“Al karşına konuş, daha çocuk o” dediğiniz kişi 32 yaşında, ne yaptığını bilen, sonuçlarını göze alan, tam da çocuk olmadığı için etki yaratan bir komedyendir.
Deniz Göktaş bu düzenin mağduru değil, muhatabıdır. Girdiği gibi başı dik çıkacaktır.
Dear French people,
This morning, an entire public park in our capital was closed so President Macron could go for a jog with dozens of bodyguards🤡
Imagine France shutting down the Champs-Élysées because President Erdoğan wanted his morning cardio.
But sure; please keep lecturing us about democracy, public spaces, human rights, and environmental consciousness🤡🤡
Best regards,
A Turk.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Deniz Göktaş, Kılıçdaroğlu'nun kendisiyle emrivaki yaparak görüştüğünü açıkladı:
"Sabah, Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim.
Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. ‘Madem geldiniz, milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın’ dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti. 2023'te Cumhurbaşkanlığı için oy verdiğim insan, 2026'da yüz yüze nezaketsizlik yapmak zorunda kaldığım ilk insan oldu. Avukatımın söyledikleri doğrudur."
(Fatih Altaylı)
Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Aslan ile konuştum. İki özel bilgi paylaştı…
Bir: Deniz tutuklama sonrası avukatlarına “neşemizi çalamayacaklar” demiş.
İki: Kendisiyle görüşen Kılıçdaroğlu’na “CHP’yi salın” demiş.
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
BREAKING: US President Donald Trump has said he would not have attended the NATO summit in Ankara if it were not for Turkish President Recep Tayyip Erdogan.
🔴More on https://t.co/5H0QqpfIYw
⚠️ “Milli Takım’da Merih ve Hakan hegemonya kurmuş.
Merih, ‘Bu takımın ağası benim. Benimle iyi geçinen oynar’ diyor!”
👉🏻 İbrahim Seten, Milli Takım’da forma adaleti olmadığını savundu.
• İsteyen sırtlan desin, isteyen kaplan; takımda Montella’dan daha ağırlığı olan oyuncular var!
• Kulüp takımı gibi ortam oluşmuş, o oyuncuların yakın oldukları futbolcuları oyundan çıkartamıyor.
• Takımda çok fazla Merih Demiral ve Hakan Çalhanoğlu hegemonyası var.
• Forma adaleti ile ilgili büyük sıkıntı yaratıyor.
• Genç oyuncular, ‘Bizim oynamamız için ne yapmamız lazım’ noktasına geldiler.
• Berke Özer forma adaletine isyan etti. Milli Takım, Berke’yi kazanmak için hiçbir şey yapmadı. Berke’yi kustu, yoluna baktı.
• Can Uzun’un oynaması için ne yapması lazım? Ozan Kabak hangi şartlarda oynayabiliyor?
• Hoffenheim ‘Ozan yoksa zafer yok’ diye tweet attı ya!
• Deniz Gül 5 dakikalık oyuncu mu ya?
• Kaan Ayhan niye var kadroda. Bunları konuşmayacağız da neyi konuşacağız!
• Merih, ‘Buranın ağası benim. Benim istemediğim hiçbir şey olmaz. Benimle iyi geçinen transfer yapar’ diyor.
• Hakan Çalhanoğlu en yakın arkadaşı, transfer görüşmesini Merih’in telefonuyla yapıyor!
Ukrayna’yla savaşan Rusya’nın katılamadığı ama birkaç hafta önce kız çocukların okulunu bombalayan ABD’nin ev sahibi olabildiği dünya kupası başlıyor. Zevk alacak hiçbir şey bırakmadı dünya faşistleri.
Bakın, anne-babaların tırnağına kıyamadığı çocuklar en güvenli yerlerden birinde, kreşlerinde bombalar altında nasıl günler geçiriyor.
O sırada kim bilir nelerden bahsediyorlar: Aç gözlü tilkiden, bencil kargadan, iyi kalpli ayıdan...
Lübnan'da, Filistin'de çocuk olmak böyle bir şey.
Bu olanlar soykırıma sessiz kalan her bir insan evladının da ortak olduğu bir suçtur.
türkiye'de fiili monarşi arayışı hız kazanırken, ortadoğu için en iyi rejim biçiminin hayırsever monarşiler olduğunu söyleyen barrack'ın yetki alanı da genişliyor. seçme seçilme hakkını savunmakla cumhuriyet'i savunmanın ve anti emperyalizmin iç içe geçtiği zamanlardayız.
Bu kez operasyonun ne kadar sert olduğunu anlamak için önemli:
-Açık hükme rağmen Grup Başkanvekilliğine AKP'li meclis başkanı aracılığıyla çökmeye hazırlanıyorlar
-Özgür Özel'in İzmir mitingini Valilik engellemeye çalışıyor
- Özgür Özel'i ve muhalif belediye başkanlarını tasfiye edeceklerini açıklıyorlar
AKP butlan adımını attıktan sonra mutlak ezmeye hazırlanıyor. Kılıçdar'a kızılıyor ama o, bu sürecin basit bir maşası.
Uzun uzun yorumlamaya gerek yok: Mahkemenin “mutlak butlan” kararına göre, CHP’yi 47 yıl sonra birinci parti konumuna yükselten Özgür Özel ve yönetiminin yerine, partinin başına AKP karşısında 11 kez seçim yenilgisi yaşayan Kemal Kılıçdaroğlu getirildi.
Kendi halinde adam evinde kurduğu çilingir sofrasını paylaştı diye 3 milyon 291 bin liraya kadar ceza kesilebileceği belirtilmiş. Düpedüz yaşam tarzına müdahale. Bu kadarı da olmaz denilen her şeyi yapıyorlar.
Mecidiyeköy'ün en işlek ve kilit iş çıkışı saatinde şampiyonluk kutlaması ve kalabalığa eşlik eden güvenlik güçleri.
Bir futbol kutlaması bile insanların evlerine 70 saat geç gitmesine değiyorsa 15 gün önce tam olarak bu caddede yaşatılan OHAL neydi öyleyse?