Prof. Dr. Tayfun Özkaya’nın yeni kitabının daha geniş kitlelere ulaşması için Ekofil olarak yeni bir yol mümkün mü diyoruz ve “Dayanışma Serisi”ni başlatıyoruz.
🛒 Shopier:https://t.co/rF0i3c0Xlf
🌱 good4trust:https://t.co/GaJmfYjhSU
üzerinden ulaşabilirsiniz.
#EkofilYayınları
@ZetLorento Yanılıyor olabilirsiniz. Go oyununda tam tersi oldu. İlk modeller milyonlarca insan oyunlarından oluşan veritabanlarıyla eğitildi. Daha sonra yapay zeka kendi kendine sıfırdan go oynayarak, yaratıcı doğaçlamalarla kendini geliştirdi ve neredeyse bir tanrı seviyesine erişti.
Nasıl oluyor da bu kadar aklı başında, dünyaya yön verme potansiyeli olan insanlar için kötülük bu kadar cazip olabiliyor?
Çok enteresandır ki; Epstein ile yapılan bir röportajda gazeteci de onun karizmasına ve kurduğu dünyaya bakarak doğrudan Milton’ın Paradise Lost (Kayıp Cennet) eserine atıfta bulunuyor. Bu tesadüf değil. Epstein belgeleri saçıldıkça karşımıza çıkan tablo, sadece bir suç şebekesi değil; Milton’ın Şeytan figürünün modern bir izdüşümü. Milton’ın evreninde kötülük, iyiliğin içinden filizlenmelidir. Epstein’ın bilim dünyasına ve sanata yaptığı devasa bağışlarla inşa ettiği o "hayırsever" kimlik, tam da Paradise Lost’taki Şeytan’ın ikna edici, insani ve sofistike görünümüyle örtüşüyor.
Milton’ın Şeytan’ı bir politikacı gibidir; melekleri baştan çıkarır, insanı en zayıf yerinden manipüle eder. Kötülük, entelektüel bir kılıfla sunulduğunda "seçkinler" için karşı konulamaz bir estetiğe bürünür. Her insanın içinde sevgi ve nefret çatışır; ancak bu noktada haset, sevgiyi yutarak yıkıcılığı kapsanamaz hale getirir. Joannidis’in belirttiği gibi: "Paradoksal bir biçimde, hasedi tetikleyen her zaman iyiliktir."
Suret Psikokültürel Analiz Dergisi’nin 15. "Kötülük" sayısında Chris Joannidis’in vurguladığı gibi: "Kötülüğün sunduğu o orgazm benzeri haz, ötekinin varoluşuna duyulan tüm saygıyı yok eden doyumsuz bir arzuyu taşır." Fabrizio De Masi’nin uyardığı üzere; uyuşturucu kadar uyarıcı olan bu haz, zihinsel esrime ile zalimlik arasında tehlikeli bir bağ kurar. Hazzın ana kaynağı, kurbanın gözünde görünen o saf acı, korku ve sefalettir.
Faili felç eden o derin ve ilkel dehşetten kurtulmanın tek yolu, o dehşeti "Öteki"nin gözünde gözlemlemektir. Epstein vakasında çocukların seçilmesi, tıpkı Paradise Lost’taki Şeytan’ın Tanrı’nın en saf eserine duyduğu o kadim haset gibidir. Çocukların gözündeki o saf çaresizlik, fail için kendi içindeki dehşetin artık kendisine ait olmadığının bir teminatıdır. Saf olanı kirletme ve yok etme arzusu, insanlık tarihinin en eski ve en karanlık trajedisi olarak karşımızda duruyor.
"İyilikten kötülükler çıkarmalıyız; Ki bu çoğu zaman başarılı olur..."
— John Milton, Kayıp Cennet (Paradise Lost), 1. Kitap
Hacettepe Üniversitesi Moment Dergi'deki makalem: "Binlerce Yılın Taşması: Antroposen, Monokültürler ve Disiplinleri Aşmak" https://t.co/YOXudWr3qK @DergiPark#DergiPark#Antroposen#Monokültür
Tiyatro oyunumuz Kumsal Aralık'tan itibaren İzmir’den başlayarak sahnelerde olacak. Aşağıdaki bağlantıdan oyun bilgilerine ve bilete erişebilirsiniz.
https://t.co/6icxe2zqH1
ANTROG Makale Okumaları 28 Ağustos'ta!
"Makale okuma buluşmalarıyla hedefimiz, ufuk açıcı bilimsel metinleri yalnızca uzmanlara hitap eden donuk metinler olmaktan çıkarıp hep birlikte üzerine düşündüğümüz "yaşayan metinler" haline getirmek."
#ToplulukDestekliTarım#GıdaEtiği
ANTROG Makale Okumaları Başlıyor!
İlk okumamız Dr. Fatih Özden’in “Gıda Etiği Bağlamında Topluluk Destekli Tarım Modeli Üzerine Bir İnceleme” adlı makalesi olacak.
✳️Katılımlar ücretsizdir.
Meeting ID: 974 4282 2484
Passcode: 988078
#antroposen#gıda#agroekoloji
@kkaaggaann Rüzgâr analojisi de güzelmiş. Güç, kesin olarak hesaplanabildiğinde uygulanabiliyor galiba. Ve güce maruz kalanlar, üstlerine gelen şeyi kesin olarak hesaplayabildiklerinde koyveriyorlar, bizler gibi. Hesap hatalarının içinde bir yaşam bulmak zorundayız.
Bianet'te yazdım.
"Yangınların neden olduğu ekolojik yıkım, müşterekler siyasetinin bir tartışmasına dönüştürülemediği için bir tür faili, suçluyu bulma oyununa dönüştü. Herkes kendi 'öteki'sini failin yerine koyarak kafasındaki büyük boşluğu bu ötekiyle doldurmaya çalıştı."
#biamag | Ormanları kim yakıyor?
✍ Barış Onur Örs, orman yangınlarını güvenlik merkezli tartışmaların ötesine taşıyarak yapısal bir kriz olarak ele aldı.
https://t.co/2Y8K0Oab1s
VAZGEÇERİZ Mİ SANDINIZ?
Dördüncü sağnak yağış sonrası, buradayız, gitmiyoruz!
TÜRKİYE BU REZİLLİĞİ GÖRSÜN!
Maden yasası geçsin diye köylülerle görüşmüyorlar.
Biz de geçmesin diye asla, ama asla vazgeçmiyoruz!