Anayasa’nın eşitlik ilkesini zedeleyen, aynı emeği farklı tarihlerle cezalandıran bu adaletsizlik artık son bulmalıdır.
Bir gün farkla yıllarca bekletilmek ne vicdana ne de hukuk devletine yakışır.
Lütuf değil, hakkımızı istiyoruz.
@EmadDernegi#KademeHak
Gelin, bu adaletsizliği birlikte giderelim; emeğin hakkını teslim ederek yarınlara daha güçlü yürüyelim!
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu
#SONDAKİKA
Stajyer&Çırak
#StajyerçırağıGörmeyenlerMaziOlacak
Sn @ifarukaksu
Vaate değil yasaya ihtiyacı olan Stajyer ve Çıraklar sizden yüce meclisimizde önce kanun teklifinizi, sonra o kanuna kalkan ellerinizi bekliyor.❗
@MhpTbmmGrubu
MHP İcraat Zamanı
#StajyerçırakMHPdenAdımBekliyor
Teşekkürler Sayın Melih Meriç.
@melih_meric@eczozgurozel@herkesicinCHP@istanbulorgutu@chpankara1
3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu kapsamında yıllardır süren staj ve çıraklık sigortası mağduriyetimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıyarak sesimize ses olduğunuz için teşekkür ederiz.
Meslek liselerinde ve çıraklık eğitim merkezlerinde zorunlu staj yapan, üretime katkı sunan ancak emeklilik hakkı açısından yok sayılan yüz binlerce stajyer ve çırak adına gösterdiğiniz duyarlılık bizler için çok kıymetlidir.
Staj ve çıraklık sigortasının hizmet başlangıcı sayılması, tam sigorta hakkının verilmesi ve bu yıllardır süren adaletsizliğin yasal düzenlemeyle sona erdirilmesi yönündeki desteğiniz, mağduriyetimizin görünür olmasına önemli katkı sağlamaktadır.
Haklı mücadelemize verdiğiniz destek için teşekkür ediyor, bu sorunun çözümü için göstereceğiniz çabaların devamını diliyoruz.
Adalet, emeğin ve alın terinin karşılığını teslim etmektir. Stajyer ve çıraklar da bu adaleti bekliyor.
Stajyer Çırak Mecliste
#StajyerçırakHakkınıYedirtmez
Kazamadık! Çok Kaybettik! @tcmeb_mtegm Ama Sadece Biz Değil!
@Yusuf__Tekin@tcmeb@isikhanvedat@csgbakanligi@memetsimsek@HMBakanligi@abakingurlek@iletisim@RTErdogan@dbdevletbahceli@TBMMresmi@TBMMGenelKurulu@TUSIAD@MUSIAD@iloankara@TOBBiletisim@Tisk_kurumsal@hakiskonf@turkiskonf@ilo@ATOkurumsal@ASOKurumsal@EUDelegationTur@B_Palandoken@NumanKurtulmus@mehmetucum@oktay_saral@Akparti@AKGMTeskilat@MHP_Bilgi@CHPBilgi_@SaadetPartisi@iyiparti@GelecekPartiTR@devapartisi@DSPGenelMerkez@bbpgenelmerkez@rprefahpartisi@DEMGenelMerkezi@tipgenelmerkez@emekpartisi
Sayın Millî Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü (MTEGM) Yetkilileri,
"Geleceğini belirleyecek tercih, yalnızca hangi okula gideceğini değil; hangi imkânlara sahip olacağını da belirler" diyorsunuz. Teknisyen unvanı, İş Yeri Açma Belgesi, Europass, kalfalık-ustalık belgeleri ve ek puan gibi vitrin süsleriyle o gencecik çocukları atölyelere, sanayiye ve ağır üretim hatlarına davet ediyorsunuz.
Peki, o parlak vitrinin arkasındaki karanlık tabloyu, sömürü çarkını ve eksik hakları neden gizliyorsunuz?
Siz "imkân" diyorsunuz; biz ise yıllardır susturulan bir gerçeğin, görmezden gelinen bir emeğin, yok sayılan bir üretim gücünün sesi olarak "ÇOK KAYBETTİK" diyoruz.
En başta kaybeden bizler olduk. Ömrümüzü, gençliğimizi feda ettik. Yoksul ailelerin çocukları olan bizler, bu sermaye odaklı sömürü sistemi içinde kaybederken; bugün de aynı yoksul ailelerin çocukları canını, sağlığını ve geleceğini kaybetmeye devam ediyor. Gencecik, pırıl pırıl neslimiz Europass veya ek puan hayaliyle girdiği bu çarkın içinde yok olup gidiyor. Ancak kaybeden sadece biz çırak ve stajyerler olmadık. Aslında herkes kaybetti; bütün bir ülke kaybetti.
UNESCO, teknik ve mesleki eğitimin insana yakışır işe erişimi güçlendirdiğini, sürdürülebilir toplumlar kurmaya katkı sunduğunu açıkça vurgular. Ancak 1986 yılında yürürlüğe giren 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu, çırak ve stajyerleri yalnızca kısa vadeli sigorta kolları kapsamına alarak, çalışma hayatının en temel özlük hakkı olan uzun vadeli sigorta kollarından mahrum bırakmıştır.
Tamamıyla sermaye odaklı düşünülen bu sistem, maalesef ki günümüze kadar aynı şekilde sürmektedir. Gençlerimize reva görülen "imkân"; harçlık denilecek kadar az, 6.000 lira ile 11.000 lira arasında değişen kısıtlı kazançlarla, haftanın beş altı günü, gecenin yarılarına kadar süren yoğun mesailerde; sanayilerde, fabrikalarda ve dökümhanelerde ezilmektir.
Şimdi soruyoruz: Neden hâlâ bu sistem devam ediyor? Neden bu emek ve hak kaybı sürüyor? Dar gelirli, yoksulluk ve açlık sınırının altındaki ailelerin, belki birkaç öğün yemeğini veyahut ev kirasını karşılamak için çocuklarının getireceği o 6.000 - 11.000 liralık kazanca bel bağladığı bilindiği hâlde, bu sömürü neden bitmiyor?
Üstelik sizin "maaş" dediğiniz bu tutarlar işsizlik fonundan kesilip çırak ve stajyerlere verilmektedir. Peki, bu işsizlik fonundan kesilen para kimlerden alınıyor? Yine o çocukların anne ve babalarının alın terinden, kendi maaşlarından kesilip tekrar kendi çocuklarına veriliyor! Tamamen sermaye odaklı bu sistemde neden işveren bu kadar kollanıyor? Neden bu çocuklarımıza asgari ücret verilip de tam sosyal güvence altına alınmıyor? Üreten nesillerini bu şekilde koruyan, onlara tam güvence sağlayan Almanya, Fransa veya diğer gelişmiş ülkeler hata mı yapmış? Kim kaybetmiş? Onlar mı, yoksa biz mi?
Dışarıdan bakıldığında bu çocuklarımızın okuduğu zannediliyor. Oysa ağır şartlara, psikolojik baskıya ve sömürüye maruz kalan gençlerimiz, okulu bitirmezse sınıfta kalma korkusuyla bir işçi gibi çabalıyor. 40 yıldır hakları verilmeyen bizleri görüyor, haklarının eksik olduğunu anlıyor ve eğitimlerini yarıda bırakıyorlar.
Gelecek, süslü unvanlarda ve sertifikalarda değil; emeğin ve zanaatin temel haklarındadır!
Staj ve Çıraklık Sigortası
Mağdurları Federasyonu🇹🇷
Stajyer Çırak Mecliste
#StajyerçırakHakkınıYedirtmez