9-
“Bunlar, yalnız demire, çeliğe, silah gücüne dayanırlar. Bildikleri şey yalnızca madde... Bunlar, özgürlük uğruna ölmeye karar verenlerin gücünü anlayamazlar. Biz, Anadolu’ya ne silah ne cephane götürüyoruz; biz ülkü ve inanç götürüyoruz.”
Mustafa Kemal Atatürk
8-
Kontrolden geçen Bandırma Vapuru Karadeniz’in hırçın dalgaları içinde Samsun’a doğru yol almaya başlamıştı.
Mavi gözlü adam, yanındakilerle birlikte Boğaz’da demirleyen düşman zırhlılarına baktı ve Milli Mücadele’nin ruhunu ortaya koyan ilk cümleleri orada kurdu:
7-
16 Mayıs 1919 tarihinde bir Cuma günü saat 16.00’da Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan yola çıkacaktır.
Ama bir sorun vardır.
Bandırma Vapuru, İngilizler tarafından durdurulur ve kontrol edilir. İçeride silah ve cephane aranmıştır.
Yoktu...
6-
Daha sonra o çocuk vapurdan sandala biner. Geldiği limana geri dönerken Bandırma Vapuru hareket etmiştir.
Nurettin’in ise kulaklarında vapurdaki mavi gözlü adamın söyledikleri çınlamaktadır:
- Bu ülke hepimizin… Ama esas siz gençlerin… Mücadeleden asla yılmak yok. Tamam mı?
5-Hacı Tevfik Bey, oğlunun görmek istediği yolcunun kapısını çalar.
Kapı açılır. Bir milletin umut bağladığı yolcu oradadır.
Çalışma masasında arkadaşları ile oturan mavi gözlü yolcu, içeri giren küçük çocuğa döner:
- Adın ne çocuk?
- Nurettin Efendim…
Konuşurlar…
4-
16 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuru, Kız Kulesinin açıklarında yolcularını beklemektedir. Vapurun kamarotu Hacı Tevfik Bey, oğlu ile vapura gelmiştir.
Vapur hareket etmeden önce Hacı Tevfik Bey’in oğlunun görmek istediği biri vardır.
Çocuk heyecanlıdır. Vapura binerler.
3-
28 Mayıs 1915…
Çanakkale'ye bir vapur yardım götürmektedir. İngiliz denizaltısı fark eder. Takip edilen vapur Marmara Denizi'nde İngilizler tarafından batırılır. Çanakkale’ye yardım götüren o vapur sulardan çıkarılır ve Haliç’te tamir edilir. Vapurun adı Bandırma’dır.
1-
1878 İskoçya doğumludur.
Bir madde olsa da karanlıkları aydınlıklara doğurmuştur.
İlk adı Trocadero’dur.
Sonra Kyma olmuştur adı… Anlamı 'dalga'dır.
14-Korkma!
Korkmayın İzmirliler, Manisalılar, Balıkesirliler…
Korkmayın Adanalılar, Antepliler, Maraşlılar, Urfalılar, Antalyalılar, Konyalılar, Erzurumlular, Sivaslılar...
Çünkü yarın, 16 Mayıs…
Ve İstanbul’dan bir vapur kalkacak Samsun’a doğru saat 16.00’da; adı Bandırma…
13-15 Mayıs 1919’da İzmir işgal edildi.
Ege’de bir yiğit çıktı ilk kurşunu sıktı.
İşgal haberi iç bölgelere yayıldı. Ege’nin yiğitleri bitmez.
Demirci Mehmet Efe duydu Hasan Tahsin’i…
Dedi ki: “Bir genç düşmana ilk kurşunu sıkmış, bundan sonrası bize düşer!"
12- Yunan askerleri yaklaştı.
Hasan Tahsin açılan ateş ve ardından süngüleme sonucunda 31 yaşında yaşama veda etti.
…
Ege Bölgesi’nde atılan İlk Kurşun, Hasan Tahsin’in ilk kurşunuydu.
Tarihler 15 Mayıs 1919'u gösteriyordu.
11-Böyle bir direniş beklemeyen Yunan birlikleri şaşırmıştı. Yunan Alayı tarafından üzerine ateş açıldı. Kaçtı bir süre ve bir evin önünde durdu.
Pencereden yaşlı bir kadın ona baktı: “Görüyorsun ya ana, cephanem kalmadı da onun için savaşamıyorum. Öte tarafta şahidim ol. “dedi.
10- Sesi duyuldu Hasan Tahsin’in…
“Olamaz, olamaz, böyle ellerini sallaya sallaya giremezler.” dediğini duydular yanındakiler.
Hasan Tahsin daha sonra yanında bulunan revolver ile düşmana ilk ateşi açtı. İki Yunan askerini öldürmüştü.
9-15 Mayıs 1919…
Yunanlar İzmir’e girdi.
Gelen Yunan askerleri, İzmir Metropoliti Hrisostomos tarafından takdis ediliyordu. Kalabalığın arasında biri vardı bütün bu olayları izleyen; Hasan Tahsin…
8-Yıl 1918…
Artık İzmir görevi başlayacaktı. Çünkü İzmir’de neler olacağını Teşkilat-ı Mahsusa biliyordu. Burada Hukuk-u Beşer adında bir gazete çıkardı.
İlk yazılarını ‘Vatansever Hasan Tahsin’ adıyla yazdı.
7-Kalabalığın arasından sıyrılan Hasan Tahsin grubun üzerine yedi milimetrelik bir tabancayla ateş etti. Buxton kardeşler ölmedi.
Osman Nevres yakalandı, sorgulandı, hapis cezası aldı. Gerçek kimliğini kimse öğrenemedi.
1916’da Almanya’nın Romanya’ya girmesi ile serbest kaldı..