Size yazmak için bahane üretiyor gibi olacak ama son tweetten sonra 2 kere daha tutuklandım. Bazen hücrede zimmetli çakmağı kaybedince ya da kütüphaneden aldığım kitaba bir şey olunca dışarıdaki refleksimle çok geriliyorum ama sonra “napacaklar bir daha hapse atamazlar ya” diye kendimi rahatlatıyordum. Atabiliyorlarmış.
Neyse, Moby Dick bitti. İddianame hazır.
Duruşma tarihi 28 Eylül.
Görüşmek üzere.
@yapayzekahocasi Said Hocam, ben sizin yamayı kullanıyorum ama bakanlık ude için apple silicon versiyonunu çıkarmış, bunu doğrudan indirip kurmak yeterli midir yoksa başka işlem mi yapmalı?
🌡️Suyun sıcaklığı değişmiyor: Dört mevsim 22 derece
🩵Malatya'da bulunan Tohma Kanyonu'nun ortasındaki Kudret Havuzu'nun derecesi her daim 22 derece
🏝️Somuncu Baba Külliyesi etrafında Tohma Çayı'nın aktığı 1.5 kilometrelik kanyonun ortasındaki havuz, şifalı olduğuna inanılan suyu ve manzarasıyla tatilcilerin uğrak noktalarından biri
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız "Çerçeve yasa"ya ilişkin soruları yanıtladı:
📌"PKK/KCK ve bağlı örgütler dışında Hizbullah bu yasadan faydalanamaz"
📌"Genel Kurul'da 400'ün üzerinde bir kabul ile geçer"
Önseçimle gelen, kendini aday gösteren tek ya da bir kaç kişiye değil, tüm partiye karşı sorumluluk hisseder. Buna rağmen yanlış yaparsa kimse “sen bunu neden aday gösterdin?” demez.
Yanlış cevap.
Çözüm ve formül, adayın emekçi ya da yoksul olması değil, demokrasinin gerçekten tabana yayılması. @eczozgurozel ilçe ve il başkanlarıyla genel başkanı üyelerin seçeceğini söyledi ama yetmez. Tüm seçimlerde adaylar önseçimle gelmeli.
Fatih Altaylı: “Seçmen merak ediyor, Yeni Parti’de de seçecekleri kişinin Akp’ye geçmeme garantisi var mı?”
Özgür Özel: “Bununla ilgili bir ölçüm aleti olan varsa gelsin, genel başkan yardımcısı yapacağım”
Ölçüm cihazına dahi gerek yok sayın @eczozgurozel .
Her ilçenin rakı içen zenginini aday yapacağınıza; emekçileri, zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şey olmayanları aday yaparsanız o zaman Akp bunları ne maliye ile ne hapisle, ne de başka bir tehdit ile korkutabilir.
Topuklu Efe gibi, daha “maliye” kelimesini duyunca kaybedecek milyonlarca doları yüzünden topuklayanlarla tam da bu sebeple olmaz bu iş.
Genel başkan yardımcılığı için lütfen Dm’ye yazınız.
Genel başkan ya da parti meclisi kısıtlı miktarda kontenjan adayı gösterebilmeli (teknik olarak gerekir ama mesela maksimum 20 vekil gibi) onun dışında, belediye meclis üyelerinden başkanlara ve vekil adaylarına, herkes önseçimle gelmeli.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
İstifa mekanizmasının kültürümüzde olmaması çok acı. “Öykü ödülü vereceğiz ama metnin özgün olup olmadığını, YZ kullanılıp kullanılmadığını anlamıyoruz, o yüzden kimseye ödül vermedik” demek, yerine “biz bu görevi ifa edebilecek yetkinlikte değiliz” deyip istifa etseydiniz?
Aslında hemen çözmedik. Kuşkulandık. Birçok araştırma yaptık ama yüzde yüz emin olabildiğimiz bir sonuca ulaşamadık. Vicdan sızlatan bir karar vermek yerine, hazırlıksız yakalandığımız bu süreci ödülsüz sonlandırmaya karar verdik. Öyle görünüyor ki AI meselesi edebiyatta da yakın geleceğin en önemli konularından biri olacak.
“Al karşına konuş, daha çocuk o” dediğiniz kişi 32 yaşında, ne yaptığını bilen, sonuçlarını göze alan, tam da çocuk olmadığı için etki yaratan bir komedyendir.
Deniz Göktaş bu düzenin mağduru değil, muhatabıdır. Girdiği gibi başı dik çıkacaktır.
Sunay Akın, Deniz Göktaş'ın tutuklanmasına ilişkin:
"Ya al karşına konuş kardeşim. Eğer bir kabahati varsa onunla konuşması gereken, bunun arkadaşıyla yemek yemesi gereken Diyanet İşleri Başkanı'dır kardeşim. Bir konuşun ya. Konuştunuz mu siz bu çocukla, ha?
Yapmayın ya. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti, koskoca kelli felli adamlar... Yolda görsen adam sanırsın bunları ya.
Şu çocukla uğraşıyorsunuz. Şu çocuğun üstünden paravan yapıp kendinize güç elde etmeye çalışıyorsunuz, değil mi?"(BirGünTV)
Bugün (dün), bir hâkimin kürsüden bağırarak sanıkla ve avukatlarla polemiğe girdiğine ve duruşmada cereyan eden vakalara aykırı bir şekilde tutanak düzenlediği tartışmalarına tanık olduk.
Yargı kürsüsü, hissi fevriliklerin değil, sükûnetin, aklın ve Mecelle'nin de asırlar ötesinden günümüz yargısına ışık tutan tanımıyla "hikmet ve metanetin" makamıdır.