XxL’ den bir alıntı :
Bize yıllarca evrenin temel yapı taşının atomlar olduğu öğretildi ama bilinmeyen şu ki bu evrenin bize söylediği en tatlı yalanlardan biri.
Atomun içine yeterince yaklaştığında ortada fiziksel bir madde kalmıyor sadece olasılık bulutları ve matematiksel denklemler var. Yani masaya vurduğunda çıkan ses maddenin maddeye çarpması değil iki farklı bilgi paketinin birbiriyle etkileşime girmesi. Eğer evren maddeden değil de bilgiden oluşuyorsa bu bildiğimiz her şeyi yıkar. Termodinamiğin aksine yeni fizik yasaları bize evrendeki bilgi düzensizliğinin azalmaya başladığını ve sistemin kendini optimize ettiğini gösteriyor.
Kendi dna zincirini düşün o sarmal 3.3 milyar harflik bildiğin yazılım kodundan başka bir şey değil ve bedenin sadece bu kodu çalıştıran ıslak bir donanım. Bugün fizikçiler kara deliklerin yuttuğu her şeyin bilgisini olay ufkunda sakladığını bas bas bağırıyor çünkü evrende hiçbir data silinemez. Teslanın beynim sadece bir alıcı demesi boşa değildi. Bizler uzay boşluğunda süzülen tesadüfi et yığınları değiliz. Bizler evrenin kendini anlamak kendi kodunu okumak ve hataları ayıklamak için yarattığı biyolojik sensörleriz.
Şu an bu yazıyı okurken sadece ekrandaki piksellere bakmıyorsun gerçeklik olan kozmik sunucuyla senkronize oluyorsun. Dokunma diye bir şey yok sadece veri aktarımı var.
#data #information #knowledge
“.. İki nöron arasında yeni sinapslar, yani yeni bağlantılar kendiliğinden oluşmaya başlıyor!
Hücre Çekirdeğinden Sinapslara Giden Emir
Bu aslında beyin ile ilgili insanlık tarihinin en önemli keşiflerinden birisiydi: Nöronlar aralarında yeni bilgileri kaydetmek, uzun süreli hafızaya taşımak adına yeni bağlantılar kurabiliyorlardı. Yani hafıza dediğimiz, öğrenme, hatırlama dediğimiz şeyin özünde beynimizde gerçekleşen somut, fiziksel bir değişim yatıyordu. Bakın bu bilgi çok ama çok önemliydi..”
@BebarBilim
Bilimde bu yeni fark edilen önemli konuyu ve bunun içeriğini-mekanizmasını @AhmedHulusi, ✨🧠“ZİKİR” 🧠✨adı altında dünyada ilk defa "İnsan ve Sırları" kitabında(1986) yayınlanmıştır. Ayrıca “Dua ve Zikir” kitabında (1991) da bu konu detaylı bir şekilde açıklamıştır. Hatta, zikrin önemi, @AhmedHulusi nin bu konuda yaptığı açıklamalardan 10 sene sonra bilim dünyasında ilk defa Scientific American dergisinde John Horgan adlı bilim insanın 1993’de yayınlanan çalışması ile tespit edilmiştir.
⬇️⬇️⬇️
“Zikir”, beyinde tekrar edilen kelimenin mânâsı istikametinde, beyin kapasitesini arttırır.
Siz beyninizde belli bir kelimenin anlamını içeren frekansı tekrar ettiğiniz zaman, o frekans o beyin hücrelerinden artarak yayılıyor, nöronlar vasıtasıyla atıl, devrede olmayan diğer hücreleri devreye sokuyor.”
Daha sonraki yıllarda da şöyle açıklamaları olmuştur:
⬇️⬇️⬇️
“Zikir ve Dua ile Genlerinizi Değiştirebilirsiniz! “EPİGENETİK” BUNUN KANITI!
Beynin hakikati, quantum mind’dır! Bedenin yapısı da frekanslar kompozisyonudur.
Beynin YÖNLENDİRİLMİŞ MİKRODALGA üretme tekniği DUA!
ZİKİR, beyninin özelliklerini aktive etmedir, frekans hareketidir.
ZİKİR VE DUA İLE GENLERİNİZİ DEĞİŞTİREBİLİRSİNİZ: “EPİGENETİK” BUNUN KANITI!
@AhmedHulusi
Seyretmenizi tavsiye ettiğim bazı videoları:
https://t.co/zb4mQyzGvF
https://t.co/6CTevOpxNA
https://t.co/QPDO9amJSx
Aslında…
Bilim, bu mekanizmanın derinine işleyişini çözmeye çalışırken, işin özünü @AhmedHulusi yıllar öncesinde bakın nasıl açıklamış :
✨💫İşin özü✨💫
“ …İnsan yaşamındaki her şey beyinden açığa çıkar!
Beyin, insandır!
Bedeni ve beyni oluşturan gerçekte,
“bilgi”den başka bir şey değildir!
Beyin, “bilgi” yumağıdır, hazinesidir!
Bilgi, aynen bilinçtir! Bilgi ile bilincin ayırt edilmesi asla mümkün değildir!
“Unutulan veya hatırlanmayan bilgi dolayısıyla bilinç de mi ortadan kalkıyor” diyenlere deriz ki, bilgisiz bilinç olmaz!
Bilinç dendiği anda ortada bilgi vardır.
Bilgi, bilincin sûretidir!
Bilinç, bilginin benliğidir.
Kısacası, ikisi aynı şeydir.
DNA’ların “bilinçli bilgi birikimleri”nden başka bir şey olmadığını yeni fark ediyoruz.
Nöronların ya da DNA’ların “dalga”larla değişik veritabanları oluşturduklarını yeni yeni fark ediyoruz!
Beynin biyokimyasının, biyoelektrik yapı tarafından yönlendirildiğini daha dün fark ettik…
Enzimlerin dahi “can”lı ve “bilgi”li olduğunu hayretle fark ettik!..
Her hücredeki binlerce enzimin her birinin özel görevi olduğunu şaşkınlıkla izlemeye başladık.
Günümüzün “dünde yaşayan bilgi birikimlerinin”, bunları algılaması veya kabullenmesi elbette ki çok zor!..”
“ Yenilen” Sesli Kitap:Salavat ve Ayna Nöronlar 2006
https://t.co/EfbQnKLgd4
💫✨💫Ve daha da derinine inersek…💫✨💫
Bilim, anının veya düşüncenin hücre çekirdeğindeki DNA'yı nasıl tetikleyip maddeyi (biyolojiyi) değiştirdiğini.. hücre çekirdeğinin canlanıp etrafına mRNA'lar saçarak yeni köprüler kurması, bu "içeriden dışarıya yaratım ve kayıt" mekanizmasını
hayretler içinde izlerken,
@AhmedHulusi, çok uzun zamandır farklı tarihlerde bu hakikati dile getirmiştir:
⬇️⬇️⬇️
"RUHUN NEFHİ", üflemedir. Üfleme, içten dışa açığa çıkmadır. Beynin hakikati, el Esmâdır ('BIZ' sözcüğünün işaret ettiği) RUH ondandır. Yani Ölümsüz insan
RUHU, beyinin alt boyutudur ki, hakikati orijini olan Allâh Esmâsı
özelliklerinden oluşmuştur. Bu yüzden, beyin deyince, ondaki özellikleri, nöronik yapıdan değil, alt boyutu olan dalgaboyu/bilgi/data yönünden anlamak çözmek gerekir.
https://t.co/o8fkMSTdy6
#Facebook
Video: The Nonreturnable Infinite Journey of the Human Spirit
Everything is in the brain!
Life is the automatically generated output of the data that is received by the brain as input.
There is no 'me' besides the brain.
The brain 'creates' the concept of 'I' in order to identify
ITSELF. And it identifies with what it manifests as this 'I.
@AhmedHulusi
https://t.co/6nXMWzmmpf
https://t.co/OYoQqf3Mfr
Aşağıdaki görsel @AhmedHulusi nin açıklamalarına göre hazırlanmış bir görseldir.
Görselin yazılı hali:
Evrenin ve insan bilincinin işleyişini beş aşamalı bir süreçle açıklayan bu görselde, süreç, görünmeyen %96'lık kısmı oluşturan kuantum potansiyel alanlar, karanlık madde ve karanlık enerjinin tüm ihtimallerin kaynağı olarak tanımlandığı "Kuantum Alanlar" aşamasıyla başlar; ardından algı kanallarından beyne ulaşan %4'lük görünür kısmı temsil eden "Bilgi & Bilinç" aşamasına geçilir. Üçüncü adımda beyin verileri algılayıp, değerlendirerek "Bilginin İşlenmesi" sürecini gerçekleştirirken, dördüncü aşamada "Ön Alan (Frontal Korteks)" devreye girerek bu verileri analiz, karar, planlama, yaratıcılık ve kontrol merkezinde süzgeçten geçirir; son aşamada ise tüm bu işlenen veriler, "Holografik Projeksiyon" ile bir gerçeklik deneyimine dönüştürülür. Tüm bu akış, alt kısımda yer alan ve yaşanan dünyanın beynin işlediği bilginin holografik bir yansıması olduğunu vurgulayan "Beyni anlamak, evreni anlamaktır" şeklinde özetlenmektedir.
***
Görseldeki ilk 4 aşama evrensel frekansların beyin ekranında biçim alma sürecidir; 5. aşama ise o manaların bizim tarafımızdan 'yaşanan bir hayat ve fiziksel bir dünya' olarak deneyimlenmesidir; beyniMizin kendi veri tabanına ve algı kapasitesine “göre” ürettiği o holografik projeksiyonu, yani tamamen kendi dünyaMızı yaşıyoruz.
@AhmedHulusi nin bu konuya dair bazı videoları:
Beynindeki Hologram Dünyan
https://t.co/ky2tGJb2Cv
Göz Görmez
https://t.co/9ZwBENWdMo
Beyindeki Evren Gerçeği
https://t.co/exXIMyjWr3
Beyin Sırları
https://t.co/Wiv8teuS5h
Beyin Çalışma Sistemi,Kuantum Potansiyel
https://t.co/xyym3Yvsdx
Bize yıllarca evrenin temel yapı taşının atomlar olduğu öğretildi ama bilinmeyen şu ki bu evrenin bize söylediği en tatlı yalanlardan biri.
@ZorHayrett82102
“HAKİKAT” NEDİR?
Rabbimin yaşattığına göre…
“HU” ismi bir yönüyle kuantum boyutun mutlak bilinmezliğine (gaybul guyub) işaret ederken diğer yönüyle kuantum beyne işaret eder.
Zira, kuantum beyin dediğimiz alan aynıyla kuantum potansiyeldir ve o potansiyeldeki ilmin farkedilir alanda yaşanmasının adıdır.
Kuantum potansiyelde zaman ve mekân kavramı yoktur; bunların ilmi vardır!
Kuantum beyin için dahi, zaman ve mekân, bilgi sıralaması ALGISI olarak vardır; gerçekliği olarak yoktur!
Önce şunu iyi kavramalıyız: BOYUTSALLIK YALNIZCA BİLGİ KAYNAKLI ALGIDAN İBARETTİR! GERÇEKTE BOYUTSALLIK YOKTUR!
ÂLEMLER YOKTUR, TEK BİR ÂLEM VARDIR; gerisi kuantum beynin yarattığı kabullerden oluşan “AN”LIK TASAVVURLARDIR!
Bu nedenledir ki; TEK BİR ÂLEM, TEK BİR BOYUT VARDIR!
“İKRA-OKU” ismi KUANTUM POTANSİYELDEKİ ÖZELLİKLERİN İLMİNİN SEYREDİLMESİNİN TANIMI OLARAK KULLANILMIŞTIR Kİ; KUANTUM BEYİNDEKİ ÖZELLİKLERİN İLMİNİN FARK EDİLMESİ İÇİN DE “İKRA-OKU” denilmiştir.
Ve hattâ…
Varlık âlemindeki tüm kuantum beyinlerde dahi açığa çıkan tüm ilimler-özellikler hep bu İKRA İŞARETİNİN ANLATTIĞI ANLAMDA TEK LİK BOYUTU İÇİNDEKİ OKUMA VE SEYRİN OLUŞUMUDUR!
Kuantum beyne göre var kabul edilen TÜM ÂLEMLER, VARLIKLAR, GERÇEKTE KUANTUM POTANSİYELDEKİ AN İÇİNDEKİ “OKUMA”DIR!
ZÂTIYLA, TEK LİK KAVRAMINDAN DAHİ BERİ OLAN KUANTUM ALAN, AN İÇİNDE “OKUMAKTA-SEYRETMEKTEDİR” kendini, esmâ özelliklerinin kendilerine GÖRE her an yeni bir şan alışını!
BU AN O ANDIR!
SEYRİN SEYRİDİR! sakın zaman ve mekân katma bu seyre!
“El ân kema kân” diyende demiştir DİYEN!
SEN, AYNIYLA SEN İKEN, NEDENDİR BU AYRI DÜŞMÜŞLÜK, VARLIK BENLİK HİSSİYATI? NEDENDİR HAKİKATI HİSSEDEMEME HÂLİ?
Algıladığın ya da algılayamadığın, hayâl ettiğin, çevrenden gördüğün HER ŞEY, “sizi de, fiillerinizi de Allah yarattı” tesbiti üzere, kuantum potansiyeldeki var olan ilmin açığa çıkışından (seyri) ibarettir! Dolayısıyla, o seyrin getirisi olan bilgi kompozisyonu olarak, YAŞADIĞIN AÇIĞA ÇIKMIŞTIR!
Görmek, bilgidir, datadır! Duymak, bilgidir, datadır! Tüm hisler de böyledir!
Kuantum beyinin bunları yaratması sonucu da zaman, mekân, sen, ben oluşur!
Bu kabullerden ARINAN beyin, hakikatını hissetme hâlini yaşar!
Ben ve O, Bendeki O, HAKİKATIM O vs vs sayısız gaflet seyirlerinden birkaçıdır!
YAŞAYAN SEYREDENDİR!
DÜNYANDA MI YAŞIYORSUN,
DÜNYANDA MI YAŞATILIYORSUN ?
Yıllar önce kuantum beyin konusunu açıklamıştım.
Eskilerdekilerin “RUH” adıyla işaret ettikleri şeyin, ÖLÜMSÜZ KUANTUM BEYİN olduğunu belirtmiştim.
Sonrasında da gerçekte KUANTUM BEYNİNİN DÜNYASINDA YAŞAMAKTA OLDUĞUNU; ne var ki algıların yüzünden BEDEN BOYUTUNDA YAŞADIĞINI “KABULLENDİĞİNİ” açıklamıştım.
Sonrasında, beynin simülasyonunda yaşandığını izaha çalışanlar oluştu ve konu daha da yayıldı.
KUANTUM BEYİNİN “hardware” değil “software”den ibaret olduğunu; ayrıca MADDE BEYİN OLMADIĞINI; MADDE KABULÜNÜN KUANTUM BEYİNDEKİ PROGRAM SONUCU OLUŞAN ALGIDAN KAYNAKLANDIĞINI da yazmıştım.
Bu BİLİMSEL bilgilerin sonucunda ortaya çıkmıştır ki, “DİN” adı altında anlatılanların hepsi, açıkladığımız sisteme ait METAFORLARDIR, bildirildiği zamanki yaşam koşullarına GÖRE şekillenmiş olarak.
Şimdi gelelim bu anlattıklarımıza dayalı olarak “DÜNYALARIMIZI/âlemlerimizi” çözümlemeye…
Önceki mesajlarımızda açıklamıştık ki, HOLOGRAFİK SİSTEME GÖRE, KUANTUM POTENSİYELİN TÜM ÖZELLİKLERİNİ YAPISINDA BARINDIRAN KUANTUM BEYİN, HER AN, KENDİSİNE ULAŞAN DALGABOYU/DATA/BİLGİYE GÖRE, GEREĞİNİ YARATMAKTADIR!
Yani beyninde yaşadığın, hissettiğin, farkettiğin HER ŞEY, mekânsız olarak, BİLGİ ÇÖZÜMÜ OLARAK, BİLGİDEN İBARET ALANDA YENİ BİR HÂL (şe’n) olarak algılanmaktadır.
HER AN SİSTEM “OKU/İKRA” düzeni içinde gelişim göstermektedir!
Her şeyin HAKİKATI TEKLİK/VAHDET te nasıl “ilmiyle ilminde ilmini OKUDU” denerek tanımlanmışsa, kuantum beyinlerde de AYNI SİSTEM GEÇERLİDİR.
KUANTUM BEYİN VE KUANTUM BEYİNLER NİÇİN DEDİK…
Yapı orijini itibariyle TEK BİR (Vahid-Ehad) yapıdır, TEK BİR KUANTUM BEYİN VARDIR. Ne var ki, sonsuz özellikler ihtiva eden kuantum beyin (potansiyel) her an, her noktada kendisine yansıyan bilgilerin cevabını vermesi (yaratması) itibariyle, SONSUZ KUANTUM BEYİNLER (varlıklar) algısını oluşturmaktadır; beyinlere GÖRE! İşte bu yüzden de, sanki farklı kuantum beyinler varmış algısı oluşmaktadır kuantum beyinlerimizde! OYSA KUANTUM BEYİN TEK, KUANTUM BEYİNİN FARKLI BİLGİ TABANLARINA GÖRE YARATTIĞI KUANTUM BEYİNLER (bilinçler) “ÇOK”tur! “Çok” luk bilgiseldir; birimsel değil!
Şimdi gelelim kuantum beynimizin (RABBİMİZİN) YARATTIĞI dünyamıza…
Şunu kesinlikle farkedip hissetmeye çalışalım ki, HEPİMİZİN DÜNYASI/ÂLEMİ FARKLIDIR; HİÇ KİMSE BİR DİĞERİNİN DÜNYASINDAKİLERİ ANLAYAMAZ, ALGILAYAMAZ; çünkü herkesin değerlendirme yapan bilgi tabanı diğerinden farklı oluşmuştur.. Bilgi tabanındaki kabuller, değerler farklıdır!
Dışarıdan, kimden ne bilgi gelirse gelsin, siz o bilgiyi kendi veri tabanınıza göre çözümleyeceksiniz, yanınızdaki farlı şekilde çözümleyecektir.
YAŞAM, TEK KİŞİLİK OYUNDUR!
Siz, her an, VERİ TABANINIZA, KABULLERİNİZE, OLUŞMUŞ BİYOLOJİK DEDİĞİMİZ BİLGİ BİRİKİMİNE (hormonlarınıza) GÖRE anınızı yaşarken; dünyanız oluşurken; hâla sanırsınız ki dış dünyada yaşamaktasınız!
Üzüntüleriniz ve sevinçleriniz, yangınlarınız ve mutluluklarınız hep veri tabanınıza GÖRE, KUANTUM BEYNİNİZDEKİ POTANSİYELDEN (Rabbiniz) YARATILMAKTADIR!
BEYİNİNDEKİ SINIRSIZ POTANSİYELE, ŞARTLANMA VE KABULLERİNLE YÖNELİRSEN, SANA ONUN GETİRİSİNİ YAŞATIR; YORUMSUZ OLARAK, HAKKINDA HAYIRLISINI İSTERSEN, ONU YARATIR!
Sonuç, öyle veya böyle, her hâlukârda sonsuza dek, TEK KİŞİLİK OYUN İÇİNDESİN!
SANA BUNU YAŞATAN KUANTUM BEYİNİNİ FARKEDİP KAVRAYAMADAN, “BEN YAPTIM” algısıyla sürüyorsa hayatın, pişmanlık ve getirisi yangınlarla başın dertte demektir!
TEK KİŞİLİK DÜNYANDA, BUGÜN DE, YARIN DA, SONSUZA DEK TE YALNIZSIN; dünyandakileri VAR SANARAK! Oysa yangınlarını senden başkası söndüremez!
Bilgi vardır, ulaşır sana cenneti yaşattırır, bilgi vardır ulaşır sana cehennemî ateşi tutuşturur!
TESLİM OL RABBİNE, SELÂMET DİLE; ânın da da geleceğin de de sana selameti yaşatsın.
“BEN”lik iddiasını terkedip teslim olan SELÂMET BULDU.
31.3.2026
Bilim, TEKLİK “ONENESS” konusunu madde beyin üzerinden açıklamaya çalışıyor…Halbuki @AhmedHulusi , beynin madde beyin değil “KUANTUM BEYİN” olduğunu açıklayarak TEKLİK kavramını anlamamıza ışık tutuyor.
Bu konuda özellikle 31.3.2026 tarihli yazısı çok kapsamlı ve çok aydınlatıcı bu yazısından bir bölüm şöyle:
“… Yapı orijini itibariyle TEK BİR (Vahid-Ehad) yapıdır, TEK BİR KUANTUM BEYİN VARDIR. Ne var ki, sonsuz özellikler ihtiva eden kuantum beyin (potansiyel) her an, her noktada kendisine yansıyan bilgilerin cevabını vermesi (yaratması) itibariyle, SONSUZ KUANTUM BEYİNLER (varlıklar) algısını oluşturmaktadır; beyinlere GÖRE! İşte bu yüzden de, sanki farklı kuantum beyinler varmış algısı oluşmaktadır kuantum beyinlerimizde! OYSA KUANTUM BEYİN TEK, KUANTUM BEYİNİN FARKLI BİLGİ TABANLARINA GÖRE YARATTIĞI KUANTUM BEYİNLER (bilinçler) “ÇOK”tur! “Çok” luk bilgiseldir; birimsel değil!”…
Yazının tamamını okumak için:
https://t.co/gXdHL3BVid
Ayrıca, çok uzun yıllardır beyin konusunda açıklanamayan ve anlaşılmayan bilgileri açıklanır ve anlaşılır kılan videolarını seyretmek isterseniz:
https://t.co/yMkjIWcqzG
#Bilim#Nörobilim#Nöroteoloji
Beyin Nasıl Teklik (Oneness) Algısı Yaratır?
Beynin bir "anten" gibi çalışarak teklik (oneness) algısını oluşturması, nörobilimde Biyolojik Transduser (Dönüştürücü) modeliyle açıklanır; bu modele göre sol yarımküre dünyayı analiz edip parçalara ayıran bir "yerel verici" gibi çalışırken, sağ yarımküre, talamus ve nöronların içindeki mikrotübüler yapılar, evrensel enerji alanıyla rezonansa giren birer "uydu alıcısı" işlevi görür. Normal şartlarda benlik algısını oluşturan Default Mode Network (DMN) ve parietal lobdaki yönelim bölgeleri sürekli bir "nöral gürültü" (parazit) üreterek bizi ayrılık illüzyonunda tutar; ancak meditasyon veya derin huşu anlarında bu gürültü sustuğunda, nöronların içindeki mikrotübüller kuantum düzeyindeki titreşimleri hissederek beyin genelinde yüksek frekanslı bir Gamma senkronizasyonuna öncülük eder. Beynin tüm bölgelerinin aynı ritimle titreştiği bu nöral koherans (sinirsel uyum) hali, zihnin evrenin bütünsel (holistik) frekansına tam anlamıyla "akort" olmasını sağlar ve böylece kişi kendisini dış dünyadan ayrı bir varlık değil, kesintisiz bir enerji bütününün parçası olarak deneyimler.
Teklik algısı beynin yeni bir şey üretmesi değil; ayrılık yaratan filtrelerini kapatıp, evrenin zaten tam ve bir olan orijinal halini fark etmesidir.
https://t.co/j7ibq6VpYP
https://t.co/t7Rl8105hQ
Hazırlayan:AylinER
YEMİN EDERİM Kİ…
Anınızı cehenneme çeviren,
Ağzınızın tadını kaçıran,
Sağlığınızı bozan,
Hiç kimse veya olay değildir!
Bunları size yaşatan yalnızca sizdekilerdir!
“BEN DİLEDİĞİMİ YAPARIM” âyetiyle sizi uyaran Allah’ın, “ALLAH”lığını kabul etmeyip, O’na savaş açmanız sonuçta mağlup olup cehenneminizde yanmanıza neden olur
Her noktada dilediği fiili yaratanın, SİZİN KULUNUZ OLUP İSTEDİĞİNİZ GİBİ AÇIĞA ÇIKMASINI İSTEMEKTEN DAHA BÜYÜK GAFLET YOKTUR!
Bunun Dindeki tanımı da “ŞİRK”tir!
Teslim olup selamet bulmak varken;
Daha kullandığını sandığın bedeninin, bir organının dahi nasıl çalıştığının farkında değilken; muhataplarında Allah’ın neyi niye yaptığını bilmeden, ALLAH’ı YARGILAMAK size yalnızca azap olarak döner!
“NE YANA BAKSAN BENİ GÖRÜRSÜN” uyarısında bulunan ile kavga hüsrandan başka bir şey yaşatmaz!
Senden hangi istek açığa çıkarsa çıksın, sonuçta ALLAH DİLEDİĞİNİ YAPAR!
Merhamet et kendine, yakma kendini!
YANIYORSAN DA;
ALLAH’IN
UMURUNDA MI !
Ders almayan ders olur!
AHMED HULUSİ
Bugün Bilim
'Evrensel Akış' diyor; @AhmedHulusi 63 Yıldır ‘Bu Sistem'i ve 'Holografik Beyni' Anlatıyor..
⬇️⬇️⬇️
1.Bu çalışmada:Vücudumuz aslında boşluklu bir yapı ve bizi bir arada tutan tek şey elektromanyetik enerjidir” deniyor.
✨ @AhmedHulusi: Yıllardır "Madde diye bir şey yok, her şey frekanslardan (dalga boylarından) oluşan tek bir enerji okyanusudur," diye bu realiteyi açıklıyor.
“Varlık, dünyalar, galaksiler, evren tümüyle hakikati itibarıyla bir dalga okyanusu, frekans okyanusu...”
“Tamamıyla sayısız dalgaboylarından, ışınlardan, kuantlardan oluşmuş evren, ya da evren içre evrenler, eğer o boyutun algılama aracıyla bakabilirsek, TEK bir yapıdır!..”
“Evren, gerçeği itibarıyla holografik tümel yapıdır. Ancak bu tümel yapı, sonsuz sayıda, bakılınca parçacık özelliği gösteren değişik frekanslı dalgalardanoluşmuştur!..
2.Bu çalışmada: “Beyin kafatasına hapis bir kutu değil; dışarıdaki dünyanın frekanslarıyla (Schumann Rezonansı gibi) sürekli alışveriş yapan açık bir sistemdir.” deniyor.
✨ @AhmedHulusi: Beyin, evrendeki veri dalgalarını kapasitesine göre değerlendiren ve bize 'hologram dünya' olarak izleten bir alıcıdır.”der
“Evren frekans okyanusu… Beyin frekans yumağıdır…”
“Evren bir frekans okyanusu… Bu frekans okyanusu olan evrende dalgaların birbirini çözümlemesi suretiyle algılanan varlıklar söz konusu.”
“Her şeyin aslı ve orijini frekanslardır! Beyin adıyla işaret ettiğimiz ise frekans decoderi!”
3. Bu çalışmada:”İnsan biyolojisi, Dünya'nın 7,83 Hz’lik kalp atışıyla (Schumann Rezonansı) uyum içinde çalışır; bu akıştan koptuğumuzda dengemiz bozulur..”
✨ @AhmedHulusi: "İnsan evrensel sistemden ayrı bir varlık değildir; kozmik ışınlar ve sistemdeki her titreşim beyni ve işleyişini sürekli şekillendirir.
"Atom altı dünyada işleyen kurallar ne ise, galaksilerde işleyen kurallar da odur. Sünnetullah’ta(Evrensel Sistem ve Düzen) 'yerel' kural yoktur; evrensel ve değişmez tek bir sistem vardır. Her zerre, tümün özelliğini içinde barındırır."
4.Bu çalışmada: “Beyindeki su, dışarıdan gelen en küçük enerji sinyalini bile yakalayıp depolayan bir pil gibi çalışır.”deniyor.
✨ @AhmedHulusi: Beynin ürettiği bu manyetik enerjinin "Ruh" adını verdiği ışınsal bedene bilgiyi yüklemesi şeklinde açıklıyor.
“Bedeni bir bütün hâlinde tutan, hücreleri birbirine bağlayan manyetik enerji, beyinden ileri gelmektedir...
“Beyin, gelişimi ve yaşamı süresince, kendisindeki bütün bilgileri ‘Ruh’ adı verilen, bir tür ‘dalgadan’ oluşan ‘holografik beden’e yükler!.. Bu holografik beden, aynen televizyon dalgaları gibidir… taşıyıcı dalgalara yüklenmiş görüntü ve ses dalgalarıdır.”
5.Bu çalışmada: "Beyin dışarıdan gelen sinyalleri harmanlayıp anlık olarak bir 'gerçeklik' inşa eder.” deniyor.
✨ @AhmedHulusi: "Dışarıda sadece frekanslar var; gördüğün, dokunduğun her şey beyninin içinde seyrettiğin bir hayaldir, bir hologramdır.” diyor.
“Beyne gelen beş duyuya dayalı veya beş duyu ötesi tüm elektromanyetik dalgalar, bu organ tarafından veritabanına göre değerlendirilerek, beyninin içindeki holografik çok boyutlu görüntü hâlinde dünyanı oluşturuyor!”
“Görüyorum, duyuyorum, tutuyorum dediğiniz her şey, gerçekte, çeşitli şekillerde beyin adıyla bilinen dalga çözücüye ulaşan çeşitli frekanstaki dalgaların, veritabanındaki önceki verilerin değerlendirilmelerine göre çözülüp; beyin içindeki hayal dünyayı oluşturan görüntü diye ya da duyma diye ya da dokunma diye tanımlanan dalga boylarına dönüştürülmesi sonucu… oluşmasıdır.”
https://t.co/FnE8h16ZaS 1972
https://t.co/XsTidGQj4o 1972
https://t.co/FnE8h16ZaS 1986
https://t.co/akg9IxKEn6 1992
https://t.co/Z9WCdkuulX
1994
https://t.co/ei1R6U7kvb 1995
https://t.co/8Nx5ecRZGd
2010
EXPO TV CHANNEL
@AhmedHulusi Sohbeti
✨ “#KADİR” ✨
"İnnâ enzelnaHU fiy LeyletilKadr" (97.Kadr: 1)
"Kur'ân" ismiyle işaret edilen "sırlar bütününü" ve "özündeki hakikati" (enzalna HÛ) kişinin, kendi varlığının "yok"luğunu (LEYL) yaşadığı anda, şuurunda açığa çıkardık. "Kur'ân ve insan ikiz kardeştir" uyarısını hatırlayın...
"Ve mâ edrake mâ LeyletülKadr" (97.Kadr: 2)
Bu hakikatin, sırrın (KADR), ne olduğunu bilir misin?
https://t.co/jSh9oVpdYl
TEK TE ÇOKLUK ALGI VE YAŞAMI
VARLIK sonsuz sınırsız bölünmez TEK !
Sonsuz sınırsız bölünmez bilgi ve kudret (enerji)..
Her birim TEK’in bilgisi, kudreti ve tüm özelliklerini ihtiva eden bir formda oluşmuş, birimsellik, “BEN”lik hissiyatıyla!
Her birim TEK’in tüm özellikleriyle yaratılmasına rağmen TEK tarafından, nasıl oluşuyor birbirinden farklı ÇOKLAR ve farklı “ben”ler?
Farklı “ben”lerin yaratılması, “TEK” in tüm özelliklerinin her bir noktadan, gelen bilgilere göre farklı formlar oluşturmasıyla açığa açığa çıkar.
Daha açalım…
Kuantum beyin ilk anda sıfır noktası itibariyle TEK’in tüm özellikleri (ilmi) ile vardır. İlk andan sonraki anda kendisine ulaşan bilgiye göre, o bilginin açığa çıkması için gerekli bilgiyi, mevcut özelliklerinden yaratır! YARATAN TEK’TİR, İSMİ ALLAH diye tanımlanandır.
Hepimizin ve her şeyin yaratanı TEK’in sonsuz sınırsız özellikleridir; ne var ki, o özelliklerden, OKUNAN BİLGİYE GÖRE, BİLGİ FORMLARI YARATILIR Kİ, böylece hepsi birbirinden farklı sayısız “ben”ler oluşur.
“Sizi de fiillerinizi de Allah yarattı” tesbiti, “ben”lerin ve onlardan açığa çıkan düşünce ve eylemlerin TEK’İN ÖZELLİKLERİYLE (esmanın işaret ettiği özellikler) oluştuğunu vurgularken…
Her “ben”den açığa çıkanların, o”ben”i oluşturan edinimlerin, bilgi girdilerinin (kabuller ve fizyolojik girdilerin) sonucuna göre oluştuğunu gözardı etmeyelim.
Bu yüzdendir ki, “herkes elleriyle yaptıklarının sonucu yaşar” tesbiti bildirilmiştir.
Daha basit anlatmak gerekirse, her birimin orijinalinde aynı özellikler varsa da, o özellikler, kendisine ulaşan bilgilere, girdilere göre formlar, “ben”likler yaratmaktadır.
“Ben”e ulaşan her bilgi, girdi, DUA, o bilgi, girdiye göre sonucunun yaratılması da İCABETTİR!
İman edilesi, inanılması istenen her bilgi dahi birimin daha sonraki aşamada hissedeceği veya yaşayacağı durumu oluşturur.
TEK HİÇ BİR BİRİME ZULMETMEZ!
HER BİRİM, OLUŞUM SÜRECİNDEKİ GİREN BİLGİLERE GÖRE TEK’İN YARATTIKLARINI YAŞAR!
Ben niye böyleyimin cevabı, içinde bulunduğun ortamın, çevresel bilgilerin girdilerinin sonuçlarına GÖRE böylesindir!
İlmini geliştiren, hakikati gören, hisseden huzurda ve seyirde olurken; kabul ve şartlanmalarının batağından ARINAMAYAN da içindeki ateşte yanmaya devam eder!
KENDİ HAKİKATINI TANI VE ONU YAŞAMAK İÇİN GEREKEN İLMİ EDİN Kİ, YAŞAMIN CENNET OLSUN!
CENNET deyince aklıma düştü!
Cennetteki HURİLERİN tartışmasını yapıyor insanlar!!!
SİSTEM TEK BİR BOYUT OLDUĞU İÇİNDİR Kİ; ÇOKLU BOYUT ALGIDAN KAYNAKLANDIĞI İÇİNDİR Kİ…
Âhıret ve ötesindeki her şeyin bir örneği, misâli şu anda da vardır ve bir şekilde yaşanmaktadır.
CENNET DİYE TANIMLANAN YAŞAM BİÇİMİNDE OLAN HER KUANTUM BEYİN (insan) ÖZÜNDEKİ SINIRSIZ (esma) ÖZELLİKLERE GÖRE, DİLEDİĞİNİ DİLEDİĞİ ŞEKİLDE YARATACAKTIR DÜNYASINDA!
Bu ortamda kuantum beyniniz bilgisayarı yaratıp, sanal zekayı yaratıp, sonra da onun özellikleriyle, verdiğiniz emirlere (promt) göre nasıl sanal hurileri yaratıyorsa, işte aynı sisteme dayalı biçimde, hakikatındaki özelliklere İMAN ETMİŞ OLANLAR, buna dayalı olarak o ortamda da gereğini yaşayacaklardır.
https://t.co/I7S57dZ5cS adresinde YENİ EVİNİZ NASIL OLSUN başlıklı yazımı okuyabilirsiniz, çok yıllar önce yazdığım.
Rabbimin seyrettirdiklerini dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum. Kusurum varsa bendendir. Hoşgörün.
Allah hepimize bayram yaşata Ramazan bereketiyle.
Sera Kadıgil💥
👉"1 milyon 300 bin yolcu garantili Kütahya havalimanı yapmışlar.
Gerçekte geçen yolcu sayısı; 43 bin
Kendimiz yapsak 50 milyona yapacağımız havalimanı için yandaş müteahhite şimdiye kadar 66 milyar TL ödedik"
Emekliye bu yüzden zam yok!
Bayern'de yaptığı sert antrenmanlardan sonra buranın antrenmanları ona çocuk oyuncağı geliyordur. Isınma, 5-2 top kapma ve çift kale maç. Başka bir şey yok.
Boey eskisi gibi bireysel çalışmazsa bu antrenmanlarla hiçbir yere varamaz. Mesela Sara bireysel antrenör tutmadan önce rezalet oynuyordu ama şu an şaha kalktı. Bizdeki topçular bireysel çalışırsa sıkıntı yok ama bu antrenmanlarla yetinirse sonları İcardi ve Kaan gibi olur..