Konunun gündemde kalması için bir video paylaştım. Ne kadar faydası olur bilmiyorum ama ışıl öykü dinç olayı gündem olduktan sonra tahliye kararı veren hakime soruşturma başlatılmıştı. Belki buna da bir şeyler yapabiliriz.
https://t.co/KkYYoxx1OF
Çocuklarımız öldürüldü. Adları Mattia Ahmet Minguzzi ve Ata Emre Akman'dı.
Mattia da Ata Emre de henüz hayatlarının baharındaydı. Mattia, Kadıköy’ün kalabalık sokaklarında, bir pazar gününün rutin karmaşasında, iki çocuk tarafından hunharca bıçaklandı ve tekmelendi. Beyin ölümü gerçekleşti.
Ata Emre Akman, harçlığını çıkarmak için kuryelik yaptığı adresten dönerken 17 yaşında bir başka genç tarafından 25 yerinden bıçaklanarak öldürüldü.
Bu ülkede çocuklar neden birbirini öldürüyor?
Kutuplaşmanın Çocukları: AKP’nin Şiddet Sarmalı
Mattia’nın katilleri 15 ve 16 yaşındaydı. Onlar da çocuktu. Peki ne oldu da bir çocuk, başka bir çocuğu bıçaklayacak kadar nefrete kapıldı?
CeVaP: Siyasi iktidarın on yıllardır toplumu kutuplaştırarak beslediği düşmanlık kültüründe yatıyor.
AKP iktidarı boyunca Türkiye, "biz" ve "onlar" retoriğiyle bölündü. Siyaset, sokaklara, mahallelere, hatta okul bahçelerine kadar indi. Gençler, fanatiklikle büyütüldü; ötekileştirme, normalleştirildi.
"Düşman" kavramı, siyasi söylemlerle zihinlere kazındı. Ve bugün, bu zehirli dilin meyvelerini topluyoruz: Çeteler, linç kültürü, sokak infazları…
Mattia’nın ve Ata Emre'nin katilleri, bu sistemin ürünleridir.
Bir çocuğun bıçağına sarılması, bir anda olan bir şey değil; kinin, öfkenin, şiddetin meşrulaştırıldığı bir iklimin sonucu.
Türkiye’de şiddet, artık "olağan" bir tepki haline geldi. Trafik kavgasında silah çekenler, AVM’de birbirini yumruklayanlar, sosyal medyada linç kampanyaları düzenleyenler…
Şiddet, AKP’nin siyasi diline paralel olarak toplumun DNA’sına işledi.
Ve en korkuncu, çocuklar bu kültürün içine doğuyor. Sokak çeteleri, okulda zorbalık, sosyal medyada nefret söylemi…
Tüm bunlar yaşanırken uyuşturucu kullanma yaşı 9'a kadar indi. Türkiye uyuşturucu kartellerinin bir pazarı ve geçiş noktası haline getirildi.
Tüm yozlaşma düzenine kurban verdiğimiz, kaybettiğimiz çocuklarımız geleceğimizden alınan umutlarımızdır.
Bir genç, bir başka gencin canına kastedebiliyorsa, uyuşturucu ağına çekilerek elimizden yuvamızdan koparılıyorsa, bu, devletin eğitim ve sosyal politikalarının iflas ettiğinin kanıtıdır.
Bu cinayetler ve ardından yapılan tehditlerde avukata ve annelere kullanılan cümleler, bu çeteleşmelerin arkasındaki odakların ülkemizi karanlığa sürükleyecek olan açılım süreci ile bağlantılı olabileceği konusunda şüphelerimizi arttırmaktadır.
Bunların arkasında narko-terör örgütü mü vardır?
Adalet ve devletin tarafsızlığı ilkeleri bu kadar kolayca nasıl kirletilebilmektedir?
Buna duyarsız kalamayız!
Yasemin ve Zuhal Ana’larımızın Çığlığı: Artık Yeter!
Mattia’nın annesi Yasemin Akıncılar Minguzzi ve Ata Emre'nin annesi Zuhal Akman, oğullarının katilleri için adalet mücadelesi veriyor. İnfaz yasasının yeniden düzenlenmesi için oturma eylemi yapıyor. Ama bu, sadece bir davadan ibaret olmamalı.
Bu, tüm Türkiye’nin yüzleşmesi gereken bir sistem sorunu.
Yasemin ve Zuhal Ana’ların sesine kulak vermeliyiz. Çünkü onlar, sadece kendi oğullarının değil, bu karanlığa kurban giden tüm çocukların anneleridir artık. Onların mücadelesi, "Artık yeter!" diyen herkesin mücadelesi olmalı.
Yasemin ve Zuhal Ana’larımzın adalet arayışına destek olun!
Mattia, Ata Emre ve kaybettiğimiz tüm çocuklar için ses verin.
Siyasetçilerin kutuplaştırıcı dilini reddedin. Çocuklarımıza düşmanlık değil, insanlık öğretelim.
Devlet, gençleri şiddete iten değil, barışçıl bir toplum inşa eden politikalar üretmek zorunda.
Mattia Ahmet Minguzzi ve Ata Emre Akman bir istatistik değil, birer semboldür. Onların ölümü, bu ülkenin çürüyen adalet sisteminin, eğitimsizliğinin, kutuplaşmanın bedelidir.
Artık uyanma zamanı. Artık direnme zamanı.
Mattia ve Ata Emre için adalet!
Şiddete son!
Yasemin ve Zuhal Analarımızın Yanındayız!
CVP İstanbul İl Başkanlığı