Bir şehirden diğerine yürürken gördük ki...
Yol, cümleden uludur.
Yol, yolcudan da uludur.
Önemli olan doğru yolda olmaktır.
Bugün Diyarbakır’da vatandaşlarımızla bir olduk. Yolda, çarşıda, tarlada buluştuk.
Bizim bu mücadelede, milletimizden başka sığınacak kimsemiz yoktur.
Millete sığınıyoruz, millete güveniyoruz.
Köhnemiş, eskimiş, kaybetmeye alışmış siyaseti geride bıraktık.
Önümüze bakıyoruz.
Bugün bir bankın üstündeyiz ama milletin gönlündeyiz.
Saklayın o bankı.
İktidar partisinin genel başkanı olarak geleceğim, o bankın üstüne bir daha çıkacağım. Milletime sözümdür!
“Düşmesin bizimle yola; evinde ağlayanların göz yaşlarını, boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar.
Bıraksın peşimizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar.”
Büyük şair Nazım Hikmet’i vefatının 63’üncü yılında saygı ve rahmetle anıyorum.
Bir hafta boyunca deprem bölgesindeydik.
Kabristanlarda el açıp dua ettik; sokakta, çarşıda, konteyner kentlerde sorunları dinledik.
Barınma sıkıntısından rezerv alan mağduriyetine, mücbir sebep talebinden ulaşım, eğitim ve sağlıktaki sorunlara kadar tüm dertleri tekrar not ettik.
Depremzedeye “boş senet” imzalatma utancını yaşatan, evi başına yıkılan insanlardan faiz isteyen Ak Parti zihniyetinin yarattığı tepklileri gördük.
Söz veriyoruz: Biz deprem bölgesinin sorunlarını çözeceğiz ve şehirlerimizi afetlere hazırlayacağız.
Biz, deprem için toplanan devasa kaynakları seçim kampanyalarına değil bu millete harcayacağız!
Şehirleriniz yeniden çiçek açana, o hüz��nlü bakışlar yerini huzura bırakana dek elimiz elinizde kalacak.
Hiç bırakmayacağız!
Bu hafta deprem bölgesindeyiz.
Güne Osmaniye İl Başkanlığımızın önünde toplanan hemşehrilerimizle kucaklaşarak başladık.
Bu mübarek kandil gününde, Deprem Şehitleri Mezarlığı’nda kaybettiğimiz canları dualarla andık.
Konteyner kentte yaşamın nasıl sürdüğünü bir kez daha yerinde gördük. “Üç yıl oldu, artık dertlerimiz bitsin istiyorum” diyen gözlerin içine baktık.
Ardından Gaziantep Nurdağı’nda konteynerde siyaset yapan yol arkadaşlarımızla buluştuk.
Konteyner kentte, esnafla, ailelerle konuştuk. Bir teyzemin selamında, bir çocuğun gülüşünde, “normal hayata dönme” isteğini gördük.
Günün sonunda İslahiye’de acılı ailelerle anma programında bir araya geldik.
Dualarımız da, mücadele sözümüz de onlar için.
Biz, geçici denilen çözümlerin kalıcı yaralara dönüşmemesi için buradayız.
Değerli Halkımız;
Bilindiği gibi 19 Mart’ta ülkemizde bir sivil darbe yaşandı. Darbeciler bu kez, tankla ya da postalla değil, yargı cübbeleriyle geldiler.
Seçimle gelen ancak seçimle gitmek istemeyen bir avuç insan, korktukları rakiplerini hapse atarak, Türkiye’yi büyük bir siyasi ve ekonomik krizin karanlığına sürüklediler.
Aradan geçen 237 günde, aziz milletimizle birlikte büyük bir hukuksuzluğun her saatine tanıklık ettik. Bugün çıkan iddianame ise herkesin bildiği gerçeği bir kez daha ilan etti.
Bu dava hukuki değildir, tamamen siyasidir. Amacı son seçimlerin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi‘ni durdurmak ve Cumhurbaşkanı adayını engellemektir.
Darbeciler bugün, tapusu Mustafa Kemal Atatürk’e kayıtlı olan, Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisinin kapatılmasını talep edecek kadar şuurlarını kaybettiler.
Anayasa’nın siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin maddelerini hatırlatarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulması meselenin İBB’ye yönelik bir soruşturma olmadığının kanıtıdır. Bugün yaşananlar demokratik siyasete ve gelecek seçimlerin sonuçlarına yargı eliyle müdahalenin suç üstü halidir.
Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır.
Yaşadığımız kötülüklerin sebebi asla “hukuki” değildir, bir kişinin siyasi ihtiraslarından ibarettir.
Partimizi en son 12 Eylül’de Kenan Evren kapatmaya kalktı, milletimizle birlikte yeniden açtık. Evren’in milletimizin gönlündeki yeri de siyasi tarihimize geçiş şekli de bellidir.
Biz, geçmişte çok bedel ödedik, bugün de ödüyoruz ve ödeyeceğiz.
Ama millete inanmaktan ve güvenmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.
Atatürk’ün partisi milletimize emanettir.
AKP ve talimatlı yargısı en iyi bildiği yoldan devam ediyor.
Çağrılsa ifadeye gidecek olan Şile Belediye Başkanımız Özgür Kabadayı'yı gece yarısı baskınla gözaltına alıyorlar.
Halkın seçtiğini itibarsızlaştırmak icin akıllarına gelen her türlü hukuksuzluğa başvuruyorlar.
AKP'yi 23 yıl sonra ikinci parti yapan Cumhuriyet Halk Partisi'nden ve belediye başkanlarından korkuyorlar.
Ama bu hukuksuzlukları yapanlara kötü bir haberim var. Her geçen gün oylarınız düşüyor, adeta eriyorsunuz.
Ve sandık geldiğinde gideceksiniz….
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, demokrasi ve adaletin 100. KARA gününde “100 KARASI” toplantısında konuşacak.
🗓 1 Temmuz Salı
⏰ 13.30
📍Lütfi Kırdar Kültür Merkezi / İstanbul
Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Dediler ki, ‘Gitme, Bayburt AK Parti’nin kalesi.’ Dedim ki, ‘O ezberler bitti, gideceğim, kucaklaşacağım, Bayburt bizi bağrına basacak.’
Yağmur, dolu demeyen, bu havada bile dağılmayan, millet iradesine sahip çıkan Bayburt’a helal olsun, selam olsun.”
Adaletin, dayanışmanın ve beraberliğin sembolü olan Gadir-i Hum Bayramı’nı kutluyorum.
Arap Alevi toplumunun en büyük bayramının, ülkemize huzur ve barış getirmesini diliyorum.
Nasıl yazılır böyle bir acı bilmiyorum. Nasıl anlatılır bir kardeşin gidişi?
En yakınımızı, en iyimizi, en çalışkanımızı yitirdik.
Birlikte hayal kurduğum ve sonra o hayalleri birlikte gerçekleştirebildiğim bir dostu, aklımın ve kalbimin yarısını kaybettim.
İçimde nasıl söneceğini bilmediğim bir ateş var.
Yüreğim yanıyor.
Hepimizin başı sağ olsun.