İSRAİL’İN “ERMENİ KARTI” RİYAKARLIĞI DEŞİFRE OLDU: KÖŞEYE SIKIŞAN NETANYAHU HÜKÜMETİ TARİHİ SİLAH OLARAK KULLANIYOR!
Yıllarca "Holokost’un (Yahudi Soykırımı) dünyada bir benzeri daha yoktur" teziyle sözde Ermeni soykırımı iddialarını parlamentosunda reddeden ve Ankara ile ilişkilerini korumaya çalışan İsrail, bugün ani bir çarkla tarihi yalanı resmiyete dökmek için tasarı kabul ediyor. ASALA terör örgütü tarafından şehit edilen Büyükelçi Galip Balkar’ın yeğeni, usta gazeteci Celal Kemal Balkar, İsrail’in bu keskin dönüşünün arkasındaki kirli diplomatik hesapları ve uluslararası hukuktaki sıkışmışlığı manşete taşıdı.
Holokost’un "Eşsizliği" İnancından Siyasi Şantaja
İsrail, yakın tarihe kadar dünyada yaşanan en büyük trajedinin 2. Dünya Savaşı'ndaki Yahudi Soykırımı olduğunu savunuyor ve bu durumun uluslararası alandaki ahlaki ağırlığına gölge düşmemesi için başka hiçbir olaya "soykırım" denmesini kabul etmiyordu. Aynı zamanda Türkiye ile olan askeri, istihbari ve ticari ortaklıklar sebebiyle Knesset’e (İsrail Parlamentosu) gelen tüm Ermeni tasarıları bizzat hükümet eliyle engelleniyordu.
Peki, dün bu yalanı reddeden İsrail, bugün ne oldu da sözde tasarıları kabinesinden jet hızıyla geçiriyor? Gazeteci Celal Kemal Balkar, Tel Aviv’in bu ikiyüzlü politikasını şu analizle ortaya koydu:
"Mesele Tarih Değil, Türkiye’den İntikam Alma Çabasıdır!"
İsrail’in düne kadar savunduğu tezleri bir kenara fırlatmasının arkasında tamamen siyasi bir intikam güdüsü yattığını belirten Celal Kemal Balkar, şunları söyledi:
"İsrail bugün tarihi gerçekler aydınlandığı için değil, tamamen siyasi bir hazımsızlık yaşadığı için bu adımı atıyor. Türkiye, İsrail’in Ortadoğu’da yürüttüğü sivil katliamlara, Gazze’deki zulme karşı dünyada en sert, en gür ve en dik duruşu sergileyen lider ülke konumundadır. Türkiye’yi uluslararası alanda susturamayan, diplomatik olarak diş geçiremeyen Netanyahu hükümeti, çareyi ellerindeki en klasik ve en kirli şantaj malzemesi olan 'Ermeni kartını' masaya sürmekte bulmuştur. Bu bir tarihi kabul değil, açık bir siyasi misillemedir."
Kendi "Soykırım" Suçunu Örtbas Etme Telaşı
İsrail’in bu hamlesinin zamanlamasına dikkat çeken deneyimli gazeteci Balkar, Tel Aviv’in uluslararası mahkemelerde köşeye sıkıştığını vurguladı:
"Bugün İsrail, dünyanın gözü önünde işlediği suçlar nedeniyle Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda bizzat 'soykırım' suçlamasıyla yargılanıyor. Birleşmiş Milletler raporlarında mahkum edilen, liderleri hakkında uluslararası yakalama kararları tartışılan bir suçlu psikolojisiyle hareket ediyorlar. Köşeye sıkışan İsrail kabinesi, dünyaya 'Bakın biz tarihi trajedilere karşı çok hassas bir devletiz' imajı pompalamaya çalışarak kendi güncel günahlarının üzerini örtmek için 1915 olaylarını istismar ediyor. Kendisi soykırımla yargılanan bir yapının, Türk milletine tarih dersi vermeye kalkması tam bir yüzsüzlüktür."
"Amcamın Mücadelesi Bu Kirli İttifakları Yıkmaya Yetecek"
Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın bile "Bu yalanı kafamıza Rus istihbaratı KGB soktu" diyerek itiraf ettiği bu küresel tezgahın, bugün İsrail eliyle yeniden piyasaya sürülmesine tepki gösteren Celal Kemal Balkar, yazısını şu kararlı sözlerle noktaladı:
"Dün Rusya’nın, bugün İsrail’in sarıldığı bu asılsız iddialar, amcam Büyükelçi Galip Balkar’ın Belgrad’da canı pahasına dünyaya anlattığı hakikatler karşısında eriyip gitmeye mahkumdur. Katillerinin mahkemede, 'Galip Balkar Türklerin soykırım yapmadığını ispat ettiği için onu vurduk' itirafı, bu devletlerin yüzüne çarpılmış bir tokat gibi tarihte duruyor. Dışarıdaki düşman kendi suçunu örtmek için hangi yalana sarılırsa sarılsın; biz susmayacağız, şehitlerimizin aziz hatırasını ve büyük Türk milletinin temiz tarihini bu riyakar odaklara çiğnetmeyeceğiz!"
İSRAİL’İN “ERMENİ KARTI” RİYAKARLIĞI DEŞİFRE OLDU: KÖŞEYE SIKIŞAN NETANYAHU HÜKÜMETİ TARİHİ SİLAH OLARAK KULLANIYOR!
Yıllarca "Holokost’un (Yahudi Soykırımı) dünyada bir benzeri daha yoktur" teziyle sözde Ermeni soykırımı iddialarını parlamentosunda reddeden ve Ankara ile ilişkilerini korumaya çalışan İsrail, bugün ani bir çarkla tarihi yalanı resmiyete dökmek için tasarı kabul ediyor. ASALA terör örgütü tarafından şehit edilen Büyükelçi Galip Balkar’ın yeğeni, usta gazeteci Celal Kemal Balkar, İsrail’in bu keskin dönüşünün arkasındaki kirli diplomatik hesapları ve uluslararası hukuktaki sıkışmışlığı manşete taşıdı.
Holokost’un "Eşsizliği" İnancından Siyasi Şantaja
İsrail, yakın tarihe kadar dünyada yaşanan en büyük trajedinin 2. Dünya Savaşı'ndaki Yahudi Soykırımı olduğunu savunuyor ve bu durumun uluslararası alandaki ahlaki ağırlığına gölge düşmemesi için başka hiçbir olaya "soykırım" denmesini kabul etmiyordu. Aynı zamanda Türkiye ile olan askeri, istihbari ve ticari ortaklıklar sebebiyle Knesset’e (İsrail Parlamentosu) gelen tüm Ermeni tasarıları bizzat hükümet eliyle engelleniyordu.
Peki, dün bu yalanı reddeden İsrail, bugün ne oldu da sözde tasarıları kabinesinden jet hızıyla geçiriyor? Gazeteci Celal Kemal Balkar, Tel Aviv’in bu ikiyüzlü politikasını şu analizle ortaya koydu:
"Mesele Tarih Değil, Türkiye’den İntikam Alma Çabasıdır!"
İsrail’in düne kadar savunduğu tezleri bir kenara fırlatmasının arkasında tamamen siyasi bir intikam güdüsü yattığını belirten Celal Kemal Balkar, şunları söyledi:
"İsrail bugün tarihi gerçekler aydınlandığı için değil, tamamen siyasi bir hazımsızlık yaşadığı için bu adımı atıyor. Türkiye, İsrail’in Ortadoğu’da yürüttüğü sivil katliamlara, Gazze’deki zulme karşı dünyada en sert, en gür ve en dik duruşu sergileyen lider ülke konumundadır. Türkiye’yi uluslararası alanda susturamayan, diplomatik olarak diş geçiremeyen Netanyahu hükümeti, çareyi ellerindeki en klasik ve en kirli şantaj malzemesi olan 'Ermeni kartını' masaya sürmekte bulmuştur. Bu bir tarihi kabul değil, açık bir siyasi misillemedir."
Kendi "Soykırım" Suçunu Örtbas Etme Telaşı
İsrail’in bu hamlesinin zamanlamasına dikkat çeken deneyimli gazeteci Balkar, Tel Aviv’in uluslararası mahkemelerde köşeye sıkıştığını vurguladı:
"Bugün İsrail, dünyanın gözü önünde işlediği suçlar nedeniyle Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda bizzat 'soykırım' suçlamasıyla yargılanıyor. Birleşmiş Milletler raporlarında mahkum edilen, liderleri hakkında uluslararası yakalama kararları tartışılan bir suçlu psikolojisiyle hareket ediyorlar. Köşeye sıkışan İsrail kabinesi, dünyaya 'Bakın biz tarihi trajedilere karşı çok hassas bir devletiz' imajı pompalamaya çalışarak kendi güncel günahlarının üzerini örtmek için 1915 olaylarını istismar ediyor. Kendisi soykırımla yargılanan bir yapının, Türk milletine tarih dersi vermeye kalkması tam bir yüzsüzlüktür."
"Amcamın Mücadelesi Bu Kirli İttifakları Yıkmaya Yetecek"
Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın bile "Bu yalanı kafamıza Rus istihbaratı KGB soktu" diyerek itiraf ettiği bu küresel tezgahın, bugün İsrail eliyle yeniden piyasaya sürülmesine tepki gösteren Celal Kemal Balkar, yazısını şu kararlı sözlerle noktaladı:
"Dün Rusya’nın, bugün İsrail’in sarıldığı bu asılsız iddialar, amcam Büyükelçi Galip Balkar’ın Belgrad’da canı pahasına dünyaya anlattığı hakikatler karşısında eriyip gitmeye mahkumdur. Katillerinin mahkemede, 'Galip Balkar Türklerin soykırım yapmadığını ispat ettiği için onu vurduk' itirafı, bu devletlerin yüzüne çarpılmış bir tokat gibi tarihte duruyor. Dışarıdaki düşman kendi suçunu örtmek için hangi yalana sarılırsa sarılsın; biz susmayacağız, şehitlerimizin aziz hatırasını ve büyük Türk milletinin temiz tarihini bu riyakar odaklara çiğnetmeyeceğiz!"
ŞEHİT BÜYÜKELÇİ BALKAR’IN YEĞENİ GAZETECİ CELAL KEMAL BALKAR’DAN TARİHİ REST: “KREMLİN’İN İKİYÜZLÜLÜĞÜNE DE, SESSİZ KALAN ŞEHİT YAKINLARINA DA SİTEM EDİYORUM!”
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın “Soykırım yalanını kafamıza Ruslar soktu” itirafı, Rusya Dışişleri’nin panik dolu savunması ve Kremlin’in el altından gönderdiği dostluk mesajlarına rağmen Vladimir Putin’in 24 Nisan’daki iki yüzlü tavrı… Tüm bu kirli diplomatik tiyatronun tam ortasında, İsrail’in de benzer bir alçaklığa soyunduğu bu günlerde, ASALA terörüne kurban giden Şehit Büyükelçi Galip Balkar’ın yeğeni, Samsunlu gazeteci Celal Kemal Balkar’dan adeta bir manifesto niteliğinde açıklama geldi. Balkar hem küresel güçlerin riyakarlığını deşifre etti hem de suskunluğa gömülen diğer şehit diplomat yakınlarına çok sert bir sitemde bulundu.
İşte Ermeni terörünün acısını doğrudan kalbinde taşıyan usta gazeteci Celal Kemal Balkar’ın o zehir zemberek açıklamaları ve tarihe geçecek haberi:
Paşinyan İtiraf Etti, Rusya Panikledi: "KGB Yalanı Kafamıza Soktu!"
Güney Kafkasya’da kartların yeniden dağıtıldığı bu dönemde en büyük itiraf bizzat Ermenistan’ın bir numaralı koltuğundan geldi. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, tarihi bir çıkış yaparak, “Aslında Türkler Ermeni soykırımı yapmadı. Bunu bizim kafamıza Ruslar soktu, KGB soktu” diyerek on yıllardır süren emperyalist tezgahı itiraf etti.
Bu itiraf karşısında neye uğradığını şaşıran Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova ise panikle savunmaya geçerek, “Bizimle ne alakası var? KGB, Türkler sizi öldürdükten 50 yıl sonra kuruldu” diyerek komik bir kronoloji oyununun arkasına sığınmaya çalıştı.
Kremlin’den Gazeteci Balkar’a Özel Mektup: "Türkiye Dostumuzdur" Ama…
Bu uluslararası kriz üzerine bizzat Moskova’ya ve Kremlin’e mektup yazarak diplomatik bir gazeteci olarak tepkisini ortaya koyan Celal Kemal Balkar’a, Rusya yönetiminden resmi bir yanıt gelmişti. Gelen cevapta Rusya, “Türkiye bizim dostumuzdur, Güney Kafkasya’da birlikte hareket ediyoruz” diyerek Ankara’ya şirin görünmeye çalışmıştı.
Ancak bu sahte "dostluk" maskesi 24 Nisan’da bir kez daha düştü. Kremlin’in el altından gönderdiği o mektuplara rağmen, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 24 Nisan’da yine bildiğini okudu ve sözde Ermeni soykırımı iddialarını destekleyerek, "Ermenilerin acılarını paylaşıyoruz" açıklaması yaptı. Bugün ise aynı kirli oyuna, Türkiye ile ilişkileri gerilen İsrail dahil oldu ve sözde soykırımı tanımak için alçakça bir hazırlığın içerisine girdi.
"Kremlin İkiyüzlü, İsrail Fırsatçı!"
Küresel güçlerin Türkiye üzerindeki bu kirli kuşatmasını değerlendiren gazeteci Celal Kemal Balkar, öfkesini şu sözlerle dile getirdi:
"Paşinyan bile gerçeği görüp 'Bu yalanı kafamıza Ruslar soktu' derken, Kremlin bize arkadan mektup yazıp 'Dostuz' deyip, 24 Nisan'da arkamızdan vuruyor. İsrail ise siyasi sıkışmışlığının acısını bu asılsız yalanlara sarılarak çıkarmaya çalışıyor. Benim amcam, Büyükelçi Galip Balkar, Belgrad’da kalleşçe şehit edildiğinde mahkemede katillerine soruldu: 'Neden öldürdünüz?' Katiller, 'Çünkü Galip Balkar her gittiği yerde Türklerin soykırım yapmadığını anlatıyordu' dediler. Amcamın canı pahasına savunduğu bu hakikati, bugün emperyalistlerin siyasi oyuncağı yaptırmayacağız!"
Diğer Şehit Yakınlarına Tarihi Sitem: "Neden Susuyorsunuz? Neyden Çekiniyorsunuz?!"
Açıklamalarının en can alıcı noktasında, Ermeni terör örgütleri ASALA ve JCAG tarafından şehit edilen diğer Türk diplomatlarının ailelerine ve yakınlarına seslenen Celal Kemal Balkar, Türk basınında uzun süre tartışılacak şu tarihi sitemde bulundu:
"Büyükelçi amcasını Ermeni terörüne kurban vermiş bir insan olarak bu konularda son derece hassasım ve canım yanıyor. Ancak bir sitemim de Ermeniler tarafından şehit edilen diğer büyükelçilerimizin, diplomatlarımızın yakınlarına… Bu meydanda, bu arena da neden hiç konuşmuyorsunuz? Bir şeylerden mi çekiniyorsunuz, birilerinden mi korkuyorsunuz
PUTİN’İN 24 NİSAN KÜSTAHLIĞINA SERT YANIT: “KREMLİN’İN SİYASİ RİYAKARLIĞI BİR KEZ DAHA İFŞA OLDU!”
İsrail’in ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de 24 Nisan vesilesiyle yayımladığı mesajda sözde "Ermeni soykırımı" ifadesini kullanması ve tarihi çarpıtması, Türk basınının ve şehit ailelerinin sert tepkisiyle karşılaştı. Ermeni terör örgütü ASALA tarafından haince katledilen Şehit Büyükelçi Galip Balkar’ın yeğeni, Samsunlu gazeteci Celal Kemal Balkar, Putin’in bu açıklamalarını "Tarihi körlük ve siyasi riyakarlık" olarak nitelendirerek adeta ateş püskürdü.
Bölgesel dengeleri ve stratejik ortaklıkları hiçe sayarak Batı dünyasının kara propagandasına alet olan Kremlin’e karşı en net ve tavizsiz duruşu sergileyen gazeteci Celal Kemal Balkar, Rusya’nın bu hamlesinin arkasındaki samimiyetsizliği şu sert sözlerle deşifre etti:
"Putin, Tarih Dersini Kendi Kanlı Arşivlerinden Alsın!"
Rusya’nın 1995 yılındaki parlamento (Duma) kararından bu yana aynı yanlışı ısıtıp ısıtıp Türkiye’nin önüne getirmesini sert bir dille eleştiren Celal Kemal Balkar, amcası Şehit Büyükelçi Galip Balkar’ın canı pahasına savunduğu tarihi gerçekleri bir kez daha Kremlin’in yüzüne vurdu:
"Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, tüm diplomatik nezaket ve stratejik ortaklık ruhunu çiğneyerek 24 Nisan’da bu asılsız yalanı '20. yüzyılın en korkunç trajedilerinden biri' olarak nitelendirmesini nefretle kınıyorum. Eğer Sayın Putin trajedilerden, sürgünlerden ve kitlesel katliamlardan bahsedecekse, önce kendi şanlı (!) tarihine dönüp baksın. Çarlık döneminden Sovyet rejimine kadar Kafkaslar’da, Orta Asya’da ve Kırım’da Türk ve Müslüman halklara reva görülen acıların, sürgünlerin, Ahıska Türklerinin ve Çerkeslerin uğradığı zulümlerin hesabı henüz verilmemiştir. Kendi tarihi sabıkalarla dolu olan bir devletin, Türk milletine tarih dersi vermeye kalkması tam anlamıyla bir trajikomedidir."
"Şehit Diplomatlarımızın Kanıyla Yazılan Gerçekleri Silemeyeceksiniz"
Ermeni teröristlerin mahkeme salonlarında itiraf ettiği gerçeklerin bizzat Rusya ve diğer devletlerin siyasi oyunlarını bozduğunu belirten Balkar, şu ifadeleri kullandı:
"Benim amcam, Büyükelçi Galip Balkar, Belgrad’da kalleşçe şehit edildiğinde katilleri mahkemede ne demişti? 'O, Türklerin Ermeni soykırımı yapmadığını dünyaya anlattığı için onu hedef seçtik.' dediler. İşte bugün Putin’in yaptığı, o gün amcamı hayattan koparan terörist zihniyetin tezlerine siyasi lojistik destek sağlamaktır. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, hangi kirli ittifakın içine girerlerse girsinler, bizim şehitlerimizin kanıyla mühürlediği o tarihi hakikatleri hiçbir devlet başkanı, hiçbir uydurma bildiriyle silemeyecektir!"
Dünyadaki Türkiye Düşmanlığına Karşı "Milli Birlik" Çağrısı
İsrail’in ardından Rusya’nın da aynı koroya katılmasıyla dünyadaki Türkiye karşıtı cephenin ne kadar ikiyüzlü işlediğinin bir kez daha kanıtlandığını belirten deneyimli gazeteci, yazısını şu sert uyarıyla noktaladı:
"Bugün görüyoruz ki mesele ne tarih ne de adalettir. Mesele, her fırsatta güçlenen, bölgesinde ve dünyada söz sahibi olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bu asılsız yalanlarla baskı altına alma çabasıdır. İsrail’inden Rusya’sına, ABD’sinden Fransa’sına kadar hepsi, çıkarları sıkıştığında aynı kirli malzemeye sarılıyorlar. Türk milleti olarak bu hain ve organize kuşatmayı çok iyi görmek zorundayız. Dışarıdaki düşmanlık ne kadar büyük olursa olsun, içerideki dik duruşumuz ve haklı davamız hepsini tarihin çöplüğüne gömmeye yetecektir. Bu riyakar açıklamaları yapanları tarih ve Türk milleti asla affetmeyecektir!"
İSRAİL’İN UTANÇ KARARINA SAMSUN’DAN SERT TEPKİ: “TARİHİ DEĞİL, SİYASİ BİR ACİZLİK!”
İsrail Dışişleri Bakanı tarafından sunulan ve sözde "Ermeni soykırımı" iddialarını resmen tanıyan yasa tasarısının kabul edilmesi, Türkiye genelinde büyük bir infiale yol açtı. Karara en anlamlı ve sert tepkilerden biri de Ermeni terör örgütü ASALA’nın hain bir suikastına kurban giden Şehit Büyükelçi Galip Balkar’ın yeğeni, Samsunlu gazeteci Celal Kemal Balkar’dan geldi.
İsrail’in tarihi gerçekleri tamamen siyasi çıkarları uğruna çarpıtan bu kararına karşı adeta isyan eden gazeteci Celal Kemal Balkar, hem ailesinin maruz kaldığı acı tarihi hatırlattı hem de bölgesel dengelere yönelik çok net uyarılarda bulundu.
"Benim Amcamı Bu Yalanı Reddettiği İçin Şehit Ettiler!"
İsrail'in aldığı kararı bir gazeteci ve bir şehit yakını olarak en sert dille kınadığını belirten Celal Kemal Balkar, 1983 yılında Yugoslavya’nın başkenti Belgrad’da Ermeni teröristler tarafından şehit edilen amcası Büyükelçi Galip Balkar’ın davasındaki kan donduran gerçeği kamuoyuyla paylaştı.
Balkar, İsrail’in siyasi bir koz olarak kullandığı bu yalanın geçmişte Türk diplomatlarının kanıyla ödetildiğini vurgulayarak şunları söyledi:
"Biz bu acıyı doğrudan kalbinden yaşamış bir aileyiz. Amcamız, Büyükelçi Galip Balkar, Yugoslavya’da Ermeni teröristler tarafından kalleşçe şehit edildi. O katiller mahkemede yargılanırken, hakim onlara açıkça sordu: ‘Galip Balkar’ı niye öldürdünüz?’ Teröristlerin verdiği cevap tarihe bir ibret vesikası olarak geçmiştir: ‘Galip Balkar, gittiği her yerde Türklerin Ermeni soykırımı yapmadığını söylediği ve bu yalanı çürüttüğü için onu öldürdük.’ Bugün İsrail, amcamın canı pahasına savunduğu ve dünyaya anlattığı o tarihi gerçekleri kendi siyasi hesapları için ayaklar altına almıştır. Bu karar, tarihi değil, tamamen siyasi bir acizliğin ürünüdür."
"Ermenistan Başbakanı Bile İtiraf Ederken, İsrail’in Bu Hamlesi Düşündürücü"
Tarihi arşivlerin ve bizzat konunun muhataplarının bile bu iddiaların asılsızlığını kabul etmeye başladığı bir dönemde İsrail’in bu adımı atmasının arkasındaki niyetin apaçık ortada olduğunu belirten Balkar, sözlerine şöyle devam etti:
"Bugün gelinen noktada bizzat Ermenistan Başbakanı dahi geçmişteki bu iddiaların gerçekliği yansıtmadığını, Türklerin Ermeni soykırımı yapmadığını dolaylı veya doğrudan itiraf ederken, İsrail’in aniden böyle bir kararı meclisinden geçirmesi son derece düşündürücüdür. Bu, müttefiklik ve bölge barışı ilkelerine sıkılmış açık bir kurşundur."
Aliyev’e ve Azerbaycan’a Net Uyarı: "Umarım İsrail’e Güvenilmeyeceğini Anlamışlardır"
Kararın sadece Türkiye’yi değil, bölgedeki tüm Türk dünyasını yakından ilgilendirdiğini belirten gazeteci Celal Kemal Balkar, İsrail ile yakın askeri ve diplomatik ilişkileri bulunan dost ve kardeş ülke Azerbaycan’a da Cumhurbaşkanı İlham Aliyev üzerinden çarpıcı bir uyarıda bulundu:
"İsrail’in bu hamlesi, sadece Türkiye’ye değil, Türk milletinin tamamına yapılmış bir saygısızlıktır. Yıllardır İsrail ile iyi ilişkiler yürüten, askeri ve stratejik antlaşmalara imza atan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in de bu son kararla birlikte İsrail’in ne kadar güvenilmez bir aktör olduğunu, çıkarları söz konusu olduğunda kardeşlerinin kanını döken yalanlara dahi sarılabileceğini umarım artık net bir şekilde anlamıştır. Türk’ün Türk’ten başka dostu olmadığını tarih bir kez daha kanıtlamıştır."
İsrail’in attığı bu riyakar adım, Ortadoğu ve Kafkasya’daki dengeleri sarsmaya devam edecek gibi görünürken; Şehit Büyükelçi Galip Balkar’ın aziz hatırası ve Türk diplomasisinin haklı mücadelesi, yeğeni Celal Kemal Balkar ve tüm Türk basını tarafından kararlılıkla savunulmaya devam ediyor.
SAMSUN’DA ANLAMLI AŞURE BULUŞMASI: "BİZİM YOLUMUZ SEVGİ VE İNSANLIK YOLUDUR"
SAMSUN - Samsun Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından düzenlenen geleneksel Aşure Günü etkinliği, kentteki alevi vatandaşları, sivil toplum kuruluşlarını ve çok sayıda davetliyi bir araya getirdi. Birlik, beraberlik ve paylaşım mesajlarının öne çıktığı etkinlikte konuşan Samsun Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı Cem Sultan Ermiş, aşurenin sadece bir ikram değil; kardeşliğin, adaletin ve mazlumun yanında durmanın simgesi olduğunu vurguladı.
Etkinliğe katılan davetlileri "Aşk ile selamlıyorum" diyerek karşılayan Başkan Ermiş, salonu dolduran kalabalığa hitaben anlamlı ve barış dolu bir konuşma gerçekleştirdi.
"Aşure, Farklılıkların Aynı Kazanda Kardeşçe Buluşmasıdır"
Konuşmasında aşure geleneğinin inançsal ve toplumsal boyutuna dikkat çeken Cem Sultan Ermiş, farklılıkların bir arada yaşamasının önemine değindi:
"Aşure; paylaşmanın, bereketi büyütmenin, birliğin ve farklılıkların aynı kazanda kardeşçe buluşmasının adıdır. Nasıl ki aşure birbirinden farklı malzemelerin uyumuyla güzelleşiyorsa, insanlık da farklı inançların, kimliklerin ve kültürlerin bir arada, barış içinde yaşamasıyla anlam kazanır. Biz Alevi-Bektaşi öğretisinde 'Yetmiş iki millete bir nazarla bakmayı' düstur edinmiş bir yolun yolcularıyız. Hiç kimseyi ötekileştirmeyen bir anlayışın temsilcileriyiz."
"Kerbela Bir İnsanlık Sınavıdır"
Aşure gününün gönüllerdeki en derin karşılığının Kerbela ve İmam Hüseyin'in duruşu olduğunu ifade eden Ermiş, Kerbela'nın tarihsel bir olaydan çok daha öte bir anlam taşıdığını belirtti. İmam Hüseyin’in makam veya saltanat için değil, adalet ve hakikat uğruna yürüdüğünü hatırlatan Ermiş, şu ifadeleri kullandı:
"Kerbela; hak ile zulmün, adalet ile baskının, vicdan ile iktidar hırsının karşı karşıya geldiği büyük bir insanlık sınavıdır. Bizler Kerbela’yı yalnızca gözyaşıyla değil, ibretle anıyoruz. Çünkü Kerbela’nın bize yüklediği sorumluluk; nerede bir haksızlık varsa onun karşısında durmak, nerede mazlum varsa yanında olmaktır. İnsan, zulme ortak olmamalıdır. Sessizlik bazen zulmün en büyük destekçisi olabilir."
"Eşit Yurttaşlık ve Adalet Özlemimiz Baki"
Dört kapı kırk makam öğretisinin insana, doğaya, kadın-erkek eşitliğine ve kul hakkı yememeye dayandığını belirten Cem Sultan Ermiş, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin "Bir olalım, iri olalım, diri olalım" sözünü anımsatarak toplumsal barış çağrısında bulundu:
"Hiçbir annenin gözyaşı dökmediği, hiçbir çocuğun aç kalmadığı, hiç kimsenin inancından ve kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğramadığı bir ülke hepimizin ortak özlemidir. Hak’tan, hukuktan, adaletten, eşit yurttaşlıktan, laik ve demokratik bir yaşamdan yana olmaya devam edeceğiz."
Konuşmasını Pir Sultan Abdal'ın "Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan" sözleriyle ve kararlılık vurgusuyla sonlandıran Dernek Başkanı Cem Sultan Ermiş, aşure lokmasının hazırlanmasında ve dağıtılmasında emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına ve katılımcılara teşekkür etti. Konuşmanın ardından dualar eşliğinde açılan aşure kazanlarından davetlilere lokma ikramı yapıldı.
CHP’Lİ YAVUZYILMAZ’DAN FATURALI PAYLAŞIM: TPAO’NUN KİRALIK DESTEK GEMİLERİNE EN AZ 225 MİLYON DOLAR ÖDENDİ!
ANKARA - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve iştiraki Türkiye Petrolleri Offshore A.Ş. (TP-OTC) üzerinden yürütülen deniz sondaj faaliyetlerine ilişkin çok konuşulacak bir iddiayı gündeme taşıdı. Yavuzyılmaz, sondaj gemilerine refakat eden "platform destek gemileri" için kesilen resmi faturaları paylaşarak kamuoyuna "gemiler satın alınmak yerine neden astronomik bedellerle kiralanıyor?" sorusunu yöneltti.
Faturalar Ortaya Çıktı: "Günlük 30 Bin Dolar"
Deniz Yavuzyılmaz’ın sosyal medya hesabından paylaştığı ve TP-OTC tarafından TPAO’ya kesilen 30 Kasım 2024 tarihli faturaya dayandırdığı verilere göre, her bir sondaj gemisi için ortalama 2 adet platform destek gemisi hizmeti alınıyor. İddiaya konu olan maliyet tablosu ise şu şekilde paylaşıldı:
Sondaj Gemisi Başına Destek Hizmet Tutarı: Günlük 30.000 Dolar, Aylık 900.000 Dolar, Yıllık 10.950.000 Dolar.
Hizmet Veren Toplam 11 Gemi İçin Toplam Maliyet: Günlük 165.000 Dolar, Aylık 4.950.000 Dolar, Yıllık 60.225.000 Dolar.
Yavuzyılmaz, ilki 2017, sonuncusu ise 2025 yılında olmak üzere envantere katılan toplam 6 adet sondaj gemisi için bugüne kadar ödenen toplam kiralama bedelinin en az 225 milyon doları (güncel kurla yaklaşık 10 milyar 500 milyon TL) bulduğunu belirtti.
"Mevcut Gemiler Defalarca Satın Alınabilirdi"
Açıklamasında TPAO'nun kasasından çıkan bu devasa bütçeyle söz konusu destek gemilerinin mülkiyetinin rahatlıkla alınabileceğini savunan CHP'li vekil, kurumsal planlama eksikliğine ve kaynak israfına vurgu yaptı:
"Oysa TPAO’nun, bu tutarla, mevcut destek gemilerini defalarca kez satın alması mümkündü! TPAO mevcut 6 sondaj gemisini, onlarca yıllık operasyonlar için satın aldığına göre; bu sondaj gemilerinin kullanması zorunlu olan destek hizmet gemilerini niye satın almıyor da, astronomik rakamlarla kiralıyor?"
Bakan Bayraktar’a Sorular: "Bu Para Kimlerin Cebine Giriyor?"
Mali operasyonun işleyişine de değinen Yavuzyılmaz, aracı konumdaki TP-OTC'nin kiralama ve diğer giderleri önce ana şirket TPAO’dan tahsil ettiğini, ardından ilgili yüklenici şirketlere aktardığını ifade etti. Konuyu doğrudan kabine gündemine taşıyan Yavuzyılmaz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a seslenerek, "Bu para kimlerin cebine giriyor, derhal açıklayın!" sözleriyle bakanlığı resmi bir açıklama yapmaya davet etti. Siyaset ve ekonomi dünyasında geniş yankı uyandıran bu "gemilerde kiralama" tartışmasına bakanlığın nasıl bir yanıt vereceği merakla bekleniyor.
@gidonsaar@IsraeliPM My uncle, the ambassador, was martyred by Armenians in Yugoslavia.Palestine also recognizes the so-called Armenian genocide, and you both are the same kind of person.
SAMSUN’DA EMEKLİLER SOKAĞA İNDİ: "YOKSULLUK ZİNCİRİNİ KIRACAĞIZ!"
SAMSUN - Türkiye genelinde ekonomik kriz ve yüksek enflasyon karşısında geçim mücadelesi veren emeklilerin sesi bu kez Samsun’dan yükseldi. DİSK'e bağlı Devrimci Emekliler Sendikası (Dev Emekli-Sen) Samsun, Atakum ve Yakakent şubeleri, ortak bir eylem düzenleyerek emekli hakları ve insanca yaşam talebiyle meydanlara çıktı.
Protestoda, çok sayıda sendika üyesi ve emekli vatandaş bir araya gelerek kitlesel bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
"Emeklilerin İsyanı Büyüyor"
Cumhuriyet İşhanı önündeki meydanda toplanan kalabalık, taşıdıkları dövizler, DİSK, KESK ve SOL Parti bayraklarıyla dikkat çekti.
"Devrimci Emekliler Sendikası DİSK / Dev Emekli-Sen Atakum Şubesi"
"Emeklilerin İsyanı Büyüyor: Bize Dayatılan Yoksulluk Zincirini Kıracağız! - DİSK/Devrimci Emekliler Sendikası Samsun ve Atakum Şubeleri"
Eylem sırasında megafonla kalabalığa seslenen sendika temsilcileri, emekli maaşlarının açlık ve yoksulluk sınırının çok altında kaldığını vurgulayarak, iktidarın ekonomi politikalarına sert tepki gösterdi.
Talepler Net: İnsanca Ücret, Sendikal Haklar
Samsun, Atakum ve Yakakent şubelerinin ortak örgütlediği eylemde, emeklilerin talepleri şu başlıklar altında sıralandı:
Maaşların Güncellenmesi: En düşük emekli maaşının, insanca yaşanabilecek bir seviyeye ve asgari ücretin üzerine çıkarılması talep edildi.
Sendikal Hakların Tanınması: Emeklilerin sendikal örgütlenme hakkının önündeki engellerin kaldırılması ve toplu sözleşme masasında doğrudan temsil edilmeleri gerektiği belirtildi.
Sağlıkta Katkı Payının Kaldırılması: Emeklilerin sağlık hizmetlerine erişimde ödedikleri katkı paylarının tamamen kaldırılması çağrısı yapıldı.
Mücadeleyi Büyütme Kararlılığı
Meydanı dolduran emekliler, "Direne direne kazanacağız" sloganlarıyla taleplerinin takipçisi olacaklarını ilan ettiler. DİSK Dev Emekli-Sen yetkilileri, Samsun genelinde ve ilçelerinde emeklilerin hak arama mücadelesini daha da büyüteceklerini, haklarını alana kadar alanlardan çekilmeyeceklerini ifade etti. Sokaktaki vatandaşların da alkışlarla destek verdiği eylem, olaysız bir şekilde sona erdi.
ORTA DOĞU’DA DİPLOMATİK DEPREM: İSRAİL HÜKÜMETİ SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMINI RESMEN TANIDI!
TEL AVİV - İsrail Hükümeti, Türkiye ile diplomatik ilişkilerde yeni ve çok büyük bir krizin fitilini ateşleyecek tarihi bir karara imza attı. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, hükümete sunduğu "Ermeni Soykırımı’nı resmen tanıma" kararnamesinin kabine tarafından onaylandığını duyurdu.
Guy Azriel'in paylaştığı resmi açıklamada İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’ın şu ifadeleri kullandığı görülüyor:
"Az önce, Ermeni Soykırımı’ni resmen tanıma kararı için hükümete sunduğum kararnamenin İsrail Hükümeti tarafından onaylandığını gördük. Bir yüzyıldan fazla zaman önce gerçekleşen ve tarihsel gerçekleri artık ciddiyetle tartışılmayan bu korkunç soykırım, 1,5 milyon insanın hayatını aldı ve eski bir kültürel ve tarihsel mirası yok etti."
Netanyahu ve Kabineye Teşekkür
Açıklamasının devamında bu kararın ahlaki bir görev olduğunu savunan Dışişleri Bakanı Sa’ar, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve kabine üyelerine teşekkürlerini iletti:
"Yahudiler olarak, ve özellikle Yahudi halkının ulus-devleti olarak, bu kararı almanın ahlaki görevimiz olduğuna inanıyorum. Başbakan Benjamin Netanyahu’ya desteğinden dolayı teşekkür etmek istiyorum ve bu tarihi adım için kabine bakan meslektaşlarımın desteğine de minnettarım."
Ankara-Tel Aviv Hattında İpler Kopma Noktasında
İsrail’in yıllardır stratejik ve diplomatik dengeler gözeterek meclis (Knesset) gündeminde beklettiği veya resmi olarak tanımaktan kaçındığı bu tasarıyı doğrudan hükümet kararnamesiyle onaylaması, iki ülke arasındaki ilişkileri tamamen kopma noktasına getirebilecek bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Türkiye’nin, İsrail hükümetinin uluslararası hukuku ve tarihi gerçekleri çarpıttığını belirttiği bu provokatif adıma karşı çok sert diplomatik yaptırımlarla ve resmi bir deklarasyonla yanıt vermesi bekleniyor. Gelişmeler uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.