Ben bir öğrencinin benimle fotoğraf çektirmek istememesine sebep olacak kadar ne yaşatmış olabilirim diye sormuyorsun, arkadaşlarının ailesinin önünde öğrencini bu hâle düşürmekten çekinmiyorsun, ben bu olaydan sonra ömrümün sonuna kadar insan içine nasıl çıkarım diye sormuyorsun, gelip burada hâlâ üste çıkmaya çalışıyorsun.
Bu hayatta seni utandırabilecek hiçbir şey yokmuş demek ki, onu görmüş olduk.
Sözümü yerine getirdim. Onlarca Galatasaray neferinin imzaladığı "Erden Timur Yalnız Değildir!" pankartını gerçek sahibine ulaştırdık.
Onlarca Divan + Kulüp üyesi ve Galatasaray tribün emekçisine çok teşekkür ediyorum. Toplantımıza şeref veren
tüm katılımcılar Erden Timur'un gücüne güç kattılar, moraline büyük katkı yaptılar.
Sonuna Kadar Erden Timur!
Kadıköy,
2 Temmuz 2026
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ordusu, bağrından çıktığımız Türk Silahlı Kuvvetlerini her zaman çok sevdik.
Komutanlarımız ve silah arkadaşlarımız haksız yere cezaevindeyken, bizlere en alçak iftiralar atılırken de “Türk Silahlı Kuvvetlerini aynı inanç ve kararlılıkla sevmeye devam ettik”.
Elbette bireysel hataları, yapılan yanlışları ve bu güzide kuruma layık olmayanları samimiyetle eleştirmeye devam edeceğiz.
Çünkü gerçek vatanseverlik budur ! 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
"Nerede bir can ölse, oralı olur yüreğim. Olmalı zaten. Olmazsa insan olmaz yüreğim."
- Ahmed Arif -
2 Temmuz 1993... Nefretin ve cehaletin yalnızca insanları değil, insanlığı ve insanlık vicdanını da yaktığı kara gün.
Madımak'ta yitirdiğimiz canları saygı ve rahmetle anıyorum.
#Madımak #UnutMADIMAKlımda #2TemmuzSivasKatliamı
@iyiparti@MDervisogluTR@iyiparti_34@Yucel_Coskun@mesutdursunn@iyibeylikduzu34@mehmet_abdioglu
Kılıçdaroğlu ile gerçekler ortaya çıktıkça, geçmiş daha iyi anlaşılıyor.
✅ Neden 0,5 oy potansiyeline sahip siyasal İslamcıları meclise soktu?
✅ Neden bunlara hayal dahi edemiyecekleri sayıda vekillik verdi?
✅Neden 1921 Anayasası diye ısrarcı oldu?
✅ Neden seçim kaybettikçe hiç umursamadı?
Ve daha nice nedenli sorular...
İmparator Fatih Terim’den İbrahim Hacıosmanoğlu’na cevap:
“Böyle bir günde kendimi açıklayacak halim yok. Benim söylediklerimi tüm Ulus %99 değil %100 doğru anlamış. Bakın ben 55-56 senedir Türk futbolunun içerisindeyim. Çok şükür, tam da merkezindeyim. Burada yarım asırlık bir külliyatdan bahsediyoruz kolay değil.
Biz Türk futbolunun sorunlarına kafa yoralım rica ediyorum. Buralarda zaman kaybetmeyelim. Buraları geçelim. (Küçümseyici bakış ile)”😅
Evlatları için herşeyin en iyisini isteyen, fedakar ve cefakar babalarımızın babalar gününü kutluyoruz.
Hayatını kaybetmiş tüm babaları saygı, rahmet ve minnetle yad ediyoruz.
#ultrAslan
Fener Rum Patrikhanesi sorunu bir din ve ibadet özgürlüğü konusu olmaktan çok, jeopolitik ve stratejik bir konudur.
Patriğin ısrarla "Ekümenik" sıfatını kullanmasının nedeni Türkiye'deki küçük Rum cemaatinin dini ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Amaç, kendisini dünya Ortodoksluğunun evrensel lideri, İstanbul'u da yeniden Ortodoks dünyanın merkezi olarak konumlandırmaktır.
Tarih boyunca büyük dini merkezler yalnızca ibadet edilen yerler olmamış, aynı zamanda nüfuz ve güç üretmişlerdir. Katolik dünyası için Vatikan'ın entelektüel ve ruhani omurgasını oluşturan kurumlar, özellikle Roma'daki papalık üniversiteleri bu işlevi görmüştür. Sünni İslam dünyasında Kahire'deki El Ezher yalnızca bir eğitim kurumu değil, küresel ölçekte dini otorite üreten bir merkezdir. Protestan dünyasında ise Oxford, Cambridge, Heidelberg ve benzeri köklü ilahiyat merkezleri yüzyıllar boyunca din adamı, akademisyen ve düşünce üretmiştir.
Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması da bu nedenle birkaç Rum Ortodoks papazın eğitilmesi meselesi olarak görülemez. Asıl mesele, Patrikhane'nin dünya çapında kendi din adamlarını yetiştirebildiği, kendi teolojik doktrinini geliştirebildiği ve uluslararası ağlarını yönetebildiği bir merkeze kavuşmasıdır. Böyle bir okul, Patrikhane'nin ekümenik iddiasına akademik, kurumsal ve uluslararası bir temel sağlayacak, şüphesiz konumunu konsolide edecektir.
ABD ve Avrupa Birliği'nin Patrikhane'ye verdiği sürekli güçlü destek de bu bağlamda değerlendirilmelidir. Fener, özellikle son yıllarda Moskova Patrikhanesi ve Rus Ortodoks dünyasına karşı kullanılan önemli bir jeopolitik araç haline gelmiştir. Dolayısıyla konu yalnızca dini özgürlükler değil, aynı zamanda Ortodoks dünyasının liderliği üzerindeki küresel güç mücadelesidir.
Türkiye'nin kalbinde, Türk hukukunun tanımadığı bir sıfatla hareket eden ve tüm Ortodoks dünyanın lideri olduğunu ileri süren bir yapının Heybeliada Ruhban Okulunun tekrar açılması ile uluslararası meşruiyet kazanması, sadece dini değil stratejik sonuçlar da doğuracaktır.
Yunanistan, GKRY, İsrail ve ABD ekseninin Doğu Akdeniz'de Türkiye üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemde Ankara'nın bu konuyu yalnızca bir azınlık veya inanç özgürlüğü başlığı altında değerlendirmesi yaşamsal bir hata olur.
Karşılaştığımız sorun bir kaç din adamının eğitimi değil, İstanbul'un ve Heybeliada'nın gelecekte hangi teolojik ve jeopolitik çerçeve içinde tarif edileceğidir. Türk Deniz Kuvvetlerine 19.yüzyıldan bu yana deniz subayı yetiştiren adanın, emperyalizmin sözde ekümenik sıfatlı vassalının indoktirnasyon merkezine dönüşmesi tarihin kolay hazmedeceği bir durum değildir.
Unutumayalım ki dini kurumlar bazen yalnızca inanç üretmez, aynı zamanda tarih, kimlik, hafıza ve jeopolitik savlar üretir. Yunanın bu konuda sicili kitaplara sığmayacak kadar kabarıktır.
Futboldan anlamam ama insan davranışından anlarım. Voleybolcu kadınlara şampiyonluktan sonra esirgenen desteği, ortada hiçbir başarı yokken futbolculara verenler bu sonucu hazırladı. Devletin de, markaların da, halkın da buradan çıkaracağı ders açık: Önce performans, sonra ödül. Önce başarı, sonra alkış.
Davranışbilimin temel kuralı şudur: Ödüllenen davranış devam eder! Türkiye olarak futbolda yıllardır devletiyle, markasıyla, taraftarıyla vasatlığı ödüllendiriyoruz.
Sezon başında sana verilen limiti 3 farklı transferle aşıp sezon ortası yaptığın Kante transferinin maliyetini gelirin yetmediği için gelecek sezon ödemelerine temlik koydurarak karşılamana yol veren TFF, Milli takımın dünya kupasından elenmesinin başlıca sorumlusudur.
❌️ 48 takımın katıldığı bir turnuvaya gitmeyi başarı olarak kabullend(irild)ik.
❌️ Kosova, Romanya gibi takımlara karşı galip gelmeyi gözümüzde çok büyüttük.
❌️ Montella'yı dokunulmaz ilan ettiler! (Şimdi hocayı dokunulmaz ilan edenler en ağır şekilde linçleyecekler! Seyredin!)
✅️ "Bu takımın planı yok" dediğimde; "destek verin diyenler" hocayı desteklemeye devam edebilirler.
📣 Buyurun sahne sizin şimdi!
Şu twiti atalı 4 sene olmuş ama bir şeyler değişmemiş.
Futbol uzunca bir zamandır, topa ne kadar sahip olduğunuzla değil; topa sahip olduğunuzda ne yaptığınızla ilgileniyor.
Bazen rakip, sizin %65 ile yapamadığınızı %35 ile yapar.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV yayınını oturup yeniden izliyorum. Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının tutuklanmasını resmen iktidardan daha çok savunuyor, operasyonların siyasi olmadığını ifade ediyor. Hatta Akın Gürlek’ten daha çok savunuyor. Sanki bu operasyonlar bağımsız yargı’nın operasyonuymuş gibi algı yaratıyor. Kendisine savcı rolü biçmiş. İtirafçı ifadelerini bile doğru kabul ediyor. Bir kişi çıkıp “ben buna para verdim” diyorsa Kılıçdaroğlu için bu yeterli. Arınacağız deyip, belediye başkanlarını peşinen mahkum ediyor. Ama baktığınızda dosyaları hiç okumamış bile. Hukukçu olmadığını söylüyor ama insanları peşinden mahkum etmesi biliyor. Açıkça belediye başkanlarının rüşvet almadığını ispat etmesini bekliyor. Masumiyet karinesini hiçe sayıyor. İnsanlar cezaevinde çürütülürken Kılıçdaroğlu’nun yaptığı koltuk hırsından öte saf kötülük.