Gösterişe, abartıya, başka birilerinin etkisiyle sarsılabilen temeli olmayan insan ilişkilerine değil; inceden yapılan güzelliklere, nazik duruşa, ağır başlılığa ve çıkarsız sevgiye inanıyorum. Kendi halindeliğe, omurgalı duruşa ve arkası dolu cümlelere inanıyorum...
Bugünleri anlatmış...
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından 1 hafta önce yaptığı konuşma gündem oldu:
"Beni oyundan çıkaracaklar. Ellerinden geleni ardına koymayacaklarmış. Kirli işler yapıyorlar. Güya polisin eliyle başımı öne eğdireceklermiş."
8 Eylül 1938'de Atatürk'ün karnından parasentezle su alındığına dair belgeyi görüyorsunuz. Bu üzücü anların şahidi olan Kılıç Ali anlatıyor:
1⃣- Atatürk’ün ıstırabı artık dayanılmaz derecede artmıştı. Karnında toplanan suyun verdiği sıkıntıdan kurtulmak ve rahat bir nefes alabilmek için suyun bir an önce alınmasını istiyor, bu arzusunun hemen yapılması için uyarılarını sıklaştırıyordu.
Ayetler Mekke'ye güvenilir yer diyor (Ankebût-67 Âli İmrân-97).
Sonra bir izdiham oluyor ve 1200 hacı birbirini ezerek öldürüyor. Ve sende hala bir ışık yanmıyor.
Suud kadınları 45 derece sıcakta kara çarşaf içinde pişerken, Arabistan'ın veliaht prensi Hasan Jameel, Türk hacıların paralarını Rihanna ile yiyor.
Demem o ki; Din fakirleri avutmak içindir dostlar..