Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar,
Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var.
88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim?
İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş.
Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik.
“Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor.
Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir.
24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz.
Favorilerim:
Eypio & Sibel Can – Kıyamam
Mabel Matiz – Umrumdışı
Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti.
Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa”
(Fuat Ergin tarzı bir flow’la)
Ekmek ve poğaça Vaktimiz bolca Cicibebe olmasa Halimiz n’olcak Menü ful carbo Ne peynir ne yarım kadeh Doluca Haluk, Cem, Özkan, ben D Blok dört yapraklı yonca
Görüşmek üzere.
Size yazmak için bahane üretiyor gibi olacak ama son tweetten sonra 2 kere daha tutuklandım. Bazen hücrede zimmetli çakmağı kaybedince ya da kütüphaneden aldığım kitaba bir şey olunca dışarıdaki refleksimle çok geriliyorum ama sonra “napacaklar bir daha hapse atamazlar ya” diye kendimi rahatlatıyordum. Atabiliyorlarmış.
Neyse, Moby Dick bitti. İddianame hazır.
Duruşma tarihi 28 Eylül.
Görüşmek üzere.
Bağımsız Maden İş’in haklı mücadelesinin yanındayız!
İşçiler haklarını istediğinde, emeğinin karşılığını talep ettiğinde karşılarına baskı, gözaltı ve tutuklamalar çıkarılması kabul edilemez!
Hak aramak suç değildir.
Sendikal mücadele suç değildir.
İşçinin yanında olmak suç değildir!
Gökay Çakır ve Başaran Aksu derhal serbest bırakılmalıdır. İşçilerin haklı mücadelesini baskı ve tutuklamalarla susturamayacaksınız.
@bagimsizmadenis@DenizEzer
#TÖBSEN #BağımsızMadenİş #GökayÇakır #BaşaranAksu #İşçiSınıfı #Sendika #HakAramakSuçDeğildir #İşçiyeÖzgürlük
İŞÇİ HAK ARAMAYA GELDİĞİNDE HEPİNİZ PATRONUN YANINDA DURURSUNUZ!
Madenciler aylardır hakları için mücadele ediyor. Alacakları ödenmedi, verilen sözler tutulmadı. Bunun üzerine Ankara’ya geldiler. Çünkü başka çare bırakmadınız.
İnsanlar yerin altında çalışıyor, günlerini, sağlıklarını, hayatlarını ortaya koyuyor. İş paralarını ve haklarını almaya gelince ise karşılarına polis dikiliyor, eylemleri yasaklanıyor, meydanlar kapatılıyor.
İnsanın gerçekten sorası geliyor: Patron işçilerin hakkını ödemediğinde neredesiniz?
Verilen sözler tutulmadığında neredesiniz?
İşçinin emeği gasp edildiğinde, aylarca ücretini alamadığında, neden ortada ne polis var ne yasak?
Ama işçi hakkını aramak için Ankara’ya geldiği anda herkes görev başında.
Barikatlar kuruluyor. Yasaklar geliyor. Meydanlar kapatılıyor.
Sonra da dönüp “kamu düzeni” diyorsunuz.
Bu ülkede işçi hak aradığında kamu düzeni bozuluyor ama patron işçinin hakkını yediğinde düzen gayet yerinde duruyor.
Madenciler sadaka istemiyor. Lütuf da istemiyorlar. Sadece kendi emeklerinin karşılığını, haklarını istiyorlar.
Bugün Ankara’da baretlerini yere vurarak seslerini duyurmaya çalışan madencilerin yanında olmak, sadece onlara destek vermek değildir. İşçinin hakkını aramasının suç olmadığı bir ülke istediğini söylemektir.
Çünkü biliyoruz:
İşçi hak aramaya geldiğinde hepiniz patronun yanında duruyorsunuz.
Biz ise madencilerin yanındayız.
TÜM ÖĞRETMENLER BİRLİĞİ SENDİKASI
@adalet_bakanlik@TCEnerji@bagimsizmadenis
#maden #dorukmadencilik #ankara #türkiye #işçihakları
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
DENİZ GÖKTAŞ'IN TUTUKLANMASI KABUL EDİLEMEZ!
Sanatın, mizahın ve düşünce özgürlüğünün yargı baskısıyla susturulmaya çalışılması kabul edilemez.
Deniz Göktaş hakkında soruşturma yürütüldüğünü bilmesine rağmen yurt dışında kalmayı tercih etmemiş, ülkesi Türkiye'ye dönmüştür. Kaçma şüphesi bulunmayan, kendi iradesiyle ülkesine gelen bir kişinin tutuklu yargılanması; hukukun temel ilkeleriyle, ölçülülük ilkesiyle ve kişi özgürlüğü hakkıyla bağdaşmamaktadır.
Eleştiri, mizah ve sanat demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarıdır. Düşünceler nedeniyle insanların hedef gösterildiği, gözaltına alındığı ve tutuklandığı bir ortamda ne ifade özgürlüğünden ne de hukukun üstünlüğünden söz edilebilir.
TÖBSEN olarak; düşünce ve ifade özgürlüğünü savunuyor, Deniz Göktaş'ın tutuklanmasını hukuka ve demokrasiye aykırı buluyoruz.
Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalıdır.
#DenizGöktaş #standup #mizah #özgürlük
NATO için ODTÜ yurtları boşaltılıyor: ODTÜ'lü öğrenciler eylem yaptı, 'Öğrenciler sokakta mı kalacak?' diye sordu
💬❝Soruyoruz: Eli kanlı emperyalist NATO’nun keyfi öğrencilerin barınma hakkından daha mı değerli? Ankara’da kalması gereken ve 'geçerli mazereti olmayan' öğrenciler sokakta mı kalacak? NATO’nun keyfi öğrencilerin barınma hakkı daha mı değerli? Ankara'yı açık hava hapishanesine çevirmeye çalışan AKP iktidarının kısıtlamalarını kabul etmiyoruz.❞
https://t.co/vlyIADdqAn
TÖBSEN Marmara Bölge Avukatı Kemal Özgür Yetkin'in TÜGVA'nın yaz okulu programlarında kamu kaynaklarının ve imkânlarının kullanılmasına yönelik açıklamaları Cumhuriyet Gazetesi'nde haberleştirildi.
@ozgryetkin@cumhuriyetgzt@ufuksepetci
Komedyen Deniz Göktaş,artık alışık olduğumuz yöntemle önce yandaşlar tarafından hedef gösterildi, yurt dışından döndüğü havaalanında gözaltına alındı.
Eleştirel fikirlere ve mizaha tahammülü olmayan iktldar istibdat rejimini dayatmaktadır.
Deniz Göktaş serbest bırakılsın..
#DenizGöktaş
@sendikatobsen@idgoktas
Bir yanda NATO zırvasıyla Ankara'yı süsleyip pazarlarken diğer yanda mizah baskılanıyor. Satın aldığınız tüm kalemleriniz, manipülasyonlarıza karşı @idgoktas çıktı yakın tarihin bütün gerçekliğini suratınıza çarptı.
Deniz Göktaş Serbest Bırakılsın!
Sanatın, mizahın ve düşüncenin yargı tehdidiyle susturulmaya çalışılması kabul edilemez.
Deniz Göktaş, yaptığı stand-up gösterileriyle Türkiye'nin yakın tarihini, toplumsal çelişkilerini ve gündelik hayatın politik gerçekliğini mizahın diliyle anlattı. Bir sanat eserinin ya da sahne performansının cezai soruşturmanın konusu haline getirilmesi; ifade özgürlüğüne, sanatın özerkliğine ve demokratik toplum ilkelerine yönelik ciddi bir müdahaledir.
Eleştiri, mizah ve sanat; iktidarların hoşuna gitmek zorunda değildir. Demokratik bir toplumun güvencesi, farklı düşüncelerin özgürce ifade edilebilmesidir. Sanatçılar, gazeteciler, akademisyenler ve yurttaşlar üzerinde baskı kuran uygulamalar, toplumsal barışı değil, korku iklimini büyütmektedir.
TÖBSEN olarak, ifade ve sanat özgürlüğünü savunuyor; Deniz Göktaş'ın gözaltına alınmasını kabul etmiyor, hukukun evrensel ilkelerine uygun biçimde derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
İfade özgürlüğü suç değildir.
Sanat susturulamaz.
#DenizGöktaş #SerbestBırakılsın #İfadeÖzgürlüğü #SanatSusturulamaz #TÖBSEN
2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde karanlık zihniyetler tarafından ateşe verilerek katledilen 33 aydın, yazar, ozan ve sanatçımızı saygı ve hasretle anıyoruz.
TÖBSEN olarak; cehalete, karanlığa ve bağnazlığa karşı bilimin, sanatın ve aydınlığın meşalesini taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz. İnsanlığa karşı işlenen suçlar zaman aşımına uğramaz. Adalet arayışımız ve aydınlık bir gelecek için mücadelemiz asla bitmeyecek.
Unutmadık, unutturmayacağız!
#2Temmuz #SivasKatliamı #Madımak #unutmadimaklımda #TÖBSEN
Öğretmenlerin Hak Arayışı Suç Değildir!
Ankara’da hakları için seslerini duyurmak isteyen özel sektör öğretmenlerine yönelik polis müdahalesini ve gözaltıları kabul etmiyoruz.
TBMM önünde basın açıklaması yapmak isteyen özel sektör öğretmenleri, ters kelepçeyle gözaltına alınmış, sendika temsilcileri ve üyelerine sert müdahalede bulunulmuştur. Hak arayan, insanca yaşam ve çalışma koşulları talep eden öğretmenlere yönelik bu yaklaşım kabul edilemez. Gözaltına alınan öğretmenler derhal serbest bırakılmalıdır.
Bugün ülkemizde birçok öğretmen, uzun ve zorlu bir sürecin ardından iş bulabilmekte; ancak kamu okullarında istihdam edilmesi gerekirken özel sektörde düşük ücretlerle, güvencesiz ve ağır çalışma koşulları altında çalıştırılmaktadır. Öğretmenlerin emeğinin değersizleştirilmesi, mesleğin itibarının zedelenmesi ve eğitim hizmetinin piyasa koşullarına terk edilmesi kabul edilemez.
Bu tablonun sorumluluğu, eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp giderek daha fazla piyasanın insafına bırakan eğitim politikalarındadır. Başta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin olmak üzere mevcut siyasi iktidar, öğretmenlerin yaşadığı bu sorunlar karşısında sorumluluktan kaçamaz.
Eğitim kamusal bir hizmettir. Ticari kaygılarla yönetilen bir alan hâline getirilemez. Öğretmen emeği sömürülemez, meslek onuru ayaklar altına alınamaz.
Bizler Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası (TÖBSEN) olarak, eğitimin kamusal, bilimsel, laik ve eşitlikçi olması için mücadele ediyor; bugün meslek onurları ve gelecekleri için direnen özel sektör öğretmenlerinin yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.
Bu onurlu mücadele, öğretmenler insanca yaşayabilecekleri çalışma koşullarına kavuşana kadar sürecektir.
Yaşasın öğretmenlerin meslek onuru! Yaşasın emeğin ve dayanışmanın mücadelesi!
Hakları için mücadele eden öğretmenler gözaltına alınamaz. Onuru, mesleği ve geleceği için direnenler yalnız değildir.
Gözaltına alınan öğretmenler derhal serbest bırakılmalıdır!
@ogretmensendika
KAHROLSUN İSTİBDAT, YAŞASIN HÜRRİYET
Bugün CHP binasına yönelik gerçekleştirilen polis müdahalesi; plastik mermi ve biber gazı kullanılarak siyasetin kriminalize edilmesinin, muhalefetin baskıyla susturulmak istenmesinin açık göstergesidir. Bir siyasi partinin binasına bu şekilde girilmesi, yalnızca o partiye değil; toplumun demokratik değerlerine ve halkın iradesine yönelmiş bir tehdittir.
İktidarın kolluk gücü eliyle muhalefeti sindirme çabası ülkeye yalnızca daha fazla kutuplaşma ve gerilim getirir. Hukukun, ifade özgürlüğünün ve demokratik siyasetin yerine şiddeti koyan anlayışı reddediyoruz.
Demokratik haklarını kullanan yurttaşlara, siyasilere ve emek-meslek örgütlerine yönelik baskılar derhal son bulmalıdır. Bu ülkenin geleceği korkuyla değil; demokrasi, hukuk ve halk iradesiyle kurulacaktır.
KAHROLSUN İSTİBDAT, YAŞASIN HÜRRİYET
Bugün CHP binasına yönelik gerçekleştirilen polis müdahalesi; plastik mermi ve biber gazı kullanılarak siyasetin kriminalize edilmesinin, muhalefetin baskıyla susturulmak istenmesinin açık göstergesidir. Bir siyasi partinin binasına bu şekilde girilmesi, yalnızca o partiye değil; toplumun demokratik değerlerine ve halkın iradesine yönelmiş bir tehdittir.
İktidarın kolluk gücü eliyle muhalefeti sindirme çabası ülkeye yalnızca daha fazla kutuplaşma ve gerilim getirir. Hukukun, ifade özgürlüğünün ve demokratik siyasetin yerine şiddeti koyan anlayışı reddediyoruz.
Demokratik haklarını kullanan yurttaşlara, siyasilere ve emek-meslek örgütlerine yönelik baskılar derhal son bulmalıdır. Bu ülkenin geleceği korkuyla değil; demokrasi, hukuk ve halk iradesiyle kurulacaktır.
Hatayda insanlar sel felaketinden dolayı ölümle burun buruna kaldı. Köprüler yıkıldı, Samandağ, Defne ve Antakya ilçelerinin birçok yerine ulaşım sağlanamıyor. Hatay valiliği'nin tek bir açıklaması yok. İnsanlar sabah okullarına gitmek için yola koyuldu ve mahsur kaldı. Ne il Milli Eğitim müdürlüğü'nün ne valiliğin tek bir açıklaması yok. Yarın bir açılışta her şey kapanır gider nasıl olsa! @sendikatobsen@HatayValiligi@hatayonuncukoy@HatayBSB@solhaberportali