Köfteci Yusuf personel ilanı açmış.
Maaş 40.000 TL.
Asgari ücretin 28 bin TL olduğu bir yerde, piyasadan %42 daha fazla maaş veriyorlar.
▫️8.500 TL bayram primi
▫️Doğum günlerinde 2.500 TL hediye çeki
▫️Her ay kasap bölümünden erzak yardımı
▫️Performansa bağlı zam
▫️Günde 2 öğün yemek
▫️Servis ya da aylık akbil ücreti
▫️Özel sağlık sigortası gibi güzellikleri de var.
Hem ucuza insanları doyuruyor hem de çalışanlarına piyasadan daha fazla maaş ödüyor.
Tempo çok yoğun ama AVM’lerde gördüğünüz o burgerciler olsun, kurumsal yerler olsun, çalışanlara asgari ücret veriyorlar. Bu kadar yan hak da çoğu yerde yok.
Bence müşteriyi mutlu ettikleri gibi çalışanlarını da mutlu ediyorlar.
devlet hastanelerindeki sekreterleri zorla mı calıstırıyorlar cok ciddi soruyorum alt tarafı nöroloji polikliniği nerde diye sordum köpekmişim gibi cevap veriyor amk
Annem vefat edeli yaklaşık bir ay oldu. Bu süreçte gerçek akrabaların, dostların ve güzel yürekli insanların varlığı, kalbimize ferahlık veren en büyük teselli oldu. Bu, asla unutulacak bir şey değil.
Ancak bu dönemde, daha önce hiç karşılaşmadığım mantıksızlıklar ve kalpsizliklerle de adeta irkildim. Örneğin, annemin geçirdiği atak sonrasında kaldırıldığı hastanedeki sorumlu hekime bir e-posta gönderdim. Kendimin de sağlık çalışanı olduğumu, Amerika'da yaşadığımı ve annemin genel durumunu bana kısaca özetlemesini rica ettim. Çünkü durumuna göre Türkiye'ye gelmeyi planlıyordum.
Yanıt ise hiç beklemediğim kadar soğuk ve sarsıcıydı. Hiçbir açıklama yapmadan, tek kelime yazmıştı:
"Kötü!"
"E, zahmet olmuş doktor hanım." diye düşündüm. ''Sanırım dört harf yazmak fazla yorucu gelmiştir. Hatta belki bir emojiyle 👎 şeklinde bile yanıt verebilirdiniz'' diye yanıt yazmak geldi içimden..
Bugün yapay zekâya bile bir soru sorduğunuzda çoğu zaman bir empati cümlesiyle karşılaşıyorsunuz: "Sizi anlıyorum..." diye başlıyor. Elbette hekimlerin yoğun ve zamanlarının, sabırlarının tükenmiş olabileceğini anlayamayacak bir konumda değilim. Ancak söz konusu olan kendi annemdi. Üstelik ben de bir sağlık çalışanıyım. En azından durumu birkaç cümleyle açıklayan bir yanıt beklemek çok da fazla değildi.
Bir cümlelik açıklamayı bile çok gören bir hekimin, anneme ne kadar özen ve şefkatle yaklaşmış olabileceği kaygısıyla biletimi aldım ve Ankara'ya uçtum. Gerisini zaten biliyorsunuz.
Ne yazık ki insanlarla iletişim kurma kalitesindeki bu eksiklik, bugün sağlık sistemimizin en kanayan yaralarından biri. Bazen birkaç cümle, hatta birkaç kelime bile bir insanın yükünü hafifletebilir. Tıbbi bilgi kadar insani yaklaşımın da tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu unutmamak gerekiyor.
Bir arkadaşım ciddi ciddi “Öğretmenler yazın maaş alıyor mu?” diye sordu. Gerçekten bu temel bilgiyi bilmiyor mu yoksa öğretmenlerin bunu hak etmediğini mi düşünüyor, çözemedim. Ben bu toplumdaki öğretmen nefretini ve çekememezliğini gerçekten anlayamıyorum.
Yaz tatiliyle ilgili yaşadığım bir problem var. Tatil dinlenmek içindir ama ben hiç dinlenemiyorum. Sürekli mutlu olmaya çalışmak ve her anın keyfini çıkarmak için verdiğim saçma mücadeleden dolayı acayip yoruluyorum. “Aman gün doğumunda çarşaf gibi denizi kaçırmayalım, gün batımında bilmem nerede kahve içelim” derken, bildiğiniz ağır bir mesai yapıyorum.
Uzanıp gevşemenin imkânı yok. Uzandığım an içimden bir ses, "Tatildesin, kalk eğlen!" diye sızlanıyor. İki sayfa kitap okuyacak olsam, içimdeki o çılgın tatilci bu sefer “Kitabı evde de okursun” diyor ve ben kendimi saçma bir şekilde sahilde taş toplarken buluyorum.
Hele "her şey dâhil" pahalı bir otelde tatil yapıyorsam yandım! Tatil eğlencesinden hiçbir şey hariç kalmasın diye harcadığım enerji beni yiyip bitiriyor! Odaya gidip yatağa uzandığım anda içime bir sıkıntı basıyor. “Ben o kadar parayı yatmak için mi verdim?” diyerek fırlıyorum ve havuz başında bayat çay içerek paramın hakkını vermeye çalışıyorum.
Tatile uçakla gitmek zaten apayrı bir işkence. Uçuştan beş saat önce yola çıkıyorum. Havaalanında bir elimde kemer, diğer elim pantolon düşmesin diye belimdeyken ayağımdaki galoşları çıkarmaya çalışıyorum. Her güvenlik noktasında bölünerek azalıyorum ve ötmemek için sağa sola sıkıştırdığım saat, cüzdan, bozuk para bilmem neyi tekrar bir araya getirmek acayip bir metal yorgunluğuna sebep oluyor. Tatilden dönünce de bir hafta daha izin alıp evde dinlenesim geliyor.
“Var ya, tatilde acayip dinlendik!”
Hadi ya! Gerçekten mi? Her yerin vıcık vıcık güneş kremiyken kanatlanıp uçmaya çalışan şemsiyeyi sakinleştirmeye çalışmak mıdır dinlenmek? Afrika’dan gelen üç beş elemanın garip hareketlerle dans ettiği animasyonu seyrederken kulağını tıkamak mı? Yoksa kabin boy valize tıkıştırdığın eşyaların arasından temiz çamaşır bulmaya çalışmak mı?
Züğürt tesellisi olarak algılamayın ama inanın normal bir günün akşamında yemek sonrası içilen çay kadar dinlendirici bir şey yok bu hayatta! Salondaki koltuğa uzanmak, dünyanın en güzel sahilinde kumlara uzanmaktan çok daha güzel. Uzun bardaklara istiflenmiş salatalık ve havuç dilimleri, çubuk krakerin verdiği o huzuru vermiyor.
“Ama bungee jumping yaparken yaşanan o heyecan?”
Boş verin ya! Çaya batırdığım bisküviyi tek parça hâlinde ağzıma atmaya çalışırken yaşadığım heyecan bana yetiyor.
2022 yılında Ankara’da okul müdürlüğüne en yüksek puanla atandım. 2017 yılından bu yana da herhangi bir sendikaya üyeliğim bulunmamaktadır.
İstifa dilekçemi 19 Haziran’da verdim. Kamuoyuna açıklamamı ise ancak kararname sisteme yansıyıp süreç resmen tamamlandıktan sonra yaptım. Eğer amacım idari süreci etkilemek veya kamuoyu baskısı oluşturmak olsaydı, bunu en başta yapardım. Ben tam tersini tercih ettim. Takdir kamuoyunundur.
İlk defa yönetici atama takvimi açıklanmadı ve yönetici adayı öğretmenler takvimi bir belirsizlik içinde bekliyor.
Yaz tatili için görev yaptıkları şehirden ayrılamıyorlar ve yaz süreci için plan yapamıyorlar.
Bir an önce takvimin yayımlanmasını istiyoruz. @mebpgm@cftcblnt@Yusuf__Tekin
Burs verdiğim öğrenci beni mezun olunca engelledi...
Okadar sinirliyim ki
İşsiz olduğum da bile ödedim bursunu aksatmadan...
neden ya neden yani
Hatta iş bulmasına yardımcı olacağımı söyledim
Bi arkadaşımla görüştürdüm...
Sinirimden uyuyamıyorum 1 haftadır...
📍Son zamanlarda istifa eden tek onurlu memur!
Sincan Anadolu Lisesi Müdürü Ali Osman Köse, yardımcı atamalarında liyakatsizlik yapıldığını iddia ederek istifa etti:
“— Resmi bir sıfatı olmadığı halde bir sendika temsilcisi beni amirimmiş gibi arayıp, ‘Sizin okula şunları uygun gördük’ dedi!
— Çok şaşırdık, en saygılı şekilde bizim zaten iki arkadaşla anlaştığımızı söyledik.
— Ama günün sonunda bir baktık ki gerçekten o ‘uygun gördükleri’ insanlar buraya atanmışlar!
— Hangi yapıya, hangi gruba veya kime hizmet ediyorsunuz bilmiyorum ama vatana hizmet etmediğiniz kesin!”
Bu olay yeterince gündem olmadı. Ali Osman hocamızın sesini herkese duyurmak insanlık borcudur! Aldığın maaşın her kuruşu helal olsun Ali Osman hocam! 🙏🏻
📝Haziran Seminer Çalışmaları📝
👍Son zamanlarda izlediğim en kaliteli ve anlamlı seminer videosu olduğunu düşünüyorum. Kısa ve öz bir anlatım içermesi, güncel sorunlara odaklanması, çözüm önerileri sunması bağlamında, sıkılmadan izleyeceğinizi umuyorum. Şahsen, bazı bölümleri geri alarak tekrar dinleme ihtiyacı hissettim.
👉Bundan sonraki seminer çalışmalarının bu minvalde devam etmesi dileğiyle...
Ali Rıza Koçak
Heryerden motosiklet çıkıyor, bir anda bi araba yola burnunu sokup zorla kaynak yapıyor, yollarda bir anda çocuklar önünüze atlıyor. Yediden yetmişe acayip bi moddayız. Kurallara uyarsan salak, uymazsan uyanık oluyorsun. Yollarda en basit küfür aq olmuş. Başını derde sokmadan eve varıyorsan en şanslı sensin. Bi similasyon içindeyiz ama yaşananlar gerçek… Allah belasız günler nasip etsin.