Tam 8 yıldır geceleri sabaha kadar evimin balkonundan sosyal medya üzerinden Adalet Mücadelesi Veriyorum.
Bütün Ayazları Yaşadım Bu Süre zarfında
Gece yarısından sabahlara kadar Eynesil ilçesinde evinin ışıkları yanan tek ev 8 yıldır Rabia Nazın Ailesinin Evi.
Adalet Nöbetini yılmadan tuttum
8yıl 2924 Gün.
Daha ne kadar
Bu Nöbet Devam Edecek Bilemiyorum.
İnsanın en büyük sınavı, kimsenin görmediği yerde kim olduğudur." der Stefan Zweig. Alkışın olmadığı, övgünün sustuğu, kimsenin şahitlik etmediği o anlarda ortaya çıkan hâl, insanın gerçek "ben"idir.
Bilmeyenler için: 28 yaşındaki Onur Yaser Can, "esrar satın aldığı" iddiasıyla 2010’da İstanbul'da gözaltına alındı ve nezarette cinsel taciz ve işkencelere maruz kaldı, muhbirlik yapması istendi. Çıktıktan bir gün sonra yine ifadeye çağrıldı, ifadesi bir kez daha işkence altında alınmaya zorlandı. Üçüncü kez emniyete çağrıldığında ise intihar etti.
2012'de iki polise 2 yıl 6 ay gibi komik bir ceza verildi.
2014'te annesi Hatice Can intihar etti, babası Mevlüt Can ise 2019'da sağlık sorunları nedeniyle 62 yaşındayken yaşamını yitirdi.
Can ailesinden bir tek Onur Yaser'in kardeşi Ezgi Can kaldı:
"Annem de babam da hiçbir sağlık sorunu olmayan insanlardı. Onları öldüren şey, evlat acısı. Ve adil bir yargılama yapılmaması. Onları öldüren, bu adaletsiz sistem".
2016’dan beri cezaevinde tutulan Selahattin Demirtaş bugün 53 yaşında.
43 yaşında özgürlüğünden mahrum bırakıldı, 10 yılı parmaklıklar ardında geçti.
Doğum günü kutlu olsun. Özgür, eşit ve adil yarınlarda kutlayacağı günlere.
İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi’nin ölmeden önce son kez dinlemek istediği Şirazi'nin şiiri olan şarkı 'Nobahari',
"Bir ömür daha lazım ölümümüzden sonra. Çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanmakla geçirdik."
Gelin beraber Karen Mulder isimli bu cesur kadının psikiyatristinden tut medyasına herkesin işin içinde olduğu Epsteinle ilgili acı hikayesine bakalım;
1990’ların en parlak süpermodellerinden biri olarak tanınan Hollandalı manken, 2001 yılında Fransız televizyonunda yaptığı çarpıcı bir röportajla moda dünyasının karanlık yüzünü ifşa ederek adeta bir deprem yaratmıştı; Elite Model Management’ın patronları Gérald Marie ve Jean-Luc Brunel başta olmak üzere sektörün üst düzey isimlerini, genç mankenleri sistematik olarak cinsel taciz ve tecavüze maruz bırakmakla suçlamış, bu isimlerin modelleri uyuşturucuyla kandırıp zengin ve güçlü müşterilere “sunarak” bir fuhuş ağı işlettiğini iddia etmişti.
Bu cesur çıkışın hemen ardından Mulder’in hayatı trajik bir dönemece girdi: Röportajdan kısa süre sonra zorla psikiyatri kliniğine yatırıldı, ağır ilaçlarla sözde tedavi altına alındı ve kariyeri tamamen çöktü; bir daha asla eski şöhretine dönemedi, kamuoyu önünde susturuldu ve delilikle damgalandı.
Yıllar içinde bu olaylar, moda sektöründe şikâyet eden kadınlara karşı uygulanan tipik bir misilleme örneği olarak yorumlandı; Mulder’in yaşadıkları, şikâyetçilerin nasıl psikiyatrik etiketlerle etkisiz hale getirildiğini gösteren acı bir vaka haline geldi. Ancak zaman Mulder’i haklı çıkardı: Jean-Luc Brunel, Jeffrey Epstein’ın insan kaçakçılığı ve cinsel istismar ağının en yakın ortaklarından biri olarak ortaya çıktı, 2020’de tecavüz suçlamalarıyla tutuklandı ve 2022’de cezaevinde şüpheli bir şekilde ölü bulundu; Gérald Marie hakkında da birden fazla eski model benzer iddialarda bulundu. 2025-2026 yıllarında, Epstein dosyalarının yeniden açığa çıkması ve moda sektöründeki #MeToo dalgasıyla birlikte Karen Mulder’in hikâyesi viral bir şekilde yeniden gündeme geldi; birçok kişi onu, yıllarca yalnız bırakılmış ve karalanmış bir öncü whistleblower olarak görmeye başladı. Onun cesareti, bugün hâlâ sektördeki güç dengesizliğini ve korunaklı suç ağlarını tartışmamıza ışık tutuyor; Mulder’in susturuluşu, aynı zamanda sessiz kalan ya da susmaya zorlanan sayısız başka kurbanın da hikâyesini temsil ediyor.
Zamanında deli deyip hastanelere yatırdığımız bu cesur kadın aslında sadece bu şeytanlara karşı çocukları korumak istemişti.
Onu büyük saygıyla anıyorum
Yüzündeki lekeden dalga geçtiler düşünebiliyor musunuz? Adam dünyaya insanlığa çığır açacak bir açıklama yaparken, pankreas kanserinde “kür” %100 tedavi derken yüzündeki lezyonla dalga geçtiler. Tüm bu insan müsvettelerine inat, şimdiden Nobel ödülünü kutlarım :))
Matt Damon demiş ki, artık insanlar telefondan dizileri filmleri izliyor, o yüzden sinematografinin pek önemi yok. Zaten küçük ekrandan ne görecekler? Görsellik bitti.
Ayrıca odaklanamadıkları için ileri kaydırarak filmleri izliyorlar. O yüzden yapımcılar senaryodaki kritik noktaları tekrar tekrar filmde veriyorlar ki insanlar kopmasın.
Bir de girişte mutlaka hook bir şey olmalı ki, insanlar kapatmadan filmi izlemeye devam etsin. Öyle hikaye örgüsü, sürpriz final falan kalmadı...
Elimizdeki yeni insan modeli bu: Odaklanamayan, her şeyi hızlı hızlı tüketen, elindekinden bir anlam çıkarma çabası olmayan, dopamin bağımlısı insancıklar...
Dr. Gabor Maté reframes ADHD with profound compassion:
In stressed families, a highly sensitive child absorbs the tension → tunes out as a survival coping mechanism.
These kids often have deep empathy, warm hearts, and hidden talents — but crave emotional security above all.
Not "fix the behavior" — make them feel truly safe and understood.
48-sec clip hits the heart
Parents/anyone touched by ADHD — does this resonate?
#SelahattinDemirtaş’a verilen hapis cezası, ifade özgürlüğüne ve demokratik siyasete yönelik yargı eliyle yapılan açık bir müdahaledir. Toplumsal barışı, birlikte yaşam iradesini, Kürt sorununda demokratik ve barışçı çözümü savunanların cezalandırılması hukuksuzluğun ve adaletsizliğin tercih edildiğini açıkça göstermektedir.
Demirtaş’a 2015-2016 yılları arasında Mersin ve Amed'te yaptığı konuşmalar bahane edilerek zincirleme şekilde “Cumhurbaşkanına hakaret” suçu gerekçesiyle Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiği 1 yıl 5 ay 15 günlük hapis cezasını kesinlikle kabul etmiyoruz ve hukuka aykırı buluyoruz.
Türkiye’nin bugün ihtiyacı daha fazla diyalog ve cesur bir barış iradesidir. Barışı savunanları susturmaya çalışan her yaklaşım, toplumsal barışın önüne bilinçli engeller koymaktadır.
Unutulmamalıdır ki, barış için kurulan her cümle, ülkenin ve toplumun geleceği için kurulmuş bir cümledir. Bu cümleleri kuranları susturmaya ve cezalandırmaya çalışmak ise ülkenin geleceğini karartma çabasıdır.
Bir kez daha en güçlü şekilde ifade ediyoruz ki, başta Selahattin Demirtaş olmak üzere tüm siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır.
Eine deutsche Weihnachtsgeschichte, die ihr eurem Opa am Esstisch erzählen solltet: Muslime verteilen zu Weihnachten Geschenke an Obdachlose am Kölner Hauptbahnhof.
Lieber @bundeskanzler, auch DAS ist ein Stadtbild, dass Sie kennen sollten.
Ein frohes Fest allen.