Alp Kırşan, Survivor sunuculuğunu Acun Ilıcalı’ya yaptığı cesur teklifle aldığını anlattı:
🔹 “Ekip Survivor’a giderken bana ‘Sen bekleyeceksin’ dediler.”
🔹 “Ben de ‘Acun abi, ben de geleyim’ dedim.”
🔹 “‘Bana bir koltuk ver, bir de üç öğün yemek ver.’”
🔹 “‘Ben orada durayım.’”
🔹 “‘Sen uçağı kaçırırsın, futbol oynarken sakatlanırsın, bir şey olur, ben sunarım’ dedim.”
🔹 “Panama macerası böyle başladı.”
🔹 “Ümit Karan’ın olduğu yıl bütün programı ben sundum.”
🔹 “Sonra Acun abi beni çağırdı.”
🔹 “‘Ben sana en iyisi maaş vereyim’ dedi.”
🔹 “Askerdeyken ‘Keşke o kuliste ben olsam, arka tarafı ben sunsam’ diye düşünürdüm.”
🔹 “Askerden döndüğümde Yetenek Sizsiniz’i sunuyordum.”
🔹 “İstediğin oluyor, biraz da doğru düzgün istemekle alakalı.”
Cemil İpekçi, iflas ettiği dönemde bir meslektaşından duyduğu sözün kendisini nasıl kamçıladığını anlattı:
🔹 “1991’de çok büyük bir mağaza ve ortaklık kurmuştum.”
🔹 “Sonunda sıfırı tükettim.”
🔹 “En yakın bildiğim insanlardan hiçbir yardım görmedim.”
🔹 “Tam tersine, tokat atar gibi konuştular.”
🔹 “Bir tanesi bana ‘Senin Türkiye’de yapacak hiçbir şeyin yok’ dedi.”
🔹 “‘Ben olsam bırakır Fransa’ya geri dönerdim’ dedi.”
🔹 “Onun evinden çıkıp kendi evime gelene kadar haykıra haykıra ağladım.”
🔹 “‘Bir daha bu lafı duymayacağım’ dedim.”
🔹 “‘Bu batağın içinden çıkacağım’ dedim.”
🔹 “Ertesi gün onun müşterilerinden biri kapımı çaldı.”
🔹 “‘Bunu o dikti ama nişanımda giyemem’ dedi.”
🔹 “‘Bana yeniden diker misiniz?’ diye sordu.”
🔹 “Bana sanki Rabbimin gönderdiği bir mesaj gibi geldi.”
🔹 “Çok çalıştım.”
🔹 “67 kiloya kadar düştüm.”
🔹 “Ama yeniden doğdum.”
🔹 “Bugün o kişi yok.”
🔹 “İnsan tokatından korkma.”
🔹 “Allah’ın tokatından kork.”
Besim Tibuk:
“Bir ara Karadeniz’e gitmem gerekti.
Fındıklı’ya gittim.”
“Baktım, çevredeki hemen hemen her kasabada eczane açılmış.
Bir tek Fındıklı’da eczane yok.”
“O zaman eczane olmayan yerde doktorun ecza dolabı açma hakkı var. Yani doktor hem hastayı muayene ediyor hem de ilacını veriyor.”
“Benim de bu durum dikkatimi çekti.
Cebimde rehberlikten biriktirdiğim biraz para vardı. Fındıklı’da bir dükkan tuttum, bütün paramı koydum, biraz da borçlanıp eczaneyi açtım.”
Fakat eczaneyi açınca hiç hesap etmediğim bir şey oldu.
Biz eczaneyi açınca kanunen doktorun ecza dolabının kapanması gerekiyordu. Müracaat ettik, ecza dolabı kapatıldı.
Doktor buna çok sinirlendi.
Fındıklı’yı bırakıp gitti.
Bir anda kasabada eczane vardı ama doktor yoktu.
Millet muayene olmak için Rize’ye gidiyor, gitmişken ilacını da oradan alıyordu. Eczane zarar etmeye başladı. Ben İstanbul’da rehberlikten kazandığım parayı sürekli Fındıklı’ya gönderiyordum.
Aylar sonra işler biraz toparlandı derken Fındıklı’ya ikinci bir eczane açılacağını öğrendim.
Fındıklılı bir çocuk eczacılık okulundan mezun olmuş, üstelik eşi de eczacıydı. Babası da kasabadaki Ziraat Bankası’nın müdürüydü.
Ben bunu duyunca ayakta kalmak için mücadeleye girdim.
Onlar eczaneyi açtı. Küçücük Fındıklı’da iki eczane, 2-3 sene birbirini yedi.
Sonunda dayanamadım. Rakibimin babasına gittim.
Eczaneyi kapatacağım. Bana 50 bin lira verin, ilaçları da alın, çekilip gideyim dedim.
Pazarlık yaptık, 30 bin liraya anlaştık. Parayı aldım, ilaçları devrettim ve eczaneyi kapattım.
Eczaneye para yetiştirmekten kendime pantolon, gömlek alamadığım dönemler olmuştu. İstanbul’da kazandığım parayı sürekli Fındıklı’ya gönderiyordum.
Bir gün düşündüm:
Ne aptalmışım.
İkinci eczanenin açılacağını duyduğum gün çocuğun babasına gidip senin oğlun eczacı, benim hazır eczanem var. Gel ortak olalım deseydim ikimiz de kazanacaktık.
Egoma yenildim.
Bazen geri çekilmek gerekir.
Bazen de yenilgiyi kabul etmek gerekir.
Ben bunu eczanede öğrenemedim. Daha kötüsü, yıllar sonra halı işinde aynı hatayı çok daha büyük paralarla tekrar yaptım.
O zaman biraz akıllı olsaydım, rakibimi karşıma almak yerine ortak ederdim.
sevmenin bedelini çok pahalı bir şekilde ödedim hasret kursağımda özlem ise her zaman içimde kaldı pişmanlıklar keşkeler zaman zaman oldu ama bu durum çok daha güçlü olmamı sağladı nasıl olduysa anlamadım fakat çoçukluğuma toprak attım bunuda şükür Allah büyük vesselam.
İlahiyat Profesörü Yaşar Nuri Öztürk'ün gusül abdestini anlattığı konuşması:
🔸Bütün vücudu yıkayacaksınız.
🔸”Ordan başlayacak, şurası 3 defa yıkanacak burası 5 defa yıkanacak” bunların hepsi hikaye.
🔸Hatta fıkıh kitapları diyor ki: “Bir adam cünüp, yıkanmak için bir yere gidiyor. O ara ayağı takıldı denize veya nehire düştü. Battı çıktı. Gusül abdesti tamamdır”, bu kadar.
🔸Yok “niyet ettim, yok şu tarafa döndüm” bunların hepsi yahudilikten geçme.
🔸İslam'da bunların yeri yoktur.
🔸Vücudunu yıkayacaksın kardeşim bu kadar basit ya.
🔸Adam gibi gir yıkan, ne gak guk edip duruyorsun?
🔸Bizim bu yahudilik fıkhından çektiğimiz nedir ya? Paçamızı bin senedir bırakmadı!
🔸Mesela Kur'an okuyacaksın. Yok “diz çök”, yok “abdest al”, yok “kıbleye dön, başını ört”.
🔸Bunların hepsi safsata. Böyle bir şey peygamberin hayatında yok!
Risk almak cesaretli insanların alacağı bir şey ama kesinlikle bu cahil cesareti değil alınan kararlar geriye dönük olduğu zaman düşünülmemesi gereken bir durum oluşturması lazım
Geçmiş ya da gelecek bir takıntı yapmadan şimdiki zamanın en iyi şekilde elindeki imkanlarla cevap vermem gereken bir durum şu da unutulmaması lazım her duygu dozunda yaşanmalı ve kötü duygular asla olmaz hep dozunda olacak
Nietzsche haklıydı:
Hayatta net bir amacı olan kişiler, stresli durumlarla karşılaştıklarında kaçınmak, duygusallaşmak veya şikayet etmek yerine sorunu çözmeye ve yeniden çerçevelemeye odaklanırlar; ve bu strateji onları daha mutlu yapıyor.
Böbrekleriniz günde 190 litre kanı filtreler. Ancak bazı yiyecekler, zamanla filtrelerini sessizce zarar verir.
İşte böbreklerinize zarar verebilecek 6 yiyecek ve nedenleri:
1/ Tahıllar…🧵
Tutarlılık hayatını değiştirir.
Tutarlılık hayatını değiştirir.
Tutarlılık hayatını değiştirir.
Tutarlılık hayatını değiştirir.
Tutarlılık hayatını değiştirir.
Tutarlılık hayatını değiştirir.
Tutarlılık hayatını değiştirir.
Ülkemizin yetiştirdiği kıymetli ilim insanı, tarihçi ve yazar İlber Ortaylı hocamıza Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
İlmî birikimi, fikir dünyamıza kazandırdıkları ve tarihin geniş kitlelerce sevilmesine sunduğu büyük katkılarla daima saygı ve minnetle yâd edilecek, geride bıraktığı kıymetli eserler ve yetiştirdiği nesillerle gelecek kuşaklara ilham vermeyi sürdürecektir.