Her şeyini kaybettin.
Hiçbir şeyin kalmadı.
Verebileceğin tüm mücadeleleri verdin. Çaresizlik yanı başına bağdaş kurup oturdu.
Tutunamadın. Kimsen kalmadı, yarın diye bir şey artık yok.
Düşüp düşüp tekrar ayağa kalkmaların da bir çare etmiyor artık.
Allah imtihanında kimseyi yalnız ve çaresiz bırakmasın.
Belki imtihana bir nebze olsun katlanılabilir ama kalabalık içindeki yalnızlığa katlanmak çok zor…✋
Her davete icabet etmeyeceksin, herkesle muhatap olmayacaksın, vasat arzuların peşinden ya da geçici heveslerin peşinden gidip vizyonunu düşürmeyeceksin, kalite düzeyini kendin belirleyip şahısları bilhassa buna göre seçeceksin; belki yalnız kalacaksın lakin kendin olacaksın…
Her defasında kırılmamış, hiçbir şeyi sorun etmemiş gibi davranıyorsun, Mustafa.
Çevrendekiler bunu fark etmiyor. Gerçi fark etseler bile çoğu zaman hiçbir şey değişmiyor. Hayatın boyunca verdiğin değerin karşılığını tam olarak alamadın. Haklı olduğun zamanlarda bile karşı taraf üzülmesin diye alttan alan sen oldun; sonunda kırılan da yine sen oldun.
Birisi sana “İyi misin?” diye sorduğunda, hiç düşünmeden “İyiyim.” diyorsun. Oysa gerçekten iyi değilsin. Hatta bazen ne hissettiğini sen bile tam olarak bilmiyorsun.
Son zamanlarda kimseye güvenemiyorsun. Kimseyi hayatında tutmak istemiyorsun. Ama uzaklaştıkça da kendini daha yalnız ve daha kötü hissediyorsun.
Çok yoruldun, Mustafa …
Sürekli birileri üzülmesin, birileri kırılmasın diye kendi duygularının üzerini örtmekten yoruldun. Her şeyi içine atmaktan, herkesi düşünmekten, kendini en sona bırakmaktan yoruldun.
Belki de bugüne kadar sorun olarak gördüğün şey, aslında en güçlü yanındı.
Evet, sen böyle olduğun için kırılıyorsun. Ama yine böyle olduğun için iyi bir insansın. Bunu artık kabul et.
Çünkü herkesin yapamadığını yapıyorsun.
Empati kuruyorsun.
Anlamaya çalışıyorsun.
İdare ediyorsun.
Kırmamaya çalışıyorsun.
Seviyorsun.
Saygı duyuyorsun.
Ve çoğu zaman kendi canın yansa bile karşındaki insanın canı yanmasın diye susuyorsun.
Ama burada gözden kaçırdığın önemli bir şey var, Mustafa.
İyi olmak, kendinden vazgeçmek değildir.
Anlayışlı olmak, kendini yok saymak değildir.
Fedakârlık yapmak, kendi değerini unutmak değildir.
Sen bugüne kadar kötü biri olmadın.
Ama kendine karşı da pek adil davranmadın.
Artık şunu anlaman gerekiyor:
Senin hassasiyetin bir zayıflık değil.
Sadece yanlış insanlara harcandığında sana zarar veriyor.
Doğru yerde, doğru insanla karşılaştığında ise bunun ne kadar kıymetli bir özellik olduğunu göreceksin.
Çünkü senin eksik yanın, senin gibi düşünebilen birinin eksikliği.
Senin eksik yanın, senin gibi bir insan.
Bu yüzden bu gece kendine sadece şu soruyu sor:
“Herkesi bu kadar düşünürken, kendimi neden hiç düşünmedim?”
Belki cevabı hemen bulamayacaksın.
Ama artık bu sorudan kaçma.
Çünkü sen değişmezsen aynı insanlar hayatına girmeye devam edecek.
Aynı hikâyeler tekrar yaşanacak.
Aynı kırgınlıklar yeniden büyüyecek.
Ama bu kez kendin için küçük de olsa bir adım atarsan…
Belki de ilk defa kırılan taraf sen olmayacaksın.
Ve belki de ilk kez, herkese verdiğin değerin birazını kendine vermeyi öğreneceksin.
Kendini de sevmeyi…
Kendini de korumayı…
Kendini de seçmeyi…
İşte o zaman, gerçekten iyileşmeye başlayacaksın.
🤍
Görüşürüz Mustafa.
Ama bu kez, kendini de yanında götürmeyi unutma.
Kendimle öyle mutsuz ve yalnız hissediyordum ki kedilerimden bile ilgi beklerdim, onlar bile ilgi göstermezlerdi. Öyle çok istiyordum ki gelsinler kendiliğinden bana sarılsınlar.. Yok, yabaniler, kaçıyorlardı. Ne zaman kendimle ilişkim değişti, hayatıma giren kedi bile sevgi dolu oldu. Kendi kendine gelip sarılan sevdiren bir kedim var şimdi. Bazen düşünüyorum, deli gibi ihtiyacım varken neden böyle bir kedi yoktu hayatımda. Şimdi öyle bir sevgiye ihtiyaç duymuyorum ama o kediden bile akıyor bana. Neyin kapısındaysan onun kölelesisin gerçekten. Şaşmaz bir kural gibi
Trafik lambalarının iptal olduğu saatlerde ve boş caddelerde, yüksek ses müzikle yalnız öylesine araba sürmek.
Tek başına seyyar köfteci-kokoreççiye gitmek.
Evin önüne gelince biraz arabada oturmak.
Eve girmeden bi sigara içmek.
Biz bir ceviz ağacıyız Gülhane Parkı’nda..
Bazen açılmayan kapı nasipsizlik değil yanlış yerde fazla kalmaktır.
Rabbim gönlünü artık olmayacak olana bağlamasın.
Seni bekletmeyen ve kıymetini bilen hayırlı bir yola çıkarsın…
Bir imtihandan geçiyorum.
Bunun bir süre devam edeceğini de biliyorum. İçimde, aşılması gereken bir eşikte durduğumu iliklerime kadar hissediyorum.
Dua ediyorum, sabrediyorum.
Rabbimin benden istediği şeyin ümidimi kaybetmemek olduğunu da biliyorum.
Ama artık dayanamıyorum…
Arkadaşlar, Allah bu gece göğsünüze batan ne varsa merhametiyle iyileştirsin.
Size öyle güzel kapılar açsın ki,
“Ben bu kadarını beklemiyordum.” dedirtsin.
O gece, Yahudi kâhin gözlerini patlatarak gökyüzüne baktı ve dedi ki:
“Bu, Ahmed’in yıldızı.”
O yıldız karanlığı delip geçti. O gün bugündür yerimizi, yönümüzü o yıldıza bakarak buluyoruz.
Kara çocukların ak gözlerine yemin olsun, çok mahcup bir aşk besliyoruz. Doğru söz yalnızca Muhammed Aleyhisselam’ın ağzından çıktı; geriye kalan her şey yalan.
#mevlidkandilimizmübarekolsun
Tarzıyla, saçıyla sakalıyla zorlamasına rağmen yüzündeki nur gitmemiş.
Nefret beslemiyor, beyefendi ve saygılı.
Türk çocuğu zaten.
Biraz takılır; cahilliği geçince düzelir.
Anası babası da düzgün insanlardır kesin. Anlayan anlar, bilen bilir