Adayı Rumlar yönetiyordu.
Fakat bir Türk 'ün Cumhurbaşkanı yardımcısı, bazı Türklerin devlet memuru olmasına bile katlanamadılar.
Vahşi köpekler gibi saldırıp kadın, çocuk Türkleri katlettiler. Ve şimdi utanmadan konuşuyorlar.
Türk milleti büyük bir millettir. Yunan gibi kin ve nefretle motive olmaz. Fakat bu demek değil ki bize yapılanları bilmiyoruz veya unutacağız, Bu demek değil ki Yunanlıların bu utanmaz tavrına tahammül edeceğiz ve bunun günü gelince hesabı sorulmayacak.
90lı yıllarda ifade özgürlüğü, daha doğrusu 2000lere kadar ifade özgürlüğü Başbakana söylenenlerden değil; genelkurmay başkanına söylenebilenlerden anlaşılır.
yani dıyorlar ki bu memleketin yemeğini yicez suyunu içicez, insanına, depremzedesine üstelik 5 kuruş yardım yapmadan hakaret edicez ama yine dizide başrol olup para kazanıcaz çünkü biz vatansız birer eziğiz. tüm deprem illerinde ve dahi tüm yurtta bu diziyi boykot etmeliyiz
bir tanıdğımızın kızı lise çağında bunların yurdunda kalıyordu. Belirli bir başörtüsü bağlama şekilleri vardır bilirsiniz. Bizim kız öyle bağlamak istemiyor. Ne kadar da ısrar etseler yok diyor.
Artık bununla baş edemiyorlar. Ama kovmak da istemiyorlar tabi. Akşam kızın koluna bir çaydanlık çayı dökmüşler. Kaza süsü verip kızı cayır cayır yakmışlar. Sabaha kadar da ne ailesini aramışlar ne ambulans çağırmışlar. Kitlemişler odaya.
Bunların fetöden farklı olduğunu düşünen varsa düşünmesin.
Eda Ece'nin oynamasına insanlar şaşırmış. Tam tersi. Eda Ece'nin depremzedeler ile alay etmesi sektörü elinde tutanların hoşuna gitmiştir. O sektör milleti seven, umursayan bir sektör değil. Ünlüler de hiçbir zaman bedel ödemez. Bir kuruş bağış yapmamışlar, milleti kumarbaza yönlendirmişler. Ayrıca Eda Ece'ye hiçbir ünlü de tepki vermedi. Sanat toplum için değildir, sanat toplumu ifsat etmek içindir.
🔴 Selçuk Bayraktar:
— Nuri Demirağ'ın uçakları niye gömülmüş? Niye kullanıma sokulmamış?
— Neden Vecihi Hürkuş, Yeşilçam tarafından bir parodi karakteri haline dönüştürülmüş?
— Bu adam gazi pilot, Kurtuluş Savaşı'nda savaşmış, hatta Azerbaycan'da esir düşmüş Nargin Adası'nda. Düşmanın pençesinden yüzerek kurtulup gelmiş bir adam, büyük bir kahraman bir adam.
— Biz bununla niye dalga geçiyoruz? Neden dalga geçiliyor?
Al sana nüfus problemi. Ben mesela çocuğumu öldürten piçlerin işkence görmediği, yedirilip içirilip sosyal bir ortamda yaşatıldığı memlekette niye çocuk sahibi olayım? Bir de vergi vercem çocuğumun katilini beslemek için.
Adil olanın ne olduğu biricik kitapta 1400 yıldır yazıyor. Hala boktan bir "medeniyetin" uyduruk yasalarına tabiyiz.
"Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik."
Şeyma Çekici
Çocuğunuzda bir sorun olduğunu söylediklerinde çocuk psikiyatristine gitmelisiniz. Ancak hastane kayıtlarına geçer, asker, polis olamaz, memur olurken sorun çıkar dediniz ve doktora götüremediniz. Bunun yerine kayıt dışı doktor olmayan kişilere ya da merkezlere götürdünüz. Kim olduğu bilinmeyen kişilerce yapılan, ne olduğu bilinmeyen terapilerle vakit kaybettiniz. Devletimiz bu sorunu acilen çözmeli.
Bu dünyada her gün birinin acısını dinleseniz ertesi gün daha büyüğünü görebilirsiniz. En fazlası budur dersiniz daha ağırını karşınızda buluverirsiniz.
7 aydır yetişkin gruplardaki inanç sorunlarını gözlemliyorum. Bu tip aforizmalarla insanların Yaratıcı algısını mahvetmişler. İnsanlar inancının doğru yerinde sorumluluk almıyor. Gereken yerde de tevekkül edemiyor. Çoğu kişi kader Allah'ın ilmindedir denmesine rağmen bu mevzuyu romantize ederek veya umutsuz bir versiyonda sunarak dini algıları bozuyor. Alimler, Peygamberlerin varisleridir. Bilgiyi doğru yerden alalım.
Türkiye batmaz, batarsa okyanuslar taşar.
Türkiye batmaz.
Çünkü Türkiye’ye dair yorum yapanlar, Türkiye’yi tanımadan yorum yapıyor.
Türkiye’nin “Yettiniz artık.” diye ne zaman şahlanacağı belli olmaz.
Bunu son senelerde de gördük. Bir kere bundan batmaz Türkiye.
Ahu Özyurt ile Şimdi Konuşalım, 8 Ağustos 2019
#AlevAlatlı
Aslında terör şubenin işi çok kolay. Hatunlar her gün paylaşım yapıyor. Hem suçlarını hem konumlarını paylaşıyorlar. Sana gidip alması kalıyor.
#başıboşköpek bir terör faaliyetidir.
Ayasofya'da çok vahim bir durum söz konusu.
Müze olarak işletilen galeri katı için yapılan bilet satışındaki skandal niteliğinde tutumun detayları👇
Ayasofya'daki hibrit duruma ilişkin tweetler dolusu tepki gösterdim bugüne dek. Cami girişinde uzun zamandır insanların inançları hadsizce sorgulanıyor; insanların tipinden ve dilinden Müslüman olup olmadıklarına yönelik çıkarımlar yapılıyor. Müze (galeri katı) içinse 25 Euro'ya biletler satılıyor DEM Müzecilik tarafından. Bu garip duruma kendimce tepki gösteriyor ve çok sevdiğim o kata çıkmıyordum. Ancak özlem ağır bastı ve ziyaret saatlerine, bilet ücretlerine tekrar bir bakmak istedim ve okuduğum Google yorumları şok etti. Şöyle.
III. Ahmed Çeşmesi'nin yanındaki bilet ofisini Google'dan buldum ve yorumları okudum tek tek. Eminim Ayasofya konumunda da bu yorumların yüz katı vardır. Siz de bakın. İlki gişe, ikincisi Ayasofya.
https://t.co/h1oGsnbP8L
https://t.co/Hgsu4pEbSV
Ziyaretçiler özetle kendilerine zorla 25 Euro yerine 50 Euro tutarındaki biletlerin satılmaya çalışıldığını, bu bileti satabilmek için türlü yalanlar söylendiğini, 50 Euro verilerek alt katın da gezilme şansına sahip olunduğunu, oysa bu ikinci 25 Euro'nun At Meydanı'ndaki Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi'nin bileti olduğunu sonradan fark ettiklerini söylüyorlar. Fazladan alınan 25 Euro'nun iade edilmesini istediklerinde ise işin yokuşa sürüldüğünü, görevliler tarafından çok çirkin muamelelere maruz kaldıklarını vurguluyorlar. Yorumları derledim, merak eden okuyabilir.
Geçen gece de civarda dolanırken bilet ofisinin yanındaki panoyu fotoğraflamış ve not etmiştim sonra bakarım diye ama aklımdan çıkmış. Şimdi o fotoğraftaki karekodu telefonumdan okuttum ve beni doğrudan DEM Müzecilik sitesine yönlendirdi. Karşıma ise bahsettiğim çift bilet çıktı, elbette 50 Euro. Ziyaretçileri hem karekodla yönlendirilen sitede hem de doğrudan bilet gişesinde ısrarla kazıklamaya çalışmak sadece kınanması gereken değil, hukuki yaptırımlar uygulanması gereken bir durum.
Ayasofya, ülkemizdeki belki de en değerli kültür varlığı; yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği eşsiz bir kültür mirası. Ancak yetkili kurumların buranın işletmesini özel bir şirkete devretmesi ve o şirketin yetkililerin de haberi olduğunu düşündüğüm şekilde her ziyaretçiyi kazıklamaya çalışması utanç verici bir durum. Ülkenin imajı için de çok büyük eksi. Haksızca elde edilen kazanca hiç girmiyorum bile. Bu rezillik acilen düzeltilmeli.
Adetim değildir ama paylaşmanızı rica ediyorum. Zira Ayasofya bir şirketin kâr hırsına ve merkezî kurumların inisiyatif alamayan yöneticilerinin insafına bırakılamayacak kadar değerli evrensel bir kültür mirasıdır. Bu eşsiz yapıyı görmek isteyenlere reva görülen sistematik hakaret ve tutuma son verilmelidir.