CHP'nin rozet töreninde salonda bulunanların en az 200'ü sahte figüran CHP'li ile dolduruldu.
Kılıçdaroğlu'nun rozet töreni için 950 TL’ye cast ajanslarından tutulan figüranlar arasında Mısırlı, Özbekistanlı göçmenler, atanmayan öğretmenler, öğrenciler vardı.
Arka bahçelerde slogan provası yaptırıldı. 50 kişiye CHP Gençlik Kolları yeleği giydirildi.
Not: Haberi yalanlayan herkese alandan fotoğrafımı bırakmak istiyorum. Destekleyen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
NESİLLER ARASI FARKA BAKAR MISINIZ..
1990’lar:
* Üniversite diploması al
* 9-5 bir işe gir
* Takım elbise, kravat
* Terfi al
* 21’de evlen
* 25’te ev al
* 4 çocuk, 1 köpek
* 60’ta emekli ol
2026:
* Hayatta kalın...Daha fazlasını göster
Son Dakika: Son bir yıldır şahsım hakkında ortaya atılan, partimizin geleceği ve yönetimine ilişkin “mutlak butlan” iddiaları başta olmak üzere, çeşitli çevrelerce dile getirilen mesnetsiz söylemler hakkında kamuoyuna açıklama yapma gereği doğmuştur.
Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkenin kurucu partisidir. Kuruluşun ve kurtuluşun öncüsüdür. Dünyanın en köklü siyasi hareketlerinden biri olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerinin teminatıdır. Partimizin iktidara yürüdüğü bu tarihi süreçte, ben de eski bir genel başkan olarak, her zaman bir nefer sorumluluğuyla hareket edeceğim.
“Oğlum” dediğim Ekrem İmamoğlu için bugüne kadar ifade ettiğim sözlerin arkasındayım. Aynı şekilde, bugün partimizin genel başkanlığı görevini onuruyla sürdüren Özgür Özel’in bu sancağı büyük bir sorumluluk ve kararlılıkla taşıdığına inanıyorum. Süreci, devrimci ve sosyal demokrat bir anlayışla, alnının akıyla yürütmektedir.
İhtiyaç duydukları her an yanlarında olacağım. Bizler, parti geleneğini bilen, sorumluluğun ağırlığını omuzlamaktan kaçınmayan, gerektiğinde bedel ödemekten geri durmayan kadrolarız. Çünkü bizler, Mustafa Kemal Atatürk’ün yol arkadaşlarıyız.
Türkiye’nin geleceği için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.
Der mi sizce
Keçiören halkının iradesine gölge düşüren bu karar asla kabul edilemezdir.
Hemşehrilerimiz sandıkta açık, net ve tartışmasız bir tercih ortaya koymuş; Keçiören’in yönetimini Cumhuriyet Halk Partisi’ne emanet etmiştir ve bunu da özgür iradesiyle vermiştir.
Eğer Keçiören halkı bu ilçenin AK Parti tarafından yönetilmesini isteseydi, bunu sandıkta zaten açıkça ve tereddütsüz şekilde ifade ederdi. Sandık, milletin sözüdür; o sözün üstünde hiçbir gerekçe, hiçbir hesap olamaz.
Unutulmamalıdır ki;
Yetki millettindir.
Sandıkta alınan yetki, kişilere ya da kurumlara değil, doğrudan seçmene aittir.
Bu yetki bir emanettir; keyfi biçimde devredilemez, el değiştiremez, gasp edilemez.
Bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi’nin politikalarıyla ilgili tek bir şikâyeti dahi olmadığı gibi, konu her gündeme geldiğinde hakkında yaklaşık bir aydır ortaya atılan “AK Parti’ye geçeceği” yönündeki iddiaları da herkesin huzurunda kesin bir dille yalanlamıştır.
Binlerce partili, binlerce gönüllü; hiçbir karşılık beklemeden, gece gündüz demeden, inançla ve fedakârlıkla kendisinin seçilmesi için emek vermiştir. Ortaya konan bu karar, yalnızca bir siyasi tercih değil; o emeğe, o inanca ve o alın terine yapılmış açık bir saygısızlıktır.
Siyaset geçicidir; makamlar gelir geçer.
Ama bazı kararlar vardır ki, hafızalara kazınır.
Çünkü millet, kendisine yapılanı da
kendisini yok sayanı da
günü geldiğinde mutlaka hatırlar.
Halkın helal oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanının kendi kişisel ikbali için istifa etmesi siyasi ahlakla bağdaşmaz. Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın istifası açık bir siyasi ilkesizlik örneğidir. Kendisinin uzun süreden beri kapı kapı dolaştığına dair bilgiler bize de geliyordu ancak yakıştırmamış ve iyi niyetimizi korumuştuk. Kendisi uzun süreden beri aradığı bahaneyi bulamamış olacak ki kapılanmaya çalıştığı yerlere yaranmak için Sayın Genel Başkanımıza da iftira atmaktan çekinmemiştir. Unutmasınlar ki Genel Başkanımız bu kirli odakların korkulu rüyası olmaya devam edecektir. CHP’de kişisel ikbali için siyaset yapılmaz, yapanlar da er ya da geç ayıklanır.
Armağan Çağlayan, yaptıkları trafik kazası sonrası karşılaştığı dolandırıcılık olayını anlattı:
Geçen hafta bir trafik kazası yaşadık. Araba kaskolu. Yönlendirdikleri servise götürdük.
2 gün sonra “hasarsızlık için dava açmak istiyor musunuz?” diyerek bizi aradılar. “Biz sigorta şirketinin avukatıyız” dediler ve Av. Ebrar Erkul’a vekâlet vermemiz için bilgileri yolladılar. Ben de noterden vekâleti verdim.
Sonra ertesi gün sigorta şirketinin gerçek avukatı aradı ve fark ettim ki Av. Ebrar Erkul, sigorta şirketinin avukatı değil; beni dolandırmaya çalışıyor. Davayı kazanacak, parayı alacak ve muhtemelen yok olacak.
SBM (Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi), her kaza yapanın bilgilerini bazı avukatlara “satıyor” ve bu sistem üzerinden avukatlar bilgilerinize ulaşıp sizi arıyor.
Velhasıl kelam; kaza yaptığınızda Av. Ebrar Erkul bürosundan sizi ararlarsa vekâlet vermeyiniz ve bu avukatları baroya şikâyet ediniz. Bu da “hukukçu” dolandırıcılığı!
Hedef budur, en erken seçimi çok büyük farkla kazanmak. Bütün muhalefet bu hedefte birleşmelidir ve bu hedefi gerçekleştirecek lideri, kadroyu ve çalışma ilkelerini belirlemelidir.
Yalnız sonrası hakkında da şimdiden anlaşmalıyız, bu anti demokratik sınırsız sorumsuz yetkilerle yeni bir tek adam yaratma riski her zaman vardır.
Hiçbir insana, hiçbirimize Erdoğan'ın kullandığı seviyede bir yetki verilmemelidir.
Aday olarak seçeceğimiz kişi başkanlık yetkilerini 5 yıl değil, 2x5 yıl asla değil sadece 2,5 yıl kullanmalı ve bu süre içinde yönetici pozisyonundaki ehliyetsiz ve liyakatsizleri ehliyetli ve liyakatli kişilerle değiştirerek kurumlara işlevsellik kazandırmalı, devlet işleyebilmelidir.
Bütün yolsuzluklar için hukuki süreçleri başlatmalı, parlamenter demokrasiye geri dönüş için bir referandum yapmalı ve 2,5 yılın sonunda yine bir erken genel seçimle görevini bırakarak parlamenter demokratik düzene geçişi sağlamalıdır.
Hiçbir insana, hiçbirimize Erdoğan'ın kullandığı seviyede bir yetki asla verilmemelidir. Çünkü bu yetkiyi geri alamama veya beklenmedik engellerle karşılaşma riski her zaman vardır.
Türkiye'de tek adam rejimi asla kökleşmemelidir, kurumsallaşmamalıdır, Türkiye en kısa sürede parlamenter demokrasiye geri dönmelidir. Mevcut siyasi yasal düzen gereği mecburen Başkan olarak seçeceğimiz kişiyle ve onunla çalışacak ekiple bu konuda önceden anlaşılmalıdır.
Yeni Kapitülasyonlar
Nadir elementleri çıkarma hakkının ABD'ye verilmesi demek Lozan öncesine dönmek, yeni kapitülasyonlar vermek demek.
"Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz!" diyorlardı.
Külliyen yalandı. Bu efsane öldü.
Lozan Antlaşması bitmedi ama bitirme çabaları olduğu kesin.
ÇalmAK deyince…
emeğimiz, yıllarımız, geleceğimiz…
BozmAK deyince …
adaletimiz, ahlakımız, birliğimiz, düzenimiz…
YıkmAK deyince…
kurumlarımız, devlete olan inancımız, güvenimiz, umutlarımız…
YakmAK deyince …
ormanlarımız, birikimlerimiz, hazinemiz…
Ve AK deyince siz değil…
beyaz değil, temiz değil;
hesabı hiç sorulmamış karanlık yıllar akla geliyor!
Mustafa Bey’in hesabından gidelim:
Avukat ayda hadi 3 tane ağır ceza dosyası alsın. Asgari ücret tarifesine göre toplamı 144.000 TL. Müvekkil de şahane insan, çıkardı şak diye peşin ödedi hem de.
Bu tutara KDV dahil. 24.000 TL KDV düşünce kaldı 120.000 TL.
120.000 TL’yi gelir vergisi matrahına ilave edecek avukat. Artık yüzde kaçlık dilime girerse o kadar da gelir vergisi ödeyecek. Hadi düz hesap 100.000 TL yapalım.
Aylık kira minimum 20.000 TL
Kira stopajı: 5.000 TL
Faturalar: 3.000 TL
Aidat: (Hadi az olsun) 1.000 TL
Bağkur: 7.735,98 TL (o da indirimli)
Muhasebe ücreti: 3.000 TL
Ay içindeki yol parası: 3.000 TL
Kırtasiye harcaması: 1.000 TL
Toplamı: 43.736 TL
Avukata kalan: Yuvarlak hesap 56.000 TL
Şimdi bu parayla da ev geçindirecek.
Lojmanı var mı avukatın? Yok. Hakimler ve savcıların? Var. Ha, büyükşehirlerde hepsine lojman çıkmıyor vs ama sonuçta bir imkan var.
Hakimler ve savcılar avukatlar gibi yukarıdaki ödemelere katlanıyor mu? Hayır.
Hakimlere ve savcılara servis var mı? Var. Avukata? Baronun belli güzergahlarda sağladığı kadar. O da her baroda yok.
Hakimler ve savcılar keşif gibi bazı hallerde ek ödeme alıyor mu? Alıyor. Avukatlar? Almıyor.
Hakimler ve savcılar, tayin olduklarında harcırah alıyor mu? Alıyor.
Ha, hakimlere ve savcılara ödenenlerde gözümüz var mı? Yok. Allah daha çok versin. İşleri kolay diyenimiz yok. Aldıkları maaş çok diyenimiz yok.
Ama niye kendilerine bir şey isterken emsali bizim üzerimizden verip de her defasında bizi hedef yapıyorsunuz? Niye konu hep bizim kazancımız? Kolaysa buyurun, istifa edin, yapın avukatlık. Bakalım her ay 144.000 TL kazanılıyor mu?
Yapmayın şunu artık.
Hakim ilk yılında yüksek maaş alırken avukat 3 kuruşa talim ediyor, hakimin lojman hakkı varken ev sahipleri avukata ev kiralamıyor, hakimlerin sigorta derdi yokken avukat sigorta primini ödeyemiyor. Yıllar sonra avukat eğer daha çok kazanıyorsa bu zamanında bedel ödediği içindir. Ve analarının ak sütü gibi helaldir. İnşallah sizlerin de durumları iyileştirilir. Ama avukatın durumunun iyileştirilmesi için dert yanacağı bir mercii bile yok.
31 Ağustos 1922 sabahı, İzmir Kordon sokaklarında bir çocuk telaş içinde koşturuyordu.
Kafasında eğreti duran kasketi düştü düşecekti.
Yarı Rumca yarı Türkçe bağırdı çocuk:
“Cephe yarıldı! Cephe yarıldı! Ordu geri çekiliyor” (1)
Yüce Divan yükleniyor…
Dezenformasyonla Mücadele Merkezine yanıtlar-1!
Türkiye-Irak ham petrol boru hattındaki usulsüzlüklerle ilgili;
DMM dün yaptığı açıklamayla yalanlama yapacağım derken yine konuyu eline yüzüne bulaştırdı.
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin (IBKY), AK Parti hükümetinin Jersey adasında kurduğu TEC adlı şirkete ödediği ham petrol taşıma ücretinin en az 1 Milyar 150 Milyon Dolarının buharlaştırıldığını itiraf etmiş oldu.
Peki nasıl? ⬇️
DMM yaptığı hileli açıklamada;
Uluslararası Tahkim Mahkemesinin konusu olan, usulsüz petrol taşımacılığının yaşandığı tarih aralığını çarpıtarak başka bir tarih aralığına göre veri açıkladı.
Jersey adasındaki TEC şirketinden BOTAŞ’a, 1 Ocak 2014-31 Aralık 2018 tarihleri arasında 1,46 Milyar Dolar aktarıldığını belirtti.
Oysa tahkim cezası ve ham petrol taşıma gelirlerinin buharlaştırıldığı tarih aralığı 21 Mayıs 2014-30 Eylül 2018 arasıdır.
Yani DMM’nin hesaplama tekniğiyle işlem yapıldığında bile görülüyor ki;
21 Mayıs 2014-30 Eylül 2018 tarih aralığında TEC’in BOTAŞ’a aktardığı tutar en fazla 1 Milyar 170 Milyon Dolardır.
Aynı tarih aralığında, IBKY’nin TEC’e ödediği ham petrol toplam taşıma ücretinin ise 2 Milyar 320 Milyon Dolar olduğu dikkate alındığında;
Aradaki fark olan 1 Milyar 150 Milyon Dolarlık kısmın, Jersey adasından BOTAŞ’a hiç gönderilmediği, adeta buharlaştırıldığı ortaya çıkıyor.
Şimdi DMM’nin diğer iddiasını çürütelim⬇️
21 Mayıs 2014-30 Eylül 2018 tarihleri arasında, IBKY’nin TEC’e odediği ham petrol taşıma ücretinin 2 Milyar 320 Milyon Dolar olduğunu belgeleriyle ispat edelim.
🔴30 Eylül 2018-1 Ocak 2018 arasında;
Taşınan ham petrol miktarı:
93.775.234 varil
IBKY’nin TEC’e odediği taşıma tutarı: 300.667.833 Dolar
(Kaynak: IBKY Deloitte Resmi Raporu)
🔴31 Aralık 2017-1 Temmuz 2017 arasında;
Taşınan ham petrol miktarı:
81.548.972 varil
IBKY’nin TEC’e odediği taşıma tutarı: 233.940.615 Dolar
(Kaynak: IBKY Deloitte Resmi Raporu)
🔴30 Haziran 2017-21 Mayıs 2014 arasında;
Taşınan ham petrol miktarı:
510.379.089 varil
(Kaynak: BOTAŞ Sayıştay Raporları)
IBKY’nin TEC’e odediği taşıma tutarı: 1.786.326.811 Dolar
(Kaynak: Uluslararası Tahkim Mahkemesi Nihai Kararı Madde 627, Sayfa 206’ya göre yapılan hesaplama.
Madde 627’ye göre:
30 Haziran 2017-21 Mayıs 2014 tarihleri arasında, varil başına 3,5 Dolar taşıma ücreti alındığı mahkeme kararında belirtiliyor.
Ayrıca Madde 630’ya göre;
AK Part’nin 3,5 Dolar taşıma ücreti aldığıyla ilgili hesaplamanın yanlış olduğuna dair mahkemeye hiçbir kanıt sunmadığı belirtiliyor.
Mahkeme varil başına 3,5 Dolar alındığına hükmediyor.
🔴Toplam⬇️
30 Eylül 2018- 21 Mayıs 2014 tarihleri arasında;
Taşınan ham petrolün toplam miktarı:
685.703.295 varil
IBKY’nin TEC’e odediği toplam taşıma ücreti: 2.320.935.259 Dolar
Kaynak: 13.02.2023 tarihli Uluslararası Tahkim Mahkemesi Nihai Kararı (İngilizce-Türkçe), Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Deloitte Resmi Petrol Raporları, BOTAŞ Sayıştay Raporları
❌ Alım gücü yok
❌ Uber yok
❌ Paypal yok
❌ Booking yok
❌ Discord yok
❌ Roblox yok
❌ Starlink yok
❌ Wattpad yok
❌ Amazon Global yok
❌ Apple pay yok
❌ Google Pay yok
❌ Samsung Wallet yok
❌ Sony yok
❌ Pringles yok
❌ Vize randevusu yok
❌ Apple maps street wiew yok
❌ Spotify listeleri yok
❌ Yeterli et tüketimi yok
❌ Kiraz yok
❌ Erik yok
❌ Geri dönüşüm sistemi yok
❌ Gap year yok
❌ Gönüllü askerlik yok
❌ Kaliteli operatör yok
❌ Özgür yurt dışı alışverişi yok
❌ Yangın uçağı yok
❌ Dışarıdan telefon getirme izni yok
❌ Bireysel silahlanma yok
❌ Sahipli köpeklerde ağızlık yok
❌ Deprem planı yok
❌ Denetim yok
❌ Tarafsız medya yok
❌ Sağlıklı gıdalar yok
❌ Özgür kürtaj hakkı yok
❌ Trafik kuralları yok
❌ Özgür konser yok
❌ Özgür festival yok
❌ Fikir özgürlüğü yok
❌ Güvenli sokaklar yok
❌ Yeşil alan yok
❌ Ekonomik özgürlük yok
❌ Temiz çevre yok
❌ Bisiklet yolu yok
❌ Bilim yok
❌ Felsefe yok
❌ Sansürsüz TV sanat yok
❌ Sansürsüz sinema yok
❌ Yeterli protein erişimi yok
❌ Yaya önceliği yok
❌ Hukuk yok
❌ Adalet yok
❌ Eğitim yok
❌ Eşit yurttaşlık hakkı yok
❌ Hilesiz seçim yok
❌ Halk iradesi yok
❌ Yaz saati yok
❌ Kaliteli sanat yok
❌ Alım gücü yok
❌ Tarım yok
❌ Şehir planlaması yok
❌ Estetik yok
❌ Airbnb yok
❌ Öğrenciye ev yok
❌ Liyakat yok
❌ Muhalif CB Adayı yok
❌ Girişimciye destek yok
❌ Hızlı internet yok
❌ Basın özgürlüğü yok
❌ Yaşama umudu yok
❌ 5G yok
❌ Musluktan içilebilir su yok
❌ Porno siteleri yok
❌ Yeterli demiryolu hattı yok
❌ İfade özgürlüğü yok
❌ LGBT hakları yok
❌ Nike'tan online alışveriş yok
❌ Ucuz ulaşım yok
❌ Yüksek oranlı bahis yok
❌ Legal esrar kullanımı yok
❌ İçki içme özgürlüğü yok
❌ Sınır güvenliği yok
❌ Özgürlük yok
❌ Emeğin karşılığı yok
❌ Neşe yok
❌ Huzur yok
❌ Can güvenliği yok
❌ Mal güvenliği yok
❌ Saygı yok
❌ Sevgi yok
❌ Medeniyet yok
❌ Demokrasi yok
❌ Gelecek yok
- Distaste
Duvardaki ikinci tuğlayı çekiyorum!
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yüce Divan dosyasına girecek belgeleri açıklamaya devam ediyorum.
21 Mayıs 2014-30 Eylül 2018 tarihleri arasında ⬇
AK Parti’nin, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’ndan, uluslararası anlaşmalara aykırı olarak taşıdığı ham petrol için;
Irak Bölgesel Kürt Yönetiminden *2 Milyar 320 Milyon Dolar* taşıma ücreti aldığını tespit ettik.
Bu tutar önce, AK Parti hükümetinin Jersey Adası'nda kurduğu *Turkish Energy Company (TEC)* adlı şirkete transfer ediliyor. Ardından 904 Milyon Doları Türkiye’ye BOTAŞ’a aktarılıyor.
*Geriye kalan 1 Milyar 416 Milyon Dolara ise ne olduğu meçhul.
Bu para, adeta bir kara delik olan Jersey Adası'nda buharlaşıyor!*
*Güncel kurla 58 Milyar Lira kayıp!*
Ayrıca Uluslararası Tahkim Mahkemesi söz konusu ticaretle ilgili;
Türkiye’nin Uluslararası anlaşmalara aykırı olarak, *fazladan 1 Milyar 324 Milyon Dolar* ham petrol taşıma ücreti aldığını tespit ediyor. Türkiye’nin bu tutardaki cezayı da Irak Merkezi Hükümeti’ne ödemesine hükmediyor.
İktidara gelir gelmez, buharlaştırılan ve cezaya hükmedilen bu tutarları, Cumhurbaşkanı ve ilgili AK Partili yöneticilerin mal varlıklarından tahsil edeceğiz!
Kaynak: 13.02.2023 tarihli Uluslararası Tahkim Mahkemesi Nihai Kararı (İngilizce-Türkçe), Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Deloitte Resmi Petrol Raporları, BOTAŞ Sayıştay Raporları
"Akın Gürlek" davasında İmamoğlu'nun tüm suçlamalardan "beraat etmesi" yönünde oy kullanan hakim Mehmet Can Kozan'ın görev yeri değiştirilerek İstanbul 45. İş Mahkemesi hakimliğine atandı.