Müvekkilimiz Gürkan Türkoğlu’nu kaybettik.
Kuyu tipi hapishaneler bu ülkede can aldı.
Zorla müdahale ile gelen bu süreçten Gürkan’ın katilleri Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığıdır, Kuyu Tipi Hapishaneleri inşa eden siyasal iktidardır.
Gürkan Türkoğlu Ölümsüzdür!
@aysegulakyuz50 Senin beyin göç etmiş haberin yok. NATO denilen örgüt dünyanın her yerinde yoksul halkları katlediyor. Bir Trupm protesto edip dolar yaktınız şimdi de halı serip, yeni yollar yapıp binaları boyayıp gösteriye hazırlanıyorsunuz. Ne oldu Filistin davanıza🙈
Skandal demek çok basma kalıp olacak ama öyle:
- Deniz Göktaş'a @idgoktas uyuşturucu testi yapıldığı ortaya çıktı! SORU: Bu konuda savcılık talebi var mıydı?
- Ters kelepçe görüntüsü için 5 kez sahne kurgulanmış!
"Deniz’in gördüğümüz sahnesi ilk girişi değil. Deniz’e bu sahne dört beş kez yaptırılmış. 'Geri gel, doğru olmadı, bir daha' gibi. Beş kez bu yaşanmış."
- Deniz Göktaş sosyal medyadan ölüm tehditleri aldı. Güvenliğinden cezaevi yönetimi sorumlu.
- Karatepe Cezaevi’nde tek kişilik odada kalıyor.
Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Sinan Aslan ile @kisadalgamedya Podcast’i için konuştum.
AKP İpekyolu Kadın Kolları Başkanı Şerife Yıldız'ın İŞKUR alımı için yaptığı WhatsApp yazışmaları ifşa oldu
Yazışmalarda, işe alım sürecine müdahale edildiği görüldü
https://t.co/lZwNym4TFV
Henüz bir hafta önce, "Yakında cemevlerimiz Fatiha ile başlayacak" demiştim... Bugün gelinen nokta, bu sözlerin neden tartışma yarattığını bir kez daha gösteriyor.
Antalya Döşemealtı Kuyu Tipi Hapishanesinde tutsak edilirken Kuyu tipi hapishanelerin kapatılması talebiyle 267 gündür süresiz açlık grevinde olan ve 3 aydır Antalya Şehir Hastanesi yoğun bakımında tedavi altında bulunan Gürkan Türkoğlu için ailesi hastane tarafından arandı.
Aileye, Türkoğlu’nun sağlık durumunun ağırlaştığı ve kendisini son kez görmeleri gerektiği bildirildi.
#KuyuTipiHapishanelerKapatılsın
Nihat Doğan denen dallama Ebru Şallı için bir kadın iki erkek arasında çerez oldu diyince Gülşah Saraçoğlunun gazabına uğruyor ve
Nihat tarafından korkunç tehditler yapılıyor.. ikili arasındaki bu kavga magazin tarihinde enler arasında yerini aliyor
“Duruşmalarda çok yalnız kalıyoruz. Doğamızı, suyumuzu, canlarımızı katledenlere karşı sesimizi yükseltin.”
İliç maden katliamı davasının 8. duruşmasında, 7 Temmuz Salı günü Erzincan’da görülecek. Adalet arayan Yıldız ailesi dayanışma çağrısında bulundu.
https://t.co/X9tYzOnIFT
Deniz Göktaş isimli soytarıyı savunan şahıslara sesleniyoruz:
Kutsallarımız sizin eğlence malzemeniz değildir. Orda bir duracak, haddinizi bileceksiniz!
"Düşünce Özgürlüğü" adı altında mizah yapacaksanız, gidin kendi kutsallarınızı makara malzemesi yapınız!
Biz kendi kutsallarımızı size meze yapmayacağız, buna yeltenilmesine bile müsaade etmeyeceğiz !
O soytarı ve onu savunanlarla "ölümüne" mücadele edeceğiz!
Lütfen zaman ayırıp sesimize kulak verin. Acımızla dalga geçiliyor.
Bugün Dilovası Belediyesi’nden Dilovası Katliamının sorumlularından eski Zabıta Müdürü Cengiz Taşdemir ve Zabıta Müdür Vekili Nizamettin Balcı tahliye edildi. Evimizin önünden konvoylarla kutlama yaparak geçiyorlar.
Katliamda ölen canlarımızdan Şengül Yılmaz’ın kızı Nur’a kulak verin.
#DilovasıİçinAdalet
PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Madımak Oteli önünde konuşuyor:
"Bu katliamın arkasında da, önünde de, perdenin gerisinde de devlet var, devleti yöneten siyasal iktidar var. Biz devletin Alevisi olmadık, olmayacağız!"
2 Temmuz 1993'ten sonra Demirel, "Cem Vakfı'nı biz kurdurduk." demişti.
Çiller döneminde, Cem Vakfı örtülü ödenekten destek almıştı.
İzzettin Doğan, Gülen ve Erdoğan ile birlikte, Alevileri özellikle cemevleri ve dernekler üzerinden dönüştürmeye yönelik projeleri devreye aldı.
Bugün itibariyle bazı köprü ve otoyol geçişlerine en az yüzde 18 oranında zam yapıldı.
Ocak başında da yüzde 25.49 oranında zam yapılmıştı.
Yani yılın ikinci zammıyla karşı karşıyayız.
Bu zamları tavuk firması yapsaydı ‘kayyım’ atanırdı.
Kamu sektörü kendi ürettiği mal ve hizmetlere fiyat tarifesini belirlerken bonkör davranıyor, firmalardan fedakarlık istiyor.
Aynı şekilde enflasyonla mücadelenin ağır yükünü dar ve sabit gelirliler çekiyor.
Oysa, kamu enflasyonla mücadelede öncü ve örnek olmalıdır.
Herkesin payına düşen fedakarlıktan en çok kamu pay almalıdır.
Kamu zamlarına ‘bahane’ edilen ne varsa onun özel sektör için de geçerli olduğu bilinmelidir.
Aksi halde güvensizlik oluşur ve mücadele zarar görür.
Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş: “Van Baro Başkanı beni azarladı, barodan ağlayarak ayrıldım"
🔸 “Rektör bir numara örtbasçıdır Van Baro Başkanı da onun destekçisidir!"
🔸 “Van Barosu Başkanı dosya için hiçbir çalışma yapmadı. Tam tersine delilleri karartmaya çalıştı.”
🔸 “Defalarca ‘gerçeklerin peşine düşün’ dedim. Sonunda vekâletimi geri çektim. Baro dosyadan ayrıldı, ben de rahatladım.”
🎙️ Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, Van Barosu'nun dosyadan çekilmesi sonrası yaşanan süreci ve soruşturmayı Radyo Sputnik'te Gazeteci Mustafa Hoş'a (@mustafahos) anlattı.
Sarı sendika, olmayan sendikadan çok daha zararlıdır. Aşağıdaki kişinin görevi emekçilerin gazını alıp açlığına rıza üretmek. Arada ılımlı çıkışlar yaparak göz boyuyor.
Adlarımız farklı, soyadımız Türkiye.
Maltepe’de görev yaptığımız on yıl boyunca bu anlayışla hareket ettik. Kimseyi ötekileştirmeden, halka hizmeti Hakk’a hizmet bilerek çalıştık.
Bugün Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın aynı ruhu yansıtan “Adlarımız ne olursa olsun, soyadımız Türkiye Cumhuriyeti’dir.” sözü; birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin en güçlü ifadesi olmuştur.
Ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil kucaklayan bir anlayış; 86 milyonun ortak vicdanını, ortak hedefini ve ortak geleceğini temsil etmektedir.
Bölgesinde lider, dünyada söz sahibi, güçlü Türkiye’ye yakışan da; köklerini Devlet-i Aliyye ruhundan alan bu birlik, beraberlik ve kardeşlik anlayışıdır.
Teşekkürler Maltepe.
Teşekkürler Türkiye.
Bir siyasetçinin ilk sorumluluğu, milletin ortak değerlerine sahip çıkmaktır. Ancak toplumun hassasiyetlerinden olduğu kadar siyasi etik ve ahlaktan da uzak bir tutum sergileyen Özgür Özel’in, Kur’an-ı Kerim üzerinden yapılan saygısızlığı “ifade özgürlüğü” kisvesiyle savunması; milletin vicdanıyla inatlaşması ve kendi densizliğini pervasızca sergilemesidir.
İnançlara hakaretin adı sanat olamaz. Kutsalları aşağılamanın adı mizah olamaz. Milletin manevi değerlerini hedef alan hadsizliği alkışlayanlar da, buna siyasi kalkan olmaya çalışanlar da utanç kaynağıdır.
Milletin değerlerine dil uzatanlar ve o dile meşruiyet kazandırmaya çalışanlar şunu iyi bilmelidir ki; bu toprakların harcı Kur’an’la, ezanla, bayrakla ve şehit kanıyla yoğrulmuştur. Ülkemiz, kutsallarını günlük siyasete feda edecek kadar ne hafızasını ne de haysiyetini kaybetmiştir!