda ne var ne giyoyo neresini yaptırmış lüks marla takınıtlı özentiler
94 yaşındaki efsane aktör Clint Eastwood, genç nesle lüksün gerçek anlamını şu sözlerle anlattı:
“Lüksü saatlerde, bilekliklerde, villalarda ya da yatlarda aramayın.
Lüks; kahkaha atabilmek, dostlarla vakit geçirmek, yağmurun yüzünüze düşmesi, sarılmalar ve öpücüklerdir.
Lüksü mağazalarda, hediyelerde, partilerde ya da etkinliklerde aramayın.
Lüks; sevilmek, saygı görmek, anne babanızın hâlâ hayatta olması ve torunlarınızla oynayabilmektir.
Gerçek lüks, paranın satın alabildiği değil; satın alamadığı şeylerdir…”
@ozgurerdursun Ya bırak bu işleri kendi aldığınız paralara bakın önce, millete sadaka gibi odedıgınız 20 bin tl konusacagına insanlar yasalarla belirşenmiş hakkını aldı.
@esmeray_nalan Ülkede tüm sorunlar bitmiş 60 , 70 yasına gelmiş kac yerden maaş aldığı belli olmayan tipler gercekte kendi ikballerinden başka birşey düşinmeyenler sözde siyaset yapıyoruz edasıyla milleti çok düşünüyomuş gibi konusuyolar ya bırakın sov yapmayı. Siz yolundasınız
Bana kendimi kötü hissettiren merhametsizlere, sevgimi sorgulatan aptallara, her şeyin faturasını bana kesen empati yoksunlarına, olmadık acılarla beni baş başa bırakan vurdumduymazlara, iletişimi problemli ve üslubu nezaketten uzak olanlara, görgü namına hiçbir şey öğrenememiş ve kendine hiçbir şey katmamış lakin uyanık pozlarla desteklenen ukala tavırlar takınmayı adet edinmişlere diyeceğim tek şey şu ki;
Kalbiniz gibi kalplerde olun hep.
Bazı insanlar hayatına seni sevmek için gelmez. Seni tanımak, seninle büyümek, seninle yol yürümek için gelmez. Bazı insanlar sadece senden güç almak için gelir. Senin şefkatinden, anlayışından, sabrından, sevme kapasitenden beslenmek için gelir. İlk başta bunu fark etmezsin. Çünkü seni iyi hissettirirler. Sana “çok özelsin” derler. Senin farkını överler. Ve sen sanırsın ki seçildin. Oysa seçilen sen değil, senin enerjindir.
Bu tip insanlar genelde yaralı gibi görünür. Geçmişlerinden bahsederler, hayal kırıklıklarını anlatırlar, kendilerini anlaşılmamış hissederler. Senin empati damarına dokunurlar. İçindeki iyileştirici tarafı uyandırırlar. Sen “onu anlıyorum” derken, aslında yavaş yavaş yük almaya başlarsın. Onun ruh hâlini sen taşımaya başlarsın. Onun iniş çıkışlarını sen dengelersin. O kötü olduğunda sen toparlarsın. Ve bir süre sonra fark edersin: İlişkide bir kişi büyürken, diğeri tükeniyor.
Seni sevmek için gelen insan seni hafifletir. Senden güç alan insan seni ağırlaştırır. Bunu çok net hissedersin. Yanında sürekli kendini açıklamak zorunda kalıyorsan, onun duygularını sen yönetiyorsan, kendi ihtiyaçlarını erteleyip onun hassasiyetlerini öncelemeye başladıysan… Orada sevgi yoktur, orada enerji aktarımı vardır. Sen verirsin, o alır. Sen tutarsın, o bırakır. Sen bağlanırsın, o konfor alanında kalır.
Bu insanlar seni seçmez, sana yaslanır. Seni sahiplenmez, seni kullanır. Seni gerçekten görmek yerine, kendilerini senin aynanda izlerler. Sen onların hayatına düzen getirirsin, onlar senin hayatına karmaşa. Sen sakinleştirirsin, onlar tetikler. Sen çözersin, onlar sorun üretir. Ve buna rağmen kalırsın. Çünkü “ben böyleyim” dersin. Çünkü güçlü olduğuna inanırsın. Çünkü vazgeçmek sana zayıflık gibi öğretilmiştir.
Ama şunu bil: Güçlü olmak, her yükü taşımak değildir. Güçlü olmak, seni tüketen yerden kalkabilmektir. Seni seven biri, senin enerjini yükseltir. Senden güç alan biri ise seni yavaş yavaş boşaltır. Ve bu boşalma sessiz olur. Bir sabah uyanırsın ve eskisi kadar hevesli olmadığını fark edersin. Aynaya bakarsın ve gözlerinde yorgunluk görürsün. Kalbin hâlâ atar ama artık heyecanlanmaz.
En acı farkındalık şudur:
Sen onu iyileştirmeye çalışırken, o seni yavaş yavaş tüketmiştir.
Ve sonra bir gün durursun. Geri çekilirsin. Kendini seçmeye başlarsın. İşte tam o noktada onların maskesi düşer. Çünkü sen artık vermediğinde, onlar kalamaz. İlgi azaldığında, sabır çekildiğinde, şefkat geri alındığında… bir anda “değişmişsin” olursun. Oysa değişen sen değil, artık sınırsız kaynak olmamandır.
Bazı insanlar seni kaybettiğinde üzülmez. Sadece beslenme alanını kaybettiği için huzursuz olur.
Bunu anladığında içinden bir şey kopar ama aynı anda bir şey yerine oturur. Çünkü artık bilirsin: Ben sevilmedim, ben kullanıldım. Ve bu farkındalık seni özgürleştirir. Çünkü artık kimin seninle yürümek istediğini, kimin sadece senin sırtına binmek istediğini ayırt edebilirsin.
Unutma…
Seni seven insan seni taşır.
Senden güç alan insan sana yük olur.
Ve sen kimsenin yükü olmak zorunda değilsin.
Ama kimsenin kaynağı da değilsin.
İşte gerçek güç tam burada başlar. Ve bir noktadan sonra şunu fark edersin: Aslında onları sen hayatta tutuyordun. Senin sevginle, sabrınla, varlığınla ayakta kalıyorlardı. Sen konuştuğunda rahatlıyorlar, sen sustuğunda panikliyorlardı. Çünkü sen onların iç boşluğunu dolduran şeydin. Ama bu bir ilişki değildi; bu bir dayanma hattıydı. Sen onların duygusal koltuk değneğiydin. Ve kimse koltuk değneğini gerçekten sevmez, sadece ihtiyaç duyar.
İşte bu yüzden sen geri çekildiğinde garip tepkiler verirler. Bir anda seni suçlamaya başlarlar. “Değiştin”, “eskisi gibi değilsin”, “soğudun” derler. Çünkü sen artık vermiyorsundur. Artık onların yükünü taşımıyorsundur. Ve bu onlara terk edilmişlik gibi gelir. Oysa terk edilen onlar değildir; terk edilen, senin onlara sunduğun sınırsız enerjidir.