Ekim başında Ekvador’da Türkiye’ye gönderilmek istenen 748 kilo kokain yakalandı. Türkiye’de ise neredeyse hiçbir yayın organı haberi görmedi.
Latin Amerika’dan gelen istihbarat raporları ise çok daha büyük bir soruya işaret ediyor: Uyuşturucu parasının yönetimi Dubai’den Türkiye’ye mi kayıyor?
Türkiye’ye gönderilecek 748 kilo kokain Ekvador’da yakalandı: Uyuşturucu parasının merkezi Dubai’den Türkiye’ye mi kayıyor?
Ekvador’da ekim ayının ilk gününde, çimento çuvallarına gizlenmiş 748 kilo kokain ele geçirildi. Sevkiyatın varış noktası Türkiye’ydi. Avrupa piyasasındaki değeri yaklaşık 35 milyon dolar olan kokain, Ekvador İçişleri Bakanı’nın açıklamasıyla manşetlere taşındı.
Türkiye son haftalarda İstanbul ve Ankara’daki kara para aklama soruşturmalarını konuşuyor. Ama Latin Amerika’dan gelen sinyaller, tartışmanın çok daha büyük bir boyutunun gözden kaçmış olabileceğini gösteriyor: Kokain ticaretinden elde edilen paranın nerede yönetildiği.
Kolombiya Ulusal İstihbarat Müdürlüğü’ne (DNI) ait bir rapor, uyuşturucu ticareti ve kara para aklama faaliyetlerinin “uzaktan koordinasyon merkezi” uzun süre Dubai iken, bugün İspanya ve Türkiye’nin yeni merkezler olarak öne çıktığını yazıyor. Ekvador gazetesi Primicias, Kolombiya soruşturmalarına dayanarak kokain ağlarının finansal yönetim merkezlerinin Dubai’den Türkiye’ye doğru kaydığını aktarıyor. Kolombiya’da La República gazetesi de Dubai ve İstanbul’u ağın finansal koordinasyon merkezleri olarak gösteriyor.
Türkiye’ye giden kokain ve 42,5 tonluk ağ
Türkiye’ye gönderilmek istenen kokain, Ekvador’da Guayaquil’e bağlı Posorja limanında ele geçirildi. Ekvador polisi, iki konteynere yüklenen çimento çuvallarının içinde kokain tespit etti.
Bir hafta sonra, 8 Ekim’de, Ekvador polisi Europol ve İspanyol güvenlik birimleriyle birlikte, yıllardır süren bir soruşturmanın sonucu olarak Gran Fénix-Cantabria operasyonunu düzenledi. 23 adreste arama yapıldı, 21 kişi gözaltına alındı. Gözaltındakilerden ikisi görevdeki polis memuruydu. Soruşturmacılar Ekvador, İspanya, Belçika, Portekiz ve Hollanda’da yapılan ve toplam 42,5 tonu bulan 14 ayrı kokain yakalamasını bu yapıya bağlıyor.
Gözaltına alınanların en dikkat çekeni Jackson Felipe Zambrano. Ekvador makamlarına göre Zambrano, Los Lobos (Kurtlar) çetesinin lideri alias “Pipo”nun başlıca finansörlerinden biri ve “Nueva Junta del Narcotráfico” (Yeni Uyuşturucu Konseyi, NJN) liderinin Ekvador’daki elçisi. Bu elçiler, ağlarda paranın güvencesi işlevini görüyor. Cenevre merkezli Küresel Uluslararası Organize Suçla Mücadele Girişimi’nin (GI-TOC) tespitlerine göre yerel çetelere ödenecek ücretin yarısı önceden ödeniyor; elçiler ise kalan paranın kokain Avrupa’ya ulaştıktan sonra ödenmesini garanti ediyor.
Yeni Uyuşturucu Konseyi (NJN) nedir?
Kolombiya istihbaratının adını koyduğu NJN, hiyerarşik ve klasik bir kartel değil. Kolombiyalı kokain üreticilerini, Balkan mafyasını ve Ekvadorlu lojistik çetelerini bir araya getiren, yatay örgütlenmiş bir ağ olarak tanımlanıyor. Kolombiya istihbaratına göre ağın bağlantıları İspanya, BAE ve Türkiye’yi de kapsıyor. Kavram Kolombiya’da tartışmalı; Başsavcılık böyle bir yapının varlığına dair kanıt bulunmadığını açıklamıştı.
Para neden Türkiye’ye yöneliyor?
Kolombiya basınına sızan DNI raporu, Türkiye’yi cazip kılan gerekçeleri sıralıyor: en az 400 bin dolarlık gayrimenkul alımıyla edinilebilen vatandaşlık, ülkeye giriş ve oturum izni almanın kolaylığı, Avrupa ile Asya arasında köprü oluşturan jeostratejik lojistik konumu ve Türk vatandaşlarının yabancı ülkelere iade edilmesini yasaklayan anayasal düzenleme. Kolombiya’nın Noticias Uno kanalının aktardığı istihbarat bilgilerine göre ağın bazı liderleri, bu imkânlardan yararlanarak Türkiye ve BAE vatandaşlığı edindi.
Bu vatandaşlık programının kötüye kullanılma riski Türkiye’de de biliniyor. İçişleri Bakanlığı Ağustos ayında, sahte gayrimenkul değerleme raporlarıyla usulsüz vatandaşlık sağladığı belirlenen bir şebekeye karşı 16 ilde operasyon düzenlendiğini açıkladı. Bakanlığa göre yapılan incelemeler sonucunda toplam 1.413 yatırımcı ve aileleriyle birlikte 6 bin 134 kişinin vatandaşlığı iptal edildi ya da geri alındı.
Ekvador’dan kaçan baronlar ve Türkiye
Bu tespitlerin bir kısmının sahada karşılığı da var. Ekvador-Avrupa kokain hattının bilinen isimlerinden Arnavut Kompania Bello ağının lideri olduğu belirtilen Dritan Rexhepi, Ekvador’da yarı açık cezaevi rejimine geçtikten sonra 2022'de ülkeden kaçmış, Kasım 2023'te İstanbul Beylikdüzü’nde Türk polisinin operasyonuyla yakalanmıştı. Rexhepi Türkiye’ye sahte Kolombiya pasaportuyla girmişti. Türkiye, Rexhepi’yi Ocak 2025'te Arnavutluk’a iade etti.
Los Lobos çetesinin lideri Pipo (Wilmer Geovanny Chavarría Barré) de benzer bir yol izlemişti: Ekvador’da cezaevinden erken serbest bırakılan Pipo, pandemi döneminde Covid-19'dan öldüğüne dair sahte bir kayıtla izini kaybettirmiş ve yeni bir kimlikle Avrupa’ya geçmişti. Ekvador’un eski İçişleri Bakanı José Serrano, Mart 2024'te VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada Pipo’nun hayatta olduğunu ve kartelin faaliyetlerini Hollanda ya da Türkiye’den yönettiğini iddia etmişti. Türk İçişleri Bakanlığı ise o dönem, Pipo’nun Türkiye’ye hiçbir yasal giriş-çıkış kaydı bulunmadığını açıklamıştı. Pipo sonunda Kasım 2025'te İspanya’nın Málaga kentinde yakalandı. İddiayı dile getiren Serrano ise bugün, 2023'te öldürülen cumhurbaşkanı adayı Fernando Villavicencio cinayetinde Pipo ile birlikte azmettiricilikle suçlanıyor ve Ekvador’da tutuklu.
Paranın izi
Kara paranın Türkiye’deki izi de resmi kayıtlara geçmiş durumda. İçişleri Bakanlığı Kasım 2023'te, Avustralya merkezli uluslararası uyuşturucu örgütü Comanchero’nun suç gelirlerini Türkiye’de aklamaya çalıştığını açıkladı. MASAK raporları doğrultusunda 55 şüpheliye ait yaklaşık 4,5 milyar liralık mal varlığına el konuldu.
Paranın nasıl taşındığına dair bir ipucu da Avrupa’dan geliyor. Avrupa Yayın Birliği’nin (EBU) beş ülkenin kamu yayıncılarıyla yürüttüğü ve Ağustos 2026'da yayımlanan ortak araştırma, kayıt dışı para transfer sistemi hawalanın suç örgütlerinin “yeraltı bankası” haline geldiğini ortaya koydu. İspanyol polisinin Kara Para Aklama Birimi başmüfettişi Fernando Sanz Ayuso’ya göre bu ağları yöneten ana aracılar Avrupa dışında, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye ve Güneydoğu Asya’da bulunuyor.
Dubai ile İstanbul arasındaki kayıt dışı para trafiği Türk makamlarının da gündeminde. Son yıllarda düzenlenen operasyonlarda, Dubai bağlantılı POS cihazları üzerinden kuyumculuk faaliyeti yapılıyormuş gibi gösterilerek milyarlarca liralık işlem yap��ldığı iddia edildi. Bir başka soruşturmada ise İstanbul Başsavcılığı, lideri Dubai’de yakalanan ve 155 milyar liralık işlem hacmine ulaşan bir yasa dışı bahis ve kara para ağı hakkında iddianame hazırladı.
Bu operasyonlar, Türk güvenlik birimlerinin bu ağlara karşı aktif olduğunu gösteriyor. Ama aynı zamanda uluslararası suç aktörlerinin Türkiye’yi bir yaşam, operasyon ve finans alanı olarak gördüğüne işaret ediyor.
Rivera: “Liman ve para aynı yerde buluşuyor”
Ekvador Organize Suç Gözlemevi (OECO) Direktörü ve GI-TOC analisti Renato Rivera’ya göre Türkiye’yi suç ağları için cazip kılan şey, lojistik ve finansın aynı coğrafyada buluşması:
“Varış limanlarıyla ödemelerin yapıldığı finansal araçların aynı coğrafyada buluşması büyük bir maliyet avantajı sağlıyor. Bu durum Türkiye’yi organize suç için bir tür operasyon merkezine dönüştürüyor. Altyapı hazır bir köprü sunuyor. Ama bu köprü Ekvadorlu yerel yapılara değil, uyuşturucu trafiğini yöneten uluslararası profesyonel aracılara hizmet ediyor.”
Rivera, Türkiye’nin artan rolünü kriminolojideki “balon etkisi” kavramıyla da açıklıyor. Rotterdam ve Anvers gibi Avrupa’nın büyük limanlarında denetimler sıkılaştıkça rotalar alternatif limanlara kayıyor:
“Ekvador’dan muz, gıda ve çiçek gibi ürünlerde devasa ve yasal bir ihracat trafiği var. Uyuşturucu ağları Avrupa limanlarındaki baskıyı aşmak için bu yasal lojistik zincirlerini istismar ediyor ve rotalarını Türkiye ve Yunanistan gibi limanlara kaydırıyor. Türkiye bu anlamda kilit bir transit ve aktarma noktasına dönüşüyor.”
Ancak Rivera, finans merkezinin tamamen İstanbul’a kaydığı yönündeki iddialara temkinli yaklaşıyor. Ona göre sunduğu esneklikler nedeniyle ana finans ve pazarlık merkezi hâlâ Dubai. Öte yandan Dubai’nin koruyucu kalkanı da eskisi kadar sağlam değil: İrlandalı Kinahan kartelinin lideri olmakla suçlanan Daniel Kinahan, Dubai’de on yıl yaşadıktan sonra Ağustos 2026'da İrlanda’ya iade edildi.
Rivera’ya göre Türkiye’yi kullananlar Ekvadorlu çeteler değil, ağın uluslararası aracıları:
“Ekvadorlu çeteler henüz bu düzeyde küreselleşmiş değil. Ama NJN’nin içindeki çok uluslu aracılar ve farklı milliyetlerden uyuşturucu baronları Türkiye’deki altyapıyı pekâlâ kullanabiliyor.”
Yanıt bekleyen soru
Posorja’da yakalanan 748 kilo kokaini Türkiye’de kim teslim alacaktı? Sevkiyatın alıcısına ve soruşturmanın seyrine ilişkin sorularımızı Ekvador makamlarına ilettik; henüz yanıt alınamadı.
Kaynaklar: Ekvador İçişleri Bakanlığı ve Ulusal Polisi; Kolombiya İstihbarat (DNI) raporu (La Silla Vac��a); Primicias; La República; Noticias Uno; T.C. İçişleri Bakanlığı; EBU Araştırmacı Gazetecilik Ağı; Anadolu Ajansı; VOA Türkçe.
Ekim başında Ekvador’da Türkiye’ye gönderilmek istenen 748 kilo kokain yakalandı. Türkiye’de ise neredeyse hiçbir yayın organı haberi görmedi.
Latin Amerika’dan gelen istihbarat raporları ise çok daha büyük bir soruya işaret ediyor: Uyuşturucu parasının yönetimi Dubai’den Türkiye’ye mi kayıyor?
Türkiye’ye gönderilecek 748 kilo kokain Ekvador’da yakalandı: Uyuşturucu parasının merkezi Dubai’den Türkiye’ye mi kayıyor?
Ekvador’da ekim ayının ilk gününde, çimento çuvallarına gizlenmiş 748 kilo kokain ele geçirildi. Sevkiyatın varış noktası Türkiye’ydi. Avrupa piyasasındaki değeri yaklaşık 35 milyon dolar olan kokain, Ekvador İçişleri Bakanı’nın açıklamasıyla manşetlere taşındı.
Türkiye son haftalarda İstanbul ve Ankara’daki kara para aklama soruşturmalarını konuşuyor. Ama Latin Amerika’dan gelen sinyaller, tartışmanın çok daha büyük bir boyutunun gözden kaçmış olabileceğini gösteriyor: Kokain ticaretinden elde edilen paranın nerede yönetildiği.
Kolombiya Ulusal İstihbarat Müdürlüğü’ne (DNI) ait bir rapor, uyuşturucu ticareti ve kara para aklama faaliyetlerinin “uzaktan koordinasyon merkezi” uzun süre Dubai iken, bugün İspanya ve Türkiye’nin yeni merkezler olarak öne çıktığını yazıyor. Ekvador gazetesi Primicias, Kolombiya soruşturmalarına dayanarak kokain ağlarının finansal yönetim merkezlerinin Dubai’den Türkiye’ye doğru kaydığını aktarıyor. Kolombiya’da La República gazetesi de Dubai ve İstanbul’u ağın finansal koordinasyon merkezleri olarak gösteriyor.
Türkiye’ye giden kokain ve 42,5 tonluk ağ
Türkiye’ye gönderilmek istenen kokain, Ekvador’da Guayaquil’e bağlı Posorja limanında ele geçirildi. Ekvador polisi, iki konteynere yüklenen çimento çuvallarının içinde kokain tespit etti.
Bir hafta sonra, 8 Ekim’de, Ekvador polisi Europol ve İspanyol güvenlik birimleriyle birlikte, yıllardır süren bir soruşturmanın sonucu olarak Gran Fénix-Cantabria operasyonunu düzenledi. 23 adreste arama yapıldı, 21 kişi gözaltına alındı. Gözaltındakilerden ikisi görevdeki polis memuruydu. Soruşturmacılar Ekvador, İspanya, Belçika, Portekiz ve Hollanda’da yapılan ve toplam 42,5 tonu bulan 14 ayrı kokain yakalamasını bu yapıya bağlıyor.
Gözaltına alınanların en dikkat çekeni Jackson Felipe Zambrano. Ekvador makamlarına göre Zambrano, Los Lobos (Kurtlar) çetesinin lideri alias “Pipo”nun başlıca finansörlerinden biri ve “Nueva Junta del Narcotráfico” (Yeni Uyuşturucu Konseyi, NJN) liderinin Ekvador’daki elçisi. Bu elçiler, ağlarda paranın güvencesi işlevini görüyor. Cenevre merkezli Küresel Uluslararası Organize Suçla Mücadele Girişimi’nin (GI-TOC) tespitlerine göre yerel çetelere ödenecek ücretin yarısı önceden ödeniyor; elçiler ise kalan paranın kokain Avrupa’ya ulaştıktan sonra ödenmesini garanti ediyor.
Yeni Uyuşturucu Konseyi (NJN) nedir?
Kolombiya istihbaratının adını koyduğu NJN, hiyerarşik ve klasik bir kartel değil. Kolombiyalı kokain üreticilerini, Balkan mafyasını ve Ekvadorlu lojistik çetelerini bir araya getiren, yatay örgütlenmiş bir ağ olarak tanımlanıyor. Kolombiya istihbaratına göre ağın bağlantıları İspanya, BAE ve Türkiye’yi de kapsıyor. Kavram Kolombiya’da tartışmalı; Başsavcılık böyle bir yapının varlığına dair kanıt bulunmadığını açıklamıştı.
Para neden Türkiye’ye yöneliyor?
Kolombiya basınına sızan DNI raporu, Türkiye’yi cazip kılan gerekçeleri sıralıyor: en az 400 bin dolarlık gayrimenkul alımıyla edinilebilen vatandaşlık, ülkeye giriş ve oturum izni almanın kolaylığı, Avrupa ile Asya arasında köprü oluşturan jeostratejik lojistik konumu ve Türk vatandaşlarının yabancı ülkelere iade edilmesini yasaklayan anayasal düzenleme. Kolombiya’nın Noticias Uno kanalının aktardığı istihbarat bilgilerine göre ağın bazı liderleri, bu imkânlardan yararlanarak Türkiye ve BAE vatandaşlığı edindi.
Bu vatandaşlık programının kötüye kullanılma riski Türkiye’de de biliniyor. İçişleri Bakanlığı Ağustos ayında, sahte gayrimenkul değerleme raporlarıyla usulsüz vatandaşlık sağladığı belirlenen bir şebekeye karşı 16 ilde operasyon düzenlendiğini açıkladı. Bakanlığa göre yapılan incelemeler sonucunda toplam 1.413 yatırımcı ve aileleriyle birlikte 6 bin 134 kişinin vatandaşlığı iptal edildi ya da geri alındı.
Ekvador’dan kaçan baronlar ve Türkiye
Bu tespitlerin bir kısmının sahada karşılığı da var. Ekvador-Avrupa kokain hattının bilinen isimlerinden Arnavut Kompania Bello ağının lideri olduğu belirtilen Dritan Rexhepi, Ekvador’da yarı açık cezaevi rejimine geçtikten sonra 2022'de ülkeden kaçmış, Kasım 2023'te İstanbul Beylikdüzü’nde Türk polisinin operasyonuyla yakalanmıştı. Rexhepi Türkiye’ye sahte Kolombiya pasaportuyla girmişti. Türkiye, Rexhepi’yi Ocak 2025'te Arnavutluk’a iade etti.
Los Lobos çetesinin lideri Pipo (Wilmer Geovanny Chavarría Barré) de benzer bir yol izlemişti: Ekvador’da cezaevinden erken serbest bırakılan Pipo, pandemi döneminde Covid-19'dan öldüğüne dair sahte bir kayıtla izini kaybettirmiş ve yeni bir kimlikle Avrupa’ya geçmişti. Ekvador’un eski İçişleri Bakanı José Serrano, Mart 2024'te VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada Pipo’nun hayatta olduğunu ve kartelin faaliyetlerini Hollanda ya da Türkiye’den yönettiğini iddia etmişti. Türk İçişleri Bakanlığı ise o dönem, Pipo’nun Türkiye’ye hiçbir yasal giriş-çıkış kaydı bulunmadığını açıklamıştı. Pipo sonunda Kasım 2025'te İspanya’nın Málaga kentinde yakalandı. İddiayı dile getiren Serrano ise bugün, 2023'te öldürülen cumhurbaşkanı adayı Fernando Villavicencio cinayetinde Pipo ile birlikte azmettiricilikle suçlanıyor ve Ekvador’da tutuklu.
Paranın izi
Kara paranın Türkiye’deki izi de resmi kayıtlara geçmiş durumda. İçişleri Bakanlığı Kasım 2023'te, Avustralya merkezli uluslararası uyuşturucu örgütü Comanchero’nun suç gelirlerini Türkiye’de aklamaya çalıştığını açıkladı. MASAK raporları doğrultusunda 55 şüpheliye ait yaklaşık 4,5 milyar liralık mal varlığına el konuldu.
Paranın nasıl taşındığına dair bir ipucu da Avrupa’dan geliyor. Avrupa Yayın Birliği’nin (EBU) beş ülkenin kamu yayıncılarıyla yürüttüğü ve Ağustos 2026'da yayımlanan ortak araştırma, kayıt dışı para transfer sistemi hawalanın suç örgütlerinin “yeraltı bankası” haline geldiğini ortaya koydu. İspanyol polisinin Kara Para Aklama Birimi başmüfettişi Fernando Sanz Ayuso’ya göre bu ağları yöneten ana aracılar Avrupa dışında, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye ve Güneydoğu Asya’da bulunuyor.
Dubai ile İstanbul arasındaki kayıt dışı para trafiği Türk makamlarının da gündeminde. Son yıllarda düzenlenen operasyonlarda, Dubai bağlantılı POS cihazları üzerinden kuyumculuk faaliyeti yapılıyormuş gibi gösterilerek milyarlarca liralık işlem yapıldığı iddia edildi. Bir başka soruşturmada ise İstanbul Başsavcılığı, lideri Dubai’de yakalanan ve 155 milyar liralık işlem hacmine ulaşan bir yasa dışı bahis ve kara para ağı hakkında iddianame hazırladı.
Bu operasyonlar, Türk güvenlik birimlerinin bu ağlara karşı aktif olduğunu gösteriyor. Ama aynı zamanda uluslararası suç aktörlerinin Türkiye’yi bir yaşam, operasyon ve finans alanı olarak gördüğüne işaret ediyor.
Rivera: “Liman ve para aynı yerde buluşuyor”
Ekvador Organize Suç Gözlemevi (OECO) Direktörü ve GI-TOC analisti Renato Rivera’ya göre Türkiye’yi suç ağları için cazip kılan şey, lojistik ve finansın aynı coğrafyada buluşması:
“Varış limanlarıyla ödemelerin yapıldığı finansal araçların aynı coğrafyada buluşması büyük bir maliyet avantajı sağlıyor. Bu durum Türkiye’yi organize suç için bir tür operasyon merkezine dönüştürüyor. Altyapı hazır bir köprü sunuyor. Ama bu köprü Ekvadorlu yerel yapılara değil, uyuşturucu trafiğini yöneten uluslararası profesyonel aracılara hizmet ediyor.”
Rivera, Türkiye’nin artan rolünü kriminolojideki “balon etkisi” kavramıyla da açıklıyor. Rotterdam ve Anvers gibi Avrupa’nın büyük limanlarında denetimler sıkılaştıkça rotalar alternatif limanlara kayıyor:
“Ekvador’dan muz, gıda ve çiçek gibi ürünlerde devasa ve yasal bir ihracat trafiği var. Uyuşturucu ağları Avrupa limanlarındaki baskıyı aşmak için bu yasal lojistik zincirlerini istismar ediyor ve rotalarını Türkiye ve Yunanistan gibi limanlara kaydırıyor. Türkiye bu anlamda kilit bir transit ve aktarma noktasına dönüşüyor.”
Ancak Rivera, finans merkezinin tamamen İstanbul’a kaydığı yönündeki iddialara temkinli yaklaşıyor. Ona göre sunduğu esneklikler nedeniyle ana finans ve pazarl��k merkezi hâlâ Dubai. Öte yandan Dubai’nin koruyucu kalkanı da eskisi kadar sağlam değil: İrlandalı Kinahan kartelinin lideri olmakla suçlanan Daniel Kinahan, Dubai’de on yıl yaşadıktan sonra Ağustos 2026'da İrlanda’ya iade edildi.
Rivera’ya göre Türkiye’yi kullananlar Ekvadorlu çeteler değil, ağın uluslararası aracıları:
“Ekvadorlu çeteler henüz bu düzeyde küreselleşmiş değil. Ama NJN’nin içindeki çok uluslu aracılar ve farklı milliyetlerden uyuşturucu baronları Türkiye’deki altyapıyı pekâlâ kullanabiliyor.”
Yanıt bekleyen soru
Posorja’da yakalanan 748 kilo kokaini Türkiye’de kim teslim alacaktı? Sevkiyatın alıcısına ve soruşturmanın seyrine ilişkin sorularımızı Ekvador makamlarına ilettik; henüz yanıt alınamadı.
Kaynaklar: Ekvador İçişleri Bakanlığı ve Ulusal Polisi; Kolombiya İstihbarat (DNI) raporu (La Silla Vacía); Primicias; La República; Noticias Uno; T.C. İçişleri Bakanlığı; EBU Araştırmacı Gazetecilik Ağı; Anadolu Ajansı; VOA Türkçe.
🚩Desarticulada una organización criminal dedicada a #secuestros por encargo en una operación conjunta con @Europol y #PaísesBajos
🔹 10 detenidos en España y Países Bajos
🔹 Una víctima española logró escapar tras sufrir graves torturas
🔹 9 detenidos han ingresado en prisión
@Resi852@Taykra Oder denen werden Anwälte vermittelt durch die DROGEN BARONEN! 😉
Die guten lieben Kurden mit Türkischer Staatsangehörigkeit .. 😌
Was dir EU uns auf die Nase seid Jahren bindet …
ALMANYA’DA DALTONLAR VE BAYGARALAR GÜNDEMDE!
Alman basınından FOCUS Online, Daltonlar ve Baygara gruplarının Almanya’daki faaliyetlerine ilişkin çarpıcı iddiaları gündeme taşıdı. Haberde, Türkiye kökenli suç yapılanmalarının Avrupa’daki faaliyetleri, silahlı kovalamaca ve devam eden yargı süreci ele alındı.
BAVYERA’DA SİLAHLI KOVALAMACA
FOCUS Online’ın haberine göre, 27 Ocak 2026’da Almanya’nın Bavyera eyaletindeki Absberg kasabasında düzenlenen bir polis operasyonu silahlı kovalamacaya dönüştü. Hollanda plakalı Mercedes marka araçla kaçmaya çalışan iki şüphelinin, polis ekiplerinin kurduğu barikatı aşmaya çalıştığı öne sürüldü.
İddiaya göre araçtaki yolcu, kaçış sırasında özel harekât polislerinin bulunduğu araca ateş açtı. Yaklaşık 20 kilometre süren kovalamaca, aracın başka bir otomobille çarpışmasıyla sona erdi. Olayın ardından 24 ve 25 yaşlarındaki iki Türk vatandaşı hakkında polis memurlarına yönelik cinayete teşebbüs ve suç örgütü üyeliği şüphesiyle dava açıldı.
DALTONLAR VE BAYGARALARLA BAĞLANTI İDDİASI
Ansbach Eyalet Mahkemesi’nde görülen davada sanıklardan Firat C.’nin Daltonlarla bağlantılı olduğu öne sürülen “Sicey” yapılanmasıyla, sürücü Gökhan E.’nin ise Baygara grubuyla ilişkili olduğu iddia edildi.
Polislere ateş açtığını kabul eden Firat C., suç örgütü üyeliği suçlamasını reddetti. Sanık, olay sırasında kendisine saldırılacağını düşündüğünü savundu. İki sanık hakkındaki suçlamalar yargılama kapsamında ele alınıyor.
BAYGARA GRUBUNUN AVRUPA’DAKİ FAALİYETLERİ DE GÜNDEMDE
Haberde, Ramazan Baygara liderliğindeki grubun Avrupa’daki faaliyetlerine ilişkin iddialara da yer verildi. Grubun önde gelen isimlerinden olduğu belirtilen Sedat O.’nun Almanya’dan Türkiye’ye iade edildiği aktarılırken, Ramazan Baygara’nın bir dönem Yunanistan’da tutuklu bulunduğu bilgisi paylaşıldı.
ALMAN MAKAMLARI SORUŞTURMALARI SÜRDÜRÜYOR
Almanya’daki organize suç soruşturmalarında sahte tabanca iddiaları da gündeme geldi. Haberde, farklı kentlerde Glock taklidi silahların ele geçirildiği ve bazı dosyalarda silah ticaretine ilişkin ifadelerin bulunduğu belirtildi.
Öte yandan Bavyera Eyalet Kriminal Dairesi, organize suç yapılanmalarını araştırmak amacıyla “Onyx” adlı özel bir soruşturma grubunun kurulduğunu doğruladı. Birimin, Augsburg’da bir kuyumcu dükkânının önünde meydana gelen el bombası patlamasının ardından oluşturulduğu bildirildi.
@ihsanyalcinTR Hap işini bu ülkede kim yapıyor ona baksınlar, ellerinde bilgi belge liste var !
Verildi!
Bilmedikleri şey değil!
Kafayı götürmedikten sonra sayının anlamı yok!
Gerçek #BARONLARA#DRUGLORD ‘lara operasyon yapılmalı! En başta #siirtliNaci Yılmaz yanında #öncüsönmez
#Uyuşturucu Baronu Maşası,
Elini kutsal #ASKERİMİZDEN ÇEK!
Sakın bir daha ASKERİ ve PERSONELİNİ ,REKLAMIN (!) İÇİN KULLANMA!
İlk ve SON İKAZIM!
@cansmzmzz
Sakın bir daha deneme! Oradaki kriptoları da ayıklatacağım . 💣@jandarma
Soner Nusret Aka, Kolombiya-Fransa - Türkiye hattındaki tonlarca uyuşturucu sevkiyatının baş aktörlerindendi. Gıda toptancılığı adı alt��nda yıllarca kahve çekirdekleri, bitki çayları ve kurutulmuş meyvelerin üzerine emdirdiği uyuşturucuyu Avrupa'ya taşıdı.
Ama hiç yakalanmadı 🤨 Nasıl mı ? İkizi sayesinde 🤭
Gelin anlatayım !
Paris yakınlarındaki Montfermeil kentinde büyüyen Soner Nusret Aka ikiz kardeşi İlker Nazif Aka ile birlikte suç dünyasıyla çok erken yaşlarda tanıştı. Fransa’da yeraltı dünyasında kısa sürede söz sahibi olan Aka Kardeşler, bu hızlı yükselişinin ardından sistemin merkezi olan Karayipler’e geçti. Burada büyük bir sevkiyat ağı kuran iki kardeş, meyve ve sebzelere emdirilmiş kokaini, Punta Cana ve Puerta Plata havalimanları üzerinden kuryeler aracılığıyla Paris’teki Charles de Gaulle Havalimanı’na ulaştırıyordu.
2007 yılında Dominik Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DNCD) kurye ağını takibe aldı. Takip, 2010 Şubat’ında Dominik Cumhuriyeti’nin Santiago kentinde bir eve uzandı. Baskında Soner Nusret Aka gözaltına alındı. Ancak Aka, Paris seyahatlerinde sürekli kendi kimliği yerine ikizi İlker Nazif Aka,’nın kimliğini kullanması nedeniyle kendisine suç isnat edilemedi ve kısa bir süre sonra serbest kaldı. İlker Nazif Aka’ya ise bir türlü ulaşılamadı.
Aka kardeşlerin, Dominik Cumhuriyeti’nden,Fransa’ya uzanan uyuşturucu sevkiyatı devam ederken İlker Nazif Aka, 26 Kasım 2017 tarihinde esrarengiz bir şekilde Santiago’da kayboldu. 4 gün sonra ise Aka’nın cesedi El Valiente bölgesinde bir foseptik kuyusunda bulundu. Aka’nın bir uyuşturucu hırsızlığı nedeniyle öldürüldüğü belirlenirken aralarında 2 istihbarat yüzbaşısının da bulunduğu 5 kişi tutuklandı.
Kardeşinin ölümünün kendisini çok sarstığı söyleyen Soner Nusret Aka ise 2018 yılında “Traffics” isimli bir Fransız yapımı belgesel dizisinde kameraların karşısına çıktı. “Kokainin rotaları” bölümünde, geçmişteki uyuşturucu ticaretindeki rolünü ve rotaları deşifre eden Aka, “bu kolay para değil, hızlı para” diyerek suç dünyasından çıktığını ve gıda işine gireceğini duyurdu.
Medellin'in Parque Lleras semtinde gıda toptancısı olan Soner Nusret Aka’nın adı, 2025 yılının Eylül ayında Fransa polisinin, emdirme yöntemiyle kinoaya bulaşmış 1ton 805 kilo kokain ele geçirilmesiyle yeniden gündeme geldi. Aka'nın Kolombiya, Meksika, Dominik Cumhuriyeti ve Tayland üzerinden Avrupa'ya sevkiyat yapan uluslar ötesi bir kokain kaçakçılığı ağını yönettiğini tespit eden polis, operasyon için düğmeye bastı. Uyuşturucu Baronu Aka, Medellin'de polisin düzenlediği baskınla yakalandı. Aka ‘nın yıllarca ölen kardeşinin kimliğini kullandığı bu nedenle yakalanamadığı ortaya çıktı.
Gıda toptancılığı adı altında 7 yıl boyunca kahve çekirdekleri, bitki çayları, hurma veya kurutulmuş meyveler gibi organik maddelerin üzerine sentetik kimyasallar püskürtülerek emdirme işlemiyle tonlarca uyuşturucu Avrupa'ya taşıdığı ortaya çıkan Aka, işlemlerin ardından bugün Fransa’ya iade edildi.
AVRUPA'NIN EN BÜYÜKLERİNDEN BİRİYDİ...
O BARON ZEYTİNBURNU'NDA ÇIKTI!
Yıllar önce Türk vatandaşlığından çıkıp Hollanda vatandaşı oldu.
Belçika merkezli devasa bir uyuşturucu ağının en tepesine yükseldi.
Yani artık 'Baron'du.
Tüm Avrupa onun adını, Kolombiya'dan 6 ton bakır tozuna emdirilmiş tam 2 ton kokaini Avrupa'ya sevk etmesiyle duydu.
Surzan Gunes, o günden bu yana dünyanın her yerinde aranıyordu.
O ise yasa dışı yollarla Türkiye'ye geri gelmiş ve Zeytinburnu'nda bir rezidansta gizleniyordu.
İstanbul Narkotik Timleri Surzan Gunes'in izini bulmayı başardı.
Kırmızı Bültenle aranan o uyuşturucu karteli lideri, nefes kesen bir operasyonla yakalanıp gözaltına alındı.