Real Estate Consultant / Realtor @KWForesAtaşehir - Former General Secretary, MOBSAD, MA on International Relations / MBA on Corporate Governance, PhD Candidate
Our sixth and final shortlisted poem for our #WinReadingPlus#FestivePoem Competition is from Nilay, a Year 10 student at The Pendlebury Centre in Stockport.
‼️ A like, share or comment are worth one vote each. Votes across all platforms will be counted to determine the winners.
You can also vote on our:
❄️Facebook: Daisy Education UK
❄️Instagram: @ daisyeducationuk
🏆 Voting closes at midnight on Sunday 4th January.
Good luck, Nilay! ❄️ 🎄
🌟 Altın ile konut* fiyatı Haziran'da 8,99 gr altın/m² oldu.
📉 Hâlâ son 5 yılın en düşük seviyelerinde
📊 2018’den bu yana ort: 10,9 gr/m²
🏠Altına göre konut ucuz kalmaya devam ediyor.
❓Altın mı fazla güçlü, yoksa konut hâlâ zayıf mı? 👇
*Türkiye, veri: sahibinden
Türkiye’nin Diplomatik Seçenekleri: Üç Yolu, Üç Riski
İran’ın İsrail’e doğrudan füze saldırısıyla başlattığı yeni çatışma evresi, Türkiye'yi hızla bir tercih yapmaya zorlayabilir. Ancak bu tercih basit bir “İran mı, İsrail mi?” sorusundan ibaret değil.Kanımca, Türkiye’nin karşısında üç olasılık var:
1. Tarafsızlık ve Arabuluculuk Rolü
Avantajı:
Türkiye, geçmişte Rusya-Ukrayna savaşı sırasında gösterdiği arabuluculuk kapasitesini bu kriz ortamında da devreye sokabilir. Hem İran hem İsrail ile konuşabilen ender ülkelerden biridir. Bu durum, Ankara’ya uluslararası prestij ve “denge sağlayıcı aktör” rolü kazandırabilir.
Riski:
Arabuluculuk iddiası, tarafların ciddi şekilde çatıştığı ortamlarda çoğu zaman “pasiflik” veya “ikirciklilik” olarak algılanabilir. İsrail ya da İran'dan biri Türkiye’yi karşı cephede görmek isteyebilir. Arabuluculuk, ancak zamanlama ve tarafların niyeti uygun olduğunda anlam kazanır.
2. İslam Dünyasıyla Eksen Geliştirme (İran’a Yaklaşma)
Avantajı:
Gazze konusunda Filistin yanlısı bir pozisyon almış olan Türkiye, bu duruşu İslam dünyasında prestij kazanmak için genişletebilir. İran’a yakın durmak, halk nezdinde “anti-emperyalist duruş” olarak da okunabilir.
Riski:
Bu pozisyon, Türkiye’yi ABD ve Batı ile doğrudan bir diplomatik gerilime sokar. NATO üyeliği ve Batı ile ekonomik ilişkiler dikkate alındığında, bu tercih ekonomik yaptırımlar ve siyasi yalnızlık gibi ağır sonuçlar doğurabilir. Ayrıca İran’ın ideolojik yayılmacılığına açık kapı bırakılmış olur.
3. Batı ile Eşgüdüm (İsrail’e Dolaylı Destek.
Avantajı:
ABD ve AB ile aynı hatta durmak, Türkiye’nin NATO’daki yerini güçlendirebilir. Aynı zamanda Batı'dan ekonomik ve stratejik destek almak isteyen Ankara için bu, jeopolitik kredi anlamına gelebilir.
Riski:
Türkiye kamuoyunda büyük tepki doğurur. Filistin davası ve Gazze’deki sivil ölümler nedeniyle İsrail’e yönelik ciddi bir toplumsal öfke var. Ayrıca İran ve vekil güçlerce Türkiye hedef hâline getirilebilir (örneğin Irak ve Suriye’deki üsler, Hatay sınırı, vs.).
Stratejik Sonuç:
Türkiye için en rasyonel yol, şu anda aktif taraf olmadan, çok kanallı arabuluculuk ve insani diplomasi üzerinden pozisyon almak olacaktır. Ancak bu pozisyonun sürdürülebilirliği, krizin ne kadar tırmanacağına ve Batı’nın Türkiye üzerindeki baskısına bağlı olarak değişecektir. Bugünlük bu kadar analiz yeter.Bakalım TV. Uzmanlarımız neler diyecekler ?
Bayram günü ilk ücretsiz kumanda değişimi talebimizden bu yana kaç kez yeni talep yaptık unuttuk. @TVPlusHerYerde@Fiberintenet Biz gidip neredeyse oradan alalım dedik. Olmaz muhakkak adresinize teslim edilecek dendi. Her defasında yeni kayıt ve yine gelmiyor. #Altıüstükumanda
Akademide Zorunlu Performans Kıskacı: Öğretim Üyesi mi, Makine mi?
Günümüz yükseköğretim sistemlerinde öğretim üyeleri, giderek daha fazla yayın yapmak, sürekli proje üretmek ve aynı anda nitelikli dersler vermek zorunda bırakılmaktadır. Bu durum, akademiyi bilgi üretiminden çok performans ölçüm mekanizmalarının hizmetine sokmakta ve akademisyenleri birer "veri üretim makinesi"ne dönüştürmektedir.
Oysa üniversite, sadece bilgi aktarımı değil, aynı zamanda düşünsel yoğunlaşma, eleştirel düşünce ve üretici sorgulama ortamıdır. Ancak şu anki sistem, öğretim üyelerinden sürekli olarak SCI, SSCI, AHCI dizinlerine giren yayınlar yapmalarını, çeşitli endekslerde atıf alarak "puan toplamalarını" ve her akademik yılda belirli sayıda ders yükünü doldurmalarını istemektedir. Bu zorunluluklar, öğretim üyelerinin derinlikli çalışmalara zaman ayırmasını imkânsız hâle getirmekte, onları yüzeysel ama "ölçülebilir" üretimlere yönlendirmektedir.
Akademik anlamda doçentlik veya profesörlük kriterlerinin sayılara indirgenmiş olması da bu sorunları derinleştirmektedir. Kalite değil, nicelik esas alınmakta; derin düşünce yerine, hızlı üretim ödüllendirilmektedir. Bu çerçevede, üniversite giderek bir "akademik performans fabrikası"na dönüşmekte, düşünceye değil skora yatırım yapılmaktadır.
En çarpıcı çelişki ise burada ortaya çıkar: Öğretim üyesi hem araştırma yapacak, hem ders verecek, hem sürekli kendini geliştirecek, hem topluma katkı sağlayacak, hem de kurumsal işleyişe zaman ayıracaktır. Bu beklentiler, insanüstü bir çabanın rutin hâline gelmesini şart koşmaktadır. Neticede ortaya çıkan şey ise, tükenmişlik sendromu yaşayan, özgünlüğünü kaybetmiş, sistemin çarkları arasında sıkışmış bir akademisyen profilidir.
Bu noktada sormak gerekir: Akademi ne için vardır? Gerçek bilgi üretimi, düşünsel katkı ve toplumsal sorumluluk için mi? Yoksa her yıl yenilenen YÖK puan tablosunu doldurmak için mi? Eğer ikincisi doğruysa, üniversiteler artık bilgi değil, “kriter üreten kurumlar” hâline gelmiş demektir.
Akademisyen, bir öğretici olduğu kadar bir araştırmacı, bir düşünür ve en önemlisi bir insandır. Oysa mevcut sistem, bu insani ve entelektüel boyutları dışlayarak öğretim üyelerini birer performans robotuna indirgemektedir. Böyle bir sistem sürdürülebilir değildir. Kalite, özgünlük ve akademik özgürlük; bu kıskacın dışında, ancak düşünmeye ve üretmeye zaman tanınan bir ortamda yeşerebilir.
Kısacası, akademinin asıl meselesi, daha fazla yayın değil; daha anlamlı, daha derinlikli ve daha insani üretimler yapabilmektir. Bunun yolu ise, öğretim üyelerini zorlamak değil, onları düşünmeye teşvik eden bir iklim yaratmaktır.
Türk Devletleri sadece Kıbrıs Cumhuriyetinde büyükelçilik açmadılar ki!Ayrıca #KKTC'nin bağımsızlık ilanının tanınmasını yasaklayan BM G.Konseyi'nin 541/550 sayılı kararlarına da destek verip kabul ettiler!Nasıl olacak?!Bugüne kadar niçin istemediniz?#KKTC
https://t.co/OPVlaCnIcx
2012 yılında yatırım yapılabilir ülke olduğumuzda Hazine TL tahvillerine yabancı girişi 16,8 milyar $ ile tarihi rekor kırmıştı.
Geçen yıl 16 milyar $ girişle bu rekora çok yaklaştık.
2012’de bunu %8 faizle başarmıştık, geçen yıl %50 vermek zorunda kaldık.
Asansör ve ges panelli bir sistemde var ise içinde ise m2 fiyatı 36-37.000 tl e çekilmelidir en az bence
Hatta söyle sıralayalım
Radye temelli, yalıtımlı bir temel
Panjurlar, ithal alüminyum doğramalı şişecam Isıcami pencereler
Dışarı uzanan yine pergole ve ona baglı alüminyum doğrama ya da giyotin camlar, zip perdeler, panjurlar
Kenet + ithal betontuglali çift(içerinden dışarıdan) yalıtımlı bir çatı
Dış cephe tas yünü mantolama + sto marka tarzı yalıtımlı ve antikorezyolu boyalar (yalıtımin altıni saymaya gerek yok herhalde)
Tüm mobilyalar lake, evin birçok yerinde ahsap plakalı geçişler, çıta çalışmaları ve üzerinde aydınlatmalar. Mutfak vb tezgah ve alınlıklar porselen seramik, ıslak zemin hiltonlavabolar dahi porselen tezgahlar, ithal vitrifeyeler
Miele vb marka ankastre set ve beyazesyalar.
Ges beslemeli ısı pompalı yerden ısıtma ve fan coil benzeri soğutma sistemi, boyler kazan, en az 12-15 kwh lfp batarya
Merkezi olarak Ters ozmoz arıtma sistemi
Trifaze kapalı buat en az 4-6 ttr tam bakır elektrik şebekesi
Kapalı devre Online kamera ve alarm sistemi, tüm odalara cat6 wifi6 5 ghz data hattı çekimi kurulumu
Tabanların bir kısmı ithal ahşap parke
Evin ve bahçenin birçok yerinde led şerit ve aydınlatmalar
Alçı asma tavanlar, çitalar
En alt katta yüklük, kışlık ve eğlence odasının yapımı
Lüks kabinli Kone marka vb sessiz motorlu asansör
Teraslar, balkonlara ait zip ya da yürüyen mekanizmalı pergoleler
Bahçe otomatik sulamalı, drenajli peyzaj sistemi, bonzai zeytin gibi ağaçların yerleştirilmesi
İaşe duvarları, çim çitler
Proje, mimarlık danışma, tasarım, iç mimar maliyetleri de eklenebilir
Aklıma ilk başta gelenler bunlar
Hocam yaz en az 40-45bin TL/m2 e
M2 1.000 $ dir hocam en mütevazi
Su soruyu soruyorum kendinize konfor amaçlı bir villa mi yapıyorsunuz yoksa Almancı hacı amcaya torunlarla takılması için apartmandan bozma koy evi mi?
Buradaki vizyon nedir
Lüksün sınırı yok demeyin
Villa villadır hocam
Ucuz Mercedes e serisi yok
Aynı ebatlara passat da var isteyen onu da alır ama bir passat asla e klas bir Mercedes olmaz
Bir villa içinde olmazsa olmazlar vardır