AKP’nin en çok istediği tablo,CHP birbirine girdi,
iktidar keyifle izliyordur.Ben ise seçmen olarak oy verecek parti de bulurum, aday da.Ama ülke sorunlarla boğuşurken hâlâ koltuk kavgası izlemek zorunda değilim.Millet geçim derdinde,siz birbirinizi yiyin!Umrumda değilsiniz.
Cumhuriyet tarihini bırakın, dünya tarihinde bile emsali zor görülecek bir vakaya tanık oluyoruz. Eski bir genel başkan, kaybettiği kongrenin ardından iktidar yargısından medet umarak yanında kalan birkaç milletvekili ve eski ilçe başkanıyla partiyi ele geçirmeye çalışıyor. Yaklaşık 500 kişilik bir grup, neredeyse 18 milyon seçmeni olan bir partiye adeta çökmeye kalkışıyor. Bunu parti içi bir mücadele olarak görmek ve bu rejimin koşullarında bile meşrulaştırmak mümkün değil.
Mutlak butlan kararı sonrası @kilicdarogluk kendisine parti içinden destek geleceğini, örgütten fireler olacağını düşünüyordu. Bu olmayınca süreci uzatmak yerine doğrudan müdahale yoluna gidilmiş görünüyor. Hiçbir organik destekleri olmadığı için bir avuç mafyavari tip ve milletvekili genel merkezi ablukaya almış durumda.
Önümüzdeki süreçte 500 kişilik bir grubun, neredeyse 18 milyon seçmenin oyunu almış bir partiye zorla çöküp çökemeyeceğini göreceğiz. Bu nedenle kamuoyunda tartışılan “ayrı parti” önerilerini şu noktada çok yanlış buluyorum. Böyle dehşet verici bir sonuç geri çevrilemezse, demokratik mücadele çok ağır bir darbe alır. Demokrasiye inanan herkesin seçilmiş, meşru CHP yönetimine destek vermesi gerekir.
14 yıl boyunca Atatürk'ün aşçılığını yapan Mehmet Usta anlatıyor:
- Hatıralarımı soruyorsunuz. Anlatayım size...
- Onda kibir, azamet falan yoktu.
- Devrimler sırasında 36 saat masa başında kaldığını biliyorum. Biz mutfakta çeşit çeşit yemekler hazırlardık. "Bunları yemeyeceğim" diyordu. "Bana bir dilim ekmek verin. Yanında da ayran getirin. Şimdilik bunlar kâfi. Diğer yemekleri yemeyi henüz hak etmedim" derdi.
- Yemeğe çok düşkün değildi. Öğlen ve akşam mutlaka çorba yerdi. Yemek listesini ekseriyetle ben hazırlardım. Bazen canının istediği şeyleri söylerdi.
- Bir gece geç vakit yaveri mutfağa geldi. Paşamız aşure istiyor, dedi. Nasıl olur, gece yarısı aşure pişmez, dedim. Yaver, paşamızın yanına döndü. "Mehmet usta buraya gelsin" demiş. Kalktım gittim. "Ben aşure istiyorum Mehmet usta" dedi. "Paşam emredersiniz ama aşure bu ha deyince pişmez, zaman ister hazırlaması" dedim. "Ben yapılıncaya kadar beklerim" dedi ve bir pazarlığa giriştik. Ben, "Hiç olmazsa 1,5 saat müsaade buyurun" dedim. "Hayır, olmaz" dedi. 45 dakikada mutabık kaldık.
- Köşkte olsun, trende olsun, vapurda olsun daima ihtiyatlı davranırdık. Bir yere gittiğimiz zaman oranın yemeğini yemesi icap ederse ben gider her şeyi kontrol ederdim.
- Yemeği önce ben tadardım. Ödüm kopardı içine bir şey atarlar diye. Yemeğin başından bir dakika ayrılmazdım. Tencerenin kapağını kimseye açtırmazdım. Aylığım 200 lira idi. Benim için para mevzubahis değildi. Atatürk’e hizmet etme şerefine nail olmuşum parayı kim düşünür.
- 200 lira yetmezse "Benim param bitti paşam derdim." Hemen bir pusula yazar 500 lira hediye ederdi.
- Atatürk çok alçak gönüllü idi. Mutfağın telefonu çalardı. Telefonu açardım ve onun kimsin diye sesini duyardım. Mehmet Usta derdi, "Ben acıktım." "Peki paşam" der telefonu kapatırdım. Biraz sonrada mutfağa gelirdi. "Mehmet usta çok acıktım bana şuracıkta bir şeyler hazırlayıver" derdi bir çocuk gibi. Yemeğini yerken bazen bizi imtihan ederdi. Biz şaşırınca sorduğu sorunun cevabını kendisi verirdi.
- Yemeğini yedikten sonra "Eh bakalım Mehmet Usta bir kahve yap birde sigarandan ver" derdi. Sigara ve kahvesini içer, "Sağ ol Mehmet Usta, iyice doydum, Allahaısmarladık" der, giderdi.
- Atatürk seyahatine beni almadan çıkmazdı. Ben "Hazırız" dedikten sonra yola çıkardık.
- Bir vaka anlatayım. Balkan Antantı'nın imzalandığı sıralardı. Soğuk bir gece Kırşehir’e hareket ettik. Yolda kar fırtınasına tutulduk. O kadar çok zorluk çekiyorduk ki zaman zaman otomobilimizi kardan mandalar kurtarıyordu. Vakit gece yarısını çoktan geçmişti. Atatürk bir ara otomobilinden indi ve yanıma geldi. "Aşçıbaşı, ben acıktım bana yemek ver" dedi. Yanımda söğüş bir şeyler vardı. Hepsini saydım. "Kuru fasulye ile pilav isterim" dedi.
- En düşkün olduğu yemek kuru fasulye ve pilavdı. "Paşam kuru fasulye yapmadım" diye cevap verince "Öyleyse hemen pişir" dedi. Paşam, dedim, "Yanımda yok hem burada pişirmek çok zor olacak." Durdu, yüzüme baktı. "Doğru aşçıbaşı. Hakkın var. Canım isteyiverdi işte. Aldırma. Yarın yaparsın" diye birde beni teselli etti.
- Atatürk katiyen yemek ısmarlamazdı. Yalnız bazen yapacağım yemekleri sayarken, "Usta peki ne kadar zamanda yapacaksın" diye sorar bende bir iki saat deyince pazarlık ederdi. Asgari müddeti söylediğimde de "Nasılmış Mehmet Usta ya" diye adeta çocuk gibi sevinirdi.
- Çok alçak gönüllü idi. Bir gün öğlen saat 2 olmuştu ve paşa hala öğlen yemeğine gelmemişti. Biraz sonra mutfağa geldi "Mehmet Usta, ben yol yapan amelelerle beraber yemek yedim adamların soğanlarını bitirdim sen onlara bir şeyler hazırla da götür" dedi. "Paşam siz doymamışsınızdır, size de bir şeyler hazırlayayım" dedim. "Amma da yaptın Mehmet Usta. Soğan, ekmek, zeytinden daha iyi yemek olur mu" diye cevap verdi. Atatürk bilhassa Türk yemeklerini çok severdi. "Bizim en kötü şeyimiz onların en iyisinden daha iyidir" derdi.
Soma Katliamı'nın 12. yılı.
Cezaevinde hiç sanık kalmadı.
En yüksek ceza alan sanıklar, ölen her madenci için sadece 6 gün hapis yattı.
Şu anda tek tutuklu, katledilen madencilerin avukatları olan Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay.
20 yıl önce bugün, Galatasaray İnönü Stadyumu’nda şampiyonluğa giden yolu adeta yeniden yazdı 🤯
2005/06 sezonunda Galatasaray, ligin son haftalarına 3 puan önde girmişti. Ancak 31. haftada Fenerbahçe’nin Kadıköy’de aldığı 4-0’lık galibiyet sonrası puanlar eşitlendi.
32. hafta sonunda da zirvede eşitlik vardı: 77-77.
Ve takvimler 33. haftayı gösterdiğinde Galatasaray, şampiyonluk yarışının en kritik deplasmanlarından biri için İnönü’ye çıktı.
Dakikalar 90’ı gösterdiğinde skor 1-1’di…
Beşiktaş adına Tümer Metin, Galatasaray adına Hasan Kabze ağları bulmuştu.
90+3’te sahneye yine Hasan Kabze çıktı.
O gol sadece derbiyi değil, belki de şampiyonluğu getirdi.
Son hafta Fenerbahçe’nin Denizlispor’a takılmasıyla Galatasaray sezonu şampiyon tamamladı.
Leng Jun’un 2004 tarihli yağlı boya tablosu, birçok uzmana göre “Mona Lisa’yı geride bırakan tablo” olarak anılıyor. Dünyanın en hipergerçekçi eserlerinden biri kabul ediliyor.
Gençlerin ahlakını sahnedeki sanatçının giydiğinden çok daha fazla etkileyen şeyler var.
Güç sahiplerinin topluma karşı kabalığı, vurdumduymazlığı. Sosyal medyada trol ordularının kullandığı çirkin dil, itibar suikastları.
Artık günlük ve olağan hale gelen tehdit dili.
Birine öyle birine böyle uygulanan hukuk kuralları.
Bu liste uzar
UYARI
Memleketin birçok yerinde irili ufaklı depremler oluyor. Daha büyüğü gelmeden gelin DEPREM DİRENÇLİ kentlerin inşasına başlıyalım. Devletimiz bunu yapacak güçtedir. 10-15 sene sürer ama biz bu işi başarır, insanımızın can güvenliğini sağlarız. Altı üstü bir bakanlığa bakar. Yeterki bell bir programla başlıyalım.
Türkiye Cumhuriyeti'nin milli marşı İstiklal Marşı'nı Arapça söyletmek, Arapça yazdırmak...
Tepki aldıkça bunda ısrar etmenin mantığı nedir?
Kudursunlar, çatlasınlar, zorla yapacaz, illa da yapacaz, herkesi iyice sinir edene kadar yapacaz diye siyaset; böyle eğitim politikası olur mu?
Trump yönetimi, Epstein Adası'ndaki ağır şiddet ve cinsel istismar siciline bakmadan, Karayiplerin özgür adasına saldırmaya devam ediyor. Dünyanın her köşesindeki yoldaşlarımız gibi, Türkiye’den de halkımız adına uyarıyoruz: Küba’dan elinizi çekin.
ABD “enerji blokajı” siyasetiyle Venezuela'ya müdahale edip, Küba'nın petrol kaynağını kesti. Gümrük tarifesi tehdidi ile de alternatif kaynak sağlayacak ülkeleri uzakta tutuyor. Enerji rezervleri biten Küba halkını zor günler bekliyor. Sadece havalimanları, ulaşım, elektrik santralleri değil, hastaneler ve okullar da bu süreçten etkilenmeye başladı.
Küba ekonomisini boğarak siyasal sonuç elde etmeyi uman ABD emperyalizminin Karayipler’de etkisini arttırdığı bir gerçek. Ancak Küba halkının ambargolara rağmen egemenliğine, bağımsızlığına ve sosyalizme sahip çıkışının 66 yıllık tarihi daha büyük bir gerçektir.
ABD'nin Küba'ya karşı keyfi ve uluslararası baskıcı önlemler yoluyla sergilediği bu saldırganlık, BM Şartı'nı ve uluslararası hukuku açıkça ihlal etmekte ve küresel düzeyde güvenliği de tehdit etmektedir. Trump’ın militarist haydutluğu Venezuela'ya yapılan askeri müdahale, Kolombiya, Meksika ve diğer ülkelere yönelik devam eden tehditlerde görüldüğü gibi, Monroe Doktrini’ne dayanan, bölgeye hakim olmayı amaçlayan daha geniş bir emperyalist planın parçasıdır. ABD’nin beyaz üstünlükçü ve sömürgeci tavrı, halkların eşitlik mücadelesi karşısında kaybetmeye mahkumdur.
Meşruiyeti halk nezdinde değil Washington’da arayan AKP iktidarı dahil, Trump işbirlikçisi hükümetler de bu yenilgiden paylarını alacaktır.
Amerikan emperyalizminin Küba halkının bağımsızlığına yönelik saldırganlığını şiddetle kınıyoruz. Türkiye İşçi Partisi emperyalizmin karşısında Küba halkının yanında, uluslararası dayanışmanın bir parçası olmayı sürdürecektir. Saldırı küreseldir, yanıtımız da uluslararası işçi hareketi olarak küresel olacaktır.
Sadece Küba’da değil, kendi kalesinde de emperyalizm yenilecek.
🗣️ Bruno Guimarães:
“Bazen rakamlar, kelimelerin anlatamadığını anlatır. 39…
Bir futbolcu için tuhaf gelebilir ama benim için büyülü.
Beni Newcastle’a getirdi.
Karnımı doyurdu, üstümü giydirdi, hayalimin peşinden gidebilmem için saatler süren yolculukların parasını ödedi.
039, Rio’da babamın taksisinin çağrı numarasıydı.”
El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele: "Suçu eğitim ve imkan sağlamakla çözemezsiniz. Suçlular yalnızca güç kullanılarak durdurulabilir."
NOT: El Salvador’da cinayet oranı 100.000'de 100 seviyelerindeyken, devletin 2022 yılında başlattığı geniş çaplı operasyonlar ve ağır cezalar sonrası bu oran 100.000'de 1 seviyelerine kadar geriledi.
17 yaşındaki Atlas'ı öldüren 15 yaşındaki katil zanlısının:
• Öncesinde suç kaydı olmadığı,
• Babasının uzun süredir cezaevinde olduğu,
• Olay sırasında yanında bulunan küçük yaştaki bir kız çocuğunun 5 suç kaydı bulunduğu,
• Evinde ise ruhsatsız tabanca ele geçirildiği öğrenildi. (İhsan Yalçın)
Gülşah’ı, miting alanlarında, parti binalarında, sokak çalışmalarında tanıdık. Afiş asan, pankart taşıyan, kapı çalan genç kadınlardan biriydi önce… Seçildiğinde, sadece bir koltuk el değiştirmedi; şehrin siyasal hafızasında derin bir çizgi çekildi
Gülşah
Esat Aydın yazdı
https://t.co/2kaGPaIsD3