Nato gelecek diye OHAL ilan ediliyor, Ankara’da düğün yapmak bile yasak. Biz gitmeyeceğiz, olduğumuz yeri terk etmeyeceğiz. Kaybedecek tek şeyimiz asgari ücretimiz. Ya çözülecek ya çözülecek diyoruz. Bakan, bakanlığını bilecek. Yüzünü bize dönecek. #ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Nedim sana ne oldu oğlum? Ne bu içindeki öfke? Aslında ATV Haberi sen sunacaktın da Ali Kırca önüne mi kırdı? Aşık olduğun mankeni Hıncal Uluç falan mı sikti? Ne oldu oğlum sana, anlatsana!
Yolsuz ve rüşvetçi Özgür Özel-İmamoğlu’nun ekibi giderken ya İstanbul İl Başkanlığı’nda olduğu gibi dışkılarını ya Ankara’da Genel Merkezde olduğu gibi duvarlara küfür ve hakaret yazıları ile yağmalanan binaları ya da İzmir’de olduğu gibi müptezelliklerini, sefilliklerini de bırakıyorlar. Karakterleri bu;
yolsuzları ve hırsızları savunanlardan utanma beklenmez…
"Her taşın altında bu İngilizler var!" ifadesi bizim bazı aydınlarımızın ve televizyon yorumcularımızın değişmeyen teorisidir.
Gelin görün ki Birleşik Krallık siyaseti liderlik düzeyinde bir türlü dikiş tutmuyor. Bu kaçıncı istifa artık hatırlamıyorum.
Keir Starmer da gitti.
Ayfer Hn, daha üç yıl önce bu adam Türkiye’nin normalleşmesi için bir umut değil miydi? Heh işte o son ümidi de halı gibi çektiler ülkenin altından. Bağımsızlık, egemenlik elden gitmiş, sokmuşum eski coğrafya hayallerine. Herif hepimizi yetim bıraktı. Öksüz kaldık.
Sözcü TV'deki Kılıçdaroğlu söyleşisini izledim. Programdaki o üç kibir ve kabalık abidesi gazetecenin hiçbiri "siz Osmanlı'yı referans vererek TR dış politikasına dair şu şu yorumları yaptınız? Bununla ne kastettiniz? Bu ne demek? Bu CHP'nin geleneksel dış politika tutumuyla nasıl uyuşuyor?" gibi birşey sormadı, varsa yoksa kişiselleştirilmiş, ajitatif sözde sorular. Oysa iyi gazetecelik provokatif sorular sorup ajitasyon yapmak değil, anlamlı sorular sormak ve bu anlamlı sorulara yanıt almak için siyasetçiyi zorlamaktır.
Ama her alanda olduğu gibi gazetecilikte de bu bilgi ve kalitede insan bulmak artık çok zor, herkes ucuz popülerlik peşinde.
Hocam bırak gençleri ne istiyorsa söylesin de hem İzmirli hem AKP’li nasıl oldun sen onu anlat. Gerçekten çok merak ediyorum! Bir de mesela temsil ettiğiniz İzmirlilere ne katkınız var? İcraat görelim, yoksa reise istesek hepimiz yaranırız. Canım reis, varol, çok yaşa! Bak😉
Mezuniyet kürsülerinden ucuz siyasi göndermeler yapma modası emin ol çoktan bayatladı. Hakkıyla alınmış gerçek bir diplomaysa zaten bir ömür seninledir, merak etme. Ama kendi emeğini, diploması tartışmalı olanların sahte belgeleriyle eşdeğer görüyorsan, kendine çok yazık ediyorsun.
Bu elinde ingiliz bayrağı kafasında ingiliz şapkası olan çocuklar Türk ..
Selamladıkları ise Edinburgh çükü Edward.
Evet evet yalnış duymadınız bu çocukların hepsi Türk .
Asıl adı Tarabya Anadolu Lisesi olan ama ısrarla adına Tarabya British School diyen , İran asıllı Mustafa Sandal'ın ve " apbi ben doğma büyüme samatyalıyım" diyen Cem Yılmaz'ın çocuklarının okuduğu lise .
Ama benim çocuğum İmam hatib'de okuduğu için vatan haini öyle mi ?
Niye kasıyorsunuz? Dönemin basın danışmanı @okonuralp mi istedi? Kılıçdaroğlu bizzat kendi mi istedi? Bu arada soruları yönlendirme konusu karşımıza hep çıkar bir şekilde ama ağa babası AKP’dir. Kimse kusura bakmasın.
“Kim istemiş” sorusunun cevabı: Eldeki veriler ışığında, 2016’da neden dokunulmazlıkların kaldırılmasından yana olduğunu anlatırken, “Hayır desek, diyecekler ki, ‘Vaaay, bak, işte biz demedik mi, bunlar HDP’lileri destekliyor’ diye” ifadeleri kayda geçen Kemal Kılıçdaroğlu.
Reis gibi bir arkadaşım olsa sırtım yere gelmezdi, şu an işsizim mesela; gel Barışçım seni rektör yaptım, aha da olmayan üniversiteye atadım, dese kim ne diyebilirdi? Ulen ben dahil bütün arkadaşlarımın birbirimize ‘sıfır’ hayrı yok. Amk böyle siyasi tercihin. 😇
İbrahim, ABD NATO’yu da peşine takıp Afganistan’da 20 yıl kaldı değil mi? 20 yıl! Sonra ne oldu, buraya daha fazla para harcayamam, dedi çekildi gitti. Taliban’ın ülkeyi teslim alıp yerleşmesi de bir hafta sürdü. Bir gün burada da tutunamayacak. O gün gelince bir uçak bul, yapış.
1984 CIA raporunda Türkiye;
"NATO'nun en fakir, en zayıf ülkesi. Yardıma muhtaç, hiç bir kaynağı yok."
Peki on yıllar boyunca, Türkiye'yi hangi siyasi kadrolar bu fakirliğe, bu çaresizliğe, bu güçsüzlüğe mahkum etmilşti?
Bugün ise Türkiye, Avrupa savunması için bile bir sığınak haline geliyor. Coğrafyayı yeniden inşa ediyor.
Peki, bu gücü hangi siyasi kadrolar üretti?
Türkiye bir an önce kendi "Baasçılar"ından kurtarılmalı!