لو عدنا سنتين إلى الوراء، لكنتُ الآن مهووساً بالأرجنتين في كأس العالم، رافعاً علمها في وجه المغرضين من البرازيليين والألمان.
لكن بقدر ما ترسخ انتمائي العلوي كهوية راسخة وايماني بوحدة مصيرنا و نجاتنا ..
حتى الفرق والمنتخبات العالمية التي كنت أشجعها فقدتُ الشغف بها، ولم تعد تعني لي شيئاً.
يوماً ما، وإن طال الزمان سنكون شعباً واحداً وكياناً مستقلاً حراً ينافس في ميادين الرياضة و العلم و غيرها ..
قد اكون حالماً فيما اتمنى..لكن بالتاكيد لست واهماً سنرفع علمنا و اعيننا تحلق نحو السماء نهتفُ للمجد و الحرية .
بكل الاحوال مبروك للتانجو و على ا��ل التتويج تبقى الارجنتين شعباً يشرب المتة و يحتضن عشرات الاف العلويين من اخوتنا ❤️
#ارجنتيني_سابق 😂
Eşimin, biz evlenmeden önce bir erkeğe yemek pişirdiğini öğrendim. O günden beri yemek masasında otururken inanılmaz rahatsız oluyorum. Her akşam yemeğinde eşimin o adamın karşısında yemek yerkenki görüntüsü aklımdan çıkmıyor. Eşimin, öyle özel bir ortamda başka biriyle aynı tuzluğa dokunduğunu bilmek dahi midemi bulandırıyor. Artık evde sadece zorunlu olduğum için yemek yiyorum.
@Avernias_TR@perivadisi1262 bu tarafsiz bakabildigin anlamina gelmiyor. hegemonik sunni kulturunun bir parcasisin inancsizligin bunu ortemiyor ki boyle aptal aptal sorular sorabiliyosun
İstanbul merkezli 3 ilde IŞİD’e yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 110 kişiden 83'ü tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi
https://t.co/wcX9bm71hN
1938 Dersim Alevi soykırımına dair yanlış bilinenler;
1)Katliamın nedeni ağalık değildir. Dersimde toplam 500'e yakın köyün yüzlercesinin Seyit rıza'ya bağlı olduğu iddiası saçmalığın daniskasıdır.
Dersim Alevilerinde Ağalık sunilerden öğrenilen, iç Dersim'deki sayılı aşiret ileri geleni için kullanılan bir ünvan'dan ibarettir. Osmanlı döneminde kendilerine Sancaklar bahşedilen Sünni ağaların ise gerçekten sahip olduğu köyler vardır ve katliamda bu Ağalara asla dokunmamıştır.
Çünkü Dersim açık bir Alevi soykırımıdır.
Türkiye'de Ağalık sorunu arayanlar Orhan Kemal'in, Yaşar Kemal'in romanlarına, çukurova'daki, Harran'daki ağalara baksınlar. Bu ülke Menderes gibi bir toprak ağasını başbakan yapmış bir ülkedir üstelik.
Geçelim..
2)Dersimde, birçok kırsal bölgede görülen büyük aşiret yapıları hiçbir zaman olmamıştır. Doğal olarak bir aşiret tehlikesinden de söz edilemez. Dersimde 60 civarı aşiret vardır. 1935teki Dersim nüfusu düşünüldüğünde (90'000+) en büyük aşiretin sayısı dahi birkaç bini geçmez. Devlet bütün bu aşiretlerin nüfusunu silah tutabilecek erkek sayısına kadar bilmektedir, kayıt altındadır. Dersim ileri gelenleri ve bahsedilen aşiretlerle, devlet defalarca görüşmüş, kendilerinden Milli mücadele ve cumhuriyetin inşası için destek istenmiş, para ve insan desteği alınmıştır.
Dahası 1926'da Dersim aşiretleri ile aracısız, bizzat Çankaya'da görüşülmüştür. Bu görüşmede Dersim Alevileri kurulmak istenen laik sisteme tam destek verdiklerini açıklamışlardır.
3)Dersimde bahsedilen çapulculuk faaliyetleri az sayıdaki kriminal vakadan ibarettir. Bütün verimli topraklar sünni sancak beylerine tahsis edilmiş, sarp dağların arasına sıkıştırılmış yoksullukla mücadele eden Alevilerin yaşam şartlarından kaynaklanan münferit kriminal vakalar olmuştur. Anadolu'nun birçok yerindeki, özellikle Karadeniz'deki çapulculuk faaliyetleri çok daha fazladır. Dahası Dersim'i katleden devlet, ülkedeki bütün çapulcuları sırtını sıvazlayarak paramiliter ya da askeri faaliyetlerinde kullanmıştır. Topal Osman çapulcusu devletin göz bebeği dahi olmuştur. Halen günümüzün çapulcuları olan mafyaları kirli işlerinde kullanabilen bir yönetim aklından bahsediyoruz. Kirli işlerimizde kullanırsak Kahraman, kullanamazsak çapulcu öyle mi?
Edepsizlik.
4)Devletin Dersim'de otorite kuramadığı, vergi alamadığı, asker alamadığı yalandır. Dersim'de toplanan para, askere alınan erkek sayısı vs. hepsi kayıtlıdır. Devlet bütün köyleri, köylerdeki nüfusu, erkek sayısını, hatta Dersimdeki bütün kör, topal, çolak, sağır, kötürüm gibi engelli sayısını bile tek tek bilmektedir. Hepsi kayıtlıdır.
Dersimlilerin, memur ve hocaların tahrikiyle Sünni halk tarafından kötü davranışlara maruz kaldıkları, 5-6 aşiret lideri dışında bütün dersimlilerin müthiş bir fakirlik içerisinde çırpındıkları, gasp olaylarının bu fakirlikten dolayı meydana geldiği, 1926-29 arası Elazığ valisi olan Cemal Bardakçı'nın Dersim raporunda dahi dile getirilmiştir.
5) 1938'e kadar Dersim'de ulusal Kürt bilinci de yoktur. Seyit Rıza'nın kendisi de buna dahildir. Dersimlilerin kendilerini tanımladıkları aidiyet Kızılbaşlık, Aleviliktir. Dahası bu aidiyet fikri geçtiğimiz 20-30 yıla kadar dahi böyleydi. Baytar Nuri, Alişer gibi Kürt Teali cemiyeti ile ilişkili ve sahip bir elin parmağını geçmeyen kadrolar dışında halkın ve aşiretlerin böyle bir gündemi yoktur. Seyit Rıza'nın Türklük ile ilgili bir beyanı yoktur. Bilinen tek beyanı "evladı kerbrlayız" Aleviliğe vurgu yapan bir söylemdir
6)Bahsedildiği gibi dersimde yaşanan şey bir isyan değil, öz savunmadır. Dersimin içlerine kadar yollar yapılmış, karakollar kurulmuş, karakollarla beraber halkta baskı artmış, halk tedirgin olmuş ve askerler tarafından bir kadına tecavüz edilmesi sonrası silahlı bir tepki baş göstermiştir. Örgütlü planlı ve kitlesel bir isyanı yoktur.
Lokal bir tepki vardır.
++
kim cinsiyet gibi başlıklarda biyolojiyi tümden reddedip, konu IQ ve nöroçeşitlilik olduğunda kaba pozitivizme varan bir dil benimseyebilir. elbette kendinde de HIIIGGGHH IQQQ olduğunu düşünen biri
It is frustrating to see Edward Said’s Orientalism so often misused and instrumentalized in defense of Islamist ideologies, and sometimes even to justify violent jihadist regimes!
İlber Ortaylı; “Suriye’de Nusayri”lerin (Arap Aleviler) gözetim ve muhafaza altında tutması lazım. Bu bizim güney güvenliğimiz için de önemli”
Hey maşallah bir etnik-dini gruptan örgüt gibi bahseden “Türklük Sözleşmesi” budur işte.