Bugünkü yazım, bir kez daha kimsesizlerin kimsesi cumhuriyeti besleyip büyüten, cumhuriyet olan bütün Hakmana’lar ve onların getirip bıraktıkları o tek bir soru için.
Fatma Uğur-Apaydın’la birlikte her birine saygıyla!
...
Phaidon: O gün, kendisi akşam yola çıkmak istediği için ikindi zamanlarında vardık Hak Ana’nın yanına. Kapısını çaldığımızda açtı hemen. “Geldiniz mi gençler. Geldin mi, Sokrates” dedi.
Sokrates: Geldik Hak Ana, geldik. Vedalaşmadan ayrılmak yakışmaz dost olana. Gidiyorsun demek, getirip bıraktımlarım yeter diyorsun bizlere.
...
Sokrates: Şimdi de bunu yapalım işte! Senin hâlini hatırını soranlarla konuştuğun gibi konuş bizimle de. Onlara nasıl diyorsan, bize de öyle de. Hadi söyle, cumhuriyetin temeli nedir, sence?
Hak Ana: Ne diyeyim, Sokrates. Dilim dönmez ki pek. O insanlara ayıtabildiğim kadar söz ayıttım ben. Ama şimdi, sen, “soru, soru” deyip duruyorsun ya, birinde, benim en küçük olana, bir hocası demiş “Bir sorun gibi değil bir soru gibi yaşamalısın” diye. Çocuğum da bana anlatırken, “Sen, bu sözden ne anlıyorsun, Hakmana?” diye sorduydu.
Sokrates: Sen ne dediydin Hak Ana?
Hak Ana: Bir şey diyemedim elbette. Ama sonra kendi kendime düşündüm epey, “Ben bir soru muyum, yoksa bir sorun muyum?” diye.
Sokrates: Soruyu nasıl da yüklenmişsin hemen! Sonra?
Hak Ana: Sonra bildiğim pek çok sorun olduğunu ama tek bir soru dışında hiçbir soru bilmediğimi fark ettim.
...
Sokrates: İşte senin bu sorun, benim tüm sorularımı yutuyor, Hak Ana!
......
Fatma Uğur-Apaydın’ı, Hakmana'yı, annemi, son yolculuğuna uğurluyoruz.
Cenazesi, yarın (8 Haziran 2026 Pazartesi) öğle namazına müteakip Muğla Kurşunlu Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Muğla Şehir Yeni Mezarlığı’na defnedilecektir.
Sevenlerini ve tüm dostlarımızı cenaze törenimize bekliyoruz.
📢 Canlı yayınlar, özel içerikler, güçlü haberler ve podcastler için Cumhuriyet TV'ye abone olun, Katıl seçeneğiyle yanımızda yer alın.
👉 ABONE OL: https://t.co/W9ZSFIl1aT
👉 KATIL: https://t.co/VKs1yX7M8y
🔴 Gazetemize ve yazarımız Zülal Kalkandelen’e ödül
Özgür Yargı Derneği tarafından gazetemiz Cumhuriyet’e uygun görülen “Basın Özgürlüğü ve Hakikat Ödülü” dün Mersin’de düzenlenen bir törenle Cumhuriyet Vakfı Genel Sekreteri ve yazarımız Işık Kansu’ya sunuldu. Yazarımız Zülal Kalkandelen de aynı törende "Doğa, Ekoloji ve Yaşam Hakkı Ödülü"nü aldı.
https://t.co/HBjDP8tR0J
"Bu ülkenin yaşayanlarının tümü üzerinden yüzde seksenlerin çok üzerindekiler için hep ağır yaşamsal kayıpların geçerli olduğunun artık ayrımına varmış olarak; sıradan seçmen, vatandaşlar üzerinden yapılacak çok işimiz var. Sokaklara, meydanlara çıkabilen kalabalıklara bir bakar mısınız? Hepsi, “Yetti de, bitti de...” diyenler değil mi? Kirli siyaset oyunlarını sahneye koyanlar, paylaşanlardan ortalığa çıkıp da meydanlara bu işleri hâlâ yapmayı sürdürdüklerini söyleyebilenler çıkıyor mu?"
---
Şükran Soner yazdı - Kirli siyaset oyunları vurgunu https://t.co/Uy8wtltAiq @cumhuriyetgzt aracılığıyla
"Gelişmeler öyle gösteriyor ki Saray görevlisi Kemal Kılıçdaroğlu’nun tek işlevi CHP’yi ikiye bölmek değil, bile bile tarihe gömmek.
Mustafa Balbay yazdı. Kılıçdaroğlu, 5 yıl partinin başında kalma niyetindeymiş. Yani, kurultaya filan gitmeyecek, parti örgütü ve halkın kendisine yönelen çok öfkeli tepkisine karşın CHP’yi egemenliği altında tutacak. Özgür Özel ile hareket eden ekibi “arınma” adı altında büyük ölçüde partiden tasfiye edecek.
Bir başka deyişle, geçmişte FETÖ’cülerle işbirliği yaptığı gibi yine partiyi geleneksel çizgisinden ve kadrolarından uzaklaştıracak; CHP’yi CHP olmaktan çıkaracak."
---
Işık Kansu yazdı - CHP’den Kurtulma Kurgusu https://t.co/8x2beXmozJ @cumhuriyetgzt aracılığıyla
"Eğitim en başat direniş pratiğidir!"
***
"Ne kadar eğitimli ve ne kadar eğitimle birlikteyseniz o denli insan olduğunuzu unutmayın!"
@AliApaydin79@cumhuriyetgzt1
CUMHURİYETİN ÖZGÜRLEŞTİRİCİLİĞİNDEN KARŞIDEVRİMİN BOYUNDURUĞUNA
@AliApaydin79 yazmış; okunmalı.
“Eğitim, bir toplumun kendini yeniden üretme biçiminin billurlaştığı alandır. Cumhuriyetin kuruluşunda eğitim, Aydınlanma düşüncesine dayanıyordu. Tevhid-i Tedrisat, din eğitiminin devlet denetimine alınması, kızların (kız çocuklarının değil!) okullaşması gibi adımlar bireyin vesayetten kurtuluşunu, aklın özerkliğini ve eleştirel öznenin inşasını hedefleyen güçlü bir felsefenin pratikleriydi. Kısacası cumhuriyet için eğitim, hem kul olmaktan yurttaş olmaya giden bir yol hem de bu yolda dogmalara değil akla güvenmeye işaret eden bir ufuktu.
Ancak, 1980 sonrası ve bilhassa AKP iktidarıyla birlikte bu felsefe, laiklik ilkesini mahkûm ederek kendi dogmatik değerlerini dayatanlar tarafından adım adım tersyüz edilmeye çalışıldı. ‘Kindar bir nesil yetiştirme’ söylemi, bu tersyüz etmenin veciz ifadesi olarak tarihimizdeki yerini çoktan aldı.”
Yeni yazım..
Cumhuriyetin ilk döneminde gençlik, tam da olduğu şey olarak, ülkenin geleceğini inşa edecek özne olarak konumlandırılmıştı; bugün ise ülkenin değil iktidarın geleceğini güvende tutacak bir nesne olarak konumlandırılmaya çalışılıyor. ..
YSK gerekçeli kararını açıkladı... Bundan sonra ne olacak: Kılıçdaroğlu hukuk kriziyle koltuktan kalkmayacak https://t.co/tZHfnBWjsL @cumhuriyetgzt aracılığıyla