Sabrın kökleri acıdır.
Tatlı olan meyveler ağacın en tepesinde olabilir ve ulaşmak bazen imkansıza yakındır
Ve güneşin en çok vurduğu meyveler en erken olgunlaşıp yine en erken yere düşenlerdir.
Birkaç kemiğin eksikliğini 20 lik dişten ibaret zannedenler ise kaburgalarından düşecek yaratığa hor gözlerle bakmaktan asla kaçınmazlar. Düştüğü rahimden habersiz.Kurulan Her cümle kendi icinde bir tartışma konusudur..Dünya dediğinde zaten başlı başına bir sorundur.
İnsan en çok ondan olmayanla bir bütündür.
Tamamlayıcı faktörler her zaman birbirine benzemez.Zıtlıklar doğal dengenin temelinde birer zelzele oluşturmakla beraber taşların yerine oturmasını sağlarlar. Bölünerek çoğalanlar genelde omurgasız olarak doğarlar.
Hiç olmadığı kadar Zamandan ve mekandan münezzehti bugün
Tüm yaratıcılığını, yine herşeyi yok etmekle keşfediyordu
Herkes bazen biraz kaybolmuş hissederdi zaten
Zamanın kalu belasına olan inancı ve isyanı
(Hatırında olmayan bir tercih, onun için özgür bir iradeden ziyade bilinçsiz bir zorunluluktan ibarettir.)
Mekansızlığın yüce yalnızlığıyla, muhtesem bir çelişkiye bürünüyordu.
Ne yasaklı bir meyve nede dünyaya savrulan bir yaprak olmaktı amacı
Tedavisi zor olduğu gibi ulaşılabilirliğide sınırsız. Başımıza gelen olumsuz seylerin aslında bir sonraki durum için bir ön hazırlık olduğu ve bu olumsuzluğun aslında daha iyisine ulasmamizda bir merdiven olduğu kanaatinde. Ya öyle değilse ?
Hayatın nedenselligi dedi bir amca
Sebepler ve sonuçlar bir sonraki olayların temelini oluşturan yegane yapı taşlarıdır. Olumsuzluklara bir toz pembe mi atmaktır bilemem.Fakat bu nedensellikle yaşamanın umutlar dünyası denilen ağır bir bedelide vardır. Umut bağımlılığı.+
"Kendi uydurduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir...
birinci ihtimalde sen bir insansın. ikincisindeyse bir papağandan hiç farkın yoktur.
sen kimsin?
insan mı?... papağan mı?"
Burnunun ucunda konuşuyordu Tanrı
Yazdığı kadere ağlamaklı, birazda acınası gözlerle bakıyordu
Boğazına kadar dolmuş bir göçmen sobası gibiydi
İs ve kül
Ateşle barut
Teşbihte hata olmaz
Gül ile bülbül
Tezatlıklar dünyasının yüce senaristi
Ve çok ketum bir suflör..