Faik Öztrak’ın soyunun devleti nasıl ele geçirdiğini, darbecilerle aralarının nasıl iyi olduğunu anlatalım.
Dede Faik Öztrak, 8 dönem (30 Yıl) vekillik yaptı. Atatürk’ün ölümünden sonra Refik Saydam hükümetinde İçişleri Bakanı oldu.
5 çocuğu vardı.
Biri Orhan’dı. Orhan Öztrak 2 dönem vekillik yaptı. Uzun süre vekil olmama sebebi Ecevit’e muhalefet etmesindendi. Ecevit’e karşı kurulan partinin içinde yer aldı. Deniz Gezmişlerin idamına o parti için EVET oyu verdi.
Orhan Öztrak’ın en büyük zenginleşmesi Gümrük ve Tekel Bakanı’yken oldu. Ardından bir dönem Demirel hükümetinde İçişleri Bakanlığı yaptı. Babası solcu değil her zaman sağcıydı. Ecevit’e terörist derdi.
Çocuklarından biri Adnan Öztrak, TRT’nin ilk Genel Müdürü oldu. Ama solcu zannetmeyin! Atatürk’ün emriyle Sovyet yönetmene hazırlatılan Türkiye’nin Kalbi Ankara belgeseli yayınlanırken fazla komünist bulup yayını durdurtur ve yayınlatan herkesi işsiz bırakacak kadar karaktersiz biridir.
Darbecilerin en sevdiği, Dede Faik Öztrak’ın diğer oğlu İlhan Öztrak. O da babası ve kardeşi gibi bakanlık yapmıştır.
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ni vekaleten yönettiği 1980 darbesi öncesinden hemen sonra Kenan Evren talimatıyla Cumhurbaşkanlığı adına çalışmaya devam etmiştir.
Eveeettt dede bitti, baba bitti, amcalar da bitti.
Gelgelelim Butlan Kemal’in arkadaşı, devleti yiyerek zenginleşen alçak Öztrak ailesinin sonuna. Kalıbı geniş, karaktersiz Faik.
Okulu bittikten kısa süre sonra hemen devlette işe başlıyor. Kısa sürede DPT Daire Başkanı, Genel Müdür, Müşteşar Yardımcısı oluveriyor.
BDDK’nın battığı zamanlarda 2000’de BDDK Başkan Yardımcısı oluyor. 2001 krizinden sonra hiç iyi namı olmayan Kemal Derviş’in isteğiyle Hazine Müsteşarı oluyor. Bu görevi Erdoğan başbakanken dahi sürdürüyor.
Eeee devleti yeme işi bitince partiyi yemeye devam etmeli Faik Bey. 2007’de kaymak yerden vekil seçiliyor.
Evet CHP’nin 4-5 il alabildiği 2007 seçimi :)
Kılıçdaroğlu genel başkan olunca en sadık eri, Faik oluyor.
Genel Sayman da yapıyor, Genel Başkan Yardımcısı da, Parti Sözcüsü de kaypak Faik zaten partiyi yesin ona yeter.
Tam 20 senedir milletvekili.
İşte koltuğu kaybetmemek için onurlu partilileri hırsızlıklar suçluyor Demirel��in Gümrük Bakanı olan babasından iyi biliyor hırsızlığı demek herkesi kendi sülalesi gibi sanıyor.
Kaypak Faik ve sülalesinin hikayesini okudunuz.
Haydi eyvallah…
⚠️ Şahit gösterdiği gazeteci, kendisini yalanladı. İddialar doğru çıktı!
Atakan Sönmez, hakkındaki ‘zimmete para geçirme’ iddialarına karşılık ‘O sürecin şahidi Aykut Küçükkaya’dır’ çıkışında bulundu.
Sönmez’in şahit gösterdiği Gazeteci Küçükkaya ise iddiaları doğruladı:
“Usulsüz para aldığı için işten çıkardım.
Gazetenin hukuk bürosu, 2017 yılından bu yana Cumhuriyet’in internet sitesinin reklam gelirinden elde edilen gelirin bir kısmının başka bir hesaba aktarıldığını, oluşan bu havuzdan bazı yöneticilere ödemeler yapıldığını tespit etti.
Ödeme yapılan isimler arasında internet sitesinin sorumlu müdürü Atakan Sönmez de vardı.
Ben de Sönmez’in işten çıkarılmasına karar verdim. Odama çağırdım, kararı bizzat ilettim.” (T24)
Timur Soykan:
-THY'de görevden alınan Ahmet Bolat, Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın kardeşi.
-Ahmet Bolat'ın yerine atanan Murat Şeker, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kız kardeşinin damadı.
-Eski AKP Milletvekili ve Washington Büyükelçisi Hasan Mercan da THY yönetim kurulu üyeliğine atandı.
-Hasan Mercan'ın kızı da Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar'ın eşi. Hasan Mercan'ın kızı ve Enerji Bakanı'nın eşi Simin Mercan Bayraktar ise Merkez Bankası'nda uzman.
-Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ise Hasan Mercan'ın yeğeni.
-Yani Hasan Mercan'ın kızı, Hasan Mercan'ın yeğeninin başkan olduğu Merkez Bankası'nda uzman. Hem kızı hem yeğeni Merkez Bankası'nda çalışıyor, kendisi de THY yönetim kurulu üyesi.
Macaristan'da seçimi kazanan Peter Magyar'ın vaatleri:
-Hukuk devleti uygulamalarına geri dönülecek.
-Olağanüstü hal kaldırılacak. Ülke kararnamelerle değil, parlamentodan çıkacak yasalarla yönetilecek.
-Devlet kurumlarına, kilit mekanizmalarına yerleştirilen eski iktidar partisi kadroları tek tek görevden alınacak
-Devlet televizyonun haber dairesi derhal feshedilecek.
-Yolsuzlukla Mücadele Bakanlığı kurulacak
-Kamu ihaleleri, yandaş iş insanlarına verilen destekler ve AB fonlarının geçmişte nasıl dağıtıldığı denetlenecek.
-Eski iktidar partisi çevrelerine aktarıldığı tespit edilen ulusal servetin geri alınması için özel takip birimleri ve soruşturma savcılıkları kurulacak.
Dört milyarlık ihale Bakan’ın ortağına
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in halen aktif olan Londra'daki konut şirketindeki ortağı Abdurrahman Reşitoğlu, Tokat’taki dev tünel ihalesini kazanan iki şirketten biri oldu.
Sözcü Gazetesi’nden Deniz Ayhan’ın haberine göre Çamlıbel tüneli için Reşitoğlu’nun aile şirketi Ek-Pet ile 4 milyar 94 milyon 745 bin liralık sözleşme imzalandı.
Bakan Şimşek, Batmanlı hemşerisi Reşitoğlu ile ortaklığını daha önce doğrulamış ve "Bakan olmadığım dönemde İngiltere’de yalnızca konut alımı amacıyla ortak kurulan şirkette yer aldım" açıklaması yapmıştı.
Öte yandan Abdurrahman Reşitoğlu’nun yeğeni ve şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Selman Reşitoğlu ise lüks yaşantısı ve Mehmet Şimşek’li fotoğraflarıyla gündem olmuştu hemen ardından Instagram hesabını kapatmıştı.
Bugün gerçekleşmesi durumunda yaşanacaklar:
NOT: Abartı içermez.
1-) O saniye 24 korumanın bu kişinin üstüne çullanıp derdest etmesi.
2-) A Haber tarafından bu kişinin FETÖ ve PKK bağlantılarının ortaya çıkarılması.
3-) Bu kişinin kuzeninin CHP'nin Tokat, Niksar İlçe başkanlığına üye olduğuna dair kayıtların Yeni Şafak gazetesinde man��etten verilmesi.
4-) Seçilmiş hükümeti görevini yapmaktan alıkoymakla suçlanarak hakkında 132 sayfalık iddianame yazılması 1234 yıl hapis cezası istenmesi.
5-) Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ilk grup toplantısında "birilerinin eline yazar kasa verip Saray'ın önüne yolluyorlar. Biz o kasayı vereni de ağababalarını da iyi biliriz. Sen o kasayı kime fırlatıyorsun? Ne ima ediyorsun? Darbe günlerinden kalma bu alışkanlıkların kökünü kazıyacağız." şeklinde konuşması.
Konuşmanın Ak Parti grubunda 70 saniye boyunca ayakta alkışlanması. Bazı milletvekillerinin ağladığının görülmesi.
ALİ YAĞIZ BALTACI...
Bir esnafın başbakanlık merdivenlerine yazar kasa atarak ekonomik krizi protesto edebildiği bir ülke… (2001)
Adam daha 2 gün önce başsavcıydı. 2 gün sonra iktidar partisine katılıp adalet bakanı oldu. Görev süreci boyunca sadece muhalif belediyelere operasyon yapıp muhalefetin olması beklenen CB adayini tutukladi. Aylarca iktidar cenahi bu siyasi değil hukuki bir operasyon diye kendini yırttı. Şimdi ondan da vazgectiler o ayrı. Şimdi de eski başsavcı yeni bakan çıkmış adaletin yüzyılı diye hikaye okuyor. Türkiye’nin bir çok döneminde partizanca işler oldu.
Fakat bu dönem kadar arsızca, milletin aklıyla dalga gecer gibi bir şey ilk defa oluyor.
İktidar seçmeninin çoğunluğu İmamoğlu’nun tutuklanmasindan ve saf dışı edilmesinden memnun. Onlara göre ülke İmamoğlu gibi bir figüre emanet edilmemeli. Cogunlugunun ana fikri bu. Fakat anlamadıkları nokta şu. Yaptıkları iş mertçe yarismak yerine kendilerine bağlı yargıçlarla ve devlet gücünü kullanarak rakibini ahlaksizca alt etmek.
Öyle bir nefret biriktiriyorlar ki, devran tersine döndügunde yeni iktidar sahiplerinin bugünkülerden daha acimasizca olacaklarını görememek. En büyük hataları bu. Bundaki temel motivasyonda iktidarın hep kendilerinde kalacağını zannetmek. Hiçbir zaman hiçbir iktidar ilelebet sürmez. Örneği yoktur. Eninde sonunda bir gün biter.
❌ Temu yok
❌ Uber yok
❌ PayPal yok
❌ Booking yok
❌ Discord yok
❌ Airbnb yok
❌ Roblox yok
❌ Starlink yok
❌ Wattpad yok
❌ Threads yok
❌ Amazon Global yok
❌ Apple Pay yok
❌ Google Pay yok
❌ Samsung Wallet yok
❌ Pringles yok
❌ Yangın uçağı yok
❌ Vize randevusu yok
❌ Yeterli et tüketimi yok
❌ Alım gücü yok
❌ Kaliteli operatör yok
❌ Özgür yurt dışı alışverişi yok
❌ Hastane randevusu yok
❌ Deprem planı yok
❌ Yapı denetimi yok
❌ Tarafsız medya yok
❌ Gıda denetimi yok
❌ Vergide adalet yok
❌ Gençlik festivali yok
❌ Yönetimde şeffaflık yok
❌ Torpilsiz mülakat yok
❌ Vizesiz Avrupa yok
❌ Yeterli demiryolu hattı yok
❌ Kamuda tasarruf yok
❌ Yeşil alan yok
❌ Ekonomik özgürlük yok
❌ Temiz çevre yok
❌ Bisiklet yolu yok
❌ Teknoloji üretimi yok
❌ Kira denetimi yok
❌ Sansürsüz TV - sanat yok
❌ Paranın değeri yok
❌ Bağımsız üniversite yok
❌ Adalet yok
❌ Eşit yurttaşlık hakkı yok
❌ Halk iradesi yok
❌ Sandık güvenliği yok
❌ Yaz saati uygulaması yok
❌ Eğitimde kalite yok
❌ Tarım yok
❌ Şehir planlaması yok
❌ Diplomanın anlamı yok
❌ Uygun tatil imkanı yok
❌ Öğrenciye ev yok
❌ Liyakat yok
❌ Muhalif CB Adayı yok
❌ Girişimciye destek yok
❌ Hızlı internet altyapısı yok
❌ Basın özgürlüğü yok
❌ Veri güvenliği yok
❌ Öğretmene kadro yok
❌ Siyasi etik yok
❌ Musluktan içilebilir su yok
❌ İfade özgürlüğ�� yok
❌ Yeterli öğrenci yurdu yok
❌ LGBT hakları yok
❌ Ucuz ulaşım yok
❌ Bağımsız yargı yok
❌ Emeğin karşılığı yok
❌ Sokakta can güvenliği yok
❌ Mal güvenliği yok
❌ Gençlerin umudu yok
❌ Emeklinin geçimi yok
❌ Çalışanın güvencesi yok
Ampul var, yersen.
İzmir Seferihisar Sığacık'ta Kolin'e ait bir marinanın ilçenin balıkçılarının yerinden edilerek genişletilmesi hedefleniyor. Şirket "Burada balıkçılık yapılmıyor" diyor. Dün bizzat gidip balıkçıları gördüm. Drone ile teknelerini çektim ki nasıl bir yalanla karşı karşıya olduğumuzu herkese anlatmak istiyorum. Doğal bir limanı bir uçtan bir uca kapatarak, ilçede yaşayan insanları burada misafir konumuna getirecekler. Balıkçılar yerinden edilecek, körfez kirlenecek ve kokmaya başlayacak.
Ne için? Yatırım ömrü 25 sene olan marinanın genişletilmesi için.
ÇED raporunu okuduğunuzda doğal limana yapılması planlanan projenin sadece 40 milyona mal edileceğini görüyorsunuz. Oysa bu boyutta bir marinanın 300 milyona mal olması gerekiyor. Ama gelip ilçedeki balıkçıları yerinden edecek, doğal limanı ilçede yaşayanlara kapatacaklar ve projeyi çok ucuza kapatacaklar.
Sığacık'ta marinanın olduğu yer tel örgüler ile kaplı ve ilçede yaşayanlar tekneleri olmadığı için buraya giremiyor bile. Tüm bunları "Biz istihdam yaratacağız" diye anlatıyorlar. Oysa günün sonunda 13 kişi işe alınacak. Aileleri ile birlikte en fazla 50 kişi buradan ekmek yiyecek. Oysa ilçedeki balıkçılar aileleri ile birlikte binlerce kişiye ulaşıyor.
Koca bir sahil şeridini halka kapatacaklar ve birkaç yıl sonra kokan bir denizi bırakıp çekip gidecekler. Geriye işinden olan balıkçılar, denizi göremeyen ve kendi kentinde misafir olan ilçe sakinleri kalacak.
Bir futbol turnuvasının startını veren kişi Cumhurbaşkanının oğlu Bilal Erdoğan.
Bir yanında TFF Başkanı, diğer yanında Milli Takım Teknik Direktörü. Yetmiyor, “Bakan buraya, hoca sen de gel” gibisinden sahneyi yeniden dizayn ediyor.
Soru basit: Hangi sıfatla?
Bir devlet görevi yok, seçilmişliği yok, hukuki bir yetkisi yok. En fazla bir vakfın yöneticisi ya da mütevelli heyeti üyesi. Türkiye’de bunun gibi binlerce vakıf var. Hangisinin başkanı, böyle bir ortamda öncelikli olarak basın açıklaması düzenleyebiliyor?
Özel bir vakıf yöneticisinin, devletin bakanı ve sporun kurumsal temsilcileriyle böyle bir hiyerarşi kurması kabul edilemez. Bu bir protokol meselesi değil, devlet ciddiyeti ve terbiyesi meselesidir.
Bu tablo, iktidarın soyadıyla kazanılmış fiili yetkinin fotoğrafıdır. Asıl rezalet ise bunun artık kimseyi şaşırtmıyor olmasıdır.
1. Borsada “Mübarek Kardeşler” diye bilinen vurguncular; Enver, Nurettin, Masum Çevik. Bunların organize ettiği vurgunlarda aslan payını Bilal Erdoğan kontrolünde ve kuzeni Üsame Erdoğan’ın üzerine olan 1000 Yatırımlar Holding alıyor. 3 yıllık holding’in net kararı 5 milyar TL +