Hekimin de Hastanın da Güvencesi Güçlü Sağlık Hizmetidir
#Diyarbakır Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesi’nde sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği ve hasta güvenliği açısından ciddi endişe oluşturan uygulamalara ilişkin tarafımıza ulaşan iddialar kamu vicdanını rahatsız etmektedir.
İddialara göre hastane yönetimi tarafından Göğüs Hastalıkları Yoğun Bakım ve Nöroloji Yoğun Bakım ünitelerinde görev yapan hekimlerden, aktif nöbet yerine icap usulü çalışma talep edilmektedir. Oysa yoğun bakım hizmetleri, niteliği gereği kesintisiz ve anlık müdahale gerektiren sağlık hizmetleri arasında yer almaktadır.
Nitekim “Yataklı Sağlık Tesislerinde Yoğun Bakım Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ”in 20’nci maddesinde açıkça;
“Yoğun bakım servislerinde hizmetler 24 saat kesintisiz olarak sunulur.”
hükmü yer almaktadır.
Mevzuatın bu kadar açık düzenlemesine rağmen yoğun bakım ünitelerinin fiilen atıl hale getirilmesi, hasta güvenliğini riske atabileceği gibi Diyarbakır’daki sağlık hizmet sunumunu da olumsuz etkileyebilecek niteliktedir.
Bu uygulama nedeniyle acil servise başvuran ve yoğun bakım ihtiyacı bulunan hastaların, zaten yoğunluk yaşayan Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edilmesi ne kadar doğrudur? Doluluk oranlarının alarm seviyelerine ulaştığı sağlık kuruluşlarına ilave yük bindirilmesi hangi sağlık planlamasının sonucudur?
Buradan @saglikbakanligi ‘na soruyoruz:
* İlgili hastane yönetiminin uygulamaları denetlenmekte midir?
* Yoğun bakım hizmetlerinin mevzuata uygun şekilde sunulup sunulmadığı incelenmekte midir?
* Hasta sevklerinin sağlık hizmetinin etkinliği ve kamu yararı açısından değerlendirmesi yapılmış mıdır?
Öte yandan tasarruf veya sıkılaşma politikaları gerekçe gösterilerek sağlık hizmetlerinin bilimsel gerçeklerden uzaklaştırılması kabul edilemez. Eğer kamuda tasarruf anlayışı bu şekilde uygulanacaksa, aynı mantıkla başhekimlik makamlarının da birleştirilmesi, merkez ve ilçe hastanelerinin tek başhekim tarafından yönetilmesi ve başhekim yardımcılarının icap usulü görev yapması önerilebilir. Ancak herkes bilmektedir ki sağlık hizmetleri bu şekilde yürütülemez.
Benzer şekilde tek hekimin bulunduğu branşlarda hekimlere ayın tamamını kapsayacak şekilde 30 gün kesintisiz icap nöbeti dayatılması çalışma barışını bozan, tükenmişliği artıran ve mobbing boyutuna ulaşabilecek bir uygulamadır.
Aynı yaklaşımın yargı mensuplarına uygulanarak bir hakimin ay boyunca kesintisiz nöbetçi bırakılması nasıl kabul edilemez ise, hekimler açısından da durum farklı değildir.
Sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği, hasta güvenliği ve hekimlerin çalışma hakları açısından bu uygulamalardan derhal vazgeçilmeli; mevzuata, bilime ve kamu yararına uygun bir planlama hayata geçirilmelidir.
Görev yaptığı makamın sorumluluğunu unutarak sağlık hizmetlerini kişisel tasarruf anlayışıyla yöneten, mevzuata aykırı uygulamalara imza atan ve sağlık çalışanlarını mağdur eden tüm idareciler şunu bilmelidir ki; @hekimsen olarak gözümüz sağlık hizmetinin üzerindedir. Hekimin hakkını, hastanın sağlığını ve kamunun menfaatini korumak adına sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Diyarbakır Hekimsen İl Temsilciliği
@dbakirvalilik@Diyarbakirism@saglikbakanligi
Bir gün destek alan bir birey,
ertesi gün sadece yaşı büyüdü diye yalnız bırakılıyor.
Engellilik bitmedi.
İhtiyaç bitmedi.
27 yaş bir sınır değil,
hayatın tam ortasında kapanan bir kapı olmamalı.
Özel eğitim yaşam boyu bir haktır. #ozelegitimde27yasengeli
Özel gereksinimli bireyler, ömür boyu rehabilitasyon görmek zorundadır. Elimizden bu hakkı almak, ölüme terk etmektir. Bunu akıllarına getirmelerine bile inanamıyorum. Bizi yok sayıyolar. Tepki göstermezsek saymaya devam edecekler. #ozelegitimde27yasEngeli#engeldeyaşatakılanlar
Özel eğitimde 27 yaş sınırı, engelli bireylerin gelişimini takvimle durdurmaktır.
Engellilik 26’da bitmiyor, ihtiyaç 27’de kaybolmuyor.
Rehabilitasyon bir lütuf değil, haktır.
#ozelegitimde27yasEngeli