👉Sağdaki Mustafa Destici’nin EDEBİYAT bölümü mezunu kızı Hilal Destici. TBMM’de PROGRAMCI olarak işe girdi.
👈Soldaki Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü bitiren Büşra, iş ve torpil bulamadığı için babasının yanında AYAKKABICI olarak işe başladı.
Ne olursa olsun yer yerinden oynamıyor!
Garip değil mi bu sessizlik.
Bu tepkisizlik.
Narin’e tam olarak ne olduğunu hala öğrenemedik!
Bebekleri öldürmüşler sayısı 12 değil hepimiz biliyor ve sessiziz.
Ülke parçalanıyor, yağmalanıyor, konuşması gerekenler saç tarıyor.
Ufuk kapkara
Az önce bir duruşmam vardı. Hakim değişikliği olmuş. Her neyse; katip duruşma zaptına adımı yazmakta biraz zorlandı ama, başladık.
Hakim bu arada katibe sordu?
"Sen kızlık soyadını kullanmıyor musun?"
"Hayır" dedi katip.
Sonra hakim şöyle dedi:
"Demek ki sen 3 isim kullanmaya meraklı değilsin."
Tabi konunun benimle alakası yok.
Yersen.
Sonra duruşma bitti, zabıt kapatıldı.
Yerimden kalktım ve dedim ki;
"3 isim kullanmaya çok meraklı değilim. İki soyadı kullanmam, 1 memur maaşı ile 3 çocuk okutmuş bir babaya olan manevi borcumun simgesi olmasındandır."
Sonra duruşma salonundan çıkarken, başka bir kadın meslektaşımla göz göze geldik. Işıl ışıl gülümsüyordu...
Zamanla anlıyorsunuz: insanların kavgaları sizinle değil. Gerçekleşmemiş kişilikleri, sevilmemiş çocuklukları, başarılarla gizlemeye çalıştıkları özdeğersizlikleri ile. Kötü tavrı kişisel almayın; siz, bu savaşın sadece nesnesisiniz. Bazen gerçekten tek sorun, öznenin kendisinde.
Göstermiş olduğunuz davranışlar, söylemiş olduğunuz sözler kalitenizi gözler önüne seriyor zaten. İki yüzlü denilmekle ikiyüzlü olunmuyor ama doğuluyor. Kişi kendinden bilirmiş işi.
‘Abi instagram yasağı için yok mu cümlen?’ diyorlar. Olmaz mı be gülüm? İnstagramın dünya rekorunu bir buçuk senedir elimde tutuyorum, nasıl olmasın? Canım instagramım… Şahsi hesabımı takip etme teveccühünü gösteren 6.7 milyon insana ulaşıyordum. Ayrıca BabalaTV ve Babalayka hesaplarıyla erişebildiğimiz 2 milyonun üzerinde insan vardı instagramda. Yaptığımız projeleri tanıtıyor, sayısız yardım yapıyor ve elbette büyüyen ekibimize kaynak sağlayan iş birlikleri ile ayakta durmaya çalışıyorduk. İşimizden kazandıklarımızı bir sonraki işimize harcadığımızı, işlerimiz daha büyük, daha iyi olsun diye çabaladığımızı da herkes bilir. Youtube gelirlerimizi bağışlayıp, instagram gelirleriyle ayakta dururuz diyordum… Sistemimizin göbeğine bomba yemişiz, nasıl yazmayayım? Her şey bir yana, keşfet bölümünde gezinip tatile çıkanları kıskanıyor, birbirinin arkasından konuşan insanların sarılırken foto paylaştığını görüp gıybet yapıyordum. Elin gavurunun teknolojilerine hayret ediyor, DM özelliğiyle heyecansız özel hayatımı diri tutuyordum. Gezelim görelim denen şeyin, görelim kısmıyla yetinip dağa ormana layk atıyor, tipsiz sıfatımı cilt efektiyle boyayıp, sokakta atamayacağım havayı sosyal eşrafa atıyordum. Küçümsemeyin. Kısıtlı sosyal yaşamda bunlar hayat kurtarır. Ben biraz işkolikimdir, bana çok iyi geliyordu. Çok üzgünüm elbette ama o kadar. Ötesine geçip şikayet etmeyeceğim. Neden edeyim? Her yasağı sinesine çekebilen sinesi geniş kalabalıkla mı uğraşayım? ‘Oooo kıçını başını gösteren bir sürü influencer işsiz kaldı hahahaha’ yazana mı dert anlatayım? Sırf ilgi görmüyor diye ilgi görene saldıranlarla mı kapışayım? 10 yıldır anlatıyorum, kapışıyorum. Milyar izlenmeye ulaşmışım. Neye yaramış? Bin tane dava, bin tane iftira, milyonlarca hakaret yemişim. Canım sağ olsun, küstüğümden falan yazmıyorum bunları en azından denedim. Sadece soruyorum, neye yaramış? ‘Abi instagramı kapatamazlar!’ Öyle mi ciğerim? Dur sana bir soru daha sorayım. Sence ne isterler de yapamazlar? Mesela halk onlara hangi konuda geri adım attırabilir? Eğitim sistemini değiştirseler, adalet sistemini değiştirseler, ekonomik sistemle oynasalar, orduyu baştan dizayn etseler, milli bayramlara ayar çekseler, andımızı kaldırsalar, Türkçe bilmeyenler geleceğimize oy atsalar, tarihi yeniden yazsalar mı? Bunları geç, çok geç. Varsa bilmediğim başka bir kırmızı çizginiz yazın da bileyim. Her neyse… Bu ve bunun gibi sebeplerle artık şikayet etmeyeceğim siyasetçileri, üzgünüm deyip geçeceğim. Çünkü benim şikayetçi olduğum şey biziz. Suç onun bunun, şu partinin bu partinin değil, bizim. Halen ‘Abi ses çıkart! Abiii!’ mi diyorsun azizim? HÖÖÖYYYT! Al sana ses.
Metin Akpınar’ın yaklaşık 20 sene önce katıldığı bir televizyon programındaki eğitim, siyaset, köyden kente göç ve insan ilişkileri üzerine yaptığı tespitler…
İstediğiniz kadar eleştirin, itibarsızlaştırın!!
Bu ülkeyi kurdu mu? Kurdu
Laiklik ve cumhuriyet dedi mi? Dedi
Hedef koydu mu? Koydu
Çağdaş uygarlık seviyesi dedi mi? Dedi
İlim, bilim, akıl dedi mi? Dedi
Ülke bu sayede Ortadoğu bataklığından ayrıldı mı? Ayrıldı
İkileyin şimdi!!
PREZERVATİF
Atatürk zeki değildi, bilgisayar kullanamıyordu diyor biri...
Ayasofya İslam mimarisinin en önemli eseridir diyor diğeri.
Osmanlı Devleti'nin kurucusu kimdir diye soruyorsun; Yavuz Sultan Selim ile Fatih Sultan Selim birlikte kurdular diyor.
Atatürk kurdu diyen üniversite öğrencisi var.
Çin Seddi nerededir diye sor; Danimarka? Yok Ukranya (yanlış yazmadım, böyle diyor)... Yoksa Cezayir miydi? diye cevap veriyor.
Deprem olmuş. Elinde mikrofon, yanında kameramanla gezen bir muhabir, hasarlı eve giriyor. Duvardaki sıvayı eliyle alıp, eliyle ufalayıp, "bakın bu evin betonunda deniz kumu kullanılmış" diyor.
Ülkenin ulaştırma bakanı (sonradan bissürü şey oldu, isviçre çakısı mübarek), bulut teknolojisini "bu bilişim, fazla kafayı yorarsan sıyırırsın" diye açıklıyor.
Selanik Ankara'da diyen ortaokul öğrencisi var.
50 yıl önce olsa, insanlar kitap okumuyor derdim.
Oysa bugün herkesin elinde "akıllı" telefon var.
Bilgiye ulaşmak bu kadar kolayken, hala bu kadar cahil kalmak ayrı bir mucize.
Yaratılmak istenen toplum bu. Yıllardır en çok değiştirilen, en çok çorba edilen, en çok alt üst edilen şey nedir bu ülkede?
Eğitim sistemi.
Öğrenci değil, seçmen yetiştirmek derdindeler çünkü.
Seçmenleri de bunlar işte.
Fırtınada çıkan hortumun hesabını belediye başkanına soran eski belediye başkanı var bu ülkede.
Bu çağın vebası prezervatiftir kardeşim. Şeytan icadıdır. Zekanın turnasol kağıdıdır.
Aptallar ürerken, akıllılar üremiyor.
Ondan sonra da;
"Selanik nerededir?"
"Anıtkabir'de. Atatürk neredeyse oradadır"
Coğrafya kaderdi, değil mi?
Kaderime s*çaydım.
Emre Dölcel
Mehmet Şimşek de @memetsimsek IMF’ye gidilmiş gibi kemer sıktırıp, canımıza okuyacak.
Ama IMFye gidilseydi, bu artan vergilerin nereye gideceğini bilecektik.
Bütçeye disiplin gelecekti.
Şimdi “toplanan vergilerin nereye harcandığımızın hesabını vermeye vaktimiz yok”, “makam araçları bizim için çerez parasıdır” diyen zihniyete vergi veriyor olacağız!!!
Neyse, 2028’e sadece 58,5 ay kaldı!!!
Seçtiniz, tadını çıkarın!!!
Cumhurbaşkanı için pazar günü sandığa gideceğiz.Aslında konu Erdoğan veya Kılıçdaroğlu değil. Asıl, hiçbir şekilde meclise ve millete hesap vermeyen, daha doğrusu ne yaparsa yapsın halkın hesap soramadığı, yasama,yargı ve yürütmenin tek elde toplanıp toplanmamasını onaylayacağız.
Seçime 21 saat kaldı. Yine her seçimde olduğu gibi bir sürü asparagas haber atılacak ortaya. Çöpe atılmış oy pusulaları göreceğiz, Akapeliler oyları çöpe attı diyecekler, sonra Cehapeliler camide parti yapıyor falan yazacaklar. Neler neler... Baaazı hesaplar, aylardır kaşıdıkları ne varsa kanırtacaklar yarın. Tahmin değil, her seçimde olur bu. Fakat bu defa millet dolu... Birileri umutla, birileri nefretle. Dokunsanız patlayacaklar. Dokunmayın!
Biz de farkında olalım. Sakince oyumuzu verelim, inatla sandığımıza sahip çıkalım. Lafın kısası, bir bilgenin de dediği gibi... “Dövüşmen guzum” Kaybeden tarafın seçmenini uzaya fırlatmayacaklar sonuçta. 🫶🏻🇹🇷
●Bulunan her gaz ve petrol ülke insanının refahı ve menfaati için kullanılıp kullanılmayacağını o ülkeyi yönetenler belirler!
● Venezuela'da başkanlık sistemi var!
●Venezuela'nın nüfusu 30 milyon, 2022 yılı için kanıtlanmış petrol rezervi 303,468 milyar varil, petrol üretimi 636 bin varil/gün; doğalgaz rezervi 5,541 trilyon metreküp, doğalgaz üretimi 23,7 milyar metreküptür.
●Varilini 55 dolardan hesapla bak ne çıkıyor ama halk aç ülke fakir!
●Suudi Arabistan'ın bile 265 milyar varil petrol rezervi varken,
●Venezuela halkının en az Kanadalılar kadar refah olması gerekiyor ama millet sefalet içinde gıda yardımları ile ayakta kalmaya çalışıyor!
●Neden dersiniz?