EĞİTİM EMEKÇİSİNİN HAKLI SESİNİ HİÇBİR BARİKAT BASTIRAMAZ!
Ankara’da insanca yaşam ve güvenceli iş talebiyle 7 gündür direnen öğretmenlerimizin dün bir kez daha polis şiddetine, ablukalara, gözaltına maruz bırakılmasını kınıyoruz.
Kamu-İş olarak, haklı ve onurlu mücadelelerinde Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın, Mülakat Mağduru Öğretmenler'in ve tüm eğitim emekçilerinin sonuna kadar yanındayız.
Emeğin hakkı copla, barikatla engellenemez! Omuz omuza kazanacağız!
İsviçre'nin Bürgenstock şehri daha önce sözde hangi barış anlaşmalarına ev sahipliği yaptı?
ABD ile İran arasında imzalanan mutabakatın ardından İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında taraflar ve arabulucular Pakistan ve Katar’ın yer aldığı dörtlü görüşmeler gerçekleştirildi.
2002'de sözde Sudan Barış süreci(!),
2004'te Annan Planı'nın son şeklini vermek için ve referanduma giderek KKTC'yi Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti adı ile AB'ye sokma görüşmeleri,
2024'te Ukrayna Barış Zirvesi ve son olarak da Haziran 21 Haziran 2026'da sözde ABD İran görüşmelerine ev sahipliği yapan Bürgenstock'tan bugüne kadar mazlum milletler için olumlu bir karar çıkmadı!
iran'ın antiemperyalist halkı için de çıkmayacak çünkü başındaki Amerikan emperyalizmi ile işbirliği yaptığı için sağ kalan cumhurbaşkanı Pezeşkiyan buna izin vermiyor!
Yazı -Yorum.
İktidara karşı muhalefet etmeyi bırakıp cepheleşerek, iç cepheyi büyütmek yerine çökertmeye ve parti içi muhalefete odaklanmaya enerji harcama gayesinden başka birşey düşünmeyenlerden bu memlekete hayır gelmez..
ANA MUHALEFETE BUTLAN, DEMOKRASİYE DARBEDİR; KABUL EDİLEMEZ!
Türkiye demokrasisi karanlık bir eşikten geçmektedir.
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi tarafından verilen 'tedbirli mutlak butlan’ kararı, açıkça hukukun siyasete alet edilmesidir. Bu karar, mevcut parti yönetimini anti-demokratik yollarla uzaklaştırma ve ana muhalefeti yargı eliyle dizayn etme operasyonudur.
Mahkemenin bu kararının; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “seçim startı” olarak yorumlanan konuşmasının hemen ardından gelmesi, zamanlama açısından tesadüf olamayacak kadar dikkat çekicidir.
Büyük resme baktığımızda; CHP’li belediyelere atanan kayyumlar, şantaj iddialarıyla gündeme gelen siyasi ‘transferler’, güçlü cumhurbaşkanı adaylarına yönelik yargı kıskacı ve diploma iptalleriyle örülen bu süreç, Türkiye’yi adım adım bir "seçimsizleştirme" girdabına sürüklemektedir. CHP’ye yönelik butlan kararı, bu tehlikeli süreci daha da hızlandırmıştır.
Her zaman adaletten ve Cumhuriyetimizin asırlık demokrasi kültüründen yana olan Kamu-İş olarak altını çiziyoruz: Son seçimlerden birinci parti olarak çıkmış ana muhalefet partisinin yargı eliyle hizaya getirilmeye çalışılması asla kabul edilemez. Bu karar; hem köklü demokrasi kültürümüze hem de halkın seçme ve seçilme hakkına indirilmiş ağır bir darbedir.
Bu butlan kararı, bu ülkenin asil vatandaşlarına; "Senin oyunun da tercihlerinin de bir önemi yok; sen iktidarı bırak, muhalefeti bile değiştiremezsin" demektir. Bu hamle, "milli iradeyi" dillerinden düşürmeyenlerin, kendi elleriyle milli iradeyi yok saymasıdır.
Sandıkta bulunamayan ‘irade’, mahkeme salonlarında aranmaz!
Demokrasiye ve Anayasa’ya aykırı bu kararı şiddetle kınıyor; bağımsız ve tarafsız bir yargının tesis edilmesinin ülkenin her bir ferdi için nefes kadar acil bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha yüksek sesle vurguluyoruz.
Kamu-İş Konfederasyonu Merkez Yönetim Kurulu
GELECEK İÇİN ANKARA'DA OMUZ OMUZAYDIK!
MYK üyelerimiz, bağlı sendikalarımızın genel başkanları ile yöneticileri ve tüm üyelerimizle birlikte Kamu-İş Konfederasyonumuzun 2 günlük iş bırakma kararını büyük bir eylemle başlattık. Eğitim-İş sendikamızın çağrısı üzerine Ankara Kurtuluş Parkı'nda gerçekleşen görkemli eylemde kamu emekçisinin kararlılığını bir kez daha hep birlikte vurguladık. Güvenli okul ve onurlu bir gelecek mücadelemizi hep birlikte, en gür sesimizle haykırdık!
Ülkenin dört bir yanından gelen eğitim emekçileri ve yurttaşlar ile yalnızca bir soruna dikkat çekmek için değil, geleceği savunmak için bir araya geldik. Çünkü mesele sadece bugünün değil, çocukların yarınının da korunmasıdır. Bu buluşma, korkuya karşı cesaretin; yalnızlığa karşı dayanışmanın ifadesidir.
Eğitim emekçileri Kolej Meydanı'nda otobüsler ve polis barikatlarıyla engellenmesine rağmen geri adım atmadı. Çünkü bu ses, yalnızca bir bizim değil, güvenli ve adil bir yaşam isteyen herkesin sesidir.
Eğitim-İş Sendikamızın Genel Başkanı Kadem Özbay, yaptığı açıklamalarda, eğitim alanlarının güvenli olması gerektiği, hiçbir çocuğun ve eğitim emekçisinin şiddetle yüz yüze bırakılmasının kabul edilemeyeceği açıkça ortaya koydu. Bu duruş, sadece bir tepki değil; aynı zamanda bir hak talebidir. Onurlu bir yaşam, güvenli okullar ve eşit bir gelecek talebi.
Dün susmayacağımızı, unutmayacağımızı ve yaşananların üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğimizi net bir şekilde ortaya koyduk.
Bu ülkenin çocukları korkuyla değil, güvenle büyümeyi hak ediyor. Eğitim alanları baskının değil, özgürlüğün ve gelişimin mekânı olmalıdır. Bu nedenle bu eylem, sadece bugüne ait bir itiraz değil; daha özgür, daha eşit ve daha insanca bir yaşamın inşası için atılmış güçlü bir adımdır. Ve bu adım, engeller ne olursa olsun durmayacaktır.
Bir ülkenin % 20'si greve gitse ne olur?
Geçen hafta insanlık tarihinin en büyük grevi, dünya gündemine düşmeden gerçekleşti!
1,5 milyar nüfusa sahip Hindistan'da, 300 milyon kişi greve gitti!
ABD emperyalizmi ile işbirlikçi Modi hükümetine karşı!
Kim duydu? Hiç kimse!
Bir işçi veya memur sendikası dile getirdi mi? Hayır!
300 milyon Hintli, Gandi'nin İngiliz emperyalizmine karşı verdiği mücadele ile kurulan, Hindistan'ın adını bile "Bharat" diye değiştiren Modi'yi protesto etti!
Yeni anayasa yapmaya çalışan ve başaran Modi'den bahsediyorum!
Trump'ın 3 Şubat'ta açıkladığı Hindistan ile yapılan ticaret antlaşması, eylemlerin ana sebebidir.
ABD emperyalizminin, tıpkı Ortadoğu'da yürüttüğü Büyük Ortadoğu Projesi gibi Asya'da da bir projesi var.
Büyük Asya Projesi'nin eş başkanlarından biri de Modi'dir!
Hindistan muhalefeti, arasındaki etnik, dinsel ve siyasal ayrılıkları bir kenara bırakamaz ise
ABD'nin, İran'dan sonraki hedefi, Çin'e ulaşmak için Hindistan Yarımadası'nın nasıl parçalayacağını hep birlikte göreceğiz...
Yetki sende, mücadele nerede?
Yetkiyi aldın, memuru sattın!
Filistin insanlık, memur sendika meselesidir!
Mazluma destek tamam, memura ihanet haram!
Filistin için alan var, memur için neden yok?
Vicdan Boğaz’da, mücadele nerede?
İnsanlığa duyarlı, memura duyarsız olmaz!
ABD'NİN Türkiye büyükelçisi Tombalak " Güçlü ulus devletler bizim ve İsrail için tehdittir " demiş.
Öyleyse Atatürkün izinden gidenler ulus devlet devamını yani Türkiye Cumhuriyetini ,Atatürk ilke ve devrimlerini savunmak zorundadır.
Yazı-Yorum
Kamu Görevlisi sıfatıyla vazife yapan her nevi mevkideki kamu çalışanı başta anayasa ve kendi teşkilat kanunundaki vazifede; vazifesini yapmayarak vazife ihmali doğurması veyahut yetki aşımına girmek suç teşkil eder.................
Abdullah Öcalan'a kurucu önder demek akıl tutulmasının varlığına işarettir.
Akıl tutulması içinde olan birine de yiyeceği yemeğin türü dahi kendi iradesine bırakılmanalı.