Şeyh Bedreddin stüdyomuzu bastı!!!!!!
Osmanlı Radyosu'nun Rumeli frekansı, 1416.
Simavne kadısının oğlu Bedreddin, Musa Çelebi döneminde kazaskerdi. Yani ordunun başkadısı, devletin en üst hukuk makamlarından biri. Çelebi Mehmed kardeş kavgasını kazanınca görevden alındı ve İznik'te ikamete bağlandı. Aylık maaş da bağlandı, susması için.
Susmadı. Müridi Börklüce Mustafa Karaburun yarımadasında ayaklandı. Rum tarihçi Dukas'ın aktardığına göre yanında Türk köylüsü, Rum denizcisi ve Yahudi tüccarı vardı. Öğretisi ortak mülkiyet ve komşusuyla birlikte yaşamaktı. Bir başka müridi Torlak Kemal Manisa civarında ayaklandı.
Sarayın cevabı Şehzade Murad ve Vezir Bayezid Paşa ile geldi. Bedreddin Deliorman'da yakalandı, Serez'e padişahın huzuruna getirildi. Karşısına İran'dan yeni gelmiş bir âlim çıkarıldı: Molla Haydar. Verilen hüküm bu hikâyenin en ilginç ayrıntısıdır. İnancından değil, devlete başkaldırdığından hükümlü sayıldı.
Ölüm yılı kaynaklarda hâlâ tartışmalı. Kemikleri 1961'de İstanbul'a, II. Mahmud Türbesi haziresine getirildi.
Nâzım Hikmet'in "Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı"ndan tek dize, şairin adı anılarak iktibas edilmiştir.
4 Ağustos 1922. Belcivan, Türkistan. Kurban Bayramı sabahı.
1881 Monastir'de doğdu. Harp Akademisi'ni birincilikle bitirdi. 1908'de Makedonya dağlarından inen genç subaylardan biriydi; halk ona "Hürriyet Kahramanı" dedi. 1913'te Londra masasında Bulgaristan'a bırakılan Edirne'ye kolordusuyla girdi, "Edirne Fatihi" oldu. Otuz iki yaşında Harbiye Nazırı'ydı.
Aralık 1914'te Sarıkamış. Allahuekber dağları, eksi kırk derece. Ordu dağda kaldı, on binlerce asker geri dönemedi. Bu ağırdır; ağır olduğunu biliyoruz ve öyle söylüyoruz.
1918'de imparatorluk bitti. Avrupa'da bir köşk kiralayabilirdi. Kiralamadı. Buhara'ya gitti, Basmacı hareketinin başına geçti, "İslam Orduları Başkumandanı" unvanını aldı. Kırk yaşında, İstanbul'dan üç bin kilometre uzakta, kendi dilini konuşan köylülerin başındaydı.
4 Ağustos 1922'de Belcivan yakınlarında atından inmedi. Askerleri onu düştüğü tarlaya emanet etti. Taşsız, isimsiz.
Yetmiş dört yıl sonra, 4 Ağustos 1996'da naaşı İstanbul'a getirildi. Şişli Camii'nde sekiz imamın kıldırdığı cenaze namazından sonra Abide-i Hürriyet Tepesi'ne defnedildi — 1908'de ilan ettiği hürriyetin anıtına.
Kırk yıl yaşadı. Yetmiş dört yıl yolda kaldı.
Ruhu şad olsun.
📻 Radyo tiyatrosu formatında tarih anlatımı.
—
⚠️ Olaylar gerçektir, sunum dramatize edilmiştir. Bu yayın bir anma programıdır.
🎞️ Görseller: Wikimedia Commons / kamu malı dönem fotoğrafları.
Abide-i Hürriyet kartpostalı: SALTOnline (Wikimedia Commons, no restrictions).
Abide-i Hürriyet anıtı: Ealinggirl1954 / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0.
Sarıkamış kış: TPoca / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0.
Malatya deyince akla kayısı gelir. Dünyanın kuru kayısısının yaklaşık yüzde sekseni bu ovadan çıkıyor.
Ama şehrin yedi kilometre doğusundaki Arslantepe höyüğünde, kerpiç bir sarayın altından dokuz silah çıktı. Üç kısa kılıç, altı uzun hançer. Tarihleri milattan önce üç bin üç yüz. Bilinen ikinci en eski kılıçtan tam bin yıl daha eski. Arsenikli bakırdan dökülmüşler, üçünün üstünde gümüş kakma var.
Hititler buraya Melid dedi, kapısına taştan aslanlar koydu. Roma adını Melitene yaptı ve sınıra kalıcı bir lejyon yerleştirdi. Eski Malatya bugün Battalgazi olarak anılıyor.
Ve bugünkü Malatya'nın kuruluşu bambaşka bir hikaye. Bin sekiz yüz otuz sekizde Hafız Paşa ordusuyla şehre geldi, askere kışlık ev lazımdı. Halk o sırada Aspuzu bağlarındaki yazlığındaydı. Ordu gidince kimse geri dönmedi.
Bugün Malatya dediğimiz şehir, geri dönülmemiş bir yazlıktır.
Bu bölüm bir dinleyicimizin isteği üzerine hazırlandı.
Dokuz yıl süren bir kuşatma. Tek bir genel hücum yok.
6 Nisan 1326'da Bursa'nın kapıları açıldı ve şehir Orhan Gazi'ye teslim oldu. Kuşatmayı başlatan babası Osman Gazi o günü göremedi.
Orhan, karşısına oturttuğu tekfura tek bir soru sordu: bu kaleyi teslim etmeye neden karar verdin? Aldığı cevap, kuruluş devrinin en dürüst cümlelerinden biri. Yayında o cevabı Yunanca dinliyorsunuz.
Şehri aldıktan sonraki ilk iş savaş değildi. Kendi adına gümüş akçe, İznik'e bir medrese. Yirmi yıl sonra Doğu Roma kendi taht kavgas�� için sınırındaki beyin kapısını çaldı. 1354'te Gelibolu'nun surlarını bir deprem yıktı ve o kapı bir daha kapanmadı.
Bu bölüm abonemiz Orhan'ın isteği üzerine hazırlandı. Adaşını istedi.
Yayın, olayın yaşandığı dönemden canlı veriliyormuş gibi kurgulanmıştır.
@Ebru1010kl@kilicdarogluk Yurdun 4 yerinde olabilir. Aksi mümkün değil. Kimse hain butlancının peşinden gitmiyor. Sadece senin gibi partinin kasasını boşaltmak için kalanlar.
@gurseltekin34 Hadi lan oradan siyasal islamcıların yargısıyla çöktüğünüz partiyi sen nasıl Gazi Paşa ile yan yana getirirsin. Orası artık saray artıklarının partisi.
@gurseltekin34@robinbaran@Gokaybascan Savcılığa güvenen kim gürsel tekin ? Akp nin savcıları atamadı mı seni İstanbul il başkanlığına ? Bi kıyak geçer sana akp yargısı merwk etme.
Yarın bende Özgür Özel'ın mitingine cast dan adam tutar yollarım 50 kişi 950₺ İspark'a kıyasla ucuzmuş İstanbul'da 1000 dolar bile ediyor toplamda, sonrada patlat haberi...)
Amaç bok atmak olsun.